"Yaşam sınırı!"

20 sektörde hayatta kalmanın kritik sınırları…

19 EKİM, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Yaşam sınırı!
TOBB’un istatistiklerine göre 2014 yılında, yeni açılan her 4 işletmeden 1’i kapandı. Sadece geçtiğimiz haziranda kapanan şirket sayısı bini buldu. Bu durumu tek bir sebebe bağlamak zor. Ancak faaliyet gösterilen sektörde, işin matematiğini ve dinamiklerini bilmek, şirketin kısa sürede kapanmasını önleyip hayatına devam etmesini sağlıyor. İşin matematiğini öğrenmenin yolu ise her sektör için kritik yaşam göstergelerini anlamaya ve bunların tehlike sınırlarını geçmemeye bağlı… Çünkü, her sektörün kendine özgü farklı yaşam sınırları var ve bu sınırlar aşıldığında şirketiniz tehlikeli duruma giriyor. Örneğin, demir çelikte bir şirketin yaşayıp yaşamayacağını anlamak için önce kapasite kullanım oranına bakmak gerekiyor. Kapasite kullanımı yüzde 75’in altında ise tehlike çanları çalmaya başlıyor. Akaryakıt dağıtımında şirketin geleceğini istasyon sayısı belirliyor. Bir akaryakıt dağıtım şirketinin hayatına devam etmesi için minimum 100 istasyonu olması gerektiği, sektörün önde gelenleri tarafından belirtiliyor. Perakendede ise kira/ciro oranı önemli. Kira giderinin, cironun yüzde 15’ini geçmemesi temel kural olarak öne çıkıyor. Havalimanı işletmeciliğinde oyunun kuralını yolcu sayısı belirliyor. 1 milyonun altında yolcu kapasitesi olan havalimanları tercih edilmiyor. Emlak sektöründe bir şirketin zarar etmeden yaşayabilmesi ayda en az 2 satış ve 4 kiralama yapmasına bağlı.Hazır giyimden sanayiye, perakendeden turizme kadar 18 sektörde hayatta kalmanın kritik sınırlarını araştırdık.
KAPASİTE KULLANIMI ÖNEMLİ!
Kapasite kullanımı, sanayide en kritik gösterge. Bu önemli rakamsal gösterge beyaz eşyadan mobilyaya, demir çelikten tekstile ve yapı malzemelerine kadar sanayinin farklı dallarındaki birçok şirket için hayatta kalmanın kritik sınırını çiziyor. Ode Yalıtım Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, verimli çalışan, gerçek bir sanayi kuruluşunun kapasite kullanım oranının yüzde 90-95 bandının altına düşmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Turan, “Kapasite kullanım oranının yüzde 50’nin altında olması büyük bir risk oluşturuyor. Sürekli bu oranlarla çalışan şirketlerin verimliliği sağlamaları ve kârlı olmaları çok zor” diyor. Seramiksan Karo Fabrikası Müdürü Mehmet Gürkan Özkan, yüksek yüzdeli kapasite kullanım oranlarının sektör için kritik yaşam göstergesi olduğunu söylüyor. Beyaz eşya sektöründe de bir firmanın sağlıklı yaşamına devam etmesi için kapasite kullanım oranının yüzde 80-85 bandında olması hedefleniyor. Vestel CEO’su Turan Erdoğan, “Kapasite kullanımının yüzde 85’in altına düşmemesine son derece dikkat ediyoruz. Bunun için 3 vardiya çalışıyoruz” diyor. Dünya Çelik Birliği’ne göre çelik sektöründe de “yaşayabilirlik sınırı” olarak belirlenen kapasite kullanım oranı yüzde 75. Sektördeki bir işletmenin kapasitesinin bu oranın altına düşmesi, hayatta kalmasını tehlikeye sokuyor.
CİRO ETKİLENİYOR
Mobilya ve yapı malzemeleri firmalarında da kapasite kullanımı kritik. Seri üretim yapan mobilya şirketlerinde kapasite kullanım oranlarının yüzde 72’nin altına düşmesi, cirolarında gerilemeye yol açıyor. Mobilya Sanayi İş Adamları Derneği (MOBSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Engin Küçük, “Toptan mobilya üretimi yapan firmalar için kapasite kullanım oranının yüzde 80’in altına düşmesi zarar demek” diyor. Tekstil ve otomotivde de kapasite kullanım oranı kritik yaşam göstergeleri arasında. Son 10 yıldır tekstilde kapasite kullanımı yüzde 75-80 aralığında gerçekleşiyor. Akkuş Tekstil Başkan Yardımcısı Fasih Akkuş, “Tekstildeki bir firmanın kapasite kullanım oranının yüzde 65 70’in altına düşmemesi gerekiyor” diyor. Bu oranın altına düşmesi hayatta kalmasını zorlaştırıyor ve tehlike sinyalleri çalmaya başlıyor. Otomotivde de kapasite kullanımı kritik… Uzun yıllar Temsa’nın CEO’luğunu yapan Mehmet Buldurgan, “Otomotivde kapasite kullanım oranı yüzde 70 seviyelerinde ise genel gidişatı kurtarır. Hatta biraz da başa baş dengenin de üzerine çıkılmış olur” diyor. Otomotivde kapasite kullanımı kadar kritik iki yaşam sınırı daha var. Bunlardan ilki ihracat oranı, ikincisi ise işletme sermayesi. Buldurgan, “Otomotivde üretici firmalar yaşayabilirlik sınırlarını üst düzeye çekmek istiyorsa mutlaka ihracatlarının, üretimlerinin en az yüzde 30’u düzeyinde olması gerekli” diyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz