"Uzun Yaşayan Şirketler Kulübü"

Henokiens, benzeri çok az görülen bir “şirketler kulübü”… 1981 yılında Fransa’da kuruldu. Bu özel kulübe 200 yaşını dolduran aile şirketleri katılabiliyor. Şu anda 7 ülkeden, 34 üyesi var. Başkanı ...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Uzun Yaşayan Şirketler Kulübü

hedHenokiens, benzeri çok az görülen bir “şirketler kulübü”… 1981 yılında Fransa’da kuruldu. Bu özel kulübe 200 yaşını dolduran aile şirketleri katılabiliyor. Şu anda 7 ülkeden, 34 üyesi var. Başkanı Pina Amarelli, amaçlarının, üyeleri arasında bilgi ve deneyim paylaşımını sağlamak olduğunu söylüyor. “Uzun yaşamayı desteklemek amaçlarımız arasında” diyor.  Amarelli, ““200 yıl ayakta kalabilmek için şirketlerin savaş, kıtlık gibi pek çok olumsuzluğu aşması gerekli. Bu tür deneyimlerin aktarılmasının büyük yararı var” diye konuşuyor.

Son yıllarda insanların yanı sıra, şirketlerde de “uzun yaşama” stratejilerinin devreye girdiği gözleniyor. Patronlar ve yöneticileri, kalıcılık peşinde koşuyor, 100 yıl, hatta daha fazlası yaşamak için çaba harcıyor.

Henokiens, çok sayıda şirketin imrenerek baktığı bir organizasyon. Çünkü, üyelerini en az 200 yıllık geçmişi olan aile şirketleri oluşturuyor. Bir dernek ya da platform olarak nitelendirilebilecek kuruluş ilginç bir yapıya sahip. 1981 yılında kurulan bu organizasyonun amacı, köklü aile şirketlerinin birbirleriyle iletişim kurmasını ve deneyimlerini paylaşmasını sağlamak. Henokiens Başkanı Pina Amarelli, bu sayede şirketlerin gelecekte de var olmayı sürdüreceğini düşünüyor. Ona göre, aile şirketleri arasında kurulan iletişim, pek çok sorunun çözülmesini sağlıyor.

Amarelli, aile şirketlerindeki yapıların diğer şirketlerden farklı olduğunu söylüyor. Normal kuralların aile şirketleri için kimi zaman yeterli olmadığına değiniyor. “200 yıl ayakta kalabilmek için şirketlerin savaş, kıtlık gibi pek çok olumsuzluğu aşması gerekli” diyen Amarelli, bu tür deneyimlerin aktarılmasının büyük yararı olduğuna dikkat çekiyor.

İncil’de geçen önemli bir din adamı olan Henok (Enoch)’tan  esinlenilen derneğin adı da son derece anlamlı. Henok (Enoch), dünya üzerinde 365 yaşına dek yaşadığı düşünülen bir din adamı. İncil’e göre, Henok ölmeden cennete alınmış. Bu 200 yıllık şirketler de tıpkı Henok gibi ölümle tanışmadan önce uzunca bir süre güven, kredibilite gibi ticari avantajların keyfini sürüyorlar.

200 yıl yaşamanın en büyük avantajı güven imajının oturtulması. Amarelli, güvenin ticari yaşamda hayati önemi olduğunu düşünüyor. 200 yıl yaşamayı başarmış şirketlerin sırrının ise yönetimde yakaladıkları başarı olduğu görüşünde. Amarelli, “Bunun yanında bu şirketlerin sabır ve istikrarın önemini kavramış olmaları da başarılarını tetikliyor” diyor.

Amarelli ile Henokiens’da verilen hizmetleri, organizasyona üye kuruluşların özelliklerini ve kuruluşun gelecek planlarını konuştuk:

Henokiens nasıl kuruldu? Kurulma amacı nedir?

Henokiens, içki sektöründe uzman Fransız bir şirket olan Marie Brizard’ın eski başkanı Gerard Glotin tarafından kuruldu. Glotin, 1981 yılında kendi şirketi 225’inci yılını kutlarken böyle bir organizasyon kurmaya karar verdi. Buradaki fikir yüzyıllık şirketleri bir araya getirmekti. Bu sayede, aile şirketlerinin birbirlerini tanıması ve iletişim halinde olması amaçlanıyordu. Glotin, aile şirketlerinin gelecekte de var olması açısından bu birlikteliğin önemli olduğunu düşünüyordu.

Henokiens, kurulduğu yıldan bu yana geleneksel aile şirketlerine dinamizm katmayı amaçlıyor. Aynı zamanda, bu tür şirketlerin gelecekte de var olması için çalışmalar düzenliyor.

Henokiens’e üye olan şirketlerin birbirleriyle iyi ilişkiler kurması için çalışıyoruz. Bu şirketler arasındaki iletişim artarsa, şirketlerin birbirleriyle fikir alışverişinde bulunması daha da kolaylaşır. Farklı pek çok soruna ilişkin birbirlerinden yararlanmaları sağlanmış olur. Aile şirketlerinin diğer şirketlere göre daha farklı sorunları olduğunu herkes bilir. B nedenle üye şirketler arasındaki iletişim, aile şirketlerine özgü yaşanan pek çok problemin çözülmesinde yararlı oluyor.

Üyeleriniz hakkında bilgi verir misiniz? Genellikle hangi sektörden üyeleriniz var?

Henokiens’de şu anda İtalya, Fransa, Almanya, Japonya, Kuzey İrlanda, İspanya ve Hollanda olmak üzere 7 farklı ülkeden 34 üye var. Üyelerimiz kuyumculuk, gıda ürünleri, ticaret, otelcilik, tekstil ve yayımcılık sektörlerinde faaliyet gösteriyor.

Şirketler Henokiens’e nasıl giriyor? Adaylık kriterleriniz neler?

Henokiens üyesi olmak için şirketlerin 4 kriteri yerine getirmiş olması gerekiyor. Birincisi, şirket minimum 200 yaşında olmalı. Bizim için uzun yıllar faaliyet göstermeyi başarmış şirketler büyük önem taşıyor.

İkincisi ise şirketin yöneticisi ya da yönetim kurulu üyelerinden en az biri kurucunun soyundan gelmeli. Bu sayede işin hala aile elinde olduğunu anlıyoruz. 

Üçüncüsü ise aile, hisselerin çoğunluğunu elinde bulundurmalı.

Son olarak da bizim için dinamizm çok önemli. Şirketin geçmiş yıllarda da finansal açıdan iyi performans göstermiş olmasını istiyoruz. Şirket bilançosunun artıda ve finansal tabloların da sürekli güncellenmiş olması gerekiyor.

Aile şirket yapıları farklı dediniz. Ne gibi farklılıklar var? Aile şirketi olmanın avantajları ve dezavantajları sizce neler?

Bugün artık şirketler çok kaygan bir zeminde faaliyet gösteriyor. Sonuçta hiçbir şey belirgin değil, son derece değişken bir ortamda yaşıyoruz. İnsanlar geleceklerini sigorta altına almanın peşinde. İlişkiler minimuma inmiş durumda. Böyle bir dünyada yaklaşık 200 yıl hayatını devam ettirmeyi başarmış bir şirket, bütün iş paydaşlarına güven verecektir.

Bu nedenle uzun yıllar yaşamayı başarmış bir aile şirketiyseniz, diğer şirketlere göre önemli bir avantaja sahipsiniz demektir. Sonuçta bu güven şirketin kredibilitesini artırıyor. Bu sayede bu tür şirketlerle çalışmayı tercih eden şirket sayısı artıyor.

Pazarlama açısından bakarsak da güven yine çok önemli. Bugün şirketler güven imajını vermek için büyük paralar döküyor. Oysa, uzun yıllar tüketiciyle bir arada kalmış bir ürünün güven imajı kendiliğinden oturmuş oluyor. Ayrıca, aile şirketlerinin bir takım ticari avantajları da var.

Dezavantajlar ise şirketin kendi dışındaki dünyayla ne kadar alakalı olduğuna bağlı. Sonuçta şirket yeni yatırım fırsatları için gözünü açık tutmazsa eskimeye mahkum kalır. Bugün artık pazar koşulları her şirketin yaratıcı ve yenilikçi çözümler sunmasını zorunlu kılıyor. Belirli bir zaman sonra aile şirketlerinde aile içinden bir kişinin yönetici olması pazarın dinamikleriyle örtüşmeyebiliyor. Bugün pek çok büyük aile şirketinin aile dışından yönetici kullanmasının arkasındaki neden de bu zaten.

Üyelerinizin uzun yaşamak dışında ne gibi ortak özellikleri var?

Bu şirketlerin en büyük ortak özelliği zaman içinde yarattıkları ilişkileridir. Bugün çoğu özel şirket kısa dönemli düşündüğü için sürekli olarak yönetim stratejilerini, organizasyonunu ve personel politikalarını değiştirir. Oysa, Henokiens üyeleri daha çok uzun dönemli stratejilere odaklanır. Onlar için kısa dönemli kâr hiçbir anlam ifade etmez. İstikrar ve büyümenin yollarını ararlar. Bizim üyemiz olan şirketlerin çoğunda alınan kararlar da ailenin yönetimde olmayan diğer üyeleriyle paylaşılır. Bunun en önemli nedeni de şirket ve aile arasındaki ilişkiyi canlı tutmak ve geçmişten gelen yapıyı koruma isteğidir.

Aile şirketlerinin diğer şirketlere göre daha az yaşadığı söyleniyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Bana göre bu sorunun yanıtı için istatistiklere bakmak gerekli. Avrupa’daki aile şirketlerinin durumunu incelemek bize bir bilgi verebilir. Bu bölgede özellikle Almanya, İtalya ve Fransa’da aile şirketlerinin yaşam süreleri oldukça yüksek. Sayısal değer uzun yaşamanın sırrı değildir ama pek çok aile şirketinin iki - üç jenerasyondan daha fazla yaşamaması normal bir durum. Aile şirketleri hayat gibidir. Doğarlar ve ölürler, fakat arada geçen zamanın ne kadar süreceğini kimse bilemez.

Aile şirketi yöneticisi olmak zor bir iş mi? Size üye olan aile şirketi yöneticilerinin ortak özelilikleri neler?

Bu konuda genel bir yanıt vermek oldukça zor. Sonuçta küçük, orta ve büyük boy şirketlerin yapılarında büyük farklar var. Fakat genellikle aile şirketleri uzun yıllar yaşamışsa bunda yöneticilerin rolü oldukça büyük oluyor. Bu yöneticiler aile kültürünü çok iyi biliyor. Bunun yanı sıra pazarın dinamiklerini de çok yakından takip edip, şirketin gelecek nesillere ilerlemesi için doğru ve detaylı analizler yapıyorlar.

Aile içinden bir yönetici eğer şirketi yönetiyorsa, o zaman bu kişinin belirli kriterleri yerine getirmiş olması beklenir. Aile şirketlerinde çoğu zaman gelecek nesiller direkt olarak yönetimin içinde yer almazlar. Belirli kurallara bağlanmış olmakla birlikte, genellikle farklı bir şirkette doyurucu bir deneyim  kazanmaları beklenir. Bazı üyelerimiz ise aile yöneticilerinin şirket içinde nasıl çalışacaklarına yönelik kurallar koyar. Bu kurallar yöneticinin eğitimini ve şirkete girmeden önce yine şirket içinde hangi işlerde olması gerektiğini kapsar.

Henokiens’in şirketlere sunduğu hizmetler neler?

Buna 2004 yılında yapmış olduğumuz bazı aktiviteleri anlatarak yanıt verebilirim. İlk olarak, günümüz şartlarına uyarak yeni bir web sitesi oluşturduk. Bu web sitesi sayesinde daha interaktif bir kuruluş haline geldik diyebilirim. Bu sayede, Brüksel’de 100’den fazla Belçika menşeli aile şirketinin verdiği konferansları izleyebiliyoruz. Bu konferanslar hakkında her türlü bilgiye ulaşabiliyoruz.

Bunun dışında 2004 yılında Avrupa Birliği bünyesinde yer alan aile şirketleri bir araya geldi. Burada aile şirketlerinin geleceklerine dair mesajlar verildi. Merak edilen sorular soruldu ve çözüm önerileri ortaya koyuldu. “Tarihi Aile Şirketlerinin Avrupa Rotası” isimli bir çalışma başlattık. Bu çalışmayla Henokiens üyesi olan yüzyıllık şirketler hakkında bilgi toplama hatta onları ziyaret etme şansı yarattık.

Aynı zamanda Avrupalı pek çok farklı aile şirketinin birbirleriyle bilgi alışverişi yapmasını sağlayan, Family Business Network’ü  (FBN) kurduk. Bunlar geçen yıl en fazla ses getiren aktivitelerimiz.

Bu faaliyetlerden ve kuruluşunuzdan aile şirketlerinin ne tür faydalar sağladığını düşünüyorsunuz?                                          

Sonuçta aile şirketlerinin Henokiens’den elde edeceği yarar, kuruluşa ve aktivitelere katılım seviyeleriyle doğru orantılı. Bazı üyelerimiz organizasyona tam anlamıyla dahil olmuş durumda. Bu sayede de organizasyonun içinde alınan her türlü karardan haberdar oluyorlar. Bu tür üyelerin yaptığımız aktivitelerden daha fazla yarar sağladığını söyleyebilirim. Bazı üyelerimiz ise yılda bir yapılan genel toplantıya katılmaktan öteye gitmiyor.

Bunun yanında bazı üye şirketler kamuoyuna markalarının güçlülüğünü Henokiens üyesi olmalarıyla gösteriyor. Organizasyonumuzun saygın ve uzun yıllar faaliyet göstermeyi başarmış şirketleri üye olarak kabul ettiği kamuoyu tarafından da biliniyor. Henokiens üyesi olmak gerçekten de güçlü bir yapıda olmakla eş anlamlı. Bazı üyelerimiz ise buna hiç gerek duymuyor ve üye olduklarını açıklamıyor. Burada da bir genelleme yapmak oldukça zor. Sonuçta her üyenin yaklaşımı Henokiens’den  aldığı yararı artırıyor ya da azaltıyor.

Önümüzdeki döneme ait planlarınız neler?

Organizasyonun etkisini ve kredibilitesini artırmak için farklı ülkelerden adaylar bulmayı amaçlıyoruz. Avrupa Birliği ile yakınlaşmayı, özellikle de Avrupa Parlamentosu’nda aile şirketlerinin geleceğiyle ilgilenen üyelerle yakınlık kurmayı istiyoruz. Bunun dışında “En Eski Avrupalı Ailelerin Rotası” çalışmamızı da geliştirerek sürdürmek için çalışmalar yürütüyoruz. Bu yıl içinde üyemiz olan bazı aile şirketlerinin hikayesinin anlatılacağı bir televizyon programı hazırlayacağız. 

FARKLI MODELİYLE MÖLLER GROUP DİKKAT ÇEKİYOR

Üyeleriniz arasında oluşturduğu modelle farklılık yaratmış örnekler var mı?

Aslında bu konuda ayrım yapmak oldukça zor. Üyelerimizin hepsi kendi alanında başarılı olmuş ve farklı modelleri nedeniyle bu güne kadar gelmiş şirketler. Yine de size önümüzdeki dönemde belirli okullarda vaka analizi olarak okutulacak Möller Group şirketinden örnek verebilirim.

1730 yılında bir rahibin oğlu olan Johan Theodor Möller, bakır ürünler üreterek Möller şirketini kurdu. 1762’de 2’inci jenerasyon göreve başladıktan sonra şirket uluslararası arenaya açılmak için çalışmalar yapmaya başladı.  Bu da şirketin bakır işinden farklı alanlara yönelmesi sonucunu doğurdu. 1827 yılında 2’inci jenerasyon temsilcisi Theodor Adolph Möller, “TA Möller” isimli bir deri fabrikası kurdu. Bugün hala üretimine davam eden bu tesis zamanın en modern fabrikalarından birisi olarak tarihe geçti. O dönemde “TM” tescilli marka taşıyan bütün ürünler kaliteyle özdeşleştiriliyordu.

Daha sonra göreve gelen diğer aile yöneticileri, şirketin deri sanayinde ilerlemesini sağladı. 1880 yılında deri kemer üretimine geçildi. Fabrika ve şirket yapısı modernleştirilerek yüksek hacimli üretim yapılmaya başlandı. Şirket 5’inci jenerasyon tarafından yönetilmeye başlandığında pazarda artık önemli bir yeri vardı.

Möller ürünleri Çin’e ihraç ediliyordu. 1929 yılında dünya ekonomisinde yaşanan durgunluk Möller şirketini olumsuz yönde etkilemedi. Şirket, deri ve kemer üretimine devam etti. 1936 yılında şirket için önemli başka bir dönem noktası yaşandı. Möller Group, makro moleküler maddeden yapılmış yeni bir ürün üstünde çalışmaya başladı. Aslında plastik teknolojisinin içine girmişlerdi. Şirketin atıldığı bu yeni serüven ilerleyen yıllarda piyasalarda bomba etkisi yarattı. Böylece şirket yeni bir alanda faaliyet göstermeye başladı. 1950’lerde deri üretiminde ayakkabı kategorisinin önemi arttı. Bu nedenle şirket bu alana yöneldi. Plastik, deri kemer ve ayakkabı alanlarında faaliyetini sürdüren şirket, 1952 yılında ilk kez arabaların içinde kullanmak üzere Mercedes için plastik bir parça üretildi. 1960’larda fabrikalar modernize edildi. 1980’lerde Fransa ve İspanya’da  yeni yerler satın alındı. Avrupa’da pek çok fabrika kuruldu. Bugün Möller Group, 1730 yılında 1 fabrikayla başladığı serüvene 22 üretim tesisi ile devam ediyor. Möller Group denildiğinde akla güven, günün koşullarına uyum sağlama, boş alanları görme ve dinamizm kavramları geliyor. Bu özelliklerini geliştirebilmelerini de aile yöneticilerinin becerileri sağlamış durumda.

UZUN YILLAR YAŞAMAK İYİ YÖNETİME BAĞLI

Henokiens’e üye şirketlerin uzun yıllar yaşamayı başarması neye bağlı?

YILLARA MEYDAN OKUMAK ZOR  Her şirketin kendi hikayesi olduğu için buna tek bir cevap vermek oldukça zor. Şunu söylemek mümkün, yüzyıllar boyu yaşamak savaşları, hastalıkları ve konjonktürel bazı sorunları düşünürseniz zordur. Hatta biraz zayıf yapısı olan bir şirket için neredeyse imkansızdır denebilir.

YETENEKLİ YÖNETCİLER ŞART Uzun yıllar yaşamayı başarmış şirketlerin en büyük avantajı, nesilden nesile aile işlerini yürütebilecek meziyette yöneticilerle çalışmış olmaları. Bu yöneticiler doğru kararlar alarak şirketlerin sürekliliğini sağlamış. Doğru üretim hattında bulunmak, satışı etkin yapmak ve yeni pazarlar bulmak konusunda başarılı olmuşlar. Sürekli yeni yollar bulmuşlar.

AİLE SOYUNUN GÜCÜ ÖNEMLİ Yöneticilerin bu gönüllülüğü aile soylarının güçlerinden de gelir. Sonuçta bu yöneticiler geçmiş yöneticilerin başarılarından etkilenirler. Her türlü zorluğa, “Eğer onlar bu kadar zorluğa rağmen bunu başardılarsa, benim de görevim bugünün güçlüklerine çözümler bulmaktır” şeklinde yaklaşırlar.

ÇALIŞANLAR YÖNETİCİYİ İZLER Söylemeye çalıştığım, bir şirketin uzun yıllar yaşaması taahhütle ilgili bir durumdur. Eğer yönetici başarı taahhüdünün arkasında sonuna kadar durursa, o zaman şirketi ileri götürebilir. Bu durumda yöneticiyle birlikte çalışan iş paydaşları da ilerlemek için çaba harcar. Sürekli yeni fikirler ortaya atarlar.

200 YIL YAŞAMANIN SIRRI

200 yıl yaşayan şirketlerin sırrı nedir?

SÜREKLİ KÂR PEŞİNDE KOŞMAZLAR Şirketlerin bu kadar uzun yıllar yaşamasının birkaç farklı nedeni var. Bu tür şirketlerin profiline baktınız zaman, sürekli kârın peşinde olmadıklarını görürsünüz.

GELECEK NESİLLERE KALMAK ÖNEMLİDİR Aile şirketleri için büyümek daha büyük önem taşır. Gelecek nesillere kalma kaygısı hakim düşüncedir. Bu nedenle uzun dönem stratejiler geliştirirler. Sabırlı olmaları en önemli özellikleridir. Zaten bu özellik şirketleri uzun süre yaşatır.

GELECEĞİ HER GÜN YENİDEN PLANLARLAR Geleceği her gün yeniden planlarlar desek abartmış olmayız. Her değişen yapıya ve etkene göre yeniden düşünürler ve strateji belirlerler. Şirketin geleneğini ürünlerde ve stratejilerde belirli bir moderniteye dönüştürmek için bir araç olarak kullanırlar.

YÖNETİCİ VE AİLE UYUMU Bu kriterler size biraz iddialı gelebilir. Fakat bu tür modelleri izlemeden, 200 yıl yaşamak oldukça zordur. Bunun yanında şirketi kuşaktan kuşağa yöneten kişilerin becerileri de önemli rol oynar. Aile kültürünü iyice anlayıp, şirket işlerini buna ve pazarın dinamiklerine göre yönlendiren yönetici, şirketin ileri gitmesini sağlar.

“Bu şirketlerin en büyük ortak özelliği zaman içinde yarattıkları ilişkileridir.”

“Henokiens üyeleri uzun dönemli stratejilere odaklanır. Onlar için kısa dönemli kâr hiçbir anlam ifade etmez. Sürekli istikrar ve büyümenin yollarını ararlar.”

Şeyma Öncel
soncel@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz