Yeni tehlike senaryoları

Peki en kötüsünü gören sektörlerin yeni dönem planında neler var? En önemlisi yeni “korkutan senaryolarında” hangi rakamlar ön plana çıkıyor? İşte yanıtlar…

15.02.2021 23:09:000
Paylaş Tweet Paylaş
Yeni tehlike senaryoları

Nilüfer Gözütok Ünal

ngozutok@capital.com.tr

Çok değil, bundan birkaç yıl önce sektörleri “korkutan senaryolar” farklıydı. 2019’da doların 6,5 TL olması, kapasite kullanımında, kârda ve iç pazarda çift haneli daralmalar endişe verici bulunuyordu. Mevcut durumda geçmişin “korkutan rakamlarının” ötesine çoktan geçildi. Gayrimenkulde bir yılda kâr marjı 15, mobilyada 7, beyaz eşyada 4 puan geriledi. AVM’ler yüzde 40’a yakın ziyaretçi düşüşüyle karşı karşıya kaldı. Peki en kötüsünü gören sektörlerin yeni dönem planında neler var? En önemlisi yeni “korkutan senaryolarında” hangi rakamlar ön plana çıkıyor? İşte yanıtlar…

Dolar kurunun 6,5 liranın üzerine çıkması, kredi faizlerinin yüzde 1’i aşması, kârlılıkta yüzde 10, iç talepte ise yüzde 30 daralma… Tüm bunlar, sadece bir yıl önce pek çok sektör liderinin Capital’e, “korkutucu” olarak sıraladığı senaryolardı. Bu endişe verici rakamların sektörler için büyük tehlike yaratacağından bahsediyorlardı. Pandeminin etkisiyle “en kötü senaryolar” maalesef gerçek oldu. Hatta bazı sektörlerde bu rakamların yerini daha kötüleri aldı. Uzmanlar ise hemfikir… Belirsizliklerle dolu ve sık sık ani gelişmelerin yaşandığı sıra dışı zamanlar yaşıyoruz. Bu ortamda tahmin yapmak da oldukça zor. Yine de sektörlerin planlı hareket etmesi gerekiyor. Bunun için her türlü senaryoya karşı hazırlıklı olmaları şart. En kötüsünü gören sektörlerin bu ağır faturayı hangi stratejilerle atlattığı ise gelecek için önemli ipuçları içeriyor. Yeni döneme ilişkin revize ettikleri “korkutan senaryo”lar da sektörleri bekleyen tehlikelere işaret ediyor. Üstelik öngörülemeyen pek çok değişken nedeniyle revize edilen bu yeni kötü senaryoların gerçekleşme ihtimali de oldukça yüksek. 

RADİKAL DÜŞÜŞ

Bazı sektörlerde korkulan senaryoların çok ötesine geçilmiş durumda. Havacılık, turizm ve yeme içme sektörlerinde kâr marjları tarihinin en düşük seviyesiyle dikkat çekiyor. Havacılıkta 140 milyar dolarlık bir zarardan bahsediliyor. Türkiye’de sektörün en büyük oyuncusu THY, ilk üç çeyrekte net 5,2 milyar TL zarar açıkladı. Turizmde ise dünya çapında 197 milyondan fazla kişinin iş kaybına uğradığı, 5,5 trilyon dolarlık gelir kaybının yaşandığı hesaplanıyor. Türkiye’de de sektör yetkililerine göre pazar bu yıl yüzde 70 daraldı. TAVAK Vakfı’nın yaptığı araştırma 2020’de yeme içme sektörünün yüzde 40 daralacağını ve işletmelerin kapanacağını ortaya koyuyor. TAVAK Vakıf Başkanı Faruk Şen, “Bu açıdan gerek turizmde gerek gastronomide istihdam en az yüzde 40 daralacak” diyor. Mobilya da geçtiğimiz yıl öngörülen en kötü senaryonun eşiğinde bekliyor. 5 yıl önce yüzde 30’un üzerinde brüt kâr marjıyla çalışan sektörde, 1 yıl önce en kötü senaryo bu kâr marjının yüzde 20’nin altına düşmesi olarak ifade ediliyordu. Mobilya Sanayi İş Adamları Derneği Başkanı Nuri Gürcan, şu anda kârlılıkta sınırda olduklarını dile getiriyor. “Bugün sektör, yeni bir bakış açısıyla yoluna devam etmeye çalışıyor. Örneğin lüks üretim yapan bir marka, yeni bir kitleyi kucaklayabilmek için fiyatı düşük olan mobilya koleksiyonları üretiyor. Destek kredileriyle borçlanma yolunu seçiyor” diyor. Züccaciye sektörü için kârlılığın yüzde 15’in altına düşmesi olabilecek en kötü senaryoydu. Sektör mevcut durumda yüzde 15’lerde zor da olsa tutunuyor. ZÜCDER Başkanı Mesut Öksüz, salgının çok zorladığını ifade ediyor ve şöyle anlatıyor: “Geçtiğimiz yılın kârlarını yerine koymakta zorlanıyoruz. Bu yılın kârlılık oranları ortalama yüzde 5-8 olacak. Kârlılığın düşmesiyle yatırımları bekleme sürecine aldık.” Beyaz eşyada bu yıl yüzde 30’a varan bir küçülme yaşandı ve yılın daralmayla kapanma ihtimali yüksek. Electrolux Beyaz Eşya Ürün Müdürü Barış Ergun, en kötü senaryoda global boyutta talep azalması yaratacak bir kriz ve ihracat düşüşüyle üretimde yüzde 25’lere varan bir tablo çiziyor. 

KÖTÜLER LİSTESİ 

İkinci dalga etkisinin güçlenme ihtimali ise sektörlerin en büyük kabusu olarak ön plana çıkıyor. Çimento, cam ve seramik bu sektörlerin başında geliyor. Bu alanlarda ikinci dalganın güçlenmesi ve kapatmaların yaygınlaşması endişe yaratıyor. Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Erdem Çenesiz, “Muhtemelen bu risk önümüzdeki birkaç ay için kalıcı olacak. Böyle bir durumda işlerde yeniden daralma kaçınılmaz olur” diyor. Kış aylarının zaten çimento, cam ve seramik sektörleri için düşük geçen aylar olduğunu ifade eden Çenesiz, “Mevsimsellikle birlikte işler her yıl yavaşlar. Sektör düşük ve yüksek sezonlarına göre hazırlıklarını yapar. Ancak beklentilerin üzerinde bir daralma sıkıntı yaratır” diyor. Sun Grup’un yönetim kurulu başkanı Sabri Ünlütürk, geçtiğimiz yıl mart ayında olduğu gibi Avrupa ve Türkiye’nin karantinaya girmesinin sektöre dair en kötü senaryo olduğunu dile getiriyor. “Bu da siparişlerin yüzde 70-80 durdurulmasına veya iptaline yol açar. Sektörü çok olumsuz etkiler. Ancak yeni toparlanmaya başlayan perakende için fatura daha da ağır olabilir” diye konuşuyor. Turizm, yüzde 70 kayıpla geçen bir yılın ardından 2021’de pandeminin etkilerinin sürmesini en kötü senaryo olarak görüyor. Sianji Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Recai Çakır, bu durumda 750 bin kişiyi istihdam eden ve 55 sektörü etkileyen turizmde ciddi istihdam kayıpları yaşanacağını öngörüyor. Sektörün finans yükü ve krediler bakımından yeniden yapılandırma ihtiyacı içinde olduğuna dikkat çeken Çakır, bankaların kısmen bu yapılandırmayı yaptığını, yapmayan bankaların da yapmak zorunda olduğunu dile getiriyor. “Eğer yapılandırma olmazsa, özellikle otel sahipleri ve tur operatörleri batacak” diyor. 

HAMMADDE ZORLUYOR

Sadece pandemi değil, Türkiye’ye özel gelişmeler ve yurt dışı dengelerdeki değişim de sektörleri kaygılandırıyor. Faizlerin artması, konut sektörünü endişelendiren en kritik konu. Ege Yapı Yönetim Kurulu Başkanı H. İnanç Kabadayı, sektörün teşviklerle desteklenmesinin önemli olduğunu belirtiyor ve “KDV oranlarında ve tapu alım-satım oranlarında yapılacak olan indirim faydalı olacak. Markalı konut üreticileri sektörde yüzde 10 kadar bir oranı kapsıyor. Bu oranı artırmamız sektörün ve ekonominin daha sağlıklı ve güvenli büyümesini sağlayacak” diyor. Mobilyada özellikle hammadde fiyatlarındaki yükseliş zorluyor. MOBSAD Başkanı Nuri Gürcan, “Hammadde fiyatlarının beklenenden fazla olması ve talebin düşmesi sektörü asıl sıkıntıya düşürecek nedenler” diyor. MOSDER Başkanı Mustafa Balcı, genellikle hammaddeyi Avrupa ülkelerinden tedarik ettikleri için fiyatların Euro bazında olduğunu dile getiriyor. “Haziran ayında Poliol maddesinin 1 tonunu 1.150 Euro’ya alıyorduk. Ekimde 1.850 Euro’ya sipariş ettik. Önümüzdeki aylarda bu ürünü kaç paradan alacağımızı bilemiyoruz. Ancak piyasada 3 bin Euro olacağı söyleniyor” diyor. Aynı durumun birçok hammaddede olduğunu dile getiren Balcı, verilen siparişin ülkeye gelmesinin de 1 ayı bulduğunu, Uzakdoğu’dan temin edilen ürünlerde sürenin 45 gün olduğunu söylüyor. “Bizim de müşterilerimize termin sürelerimiz uzamaya başlıyor” diyor. Faik Sönmez Yönetim Kurulu Başkanı Mete Sönmez, hazır giyimde geçen yılki adetlere göre satışların yıl sonunda yüzde 20’den fazla azalmasının yanı sıra kısa çalışma ödeneği ve kira indirimlerinin sürmemesi durumunda şirketlerin küçülmeye mecbur kalacağını söylüyor. Faydasıçok Holding Yönetim Kurulu Başkanı Naci Faydasıçok’a göre TL’nin bir kez daha yüzde 30 devalüe olması üreticiyi yoracak ve iç tüketim duracak. 

İHRACAT DURURSA NE OLUR?

Makine sektörü, ithalattaki yükselişten dolayı endişeli. Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu, eylülde makine ithalatının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 47,8 arttığına dikkat çekiyor. Karavelioğlu, “Sektör bir yandan ara malı tedarikinde ve üretimde coğrafya değiştirme sancıları çekerken bir taraftandan da Çin’in piyasa bozucu destekli fiyatlarıyla mücadele ediyor. Çin kapasite fazlası oluşturup bu fazlalığı düşük fiyatlarla rakiplerini bertaraf etmek için kullanıyor. Türkiye gibi ülkelerin imalatçıları bu durumdan çok olumsuz etkileniyor” diyor. İkinci dalganın da sektörü kaygılandırdığını dile getiriyor ve en kötü senaryoyu şöyle paylaşıyor: “Kötü senaryomuz ihracatımızın yüzde 50’sinden fazlasını yaptığımız AB’nin ilk dalgadaki gibi kapanması ihtimaline dayanıyor. Bu defa vakalar, ilk zirvenin 2-3 misline ulaştı. Yeni durumu kestirmek zor ama eğer yeni yıla da böyle başlarsak ilk dalgada kurduğumuz bağlantılar faydalı olacak.” Plastikte en kötü senaryo ihracatta meydana gelebilecek duraksama. İç piyasadaki talep daralmasını ihracatla kapattıklarını ifade eden PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, “İhracatta yüzde 10 ve üzeri bir düşüş, sektör için kötü senaryoyu oluşturur” diyor. Eroğlu, bu durumda yaşanacak asıl tehlikeye ise şöyle dikkat çekiyor: “Bu süreçte esas tehlike ilk şoktan kötü etkilenip zar zor ayakta kalmayı başaran küçük ölçekli şirketler için söz konusu. Çünkü bu şirketler, ikinci bir küçülmeyi kaldıramaz. Bu da ciddi istihdam kayıplarına yol açabilir. İlk şoktan kötü etkilenen küçük ölçekli oyuncuların sektör oyuncuları içindeki payı, sektörümüzün 33,5 milyar dolarlık cirosunun yüzde 25’lik kısmına denk geliyor.”

 RİSKLERDEN KAÇINMA FORMÜLÜ 

Olası kötü senaryolar için her sektör ve şirket kendi çözümünü bulmaya çalışıyor. Burgan Leasing Genel Müdürü Aydın Yusufoğlu, kiracıların lehine hareket ederek hızlı çözümler sunduklarını söylüyor. Yusufoğlu, sunulan çözümleri de şöyle paylaşıyor: “Bu dönemde, ekonomik dalgalanma nedeniyle nakit akışı bozulan müşterilerimizin taksitlerini öteleyip nakit akışlarını rahatlatmaya çalışıyoruz. AVM, perakende, turizm gibi bazı sektörlerdeyse müşterilerin ödeme planına göre daha uzun vadeli yapılandırmalara yöneliyoruz. Müşterilerimize, yeni işlemlerde döviz kurundan etkilenmemeleri için uygun faizli TL krediler öneriyoruz.” Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Erdem Çenesiz, finansal risklere karşı artık daha hazırlıklı olduklarını söylüyor. Nakit yönetimine ağırlık verildiğini dile getiren Çenesiz, sözlerine şöyle devam ediyor: “En az döviz pozisyonu taşınmaya çalışılıyor. Uzun vadeli krediler kullanılarak faiz riskleri azaltılıyor.” Sun Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Sabri Ünlütürk, en çok nakit akışına dikkat ediyor. “Maksimum likiditeyle çalışmaya devam ediyoruz” diyor. Faik Sönmez ise kötü senaryoya hazırlıklı olmak için kâr üretemeyen mağazalarını kapatıyor. Faik Sönmez Yönetim Kurulu Başkanı Mete Sönmez, “İnternet satışı, uzaktan görüntü destekli satış gibi kanalları geliştiriyoruz. En önemlisi giderlerimizi çok sıkı kontrol ediyoruz” diye konuşuyor. Faydasıçok Holding açık pozisyon bulundurmayarak önlem alıyor. Naci Faydasıçok, “Vadeli satışlarımızdan daha uzun ortalama vadeyle borçlanıyoruz. Yatırımları daha uzun geri dönüşlerde finanse ediyoruz” diyor. 

FİYAT ARTIRILACAK ZÜCDER

Başkanı Mesut Öksüz, düşen kârlılıklar karşısında yeni ihracat pazarları oluştururken mevcut pazarlarını derinleştirdiklerini söylüyor. “Katma değerli ürün üretme gayreti içindeyiz. Bunun için Ar-Ge’yi önemsiyor, maliyetlerimizi optimize ediyoruz” diyor. MOBSAD Başkanı Nuri Gürcan, hammadde fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle sektör oyuncularının da fiyat yükseltme yoluna gideceklerini belirtiyor. “Talebin düşmesi riskine karşılık da bir yandan ihracat ayağımızı güçlü tutmaya çalışıyoruz” diyor. Plastik sektörü operasyonel maliyetlerini düşürmeye yönelmiş durumda. PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, ayrıca sektör oyuncularının ürün gamlarını çeşitlendirdiklerini belirtiyor. “Alternatif satış kanallarında da genişlemeler söz konusu” diye konuşuyor. Intercity Yönetim Kurulu Başkanı Vural Ak, şu an borçlarının sadece yüzde 10’unun yabancı para cinsinden olduğunu belirtiyor. Önümüzdeki 3 ay içinde bilançoda hiç yabancı para borçlanmalarının kalmayacağını açıklıyor. “Güncel borç/özkaynak oranımızı 3’ün de altına indirdik ki bu oran 30 yıllık tarihimizdeki en güçlü seviye diyebiliriz” diye konuşuyor. Çimento sektörünü iç pazardaki daralmanın yanı sıra döviz kurundaki artışlar endişelendiriyor. Nuh Çimento Grubu CEO’su Gökhan Bozkurt, “2020’de olduğu gibi 2021’de de ihracat yaparak zor süreçten en az hasarla çıkmayı hedefliyoruz. Dövizdeki yüksek artıştan dövizli kredilerimizi azaltarak ve hedge yaparak korunmaya çalışıyoruz” diyor.


“DİRENMEYE ÇALIŞIYORUZ
BÜLENT BÜLBÜL  LG ELECTRONICS TÜRKİYE EV EĞLENCESİ ELEKTRONİĞİ VE BEYAZ EŞYA ÜRÜN GRUPLARI SATIŞ BAŞKANI

STOK YÜKLEMESİ 
En kötü senaryonun, salgının daha fazla yayılması ve fabrikaların kapanması olacağını düşünüyoruz. Bunun için bugünden güvenli stok sağlayabilmek adına birkaç fabrikamızdan stok yüklemesi yapıyoruz. Kurlar konusunda direnmeye ve fiyat artışı yapmamaya çalışıyoruz. Son noktaya kadar çaba göstermeyi sürdüreceğiz. Dolar kuru 8,5 TL dolaylarında kalmaya devam ederse fiyat artışı kaçınılmaz olacak.
ARTIŞIN ETKİSİ Faiz artışı sonrasında özellikle kredi kartı oranlarında artışlar gerçekleşecektir. Bu durum sadece bizim hayatımızda değil iş ortaklarımız nezdinde de negatif etki yaratacak. Bu konuda neler yapabileceğimizi, bu durumu tüketicilere yansıtmadan, ne tür kampanyalar ve alternatif ödeme yöntemleriyle nasıl yöneteceğimizi araştırmaya başladık. Nakit akışını doğru yönetmek sağlıklı bir ticaret için en önemli unsurlardan. İş ortaklarımızın stoklarını çok iyi kontrol edip mevcut stok sayısını ödeme vadelerinin altında çevirmeye ve nakit sağlamaya çalışıyoruz.



4 SEKTÖRDE ÜZEN İHTİMALLER

PLAN HAZIR
OSD Başkanı Haydar Yenigün, otomotiv sektörünün her zaman her türlü senaryo için aksiyon planının hazır olduğunu belirtiyor. En kötü senaryonun ikinci dalganın artış etkisinin sürmesi olacağını ifade eden Yenigün, “Önümüzde Brexit, Avrupa Yeşil Mutabakat gibi sanayimizi yakından etkileyecek kritik gündemimiz var” diyor.
SIKINTILI KONULAR MNG Faktoring Yönetim Kurulu Üyesi Gökay Yavuz, en kötü senaryonun kur artışının sürmesi olduğunu belirtiyor ve şunları söylüyor: “Faizin artırılmaması durumunda kambiyo rejiminin değiştirilmesi ve sermaye hareketlerine sınırlama gelmesi ve bunun sonucu olarak hem finansman imkanlarının daralması hem alacak kalitesinin bozulması da yine endişe verici konular. Bunun gerçekleşmesi halinde yeni işlem yapmayı geçici bir süre durdurabiliriz. Alacaklarımızı tahsil edip her anlamda küçülme yoluna gidebiliriz.”
NASIL AŞACAK? Polisan Kansai, ilk dalgada yaşanan Çin kaynaklı tedarik sıkıntısı nedeniyle ikinci dalgadaki riskleri alternatif tedarikçilerle aşmayı planlıyor. Polisan Kansai Boya Genel Müdürü Mehmet Hacıkamiloğlu, “Maliyeti düşüren ve lojistik verimliliği artıran altyapı çalışmaları geliştirdik. Pazar tarafında kendi usta ve bayilerimizle yaptığımız B2B ve B2C projelerinde dijitali işin içine dahil etmeye başladık” diyor.
HİZMETLER DURABİLİR Securitas Finans Koordinatörü Hakan Ilgar, sektörde 30 günü aşan ödeme vadeleriyle karşılaştıklarını, bu durumun devam etmesi durumunda birtakım sözleşmelerini bitirebileceklerini söylüyor. Teknoloji tarafında için kur artışından da olumsuz etkilendiklerini dile getiren Ilgar, “Döviz kurunun müşterilerimizin bilançoları üstündeki olumsuz etkileri bize yansıyor. Kadro azaltımı ve hizmet alımının durdurulması gibi durumlar yaşanabiliyor” diyor.



“YÜZDE 50 İPTAL SIKINTIYA SOKAR”
BARAN DEMİR İBRAHİM POLAT HOLDİNG CEO’SU

KÖTÜ İHTİMAL 
Sektörü endişelendiren en kötü senaryo, yurt içinde sokağa çıkma yasağı getirilmesi nedeniyle inşaat şantiyelerinin ve malzeme satan bayilerin, yapı marketlerin kapatılması. Yurt dışında benzer önlemler nedeniyle siparişlerin durması da endişelendiriyor. Sektör bazında yaklaşık üretimin yarısı ihraç edildiği için ihracatta yüzde 50’ye varan, iç pazarda da yüzde 60 iptal sıkıntıya sokar. Ayrıca enflasyona bağlı olarak toplu sözleşmelerde yüksek işçilik maliyet artışları zorlayıcı bir diğer unsur olur.
“ARZ FAZLASI VAR” Vadeler zaten çok uzadı ve 180 günleri aştı. Daha fazla açılacağını düşünemiyorum. Ama 210 gün sektörü zora düşürür. Tüm bunların bir araya gelmesi zaten arz fazlası olan sektörde bazı şirketleri zora sokar. Sektör şu an vadesi çok uzayan ve kâr oranı oldukça düşen iç pazara arz miktarını azaltıp ihracata ağırlık veriyor.




İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz