"52 bin fidan dikti, günün yarısını bahçeye adadı"

Tekfen’i yaratan Nihat Gökyiğit, günün çoğunu bahçesinde geçiriyor.

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
52 bin fidan dikti, günün yarısını bahçeye adadı
Bir tarafta Osmanlı çadırı, diğer tarafta Boğaz Köprüsü’nün minyatürü… Nilüfer çiçekleriyle bezeli göletler dört bir tarafı sarmış. Kuş cıvıltıları ve çeşmelerden akan su sesi birbirine karışıyor. Mevsimin en güzel çiçekleri sarının, morun, pembenin, kırmızının en güzel tonlarıyla arzı endam ediyor. Uzun süredir kendisini özleten bahar, sanki ilk olarak mayısın ilk günlerinde bu bahçeye gelmiş. Her renkten laleler, kırmızı açelyalar, sardunyalar yüzünü güneşe çevirmiş. 85’lik bir delikanlı bu çiçekler arasından süzülüyor. Saatlerdir toprakla haşır neşir olmamış, dik patikalarda yürümemişçesine dinç. Sözünü ettiğimiz kişi Tekfen Holding’in üç ortağından biri olmanın yanında daha çok adını çevreci projeleriyle duyuran Nihat Gökyiğit. Bulunduğumuz bahçe ise onun hayattaki en büyük iki aşkını bir araya getiren Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi. Bundan 8 yıl önce rahmetli eşi Nezahat Gökyiğit anısına kurumuş bir toprağa can vermek için kolları sıvayan Gökyiğit, bugün oluşturduğu bu bahçede Türkiye’nin kaybolmakta olan bitkilerini hayata döndürürken 7’den 70’e geniş kitlelere çevre bilincini aşılıyor. Nihat Gökyiğit, Türkiye’deki 11 bin çeşit bitkinin korunması, bu zenginliğin gelecek kuşaklara da aktarılabilmesi için önemli sorumluluklar üstleniyor. Botanik bahçesinde doğa aşıklarına ve bilim insanlarına kucak açıyor. Tekfen Holding kurucularından Nihat Gökyiğit, doğa aşkını ve hayallerini Capital’le paylaştı:

KELEBEK PEŞİNDEKİ ÇOCUK
Ben Artvin doğumluyum, rahmetli eşim de öyleydi. Artvin, Türkiye’de biyolojik zenginlik bakımından en önde gelen illerden bir tanesi… Biz çocukluğumuzda gündüzleri çiçeklerin arasında kelebek, geceleri de ateşböceği kovalardık. O güzellikleri yaşayarak bugünlere geldik. İnşaat sektöründe olduğum için Türkiye’nin ve dünyanın pek çok noktasını dolaştım. Maalesef 50 küsur yıllık bu süreçte doğanın tahrip edildiğine tanık oldum. Bunun üzerine Hayrettin Karaca ile Tema Vakfı’nı kurduk. Tema ile toprağın nasıl tahrip edildiğini, bitki dünyamızın nasıl küçüldüğünü anlatmaya çalıştık, çarelerini konuştuk. Şimdi her ikimiz de orada aktif görevde değiliz. Ona erozyonla mücadelesi nedeniyle “Toprak Dede”, bana da bitki çeşitlerimizi korumaya yönelik çalışmalarım nedeniyle “Yaprak Dede” dediler. Ama huyumuz kurusun bu işlerden elimizi çekemeyiz. 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz