İhracat ve büyüme

Ekonomik kamuoyu reel dış ticarete ilişkin verileri de yakından takip etseydi, herhalde bu beklenti çok daha büyük olacaktı.

1.09.2012 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
İhracat ve büyüme

Hatırlanırsa, geçen yıl temmuz ayından itibaren Türkiye'ye sermaye girişinin yavaşlaması yüzünden cari açığın bir kısmını rezervleri kullanarak finanse etmek zorunda kalmıştık. Bu nedenle geçen yılın temmuz ayı ile bu yılın ocak ayı arasında rezervlerde 14,2 milyar dolarlık bir erime olmuştu. Bu yıl şubat ayından itibaren sermaye girişinin yeniden başlamasıyla, eriyen rezervlerin 9 milyar doları beş ayda yerine konuldu. Fakat bu sermaye girişinin bir kısmı "sıcak para” olarak tabir edilen kısa vadeli sermaye girişlerinden oluşuyor. Cari açığın finansmanında sıcak paranın payı ocak ayında yüzde 26'ya kadar inmişti. Haziran ayında ise yüzde 41 'e kadar çıktı. Bu oran 2010'un sonlarında görülen yüzde 90 civarındaki seviyelerin altında olsa da dikkatle takip edilmesi gerekiyor.

ALTIN ETKİSİ
Bu arada Konjonktür'ün ana yazısında ekonomideki büyümeyi etkilemediğini söylediğimiz altın ihracatının yılın ilk yarısında cari dengeyi olumlu etkilediğini belirtelim. Yılın ilk yarısında 31,1 milyar dolar olan cari açık, net altın ihracatından (altın ihracatı-altın ithalatı) gelen 1,7 milyar dolar olmasa, 32,8 milyar doları bulacaktı. Fakat geçen yılın özellikle sonbahar aylarında da altın ithalatının yüksek olması cari dengeyi olumsuz etkilemişti. Mesela cari açığın geçen ekim ayındaki 78,6 milyar dolarlık zirve düzeyi, negatif bakiye veren yıllık net altın ihracatı çıkarıldığında, 73,4 milyar dolara iniyor. Altın dış ticareti olmasa, cari açığın milli gelire oranı da hiç yüzde 10'u bulmayacaktı. Geçen yılki altın ithalatı patlaması yüzünden, yıllık cari açıkta net altın ihracatının etkisi hala olumsuz. Haziran ayı sonunda 63,5 milyar dolar olan yıllık cari açık, hala negatif bakiye vermeye devam eden yıllık net altın ihracatı olmasa, 61,7 milyar dolar olacaktı.

İRAN'IN ALTINLARI

Ancak ekonomik kamuoyundaki ikinci çeyrekte ihracattan büyümeye büyük katkı geleceği beklentisi pek doğru değil. Daha doğrusu böyle bir etki ikinci çeyrek dönemin milli gelir verileri yayınlandığında istatistiklerde de görülecek ama gerçeği yansıtmayacak. Çünkü bu durum İran’a yönelik altın ihracatından kaynaklanacak. İran’a yapılan altın ihracatı, ikinci çeyrekte mal ve hizmet ihracatının büyümeye katkısının olduğundan yüksek hesaplanmasına yol açacak. Fakat bu altınlar sermaye stokundan çıkarılarak ihraç edildiği için, yatırım harcamalarının büyümeye katkısı da olduğundan düşük hesaplanacak. Bu iki etkinin birbirini götürmesi nedeniyle de büyümede bir değişiklik ortaya çıkmayacak. Milli gelir hesaplarında altın bir sermaye unsuru olarak kabul ediliyor. Şu sıralarda İran’a ihraç edilmekte olan külçe altın, bu nedenle, daha önce ithalat yoluyla geldiğinde sermaye stokuna eklenmişti. Şimdi de sermaye stokundan çıkarılıp ihraç ediliyor. Burada yurtiçindeki üretimle ilişkili bir durum olmadığından büyüme bundan etkilenmiyor. Ekonomi kamuoyundaki altın ihracatının büyümeyi geçici de olsa olumlu etkilediği kanısı, Prof. Dr. Fatih Özatay’ın temmuz ayında yayınlanan birkaç köşe yazısında yer alan ve kendisinden beklenmeyecek yanlış bir hesaba dayanıyor. Hatırlanırsa bundan geçen ay da bu sayfalarda bahsetmiştik. Burada tekrar ayrıntıya girmeyeceğiz. Ayrıntıları merak edenler geçen ayki yazımızdan veya internetteki blogumda (http://orhankaraca.blogspot. com) yayınlanan yazımdan faydalanabilir.

SANAYİDE ÜRETİM ARTISI İKİNCİ ÇEYREKTE DE DÜŞÜK
Geçen ay haziran ayı verilerinin de yayınlanmasıyla sanayi üretiminde ikinci çeyrek dönemin bilançosu ortaya çıkmış oldu. ikinci çeyrekte sanayi üretimi geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 3,4 yükseliş gösterdi. Sanayi üretimindeki yıllık artış ilk çeyrekte yüzde 2,8'di. Buna göre ikinci çeyrekte sanayi üretiminde çok az bir toparlanma yaşandı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz