Tartışmalı bir bilim dalı

Nanoteknoloji, sınırsız olasılıklara sahip bir bilim dalı...

28 TEMMUZ, 20160
Paylaş Tweet Paylaş
Tartışmalı bir bilim dalı
Nanoteknoloji, sınırsız olasılıklara sahip bir bilim dalı... Bu minicik parçacıklar olağanüstü özelliklere sahip malzemelerin üretilmesine olanak sağlıyor. Örneğin hafif ve dayanıklı plastiklerin ya da çizilmeye dayanıklı oldukça parlak boyaların imalatında önemli rol oynuyorlar. Nanoteknolojiden yeni tür ilaçların geliştirilmesinde de faydalanılıyor. Yine de bu teknolojiyle ilgili birtakım kuşkular da yok değil. Eleştirenler, nano parçacıkların insan hücrelerinin içine veya çevreye de nüfuz etme riskine işaret ediyor. Bu teknoloji hakkında henüz yeterince araştırma yapılmadığına da dikkat çekiyorlar. Tartışmalı bir bilim dalı Günümüzde nanoteknolojiye yönelik beklentiler çok yüksek. Bir nanometre bir milimetrenin milyonda biri demek. Daha iyi anlamak için bir insan saçının çapının yaklaşık 100 bin nanometre olduğunu söyleyelim. Aslında bu kelimenin kökeni Yunanca’da cüce anlamına gelen nanos’tan geliyor. Nanoyapılar doğaya yabancı bir şey değil. Bu yapılar kertenkelelerin ve sineklerin yüzeye yapışma becerilerini sağlıyor. Bir kelebeğin kanatlarına göz kamaştırıcı renklerini bunlar veriyor. Lotus çiçeğine kendi kendini temizleme yeteneğini de kazandırıyorlar. İnsanlar da aslında bilmeden de olsa uzunca bir süredir nanomalzemelerin sunduğu nimetlerden faydalanıyor. Örneğin kilise pencerelerindeki parlak kırmızı renkler altın nanoparçacıklarından yapılıyor. Nanoparçacıkların sentetik üretimi üzerine yapılan araştırmalar, 20’nci yüzyıldan bu yana yapılıyor. Bu alanda asıl dönüm noktası ise fizik uzmanı Profesör Dr. Gerd Binnig ile Dr. Heinrich Rohrer’in taramalı tünelleme mikroskobu keşfiyle 1981 yılında yaşandı. Bu cihaz sayesinde bilim insanları farklı nanoyapıları görebildi ve nanoölçekli olayları anlayabildi. Dünyada iş ve politika dünyasından önde gelen kişiler, nanoteknolojinin inovasyonun arkasında duran en önemli itici güçlerden biri olduğuna inanıyor. Hatta bu teknolojinin toplumun gelecekte yüzleşeceği meydan okumaların çözümüne yardımcı olacağını düşünüyorlar. Nanomalzemeler suyu filtreleyebilir ve onu tekrar içilebilir hale getirebilir, arabalardan çıkan egzoz gazını azaltabilir ve kanserle savaşta bize yardımcı olabilirler. Ancak bu malzemelerin bazı diğer uygulamaları hakkında endişe de duyulmuyor değil. Uzmanlar boyalar veya kaplamalar gibi nanoyapılar veya bağlantılı nanoparçacıklar içeren ürünlerde herhangi bir sorun olduğunu düşünmüyor. Ancak spreyler bambaşka bir konu, çünkü onların içinde bağlantısız (serbest) nanoparçacıklar var. Şayet onlar teneffüs edilecek olursa insan sağlığına zarar verebilirler. Alman Ulusal Bilim ve Mühendislik Akademisi’nde nanoteknoloji temalı ağ olan Acatech’in başkanı Profesör Dr. Wolfgang M. Heckl ile BUND’da (Almanya Dünyasının Dostları) bir nano uzmanı olan Dr. Jurek Vengels aşağıda nanoteknolojinin avantajlarını ve dezavantajlarını tartışıyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.