Avrupa'nın yeni ajandası

Avrupa değil tüm dünya için örnek bir model oluşturmayı hedefliyor. İşte 10 soruda AB’nin sürdürülebilir tarım yaklaşımı.

28.03.2014 13:13:320
Paylaş Tweet Paylaş
Avrupa'nın yeni ajandası
İklim değişikliğiyle kullanılabilir toprak ve su kaynakları azalırken 2050 yılına kadar 2 milyar daha artması beklenen dünya nüfusu nasıl beslenecek? Daha az kaynakla daha fazla gıda üretilmesi nasıl mümkün olacak?

İşte avrupa birliği, ortak tarım politikasıyla sadece Avrupa değil tüm dünya için “nasıl”ın yanıtını bulmaya çalışırken, çözüm olarak sürdürülebilir tarım uygulamalarının yayılmasına öncülük ediyor.

Gelişmekte  olan ülkeler 21’inci yüzyılın ilk yarısında nüfus artışının getirdiği birçok sorunla baş etmek zorunda. 2050 yılı itibariyle dünya nüfusunun 9  milyara ulaşacağı ve bunların 8 milyarının gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde yaşayacağı öngörülüyor. 2050’ye kadar gıda talebinin ise yüzde 70 oranında artacağı tahmin ediliyor.

Bu tabloya göre gıda güvenliği, kötü beslenme ve açlık önümüzdeki yıllarda karşı karşıya kalacağımız önemli sorunlardan. Çevresel ve ekolojik sorunlar da eklendiğinde yeni bir yol haritasının seçilmesi artık kaçınılmaz...

Avrupa Birliği sürdürülebilir tarım yaklaşımıyla sadece Avrupa değil tüm dünya için örnek bir model oluşturmayı hedefliyor. İşte 10 soruda AB’nin sürdürülebilir tarım yaklaşımı.

1- AB, SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIMI NASIL TANIMLIYOR?
Tarıma uyarlandığında sürdürülebilirlik kavramı sadece çevresel bir konu olmanın ötesinde ekonomik yaşanabi-lirlik ve sosyal kabul gibi boyutları da içeriyor.~
Çevreye katkısı olan gıda ürünlerinin arzı tarımın ekonomik sürdürülebilirliği, yeterli hane geliri yaratması, sosyal sürdürülebilirlik ve kırsal kesimlerde yaşam kalitesinin artmasıyla doğrudan bağlantılı. Avrupa Birliği iç politikalarla AB’de sürdürülebilir tarımı teşvik ederken, gelişmekte olan ülkelerle de bu konuda işbirliği yapıyor, politika uyumuna önem veriyor.

Sürdürülebilir tarım ilkelerine göre doğal kaynakların etkin, adil ve sürdürülebilir şekilde kullanımı ve yönetimi hayati öneme sahip. Tarımda kaynak verimliliği, iklim değişikliğine uyum sağlama ve iklim değişikliğinin negatif yansımalarının en aza indirgenmesi öncelikli hale geliyor.

2- SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM NEDEN DESTEKLENİYOR?
Avrupa Birliği’nin sürdürülebilir tarıma yönelmesi hem iç hem de dış politikalar açısından merkezi öneme sahip. Avrupa, daha yeşil bir tarım yönünde adım adım ilerleyerek kıt kaynaklarının daha etkin yönetilmesini hedefliyor. Verimlilik artışının sürdürülebilmesi, artan nüfusun beslenmesi ve kırsal kesimin geçimi için kaynakların devamlılığı, sürdürülebilir tarım ve tarımda inovasyon çok önemli.

Birçok gelişmekte olan ülkede tarım hala ekonominin belkemiği rolünde. Tarım, özellikle kırsal kesimlerde belirli bir gelir kaynağı sağlayarak insanların fakirlik ve açlık döngüsünden çıkmasında hayati öneme sahip. Dolayısıyla tarım sadece ulusal düzeyde değil, global olarak da yeşil ekonomiye geçişte katalizör görevi üstlenebilir.

3- NASIL KATKI SAĞLAYACAK?
Çevresel, ekonomik ve sosyal boyutlarda sürdürülebilir tarımın varlığı fakirliğin azaltılması ve gıda güvenliğinin sağlanmasında büyük katkı sağlayacak. AB İlerleme Politikalarının temelinde sürdürülebilir ve kapsayıcı tarım ve destek politikalarına yatırım önemli yer tutuyor.~
Sürdürülebilir tarım, diğer sektörler üzerindeki güçlü çarpan etkisiyle özellikle gelişmekte olan ülkelerde uzun dönemli büyümenin anahtarı olarak görülüyor.

Bugün Asya ve Afrika’da 2 hektardan daha küçük, yaklaşık 500 milyon arazi sahibi çiftçi doğrudan 2 milyar kişinin geçimine ve beslenmesine katkıda bulunuyor. Yerel özellikleri, ihtiyaçları, gelenekleri ve kapasiteleri dikkate alan, etkin sürdürülebilir tarım sistemleriyle bu küçük arazi sahipleri büyük verimlilik artışları sağlayabilirler.

Sürdürülebilir tarım sadece Avrupa’da değil tüm dünyada günümüz problemleriyle başa çıkmaya yardımcı olacak. Açlık ve yoksulluğun yok edilmesi ve gıda güvenliğinin sağlanması doğrultusunda güçlerin birleştirilmesi ise kaçınılmaz, çünkü ancak bu şekilde hedeflere erişilmesi mümkün olacak.

4- NİÇİN İHTİYACIMIZ VAR?
Gelecekte daha fazla insan gıdaya ihtiyaç duyacak. Halen dünyadaki aç insanların sayısı 1 milyara yaklaştı. 2050 yılına kadar 2 milyar daha insan dünya nüfusuna eklenecek. Aslında tarım sektörünün herkesi doyuracak besleyici gıdalar sağlaması mümkün.

Ancak gelecekteki ihtiyaçların karşılanması, özellikle de yüksek nüfus artışı beklenen gelişmekte olan ülkelerdeki ihtiyacın karşılanabilmesi için sürdürülebilir tarım üretiminin artırılması şart. Küçük arazilerde tarım yapanlar bu çözümün önemli bir parçası ve verimlilik artışı için desteklenmeleri gerekiyor.

Açlığın ve yoksulluğun ortadan kalkmasında çiftçilik anahtar rol üstlenebilir. Dünya nüfusunun üçte birinden fazlası için tarım ana geçim kaynağı. Gelişmekte olan ülkelerde ise tarımın Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’daki payı yüzde 29, istihdamdaki payı yüzde 65. ~
Avrupa’nın birçok bölgesinde çiftçilik kırsal ekonominin ayrılmaz bir parçası. Kırsal nüfusun yeterli gelire sahip olması, büyümeden pay alması ve yoksulluğun azaltılması için uzun vadede yaşayabilir tarım sistemlerinin desteklenmesi gerekiyor.

Tarım iklim değişikliğine uyum ve bu değişimin etkilerini hafifletmek olmak üzere çift rol üstleniyor. Günümüzde, tüm dünya genelinde tarım sistemleri iklim değişikliği ve artan enerji maliyetleri gibi diğer tehditlerle karşı karşıya.

Sürdürülebilir tarım uygulamaları çiftçilere değişime uyum sağlamada yard��mcı olurken sera gazı emisyonlarının azalmasına da katkıda bulunuyor. Sürdürülebilir tarım aynı zamanda daha temiz ziraatı mümkün kılan yeniliklere kapı açıyor, girdi maliyetlerindeki dalgalanmalara ve doğal felaketlere karşı da tarımla uğraşanları daha dayanıklı kılıyor.

Tarım giderek azalan kaynakları kullanıyor. Tarım arazi, toprak, su ve gübre gibi doğal kaynaklara bağlı. Gıda talebi artışı, iklim değişikliği ve ekosistemin bozulması yeni kısıtlamalar getirirken, sürdürülebilir tarım doğal kaynakların korunması, sera gazı emisyonlarının azalması, biyoçeşitliliğin kaybının önlenmesi ve değerli arazilerin korunmasında çok önemli role sahip.

5- SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIMLA NELER HEDEFLENİYOR?
Ortak Tarım Politikası ilk oluşturulduğu günlerden bu yana geliştirilerek günümüzde artık sürdürülebilir gelişmenin gereksinimlerine yanıt verebilecek bir tarım politikasına dönüştürüldü. Son yirmi yılda yapılan reformlar pazar odaklılığın ve tarımda sürdürülebilirliğin iyileştirilmesine katkıda bulundu. Bu doğrultuda şunlar hedefleniyor:
- Tarım arazilerinde yüksek kaliteli, güvenli ve sağlıklı tarımsal üretimin gerçekleştirilmesi.~
- Doğal kaynakların korunması: Çevreden alınanın tekrar çevreye geri verilmesi; böylelikle su, toprak ve hava gibi kaynakların gelecek kuşaklara iyi durumda aktarılabilmesi. Gübre ve böcek ilaçları gibi kimyasalların dengeli kullanılması. Sürdürülebilir tarım aynı zamanda iklim değişikliği etkilerinin azaltılması ve değime uyum sağlanmasında da rol üstleniyor.
- Ekonomik sürekliliğin sağlanabilmesi: Tarım arazilerinin üretime devam edebilmesi için yeterli gelir yaratması gerekli. Sürdürülebilir tarım faaliyetleri ekonominin güçlenmesine ve dengeli bölgesel gelişmeye katkıda bulunuyor.

- Ekosistemlerin geliştirilmesi: Habitat, gen ve türler bazında biyoçeşitliliğin korunması. Ayrıca toprak verimliliğinin ve suyun korunması, sera gazlarının ve diğer emisyonların azaltılması hedefleniyor.

6- KİMLERE TEŞVİK OVERİLİYOR?
Destekler “yeşil” tarıma veriliyor. Gerçekleştirilen kapsamlı reformlardan biri ürünlerden ziyade üreticilerin desteklenmesi oldu. Verilen destekler ürün değil üreticilere yönlendirildi, aşırı üretim için ortada bir teşvik kalmayınca çiftçiler de pazar koşullarına göre karar almaya başladılar. Bu reform AB tarımının ekonomik sürdürülebilirliğine destek oluyor.

Ürün ve çiftçi desteğinin ayrıştırılmasının yanı sıra bu tür tarım desteklerinin arazilerinde sürdürülebilir yöntemleri kullananlara verilmesi ise “yeşil” tarım uygulamalarını hızlandırdı. “Çapraz uyum” ise çiftçilerin çevresel konuların yanı sıra AB mevzuatında yer alan farklı düzenlemelere de uymasını zorunlu kılıyor.

Örneğin toprağın korunması mevzuatta çevresel ve tarımsal düzenlemelere uyumu beraberinde getiriyor. Bu sistem AB’nin sürdürülebilir tarım hedeflerine daha etkin bir şekilde erişmesine yardımcı oluyor.~
7- SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM NASIL YAYGINLAŞACAK?
“Değişim Ajandası” da sürdürülebilir büyümede tarımın ve gıda güvenliğinin merkezi rolüne inanıyor. “Değişim Ajandası”na göre AB’nin ekosistemin korunması ve yerel ürünlerin geliştirilmesine yönelik uygulamaları desteklemesi gerekiyor.

Üretici grupları oluşturulmasının teşvik edilmesi, arz ve pazarlama zincirleriyle ilişkilerin geliştirilmesi ve özel yatırımların özendirilmesi için devletin daha fazla destek olmasıyla küçük çiftlik sahiplerine ve kırsal kesime odaklanılması öngörülüyor.

Küçük çiftlik sahipleri, özellikle de kadınlar AB gıda güvenliği işbirliği çalışmalarını hızlandırmada ana oyuncular olarak görülüyorlar. Küçük çiftlik sahiplerinin gıda zincirinde daha fazla söz sahibi olması ve zincirdeki diğer paydaşlarla işbirliklerinin gelişmesi ve çoğalmasına da önem veriliyor.

8- DEĞİŞİM ZAMANI GELDİ Mİ?
İlerleme politikalarının paydaşlarına göre eğer açlığı azaltmak ve tarımsal gelişimin büyüme potansiyelinden faydalanmak istiyorsak işlerin eskisi gibi yapılması kesinlikle bir seçenek olamaz. Kalkınmanın çok daha geniş çevreleri kapsayacak şekilde ele alınması gerekiyor.

Bu doğrultuda AB, sürdürülebilir tarım çalışmaları ve bu yöndeki araştırmalarla sadece Avrupa’da değil tüm dünyada örnek olmayı, “benchmark” yapılabilecek en iyi uygulamalar oluşturmayı hedefliyor. Sürdürülebilir tarım politikaları, Milenyum Kalkınma Hedefleri’ne erişmek için de önemli araçlardan biri olarak görülüyor.

Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz