Zincirde dönüşüm kazandırdı

Bölgesel karantinalar, sınır kontrolleri ve üretim kesintileri nedeniyle global tedarik zinciri felce uğradı. Bu da birçok sektörün, ithal hammadde tedarikinde sorun yaşamasına neden oldu...

27.07.2021 12:20:000
Paylaş Tweet Paylaş
Zincirde dönüşüm kazandırdı

Aslı Sözbilir

 Peki, şirketler pandemide iş sürdürülebilirliğini sağlamak için tedarik stratejilerini nasıl dönüştürerek “zincirde yeni değer” yarattı? Bu süreçte tedarikte yerelleşmeyi artıran ve yakın coğrafyalara yönelenler çoğunluktaydı. Marka ve ülke çeşitlemesine gidenler de oldu. Tüm bu hamleleri erken yapanlar ise neredeyse tam kapasite çalışarak satış ve ihracat hedeflerinin üzerine çıkmayı başardı.

COVID-19, pek çok Türk şirketi için tedarik zincirinin önemli halkalarından olan Çin, Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’da üretimi ciddi oranda etkiledi. Sınırlamalarla uluslararası lojistik kanalları tıkandı. Böylece daha önce hammaddelerini farklı ülkelerden “tam zamanında (just in time) teslim” sistemiyle temin eden yerli şirketler, kritik parçaların tedarikindeki aksamalarla iş sürdürülebilirliğinde büyük riskler yaşadı. Ve 2020 başındaki üretim planlarına sadık kalabilmek için hızlı aksiyonlarla alternatif tedarik stratejileri oluşturdular. Örneğin PepsiCo ve P&G Türkiye, tedarik portföyündeki yerli iş birliklerini artırma yoluna gitti. Yeşim Tekstil ve Orge Enerji tedarikte marka ve ülke çeşitlendirmesi yaparken, Amgen Türkiye ve Gensenta yabancı tedarikçilerini alternatifli kullanma çözümünü formüle etti. Sapro, Beta Kimya ve Zade Vital gibi dışarıdan temin edemediği ürünler için yeni yatırımlar yapıp ikame ürün üretenler de oldu. Tedarik konusunda şirketlerin oluşturduğu yeni stratejiler iş sonuçları açısından işe yaramışa benziyor. Örneğin Hafele Türkiye, servis seviyelerinde yüzde 3 oranında iyileşme sağlarken, Reis Gıda, ihracat cirosunu 2020’de bir önceki yıla göre yüzde 137 artırdı. Yine Gedik Holding ağırlıklı yerli temin sonucu 2020’de ihracatını 40 milyon dolara ulaştırırken, Abdi İbrahim tam tedarik süresini yüzde 3 iyileştirdi. 

LOKALİZASYON

Türkiye’deki global şirketlerin pandemide yüzlerini daha fazla yerel tedarikçiye döndürdükleri görülüyor. PepsiCo Türkiye bunların başında geliyor. Şirket bu dönemde pazarda talep artışı, iş gücündeki kayıplar, gümrük işlemlerinin uzaması ve yurt dışından gelen şoförlere uygulanan giriş yasakları nedeniyle ithal ettiği hammaddelerin tedarikinde sıkıntı yaşadı. Ve bunları aşmak için bazı aksiyonları hızlıca hayata geçirdi. PepsiCo Türkiye Tedarik Zinciri Direktörü Uğur Tanık, bu adımları şöyle özetliyor: “Güncel tedarik, satış ve üretim planlarımızı yeniden gözden geçirip mevcut talebe göre revize ederek, hammadde stoksuzluğunun önüne geçtik. Ayrıca kritik hammaddelerimiz için stok gün sayılarını kontrollü artırdık. Böylece artan talebe rağmen servis seviyelerimizde yüzde 1-2 oranında iyileşme sağladık. Ek olarak alternatif lokal tedarikçilerle alternatif ürün grupları ve tedarik sürelerinin kısaltılmasına ilişkin çalışmalar yaptık. Yabancı şoförler ve gümrük sürelerinin uzaması konusunda tedarikçiler ve nakliye servis sağlayıcılarıyla koordineli aksiyonlar aldık. Bu aksiyonlarla beraber gümrükte bekleme sürelerini 8-10 günlerden 2-3 günlere düşürdük.” Tanık, zor yılın ardından 2021 ve sonrası için tedarik stratejilerinin “hammadde lokalizasyon programını hızlandırmak” yönünde olacağını söylüyor. Bir diğer global marka olan Hero Baby pandemide, ambalajlarında kullandığı geri dönüşümlü sıkıştırılmış karton tedarikinde risk yaşadı. Hero Baby Türkiye Ülke Müdürü Ali Bozer sorunu geri dönüşümlü karton ambalaj konusunda daha yüksek emniyet stokuyla çalışan tedarikçilerin ağırlığını artırıp, tedarikçi sayısında artışa giderek çözdüklerini anlatıyor. Hero Baby de PepsiCo gibi bundan sonrasında tedarikte daha fazla yerli üreticilere yönelme eğiliminde… Bozer, “İthal girdilerimiz için yerli üreticileri geliştirme çalışmalarımıza ağırlık vereceğiz” diyor. 

ÇİN FAKTÖRÜ 

Tekstil tarafına baktığımızda sektörde en çok ihracat yapan Çin’de salgın nedeniyle üretime ara verilmesinin yarattığı tedarik sıkıntıları dikkat çekiyor. Cotton Box Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Turgut, “Çin’le ihracat yapan ülkelerin tedarik sorunu yaşamasıyla birçok ülke alternatif tedarik merkezi aramaya yöneldi. Bunun sonucunda çok farklı coğrafyalardan Türkiye’ye talep kayması oldu. Bu da beraberinde hammaddede arz sıkıntısı yarattı” diyor. Turgut bu noktada çözüm olarak hammadde aldıkları tedarikçi sayısını 3 katına çıkardıklarını ve yurt içine yöneldiklerini söylüyor ve ekliyor: “Bu suretle yüzde 100 kapasiteyle çalıştık. Bundan sonra da tedarikçi kanallarını hep açık ve alternatifli olacak şekilde tutacağız.” Yeşim Grup CEO’su Şenol Şankaya da tedarik sorunlarını anlatırken Çin faktörüne dikkat çekiyor. Şankaya, “Sürecin Uzak Doğu’da başlayıp sonrasında tüm dünyaya yayılmış olması; hammadde işleme ve üretim tesislerinin kapasitelerinin düşmesine neden oldu” diyor. Yeşim Tekstil, pandemi sürecinin başında önce sentetik iplik gruplarında başlayan hammadde sıkıntısını birkaç ay sonra pamuk ve türevi iplik gruplarında da yaşamaya başladı. Şirket, hem yurt dışı hem de yurt içinden tedarik ettiği iplik hammaddesi için bu dönemde yurt içindeki alternatif tedarikçi sayılarını arttırdı. Şankaya, “Ayrıca stratejik bir iplik grubundan bir ürünü tedarik ettiğimiz ülke sayısını 3’e çıkardık. Bu sayede mevcut kapasitemizin yüzde 100’ünü kullanmaya devam ettirdik. Böylece siparişlerimizi planlanan zamanlarda sevk ettik” diyor. 

ANA İŞ ORTAKLARI

Erkek moda markaları Ramsey ve KİP ile hazır giyim sektöründe yer alan Gürmen Group da tedarikte pandemi hasarı yaşadı. Şirketin markalardan sorumlu yönetim kurulu üyesi Zeynep Doğan, “Salgında sınırların kapanması, lojistiğin kısıtlanması, üretimlerin aksaması nedeniyle yaşanan hammadde sıkıntısı ve emtia fiyatlarındaki yükseliş dünya genelinde etkisini güçlü şekilde gösterdi” diyor. Doğan, yaşanan belirsizliği nasıl yönettiklerini şöyle anlatıyor: “Kumaş gibi ana hammadde ve ürün alımlarında tedarikçi çeşitliliğimizi artırarak ve lokalizasyonla tedarik zincirimizin salgının yarattığı olumsuz etkilerden zarar görmesini engelledik. Etkili, hızlı proje yönetimiyle artan navlun fiyatları, lojistik ağlarının bloke olması, işletmelerin çalışma ortamı ve süresindeki belirsizlikleri bertaraf etmeyi başardık. ‘Ana iş ortakları seçerek’ ve ‘uzun dönemli alım projeksiyonları’ yaparak; ara hammadde piyasalarında yaşanan dönemsel stok daralmalarıyla fiyat dalgalanmalarından minimum seviyede etkilenecek bir tedarik stratejisini uygulamaya koyduk.” Doğan, izledikleri bu tedarik stratejisi sonucu üretim zincirinde, ihracatta ve perakende kanalında sürdürülebilirlik sağladıklarını anlatıyor ve ekliyor: “Ayrıca ihracat pazarlarına yeni ülke eklerken Yeni Zelanda, Avustralya, Finlandiya gibi uzak coğrafyalardaki markalı ihracatımızı artırdık ve toplamda 25 ülkeye ürünlerimizi ulaştırdık.” Sun Tekstil de pandemi döneminde hammadde fiyatlarındaki yüzde 50’ye varan artışlar karşısında “avantajlı yerli üreticileri seçerek, onlardan alım yapma” yoluna gitti. Şirketin yönetim kurulu başkanı Elvan Ünlütürk, “Ekonomik verileri takip ederek stok optimizasyonu yapmaya çaba gösteriyoruz. Nispeten avantajlı fiyatlarla alım yapmaya çalışıyoruz” diyor. 

RİSK YÖNETİMİ 

Kullandığı hammaddelerin yaklaşık yüzde 70’inin yurt dışından ithal edilmesi nedeniyle pandemide büyük tedarik problemleri yaşayanlardan biri de kimya sektörü oldu. Deniz taşımacılığında uzayan nakliye süreleri nedeniyle sektörde birçok üretim hattında aksamalar oluştu. Seyahat kısıtlamaları sebebiyle düşen petrol tüketimi de petro kimya tesislerinin eskiye oranla daha düşük üretim yapmasına sebep oldu. Bu durum ise petro kimya kaynaklı ana girdi hammaddelerin üretiminin düşmesine, dolayısıyla fiyatların da büyük oranlarda artmasına yol açtı. Beta Kimya Genel Müdürü Cihat Sayacı, “Bu kısır döngü nedeniyle hammadde fiyatlarında döviz bazlı yüzde 150-200 oranında artışlar yaşanıyor” diyor. Sayacı, kısa vadeli çözüm olarak tedarikçi firma ve ülke sayılarını artırarak alternatiflerini çeşitlendirme ve riskleri bölme yolunu tercih ettiklerini anlatıyor. Şirket ayrıca bu dönemde yakın coğrafyalardaki tedarikçileri tercih ederek kara yolu taşımacılığını kullanmaya ve tedarik sürelerini kısaltmaya çalıştı. Sayacı, “Ek olarak Ar-Ge kabiliyetimiz sonucu temin problemi yaşadığımız bazı hammaddelerin yerine ikame hammaddeler kullandık” diyor. Flokser Kimya ise pandemi sürecinde tedarikte sorun yaşamamak için hammadde stoklarını ithalat kısıtlamaları gelmeden önce en yüksek kapasiteye getirmeye odaklandı. Şirketin genel müdürü Ekin Tükek, bu kapsamdaki adımlarını şöyle özetliyor: “Yurt içi ve yurt dışı tedarikçilerimizle önceliklendirmeler yaptık. Alternatif tedarikçilere ulaştık. Sipariş miktarımızı Uzak Doğu, Avrupa ve ABD arasında bölüştürerek risklerimizi azalttık. Böylece gecikmeleri engelleyerek üretime ara vermeden hızla devam ettik. Trade satışlarımızı 2020’de hedefimizin yüzde 200 üstünde kapattık ve yüzde 40’ın üstünde büyüme sağladık.” 

FARKLI DENEYİMLER 

Gıda tarafında tedarik konusunda farklı deneyimler yaşandığı görülüyor. Bunun en iyi örneklerinden biri pandemide diğer gıda şirketlerinin aksine tedarikçi azalttığını söyleyen Reis Gıda. Kuru gıda sektöründe faaliyet gösteren markanın ürünlerinin yaklaşık yüzde 90’ı yerli ve yerel üretim. Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, bu dönemde belirledikleri standartlarda ürün bulabilmek zorlaştığı için pirinç özelinde belirli tedarikçilerle anlaşmaya vardıklarını anlatıyor: “Pirinç tedarikçi sayımızı artırmadık. Tam tersi ürün tedarikçi sayımızı azalttık. Çünkü Reis kalitesinde nitelikli ürün yetiştiren üretici sayısı azaldı. Bu nedenle Trakya Araştırma Enstitüsü’nden aldığımız yerli çeltik tohumlarının ekimini yaptık. 2020 yılında tohum üretici belgesi alarak bu çeşitlerin ekimi için üreticiyi teşvik ettik. Bu yılda ekilişlerimize devam ediyoruz. Böylece ihracat ciromuzda 2020 yılında 2019’a göre yüzde 137 artış oldu. İhracat satış tonajımızda ise yüzde 78 oranında artış gerçekleşti.” Peyman ise pandemi sürecinde sınırlar ve gümrüklerdeki kısıtlamalar nedeniyle ithal hammaddelerin tedarikinde yaşadığı zorluğu tedarik ortaklarını çeşitlendirerek yönetti. Peyman Operasyon Direktörü ve İcra Kurulu Üyesi Süleyman Bilici, “Bu dönemde, hammadde stoklarımızı yüzde 20, tedarikçi sayımızı yüzde 15 oranında artırdık. Bunun sonucunda tüketicilerimizin raflardaki ürünlerimize ulaşım oranı yüzde 10 oranında arttı” diye konuşuyor. Bilici pandemi sonrasında da yüksek stok politikasını sürdüreceklerini anlatıyor. Soruna yaklaşımları farklı olsa da Peyman’ın da Reis gibi uzun vadede tedarikte yerli üretime güvendiği görülüyor. Bilici, “Yerli üreticilerimizi desteklemeye ilişkin tarım projelerimize pandemi öncesinde başlamıştık. Burada daha hızlı adımlar atmaya devam edeceğiz” diyor.

MARKA VE ÜLKE ÇEŞİTLENDİRMESİ

Enerji ve inşaat tarafına baktığımızda salgında her iki sektörün de tedarikte temin sürelerinde sıkıntı yaşadığı ve çare olarak “portföy çeşitlemesine” gittiği görülüyor. Orge Enerji CEO’su Nevhan Gündüz, “Tedarikinde sıkıntı yaşadığımız ürünlerin yurt dışı tedarikinde ülke, hem yurt içi hem de yurt dışı tedarikinde ise marka çeşitlendirmesi yoluna gittik” diyor. Şirket bu sayede tüm şantiyelerinde tam kapasiteyle çalışmalarını sürdürdü. “Böylece 2020 yılındaki büyüme hedefimiz olan yüzde 20’nin üstünde bir büyüme gerçekleştirdik” diyen Gündüz, marka ve menşe ülke çeşitlendirmesine devam etmeyi öngördüklerini söylüyor. İnşaat sektörüne kalıp ve iskele üreten Mesa İmalat ise özellikle 2020 Ekim ayı sonrası sac, kutu profil ve boru grubunda uzayan temin süreleri sonucu tedarikçi portföyünü genişletti. Mesa İmalat Sanayii ve Ticaret Genel Müdürü Bülent Güler, “Bu durum pandemi sürecinde gerek tedarik süresi gerekse fiyat anlamında elimizi güçlendirdi. Genişleyen tedarikçi ağımız, yaşanan hammadde tedarik problemini başka firmalara kıyasla çok daha kolay bir şekilde aşmamıza olanak tanıdı. 2020 yılında tedarikçilerle ilgili uygulanan strateji sayesinde taahhütlerimizde gecikme yaşanmadığı için, yeni Avrupalı müşterilerin girişiyle Avrupalı müşterilerin ihracatımız içindeki payı yüzde 45 oranında arttı” diyor. Şirket, ek olarak pandemi döneminde emniyet stok seviyelerini de artırdı. Böylece yılın başında yaşanabilecek hammadde tedarik problemini temel maliyetlerine minimum yük bindirerek önlemiş oldu. 

DİJİTAL ADIMLAR

Salgın döneminde tedarik sorunlarını dijitale yönelerek çözmeye çalışanlar da var. Hafele Türkiye ve Abdi İbrahim buna iyi birer örnek. Hafele Türkiye pandemide; metal, plastik ve kimyasal maddelerdeki arz yetersizliğinin yanı sıra konteynır eksikliği sonucu gemi nakliyelerindeki gecikme nedeniyle tedarikte ciddi sıkıntı yaşadı. Şirket bu dönemde sorunlarını teknolojik yetenekleriyle çözmeyi başardı. Hafele Türkiye ve Bölgesi İcra Kurulu Başkanı Hilmi Uytun, “Kullandığımız özel yazılımlarla yaşadığımız koşulların önümüzdeki süreçteki etkilerini yaptığımız simülasyon sayesinde en aza indirgedik” diyor ve şöyle devam ediyor: “Stok gün sayılarını en az yüzde 50 artırdık. Dünyadaki 38 depomuzdan ilave mal çektik. Böylece servis seviyelerinde yüzde 3 iyileşme sağladık.” Abdi İbrahim Tedarik Zinciri ve Satınalma Direktörü Ufuk Güler de, “Tedarik zincirinde dijitalleşme yatırımlarımızın faydalarını, bu dönemde hem hız hem verimlilik olarak gördük” diyor. Salgında talep artışı nedeniyle hammaddede yaşadıkları tedarik sıkıntısını “dijitalleşen satın alma süreçleriyle” yönettiklerini belirten Güler, “2025 stratejilerimiz kapsamında tedarik zincirinde dijitalleşme yatırımlarına ayırdığımız kaynağı artırma kararı aldık” diye konuşuyor. Şirketin tedarik sıkıntılarına bir diğer cevabı farklı coğrafyalardan alternatif tedarik etmek oldu. Güler, bu dönemdeki çalışmalarını şöyle özetliyor: “COVID-19 tedavi protokolündeki Hidroksiklorokin ve Favipiravir içerikli ilaçlara dünya genelinde talepler çok yüksekken Hindistan ve Çin’den hammadde getirerek yüksek ölçekli üretimler gerçekleştirdik. Geçtiğimiz yıl 31 alternatif kaynak çalışması tamamladık. Yüksek hacmi olan ürünlerin emniyet stok seviyelerini artırdık. Bunların sonucunda zamanında ve tam tedarik süremiz yüzde 3 iyileşti.” 

YÜKSELEN STOKLAR 

Genel olarak baktığımızda şirketlerin tedarik sorununa farklı yaklaşımları olsa da ortak bir politikada buluştuklarını görüyoruz: “Kritik ürünlerin emniyet stok seviyesini artırmak.” Orka Banyo ve Boreas da benzer bir stratejiyle salgın sürecinde tedarik sıkıntılarına çare bulmaya çalıştı. Son bir yılda ahşap panel, seramik sağlık gereçleri, cam ve karton ambalaj grupları başta olmak üzere bazı gruplarda tedarik sıkıntısı yaşayan Orka Banyo’nun genel müdürü Nalan Yılmaz, “Tüm ürün gruplarında çeyrek bazlı toplu sipariş ve bağlantı çalışmaları yaptık. Güvenlik stok seviyemizi maksimuma çektik. Almış olduğumuz önlemlerle satışlarımız yüzde 25 arttı” diyor. Boreas Genel Müdürü Müge Lülecioğlu ise krizde özellikle metal piyasası tedarik zincirinin ciddi şekilde bozulduğunu söylüyor. Lülecioğlu, küresel bazdaki bu değişikliklere nasıl adapte olduklarını şöyle anlatıyor: “Birçok malzemede stok miktarımızı yükselterek risklerimizi minimize ettik. Metal hammaddesi aldığımız ülke sayısını 3’e çıkararak pandemide yüzde 100 kapasiteyle çalıştık.” Tüm bunların yanında yaşanan tedarik krizine yeni yatırımlarla yanıt verenler de var. Islak mendil sektörünün liderlerinden Sapro, bunun iyi bir örneği. Pandemiyle birlikte hijyen pazarında baş gösteren hacim artışı şirketin ana hammaddesi nonwoven’da (kumaş) tedarik sıkıntısı yaratınca Sapro, spunlace (dokusuz yüzey) ihtiyacını karşılamak için yeni hat yatırımı yaptı. Sapro Yönetim Kurulu Başkanı Ceyhun Zincirkıran, “Böylece pandemide yeni yatırımlarla birlikte yüzde 100 kapasite çalıştık ve üretimi yüzde 30-35 artırdık. Sonucunda da 2020 ciromuzda 2019’a oranla yüzde 70 artış sağladık” diyor. Sağlıklı yaşam sektörünün öncülerinden Zade Vital ise pandemide ithal hammadde teminini eksiksiz sağlamak için tedarikçi sayısını 3 katına çıkarmanın yanında temin edilemeyen ürünler için Ar-Ge çalışması yaptı. Zade Vital Genel Müdürü Taha Büyükhelvacıgil, “Bazı ürünlerimize alternatif formlar oluşturarak, tüm dünyada tedarik imkânı bulunmayan girdiler için çözüm ürettik. Böylece bu yıl üretim kapasitemizi 3 katına çıkardık” diye konuşuyor.


“YERLİ TEDARİKÇİ SAYIMIZI ARTIRDIK”
HÜLYA GEDİK GEDİK HOLDİNG YKB

İTHALATI SEÇMEDİK 
Tedarikçilerimiz zaman zaman hurda temini, kimyevi maddeler ve plastik maddelerde sıkıntı yaşadıklarını bildirdi. Tedarik sıkıntıları görülmeye başladığında yerli tedarikçi sayımızı artırmaya çalıştık. Herhangi birinde sorun çıkınca diğeri açığı kapattı. Tedarikte genel olarak ithalata yönelmedik.

İHRACATIMIZ ARTTI
Ağırlıklı yerli temin sonucu ihracatımız da artınca kapasitemizi doldurup üç vardiya çalışarak hem ülkemize hem de ihracata üretim yaptık. 2020 ihracat rakamımız 40 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bundan sonra da tedarikte öncelikle şu andaki durumumuzu korumayı planlıyoruz.



“2020 ÜRETİM PLANINI GERÇEKLEŞTİREBİLDİK”
GÜLDEM BERKMAN AMGEN TÜRKİYE VE GENSENTA GM.

YENİ YOLLAR 
Sorun yaşadığımız malzemelerle ilgili alternatif kaynaklara yöneldik; maske, dezenfektan gibi malzemeler için lokal tedarikçilerimizle iş birliği yaptık. Avrupa ülkeleri, Çin ve Hindistan’da bulunan kaynaklarımızı stratejik şekilde kullanıp, en uygun tedarik sürelerinde hammadde ve kritik malzemelerimizi tedarik ederek 2020 yılı üretim planının tamamını gerçekleştirdik. Örneğin, Hindistan’dan temin ettiğimiz bir hammaddeyi, sokağa çıkma ve ticaret kısıtlamalarına rağmen İtalya’daki kaynağımız aracılığıyla aldık.

YENİ PROJE Kısa dönemde stok artırımı stratejisiyle 2020’yi sorunsuz şekilde yüzde 100 plan dahilinde tamamladık. 2020’nin son çeyreğinden itibaren “Tedarik Zincirinin Sürdürülebilirliği” adlı yeni bir proje başlattık. Mevcut süreçlerimizi, insan kaynağımızı ve ekosistemimizi hedeflerimiz doğrultusunda, tekrar analiz ettik. Bu tür tedarik krizlerine karşı direncimizi yükseltmek üzere bir yol haritası hazırlayıp, uygulamaya koyduk.



“LOKAL İŞ BİRLİKLERİYLE REKOR KIRDIK”
TANKUT TURNAOĞLU P&G TÜRKİYE, KAFKASYA VE ORTA ASYA YKB

YÜZDE 13 ARTIŞ
Geçtiğimiz yıl pandeminin hayatımıza girmesiyle bazı hammaddelerin tedarikinde aksaklıklar gözlemledik. Bunun üzerine biz de yerli tedarikçilerimizle nasıl iş birliği yapabileceğimiz konusunda çalışmalara başladık. 2020’nin Mart-Nisan aylarında beklediğimizin çok üstünde performans yakaladık ve Türkiye tarihimizin ihracat rekorlarını kırdık. 2020 genelinde de ihracat miktarımızı bir önceki yıla kıyasla yüzde 13 artırdık.

BAŞARILI ZİNCİR Dolayısıyla hem ihracat rakamlarımızda hem de üretim kapasitemizde önceden planladığımızın üstünde bir büyüme elde ettik. Bu büyümemizi ise Türkiye’de pandemiye rağmen kesintisiz üretimimiz ve tüm zincirin başarılı performansı sayesinde sağladık. Bugün Türkiye’de tedarikçilerimizin 601’i burada yerleşik şirketler ve 2019-2020 mali yılımızda kendilerinden yaptığımız satın alımlar ise 202 milyon dolar seviyesinde.




İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz