Hüseyin Yücel'in hız tutkusu

İşte ve özel hayatında tez canlı bir kişiliğe sahip olduğunu belirtiyor ve hız tutkusunu da bu özelliğine bağlıyor...

17.02.2020 12:06:000
Paylaş Tweet Paylaş
Hüseyin Yücel'in hız tutkusu

Nil Dumansızoğlu

ndumansizoglu@capital.com.tr

Bahçeşehir Koleji İcra Kurulu Başkanı HÜSEYİN YÜCEL, çoğu erkek çocuk gibi bir yarış arabası alma hayaliyle büyümüş. Bu hayaline de üniversite yıllarında kavuşmuş. Şimdilerde ara sıra piste giderek hız yapan yönetici, işte ve özel hayatında da tez canlı bir kişiliğe sahip olduğunu belirtiyor. Hız tutkusunu da bu özelliğine bağlıyor. “İşleri hızlı halletmeyi severim. A noktasından B noktasına bir an önce gitmek istiyorum” diyor.

Bahçeşehir Okulları’nın ikinci kuşak yöneticisi Hüseyin Yücel, çocukluk hayali olan yarış arabasına üniversite yıllarında sahip oldu. Uzun yıllar Porsche Turbo kullanan yönetici, evlendikten sonra ise Bentley aldığını söylüyor. İşte ve özel hayatında tez canlı bir kişiliğe sahip olduğunu belirtiyor ve hız tutkusunu da bu özelliğine bağlıyor. Bir çocukluk hayali olan arabaların Yücel’e öğrettiği bir şey var: “Dünya malı dünyada kalır.” “Araba çocukken hayalimdi ama aslında bir eşya. Elde edince bunun hayalini kurmanın saçma olduğuna inanıyorsunuz” diyor. Şimdilerde ise daha büyük hayallerin peşinde olduğunu anlatıyor: “En büyük hayalim, Bahçeşehir Kolejlerini halka arz etmek. Öğretmen, güvenlik görevlisi, temizlikçi fark etmeden 15 bin çalışanımızın hepsi şirkete ortak olacak. Biz bu ortaklığı da mevcut çalışanlarımızdan herhangi bir para istemeden yapacağız. Örneğin yüzde 35-40’ını halka arz edeceğiz, yüzde 5-10’unu da çalışanlarımıza ayıracağız. Bunu 2023’e kadar yapmak istiyoruz.” Hüseyin Yücel’in arabalar dışında playstation, futbol, Beşiktaş, kayak gibi pek çok başka hobisi de var. Biz de onunla iş dışı yaşamını kaplayan bu tutkularını konuştuk: 

Arabalara olan ilginiz nasıl başladı? 

Çocukken başladı. Lisede de uzaktan kumandalı model arabalara ilgi duymaya başladım. Bunlar benzinli oluyordu. Şu an bile profesyonel yarışları yapılıyor. Aslında çocuklar için yapılmış arabalar değil, bildiğim kadarıyla 18 yaşın altında bu yarışlara katılmak da yasak. Bunları ve Formula 1 yarışlarını izliyordum. Üniversite sınavlarına hazırlanırken kazanırsam babamdan şu arabayı isterim diye hayal kuruyordum. 

Sonra kendiniz kullanmaya ne zaman başladınız? 

Ben liseyi Saint Benoit’da okudum. 8 yıl Fransızca eğitim gördüm. Sonra Türkiye’de bir üniversite kazandım ama aynı zamanda da Sorbonne Üniversitesi’ne başvuruda bulunmuştum. Sınav psikolojisi, özel hocalar, dershane derken yıl ortasında, sınavlara 3-4 ay kala kabul gelince oraya gitmeye karar verdim. Ailem de zaten yurt dışında okumamı teşvik ediyordu. Karar verdim ve gittim 2001 yılında. Arabamı da orada aldım.

Fransa’da hız tutkunuzu gidermeye başlamanız nasıl oldu? Biri mi yönlendirdi, kendiniz mi araştırdınız? 

Kendim araştırdım. Belki şimdi imkanlar hemen hemen aynıdır ama 2001 yılında Avrupa’da araç kiralama, pistler daha yaygındı. Fiyatlar da çok daha uygundu. Özellikle Türkiye’de bu tip yabancı arabaların fiyatları çok yüksekti. Avrupa’da yarı fiyatına alabiliyordunuz. Orada birçok arabayı test etme şansı buldum. 

İlk aldığınız araba neydi? 

Arabalara aslında her erkek kadar ilgim oldu. Ama Avrupa’da okuma imkanım olduğu için orada sürekli kullandım. Fransa’da aldığım araba Porsche Turbo’ydu. O arabaya Türkiye’de binmek hayaldi. Hele o yaşta… Orada ikinci el bulduk. Türkiye’ye göre 3’te 1 fiyatına olunca da babama aldırabildim. 

Türkiye’ye geldikten sonra bu tutkunuz nasıl devam etti? 

2008 yılında döndüm. Burada fiyatlar çok yüksek olduğu için dönerken oradaki arabamı buraya getirdim. Bir arkadaşımla Paris’ten çıktık, İtalya’nın Brindisi şehrinden feribota bindik ve Çeşme’ye geçtik. Yolda kala kala geldik. 6 ay kadar bu getirdiğim arabamı sürdüm. Sonra geri yolladım ve bir süre arkadaşlarımın arabalarına bindim. 

Neden geri gönderdiniz? 

Yasaktı, 6 ay kalabiliyordu. Sonra geri yollayıp bir 6 ay kadar daha getirebiliyordunuz. Ama ben orada evimi kapattığım için gidip gelmek istemedim ve sattım.

Türkiye’de kendi arabanızı ne zaman aldınız? 

2-3 yıl arkadaşlarımın arabalarında takıldıktan sonra yine bir Porsche aldım. Onu sürdüm. Ondan sonra bir arkadaşım istedi, ona verdim. Bu, sert direkt hız ve yol tutuşa yönelik bir arabaydı. Evlendikten sonra o araca binme zamanı çok olmuyor. O nedenle biraz daha ortası olan araçlara yönelmek zorunda kaldım. Şimdi Bentley’im var. Ama kuzenime bir Porsche aldırmak için baskı yapıyorum. Onun arabasına bineceğim. 

Sanırım kendiniz için aldırmak istiyorsunuz… 

Evet. Aslında araba tutkum yok, sadece seviyorum. En nihayetinde bir eşya, tutku haline getirmeye gerek yok. Hobi gibi bir şey benim için. En iyi tekne, arkadaşının teknesi derler ya... Bu tip arabalar için de en iyisi, bir arkadaşında olması. 

Nerede biniyorsunuz? Hız yapmak için özel pistlere mi gidiyorsunuz? 

Hız yapmak için Körfez pistine gidiyordum. Son sürat değil ama turu en kısa zamanda kim tamamlayacak diye kendi aramızda yarışlar yapıyorduk. Ama şu an eskisi kadar zaman bulamıyorum. 

Hız için en iyi arabalar hangileri? 

Porsche Turbo, GT3, GT2 direkt yarışlar için üretilip normal trafik şartlarına uyarlanan arabalar. Bunları tavsiye ederim.

Peki bu hız tutkusu aileniz tarafından nasıl karşılanıyor? Örneğin üniversitede ilk arabanızı almak istediğinizde aileniz nasıl tepki gösterdi? 

Ailem zaten arabalarla çok haşır neşir olmadığı için çok tepki de göstermedi. Hatta babam hiç sevmezdi Porsche’yi. Bir tek eşim tarafında biraz tedirginlik oluyor. 

Trafikte zor olmuyor mu bu arabaları kullanmak? 

Trafiğe hayatta çıkmam. Çünkü konfor için değil, performans için yapılmış bir araba. Trafikte dur-kalk yaparken perişan olursunuz. Ben genelde zaten trafikte yola çıkmam. 

Hiç kaza yaptınız mı? 

Evet, Paris’te yaptım. Gece 2.00’dı. Yolda hiç araba ve yaya da yoktu. Eve 100 metre kala, ışıklarda durdum. Yerler ıslaktı, U dönüşü yapacakken araba döndü ve kaldırıma çıktım. Bana bir şey olmadı ama arabanın ön tarafı bayağı hasar gördü. Saçma bir kazaydı. 

Hız yapmak size kendi hayatınızda nasıl bir motivasyon sağlıyor? 

Ben günlük yaşantımda da çok tez canlı biriyimdir. İşleri hızlı halletmeyi severim. Belki ona yansımıştır. A noktasından B noktasına bir an önce gitmek istiyorum. 

Hız tutkusunun iş yaşamıyla ilgili size öğrettiği şeyler ne oldu? 

Dünya malı dünyada kalır. Araba çocukken hayalimdi ama aslında bir eşya. Elde edince bunun hayalini kurmanın saçma olduğuna inanıyorsunuz.


İŞ - YAŞAM DENGESİNİ SAĞLAYAN HOBİLER

 FUTBOL
Arabalardan sonra en büyük hobim, Beşiktaş. Beşiktaş’ın asbaşkanıyım. Yüzde 95 oranda deplasman da dahil bütün maçlarına giderim. Çocukken ve gençken çok futbol oynamışlığım da var. Ancak artık yaşım ilerlediği için tehlikeli hale gelmeye başladı. Bir yıl önce oynamayı bıraktım. Daha çok koşu, yürüyüş gibi sporlara yöneldim.
PLAYSTATION Playstation çok iyi oynarım. Juventus ya da Barcelona’yı seçerim. Bir arkadaş grubum var. Kuzenimin ofisinde buluşuyoruz. İstanbul’da olduğum zaman hemen hemen her akşam oynuyoruz. Bazen 8-9 saati buluyor.
KAYAK Çocukluğumdan beri kayak yapmayı çok severim. Her yıl en az 4-5 gün kayağa gitmeye çalışıyorum. Bir kez ailemle bir kez de arkadaşlarımla gidiyorum. Türkiye ve yurt dışında pek çok yere gittim. Yurt dışında pistler çok büyük ve çok uzun. Bu nedenle yanıma mutlaka iyi kayak bilen birini alıyorum. Türkiye’de pistler çok daha pratik. Kartalkaya, Sarıkamış ve kalabalık olmadığında Uludağ çok güzel.



BABAMDAN NE ÖĞRENDİM?

“BABAM BENİM MENTORUM” 
Aile şirketinde, üniversiteyi bitirdikten 1-2 yıl sonra çalışmaya başladım. Babamla işle ilgili üstast ilişkimiz hiç olmadı. O, sorumluluk ve yetki verir, yeri geldiğinde işlerin nasıl olduğunu sorar. Aramızda daha çok bir mentorluk ilişkisi kurduk. Özellikle ilk yıllarımda, babama çok danışırdım. İşin içine girdikçe daha fazla sorumluluk aldım.

“EĞİTİM GÖNÜL İŞİDİR” Babamdan işle ilgili öğrendiğim en önemli şey, eğitimin rant değil, bir gönül işi olması. Hizmet etmeyi seviyorsanız bu işi yapamazsınız. Hizmet edebilmek için de öncelik, insanı sevmek. Öğretmenlerinizi, müdürlerinizi anlayışla karşılamanız, olumsuzlukları sevmeniz lazım. Çünkü olumsuzluk olmazsa olumluyu bulamazsınız. Siyah olmasa beyaz da olmaz. Allah isteseydi herkesi bir yaratırdı. Öyle olmadığına göre sen de aynı fikirde olmadığın bir insanı reddedersen aslında Allah’a saygısızlık yapmış olursun.



“EN BÜYÜK HAYALİM”

HALKA ARZ 
Şu anda en büyük hayalim, Bahçeşehir Kolejlerini halka arz etmek. Öğretmen, güvenlik görevlisi, temizlikçi fark etmeden 15 bin çalışanımızın hepsi şirkete ortak olacak. Sadece İstanbul gibi düşünmeyin, Urfa Viranşehir’deki güvenlik personeliyle okula giderken ortak olduğu okula gidecek. Yıl sonunda herkes kâr payı alacak. Biz bu ortaklığı da mevcut çalışanlarımızdan herhangi bir para istemeden yapacağız. Örneğin yüzde 35-40’ını halka arz edeceğiz, yüzde 5-10’unu da çalışanlarımıza ayıracağız. Bunu 2023’e kadar yapmak istiyoruz.
BASKETBOL TAKIMI Şimdi bir de yeni ilgi alanımız var, basketbol. 3 yıl önce Bahçeşehir Basketbol takımını kurduk. Bir alt ligde mücadele ediyorduk, geçen yıl Süper Lig’e çıktık ve 9’uncu bitirdik. Bu yıl da yine Süper Lig’de mücadele edeceğiz. Bu yıl Europe Cup’a da gideceğiz. 24 ilde altyapı oluşturduk. 600’e yakın genç sporcumuz var. Onları da yetiştirip milli takıma kadar kazandırmak istiyoruz.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz