"Ayakkabıya aşık iş adamı"

Mehmet Akbacakoğlu, “Tüm seyahatlerimde ayakkabı araştırmadan yapamaz oldum" diyor.

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Ayakkabıya aşık iş adamı
Ayakkabı Dünyası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akbacakoğlu, işine sevgiyle ve tutkuyla bağlı bir iş adamı. Ailesi 1923’ten beri ayakkabı işinde. İş adamının çocukluğu ise doğal olarak renk renk, çeşit çeşit ayakkabıların içinde geçmiş. Ona göre ayakkabıya olan bu bağlılığı, sadece iş olmaktan çok öte bir aşka dönüşmüş durumda. Ülke ülke, şehir şehir, köy köy dolaşarak topladığı binlerce ayakkabıyı itinayla saklıyor, bakımlarını yapıyor. Öyle ki koleksiyonunu bu noktaya getirene kadar ciddi paralar da harcamış. “Bazen 500 dolarlık bir antika ayakkabıyı 200 dolara aldığım oluyor, ama bazen heyecan ve isteğimi gören satıcılar 100 dolarlık ürünü 600-700 dolara vermek istiyor. Olmazsa olmaz bir parça ise almak zorunda kalıyorum” diyor. Ama bundan şikayetçi değil. “Bu işin bana vermiş olduğu manevi haz, maddi fedakarlıklarımı unutturuyor” diyecek kadar da heyecanlı. Ankaralı işadamının şimdiki en büyük hayali ise Türkiye’nin ilk, dünyanın ise üçüncü ayakkabı müzesini açmak. Bu konuyla ilgili olarak Müzeler Müdürlüğü ile hummalı bir çalışma yürütüyor, koleksiyondaki parçaların tarihi envanteri çıkarılıyor. Her ne kadar koleksiyonun doğduğu yer Ankara olsa da müze için düşünülen adres İstanbul... Gittiği her yerde bir çift ayakkabı bulmak için antika çarşılarını, eskicileri gezen, Türkiye’deki ünlü ünsüz herkesten tarihi koleksiyonu için destek bekleyen Mehmet Akbacakoğlu ile çocukluğundan beri özenerek sakladığı ayakkabıları, 4 bin parçayı aşan tarihi koleksiyonunu ve gelecek hayallerini konuştuk:
CAPITAL: 5 kuşaktır ayakkabı işindesiniz ve çocukluğunuz bu sektörde geçti. Bu koleksiyon maceranız ne zaman ve nasıl başladı?
- Biliyorsunuz dünyada bütün markaların bir hikayesi vardır. Ayakkabı Dünyası’nın hikayesi de ayakkabı aşkına dayanıyor. Akbacakoğlu Ailesi olarak 1923’ten beri ve hatta daha öncesinde de hep ayakkabı aşkıyla işimizi yaptık. Hatta bugün mağazalarımızda da reklam ve iletişim çalışmalarımızda da “Ayakkabı Aşktır” demeye başladık. Ama bu bugüne mahsus bir kampanya değil. Aslında Ayakkabı Dünyası’nın özü. Mesela ben elime bir ayakkabı aldığımda hala inanılmaz heyecanlanıyorum. Onu giyen kişiyi, onu yapan ustayı düşünüyorum. Ayakkabı hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıdır. Günümüzde ihtiyaçtan ziyade, kişilik ve tarzı yansıtmak için kullanılan ve adeta bir tutku unsuru olduğu için tasarımda da öne çıkan ve adetlerce sahip olunmak istenen bir aksesuardır. Benim gözümde ayakkabı aynı zamanda ustalıktır, sanattır, zanaattır, emektir… Ayakkabıya olan aşkımın bu koleksiyonu oluşturmama sebep olduğunu söyleyebilirim. Bu tutkum ilk olarak 1950 yılında, atölyede babamın kendi eliyle imal ettiği bir çocuk ayakkabısını bulmamla başladı. Daha sonra babamın imal ettiği başka ayakkabıları ve bir Ermeni ustanın yaptığı gelin terliğini buldum. Gittiğim her ayakkabı mağazasında ve ilgili olabilecek her ortamda “Elinizdeki en eski ayakkabı hangisi” diye sormaya ve bu ayakkabıları toplamaya başladım. Koleksiyonumdaki her parçayı, Anadolu’nun dört bir köşesinden ve seyahatlerim esnasında dünyanın değişik ülkelerinden özenle topladım. Bu koleksiyonu bugüne getirene kadar ciddi paralar da harcadım.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz