Enerji talebi arttıkça verimlilik de artıyor

Günümüzde, dünyada 1 dolar değerine sahip bir emtia üretmek için ortalama bir bardak dolusu yani 0.19 litrelik petrole eşdeğer miktarda enerji gerekiyor.

1.08.2013 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Enerji talebi arttıkça verimlilik de artıyor

Danimarkalı enerji şirketlerine 2013 ile 2015 yılları arasında verimliliklerini her yıl yüzde 2,6 oranında artırmaları zorunluluğu getirildi. 2015 yılından itibaren de her yıl yüzde 2,9 oranında daha verimli çalışmak zorunda olacaklar. Firmaların kendi müşterileriyle yakın işbirliği yaparak bu hedefleri tutturmalarına yardımcı olmak amacıyla, otoriteler tarafından tanımlanmış önlemlerin yer aldığı bir katalog da mevcut. Önceki deneyimlere göre, müşterilerle kurulan bu yakın ilişki çok önemli bir rekabet avantajı.

Kendi Enerji Verimliliği Yönetmeliği'ni Danimarka modeli çerçevesinde şekillendiren AB ise enerji verimliliğinde enerji şirketlerinden yıllık yüzde 1,1 gibi çok daha mütevazı bir artış yapmalarını zorunlu kılıyor. Bu yüzden AB'nin "Enerji Yol Haritası 2050" başlıklı verimlilik senaryosu, Fraunhofer Enstitüsü'nce tahmin edilen tasarruf potansiyelinin sadece yüzde 72'sini karşılayabilecek. Bu araştırmanın yazarları, bilhassa endüstrilerde ve özel konutlarda enerji tasarrufu bakımından halen çok büyük bir potansiyel olduğunu söylüyor. Her şeye rağmen AB uluslararası planda bu alanda halen öncü rolünü koruyor. Enerji verimliliği konusunda, Avrupa ülkelerinden ve ABD ile Avustralya'daki eyaletlerden henüz çok azında bağlayıcı yönetmelikler yasalaşmış durumda.

Ancak bu yönetmelikler "sekme etkisi" olarak bilinen bir olayın gerçekleşmeyeceğini varsayıyor. Örneğin, şayet bir ısı pompası kurulumuyla sağlanacak elektrik tasarrufu, bir uçak biletine harcanırsa bu ilerlemelerin hiçbir anlamı kalmaz. Bir AB araştırmasında, sekme kayıplarının yüzde 10 ile 30 arasında değiştiği gözler önüne serilmişti. Wuppertal İklim Çevre ve Enerji Enstitüsü'nce yapılan bir araştırmada, ekonomist Tilman Santarius, bu rakamın uzun vadede yüzde 50'ye kadar çıkabileceğini söylüyor.

Bu durumdan nasıl kaçınılabileceği hakkında henüz net fikirler yok. Hatta Danimarka'da bile bu konuda iyi fikirlerin olmaması, bu alanda kaydedilen ilerlemelerin geleceğinin, insanların çevre bilinçlerinin artmasına bağlı olduğu anlamına geliyor. Bu durum, gelecek hakkındaki iyimserlik rüzgarlarının şiddetini biraz azaltıyor. Zaten bu yüzden gelecek bilimci Jorgen Randers, Roma Kulübü 2052 öngörüsünde, 2010 yılıyla kıyaslandığında enerji yoğunluğunda sadece üçte bir oranında azalma gerçekleşebileceğini tahmin ediyor. Bu ise aşağı yukarı "işlerin her zaman olduğu gibi" devam edeceği anlamına geliyor. Randers, anlamlı bir karbondiyoksit vergisi gibi etkili teşvikler politik anlamda uygulanmadığı müddetçe, bundan fazlasının beklenmesinin gerçekçi olmayacağına inanıyor. Bu vakada aslında kilit rolü tüketiciler oynuyor. Verdikleri satınalma kararlarıyla, imalat endüstrisini etkiliyorlar. Ve burada temkinli iyimser olabilmemiz için bir sebep var. Federal Bilgi Teknolojileri, Telekomünikasyon ve Yeni Medya Derneği tarafından kısa süre önce yapılan bir ankete göre, tüketicilerin yüzde 81 'i, enerji ve kaynak tasarrufu sağlayan elektronik aletlere daha fazla para ödemeye hazır olduklarını söylemiş. Yarısından biraz fazlası ise yüzde 5 veya üzerinde daha fazla para ödemeye hazır olduğunu belirtmiş.

Urs Fitze

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz