Ekonomi ve IMF

Bazı iktisatçılar IMF'nin arkasından teneke çalarken bazıları da ucuz kaynağın elde kaçırılmasına hayıflanıyor.

17.07.2015 20:48:260
Paylaş Tweet Paylaş
Ekonomi ve IMF


1960 MODELİ
Esasında 1960’lı yıllarda Türkiye bu tür bir politika uygulamış ve IMF ile her yıl kısa vadeli stand-by anlaşmaları imzalayarak acil dış finansman ihtiyaçlarını garantiye almaya çalışmıştı. IMF’nin bu anlaşmalar çerçevesinde tahsis ettiği krediler finansman ihtiyacı ortaya çıktıkça kullanılmış, gerekli olmadığında ise hiç dokunulmadan bırakılmıştı. 1960’lı yılların ekonomi için nisbeten istikrarlı bir dönem olduğunu dikkate alırsak bu politikanın işe yaradığını da söyleyebiliriz. Ancak 1960’lı yıllar uluslararası finansal piyasaların bu kadar gelişmediği, devletten devlete borçlanmaların yaygın olduğu bir dönemdi. Türkiye ekonomisinin dış finansman ihtiyacı da bugünkü gibi dev boyutlarda değildi. Dolayısıyla IMF ile yapılan bu stand-by anlaşmalarının bugün karşılaşılabilecek türden sakıncaları bulunmuyordu. Yine de IMF ile son stand-by anlaşmasının sona erdiği günlerde böyle 1960 modeli yeni bir stand-by anlaşmasının yapılmasını önermiştik (bkz. IMF Sonrası Hayat, Capital, Sayı 2008-6). Ancak o zaman küresel ekonomide finansal bir kriz yaşanıyordu ve Türkiye’nin dış finansman ihtiyacının nasıl karşılanacağı konusunda soru işaretleri bulunuyordu. Önerdiğimiz anlaşma bu soru işaretlerini mümkün mertebe gidermeyi amaçlıyordu. Bu anlaşma yapılsaydı belki de Türkiye ekonomisi küresel resesyondan bu kadar ağır etkilenmeyecekti. Fakat artık iş işten geçti. Bugün hem küresel ekonomi hem de Türkiye ekonomisi resesyon sonrası toparlanma dönemini yaşıyor. Dış finansman konusundaki endişeler de iki yıl öncesindeki kadar yoğun düzeyde bulunmuyor.

DENETİM SORUNU
Kısacası, daha hızlı büyümek için ucuz finansman kaynağı olarak kullanmak ya da önümüzdeki dönemdeki acil finansman ihtiyaçlarını garantiye almak gibi nedenlerle yeni bir stand-by anlaşması mutlaka yapılmalıydı gibi bir düşüncede değiliz. Bu konudaki sorunların artık IMF’nin desteği olmadan da çözülebileceğini düşünüyoruz. Fakat IMF’nin denetimi olmadan kamu maliyesinde neler yaşanacağı bizi de ciddi ciddi düşündürüyor. Bu açıdan Türkiye’nin ekonomi tarihi pek de cesaret verici görünmüyor. Türkiye’nin kurumsal yapısı henüz ekonomiyi sağlam dengelere oturtacak kadar gelişmiş değil. Siyasetçiler kısa vadeli politik çıkarları uğruna sık sık bu dengelerle oynuyor. Bu oynama daha çok seçim dönemlerinde ve seçim ekonomisi uygulamalarıyla oluyor. IMF denetiminin olduğu yıllarda seçim ekonomisi uygulamaları çok fazla gözlenmezken, bu denetimin olmadığı yıllarda ipin ucu kaçabiliyor. Bunun son örneğini daha geçen yıl yaşadık. Geçen yıl bütçe açığının patlamasında sadece resesyon nedeniyle vergi tahsilatının düşmesinin değil yerel seçimler nedeniyle bütçe harcamalarının hızlanmasının da etkisi vardı. IMF denetiminin olmadığı ilk yerel seçimde kesenin ağzını açan hükümetin önümüzdeki genel seçimlerde yapabilecekleri de elbette ekonomik kamuoyunda endişeye yol açıyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz