Yeni biyo tabanlı madde arayışı

Sınırlı kaynaklar ve artan dünya nüfusu artık yeni düşünme tarzlarını gerekli kılıyor.

25.05.2017 12:46:230
Paylaş Tweet Paylaş
Yeni biyo tabanlı madde arayışı
IKEA’nın taşıma anlamına gelen “frakta” isimli torbalarını herkes bilir. İsveçli mobilya perakendecisinin büyük, sağlam ve temizlenmesi kolay olan efsanevi mavi alışveriş torbalarına hemen her evde rastlamak mümkün. Bu torbalardan çamaşır sepeti, alışveriş torbası hatta bavul olarak yararlananlar, torbaları alışverişte hatta ev taşımada kullananlar da var. Bu çok amaçlı torbalar kısmen saf propolinden olan petrol tabanlı plastikten yapılıyor. Ancak bu durum çok yakında değişecek. IKEA 2020 yılı itibarıyla taşıma torbalarından çocuk oyuncaklarına ve saklama kutularına kadar ürettiği tüm plastik ürünleri yenilenebilir ya da geri kazanılmış malzemelerden yapabilir hale gelmek istiyor. Bu hiç de kolay bir iş değil. Gıda ambalajı, özellikle çocuk oyuncakları gibi hassas alanlara yönelik sağlık koruma yönetmelikleri geri kazanılmış plastiklerin bir seçenek olmayacağına net bir şekilde gösteriyor. Burada çeşitli alternatiflere gerek var. IKEA’da Malzeme İnovasyonları ve Geliştirmeleri Lideri olan Puneet Trehan, “Biz burada petrol tabanlı plastiklerin yerine yenilenebilir hammaddelerden yapılmış olanları kullanmaya çalışıyoruz. Bu da yüzde 100 oranında polilaktik gibi biyotabanlı malzemeler veya çeşitli biyotabanlı malzeme kombinasyonları kullanılması anlamına geliyor. Bazı durumlarda olası ilk adım için petrol tabanlı plastik karışımları da kullanmak mümkün olabilir” diyor. Ayrıca burada ilk hedefin yüzde 40 ila 60 arasında bir biyo-taban oranı yakalamak olduğunu da ekliyor.

HAM PETROLE TAMAMLAYICI ALTERNATİFLER
Petro yerine biyo; Kendini biyo-tabanlı plastiklere adamış tek şirket IKEA değil. Dünyanın ilk saf sentetik plastiği bakalitin keşfinden yaklaşık 100 yıl sonra bilim insanları ve üreticiler, şimdi araştırmalarının odağını yeni bir istikamete doğru çeviriyor. Yarının ürünleri üstün kaliteli olmalı, aynı zamanda da yenilenebilir kaynaklar, bitkiler, organik atıklar veya mikro-organizmalardan yapılabilmeliler. Örneğin oyuncak üreticisi LEGO plastikten üretilmiş yapı taşlarını 2030 yılına kadar alternatif malzemelerden yapmayı planlıyor. Şirket bunu başarabilmek adına 2015 yılında kendi Sürdürülebilir Malzemeler Merkezi’ni kurmak için yaklaşık 135 milyon Euro tutarında bir yatırıma gittiğini duyurmuştu. Coca-Cola Company 2009 yılında kendi PlantBottleTM teknolojisinin lansmanını yapmış ve hemen ardından bu teknolojinin lisansını ketçap üreticisi H.J. Heinz ile Ford Motor Company’ye satmıştı. Bu polietilen terefitalat (PET) şişeler başlangıçta yüzde 30 oranında bitki temelli malzemelerden yapılıyordu. Ancak Coca-Cola PlantBottle’ı tamamiyle yenilenebilir kaynaklar kullanarak üretmeyi hedefliyor. Gelecek 10 yıl içinde bütün PET plastik şişeler bu şekilde üretilecek ki bu rakam Coca-Cola’nın toplam ambalajının kabaca yüzde 60’ını temsil ediyor. Plastik şişelerin yüzde 100 oranında yenilenebilir hammaddelerden yapılmasına olanak sağlayan bir çözüm de Synvina şirketince sunuluyor. Geçmişte BASF ile Hollandalı Avantium şirketi tarafından kurulmuş bu ortak girişim, kimyasal yapı taşı olan furnadikarbokslik asiti (FDCA) meyve şekerinden yapıyor. FDCA aslında içecek şişeleri ve gıda ambalajlarının imalatında faydalanılabilecek polietilenfuranot (PEF) yapımında da kullanılabiliyor. PEF şişelerin birtakım eşsiz özellikleri var: Onlar sadece yüzde 100 biyo-tabanlı olmakla kalmıyor, aynı zamanda PET’ten yapılmış şişelere kıyasla karbondiyoksit ve oksijen gibi gazların içine girmesine çok daha az imkan tanıyarak ambalajlı içeceklerin raf ömrünün uzatılmasına da yardımcı oluyor. Otomotiv endüstrisi de kendi köklerine geri dönmeyi amaçlıyor: Araba endüstrisi ilk günleri olan 1930’lu yıllarda kasası kenevir bitkisinin liflerinden yapılmış ve Henry Ford tarafından geliştirilmiş bir arabanın gösterdiği üzere biyomalzemelerle çalışırdı. Ancak Birleşik Devletler’de 1937 yılında çıkarılan Esrar Vergisi Yasası’ndan sonra Ford’un üzerindeki baskılar olağanüstü boyutta arttı. Şirket de bu yüzden kenevir bitkisi kullanmaktan vazgeçti. Bugün kenevir, sisal, kenaf ve aks gibi doğal malzemeler kullanarak arabaların ağırlıklarını azaltarak karbon salımlarını kısma fikri yeniden gündeme gelmiş durumda. Bileşenler her geçen gün artarak karbon veya cam elyafından yapılma değil de göreceli olarak daha az pahalı olan doğal cam plastiklerden yapılıyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.