Enerji işine başlama nedenim kayak

Ekore Şirketler Grubu Başkanı Serhan Süzer ile iş dışı yaşamını ve ilgi alanlarını konuştuk...

9.07.2020 21:31:000
Paylaş Tweet Paylaş
Enerji işine başlama nedenim kayak

Nilüfer Gözütok Ünal

ngozutok@capital.com.tr

EKORE ŞIRKETLER GRUBU BAŞKANI SERHAN SÜZER, IŞ HAYATINDA YOĞUN BIR TEMPODA TUTKULARININ PEŞINDEN GIDERKEN ÖZEL HAYATINI DA IHMAL ETMIYOR. SPORUN NEREDEYSE HER TÜRÜYLE ILGILENIYOR. TARAFTARI OLDUĞU GALATASARAY’I YAKINDAN TAKIP EDERKEN PERFORMANSINI BEĞENDIĞI FENERBAHÇE VE EFES BASKETBOL MAÇLARINI DA KAÇIRMIYOR. KITAP OKUMAK, DIZI VE BELGESEL IZLEMEK, YAZIN YELKENLE AÇILIP KIŞIN KAYAK TATILLERINE GITMEK DE SÜZER’IN IŞ DIŞI RUTINLERINDEN…

Serhan Süzer, iş dünyasının öne çıkan isimlerinden Süzer Holding’in kurucusu Mustafa Süzer’in oğlu. Üniversite eğitimi sonrasında aile şirketinde 2003 yılında göreve geldi. Ancak her ne kadar aile şirketine destek olmak için kritik pozisyonlarda yer alsa da hayali hep kendi girişimini hayata geçirmekti. Ağırlıklı yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren Ekore Şirketler Grubu ile de bu hayalini gerçekleştirdi. Süzer’in özellikle yenilenebilir enerji alanına ilgi duymasının nedeni ise kayak tutkusu. 5 yaşından itibaren kayak yapan Serhan Süzer, 90’lı yıllardan itibaren iklim değişikliği nedeniyle kar kalitesindeki değişimi yakından gözlemlediğini belirtiyor. “Bu durumun somut şekilde farkında olunca bununla nasıl savaşılabileceğini düşündüm ve yenilenebilir enerjinin iklim değişikliği savaşının en önemli unsuru olduğunu fark ettim. O andan sonra da sonuna kadar gitmeye karar verdim” diyor. İş hayatında yoğun bir tempoda tutkularının peşinden giden Süzer, özel hayatında da oldukça aktif. Sporun neredeyse her türüyle ilgileniyor. Taraftarı olduğu Galatasaray’ı yakından takip ederken performansını beğendiği Fenerbahçe ve Efes basketbol maçlarını da kaçırmıyor. Kitap okumak, dizi ve belgesel izlemek, yazın yelkenle açılıp kışın kayak tatillerine gitmek de Süzer’in iş dışı rutinlerinden… Ekore Şirketler Grubu Başkanı Serhan Süzer ile iş dışı yaşamını ve ilgi alanlarını konuştuk: 

Gün sizin için kaçta başlıyor? 

Ben yüksek tempoda çalışıyorum. Sabahçıyım, sabah 5’te kalkıyor, güne evde spor yaparak başlıyorum. Toplam 1 saatlik sporun ilk 45 dakikasında eliptik spor aletleriyle kardiyo çalışıyorum. Ardından 15 dakika yer hareketleri yapıyorum. Sabah idmanını duş ve kahvaltı takip ediyor. Kahvaltı benim için önemli bir öğün. Saat 8 gibi ofiste oluyorum. Gün içinde yoğun toplantılar oluyor. Günün ilk yarısında toplantıları yaparken diğer yarısında aksiyona geçerek çalışıyorum. 

Mesainiz kaç saat sürüyor? 

Akşam saat 7.00’a kadar çalışıyorum. Ancak bazen iş yemekleri olduğunda bu, ilerleyen saatlere kadar sürebiliyor. Genelde akşamları 10.00 gibi evde oluyorum, son yapmam gereken planlamaları yapıp, önemli mailleri yanıtladıktan sonra kitap okuyup yatıyorum. Uyumak için saat 12.00’ı geçirmemeye çalışıyorum. Erken yatmanın avantajlı olduğunu düşünüyorum, günlük 5-6 saat uyku bana yetiyor. 

Neler okuyorsunuz? 

Şu an Kemal Ulusu’nun Atatürk’ün bilinmeyenlerini anlattığı bir kitabını okuyorum. Çok farklı alanlarda kitap okuyabiliyorum ama gerçek hayata dair olmuş ya da olacak şeyler beni daha çok ilgilendiriyor. Atatürk’ün yaşamından kesitler okurken o anları da yaşıyor ve keyif alıyorum. Keyif almak için arada edebi eserler de okuyorum ama daha çok kendimi geliştirebileceğim, ders alacağım kitapları tercih ediyorum. Bu kitapları okurken önemli bulduğum yerleri işaretliyor, notlar alıyor ve tekrar okuyorum. 

Diziler ve sinemayla aranız nasıl?

İzlediğim Netflix dizileri vardı ama son dönemde yoğunluğum artınca izleyemiyorum. En son Bill Gates belgeselini izledim, güzel bir belgeseldi. Bilim kurgu ve komediyi seviyorum. Şimdi izleme listemde Black Mirror var. Narcos biraz vahşi ama öğretici bir diziydi. Dizinin geçtiği Latin Amerika bölgesindeki yaşamı görüyor ve anlamaya çalışıyorsunuz. Sinemada en son Star Wars’u izledim, beğendim. Ben genelde film ve dizileri izlemeden ya da bir yeri ziyaret etmeden önce mutlaka inceleyip araştırıyorum. Bazen bu araştırmalarım dizinin ya da filmlerin oyuncularına da uzanıyor. 

Hafta sonlarınız nasıl geçiyor? 

Hafta sonlarını nasıl geçirdiğim duruma göre değişiyor. Bazen çalışıyorum. Bazen şehir dışına üniversitelere konuşma yapmam için çağırıyorlar. Birkaç hafta önce Uludağ Üniversitesi’nde güneş enerjisiyle ilgili konuşmaya çağırdılar, aynı gün konuşma yapıp döndüm. Bu hafta sonu da yine bir konuşma için davetliyim. Çalışmadığım ya da konuşma için bir yerlere gitmediğim zamanlarda arkadaşlarımla kahvaltıya, brunch’a ya da sinemaya gidiyoruz. Bazı hafta sonları da arabaya atlayıp bir yerlere kaçıyoruz. 

Nerelere gidiyorsunuz?

En son gerçekten bunaldığım bir dönemde Aralık ayında Şirince’ye gittim. Bayağı da turist vardı. Hava soğuktu ama çok keyifliydi. Bir akşam Şirince’de kaldım, oradan Ayvalık’a gittim, bir cumartesi de orada kaldım. Ayvalık da kış olmasına rağmen beklentimin üzerinde kalabalıktı. 

Kış tatili yapıyor musunuz? 

Ben kayakçıyım, 5 yaşından beri kayıyorum. Heliski yani helikopter kayağı yapıyorum. Kayak benim için bir tutku. Hatta yenilenebilir enerji işine başlama nedenim de kayak. Ben önce çevreci oldum ve çevreci olduktan sonra bunu özümseyerek bu iş için ne yapabilirim diye düşünürken yenilenebilir enerji işine karar verdim. 90’lı yıllardan itibaren iklim değişikliğinin farkındaydım. Kar kalitesinin birçok yerde sürekli düştüğünü görüyordum. Benim ergenliğimde Almanya’da çok kar yağardı, şimdi eskisi gibi yağmıyor. Geçtiğimiz yaz Hamburg’ta sıcaklık 39 dereceye kadar çıktı. Oradaki bu sıcaklık değişimini bizzat gözlemledim. Bizim kaydığımız bir pist var, her yıl o pistin üzerindeki iklim değişikleri net olarak hissedilebiliyor. Bu durumun somut şekilde farkında olunca bununla nasıl savaşılabileceğini düşündüm ve yenilenebilir enerjinin iklim değişikliği savaşının en önemli unsuru olduğunu fark ettim. O andan sonra da sonuna kadar gitmeye karar verdim. 

Her kış kayak tatili yapıyor musunuz? 

Her kış kaymaya çalışıyorum. Fakat bazı yıllar mesela geçen yıl açıkçası kayamadım çünkü çok yoğun ve stresli bir yıldı benim için. Bu kış da bir iki kere kaymaya gittim. 

Gittiğiniz yerler genelde nereler oluyor? 

Türkiye’de en çok Kars Sarıkamış’ı seviyorum. Uludağ ya da Kartalkaya da güzel. Ama Palandöken Erzurum gibi yerlere uçakla gidiyorsunuz, 15 dakika sonra pisttesiniz… Kars’ta da 40-50 dakikada Kars’tan Sarıkamış’a gidiyorsunuz, ondan sonra hemen pisttesiniz. Uludağ Kartalkaya’ya arabayla gidiyorsunuz ve dağa çıkıp inmek biraz meşakkatli. Kar kalitesinde en iyisi Kars Sarıkamış. Kayseri Ilgaz da var. Orada kaldığımız otel güzeldi ama kar kalitesi iyi değildi. 

Yurt dışında nerelere gidiyorsunuz? 

İsviçre, Fransa ve Avusturya’da birçok yer var. Amerika’da da güzel kayak yerleri var, oralarda da kayıyorum. 

Yaz tatilleri için tercihiniz nereler? 

Yazın ağırlıklı tekne tatilleri yapıyorum. Tekneyle çıktığımda sabah gidip akşam dönmeyi tercih ediyorum. En sevdiğim rotalara gelince… Favori yerlerim Gökçeada ve Alaçatı. 

Gitmek isteyip de henüz gidemediğiniz bir yer var mı? 

Evet, Avustralya ve Yeni Zelanda. Japonya’ya da gitmek istiyorum. Umarım ileride buralara da gideceğim. 

Yemekle aranız nasıl? 

Yemekle aram iyi. Baba tarafım Antep, anne tarafı Trabzonlu. O yüzden kebabı da çok seviyorum hamsiyi de... İyi yemeği büyük keyifle yiyorum. Güneş enerjisi işinden dolayı Anadolu’nun farklı yerlerine gittim, çeşitli mutfakları tattım. Mesela Kars’a gittiğimde en iyi restoranı neredeyse oraya gitmeye çalıştım… Latin Amerika’ya, Uzakdoğu’ya gittiğim zaman da mutlaka farklı şeyler deneyimlemek isterim. 

Özellikle ilgilendiğiniz başka hobiler var mı? 

Sporun her türüyle ilgileniyorum, Galatasaraylıyım. Geçen yıl gidemedim ama ondan önce maçlara gidiyordum. Yerinde spor müsabakalarını izlemeyi seviyorum. Galatasaraylı olmama rağmen Fenerbahçe’nin basket karşılaşmalarını izlemekten de keyif alıyorum. Avrupa’daki başarıları beni mutlu ediyor. Aynı şekilde Efes de çok iyi… Açıkçası, futbol, basketbol ve güreş müsabakalarını keyifle izliyorum.


“İş insanlarının yaptığı klasik hata”

“GÜZEL BİR İLİŞKİMİZ VARDI” 
Babamla güzel bir ilişkimiz vardı. Babam 2013 yılında kanser tedavisi oldu. Hastalığını ilk öğrendiğinde beni çağırdı, araştırmacı yönüme güvendiği için tedavisi için en iyi hastaneyi bulmayı bana bıraktı. Ben de iyileşme performansına göre en iyi olan hastaneyle temasa geçtim. Daha sonra babamla beraber oraya gittik. Orada aldığı tedaviyle birlikte iyileşti. Yani bana canını emanet edecek kadar güveniyordu. Şu an da babam iyileşti, sağlığı da gayet iyi.
“İLERİDE ÇOCUĞUM OLURSA… ” Tabii Türkiye’de aile ilişkileri enteresan. Sonuçta herkesin farklı bir düşünce tarzı var. İleride benim de çocuğum olduğunda onların farklı insanlar olduğunu bilerek hareket edeceğim. Türkiye’de iş insanlarının yaptığı klasik hata var: Herkes oğlunu ya da kızını iş insanı yapmaya çalışıyor. Ama iş insanı olmak ayrı bir meziyet, bilim insanı olmak ayrı, sanatçı olmak ayrı bir meziyet. Kimin ne tutkusu varsa o konuda desteklemek lazım. Anne babaların çocuklarını kendi istedikleri kalıba sokmamaları gerekiyor.



“Umarım vizyonerlik babamdan bulaşmıştır”

“DALGA GEÇENLER OLDU” 
Babam vizyoner bir iş insanı. Dedem de öyle bir insandı. Mesela Alaçatı’nın ilk büyük otelini yapan kişi benim dedem. 90’lı yıllarda Alaçatı iki yıkık Rum evinden ibaret bir yerdi. Dedem oraya otel yapmaya kalktığında onunla dalga geçenler oldu. Bir gün bu konuda konuşurken bana, “Bak oğlum burası Bodrum’la yarışacak yer haline gelecek” demişti. Bugün Alaçatı dedemin tasvir ettiği o resmin de ötesine geçti.
“BİR ŞEHİR KURMAK İSTİYORUM” Aynı vizyonla babam da Bahçeşehir’i hayata geçirdi. “Bir şehir kurmak istiyorum” diye yola çıktığında zemin etüdü yapacak şirketin yöneticisi de dahil, “Burada şehir olur mu, gece buraya kurt iner” demişti. Proje hayata geçtikten sonra Bahçeşehir babamın hayalinin de ötesinde bir semt oldu. İnşallah genetik olarak bize de dedem ve babamdan bu vizyonerlik bulaşmıştır diye umuyorum.




İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz