"Sinema hayatın parçası"

Kariyo ile sinema üzerine yaptığımız sohbet ise şöyle...

24.01.2017 12:30:140
Paylaş Tweet Paylaş
"Sinema hayatın parçası"
* Daha sonra Türkiye sinemasında ne değişti? 
 Sinema bizim çocukluk ve gençlik yıllarımızın en önemli etkinliklerinden biriydi. Daha sonra bu sinema izleme zevkimiz ortadan kalktı. Sinemalarda kalitesiz Türk filmleri ve Hollywood filmleri hakimiyet kurdu. Anlamlı ve kaliteli filmlere ise sadece film festivallerinde salonlardan ulaşılabiliyor. Ancak festivallerde de çok fazla film oynuyor. Günde 3 film izlemeniz gerekiyor ki bu da çok yorucu. Ayrıca bilet bulmak da zor oluyor. Biz de yeni neslin ve benim yaşlarımda, vakti zamanında iyi filmlere sinema salonlarından erişme şansı bulan kişilerin yeniden aynı zevki tadabilmesi için Ababay&Kariyo Vakfı olarak Başka Sinema projesine destek verdik. Bu projeyle insanlar yeniden anlamlı filmleri, sadece festival dönemlerinde değil, her zaman sinema salonunda seyredebilir hale geldi. Zaten sloganımız da “Bize her gün festival.”
* Başka Sinema nasıl hayata geçti?
 Biz, Kariyo&Ababay Vakfı’nı Türkiye’deki kültürel faaliyetleri desteklemek amacıyla hayata geçirdik. Bir film festivalinde M3 Film’in kurucularıyla tanışıp sohbet ettik. Yurt dışında ve Türkiye’de anlamlı gördükleri filmleri Türk seyircisine kavuşturmak gibi bir amaçları vardı. Vakfın ve M3 Film’in amacıyla sinema tutkumuz bir araya geldi ve Başka Sinema’yı hayata geçirdik. 1 Kasım 2013’te 4 salonla 2 şehirde başladık. Bugün 8 şehirde, 20 sinema salonuna ulaştık. Bu projeden sonra gördük ki insanların, vizyonda sunulan filmlerin dışında anlamlı ve kaliteli filmleri sinema salonlarından izlemeye gerçekten ihtiyacı varmış. Zaten film festivallerine olan yoğun ilgiden bunu görüyorduk. Başka Sinema büyük bir ilgiyle karşılandı, çok olumlu geri dönüşler aldık.
* Başka Sinema kapsamında geliştirdiğiniz özel projeler oldu mu? Bundan sonrası için planınız nedir?
 Filmler, eskiden makaralarla gösteriliyordu ama bunların gösterim kalitesi çok düşüktü. Artık salonlar dijitalleşiyor. Öncelikle sinema salonlarında filmlerin gösterildiği projeksiyon aletlerinin değiştirilmesi konusuna finansal destek verdik. Böylece onlar da bize salonlarını açtı. Belli birtakım özel programlar oluşturduk. Örneğin gün içinde annelerin çocuklarıyla birlikte sinemaya gidebilmesi için Sine Bebe adını verdiğimiz özel seanslarımız var. Anneler bebekleriyle hem rahatça film izliyor hem sosyalleşiyor. Düşündüğümüzden çok daha fazla ilgi gördü. Başka Çarşamba programında ise her Çarşamba günü, son seansta “Sürpriz Film Gecesi”, “Kısa Film Gecesi”, “Kült Film Gecesi” gibi özel seçkiler oluyor. Bundan sonraki hedefimiz, başta Trabzon, Diyarbakır, Samsun gibi şehirler olmak üzere Anadolu’ya daha çok yayılmak. Özellikle yabancı film yönetmenlerinin katılacağı özel etkinlikler düzenlemek istiyoruz. Bir de eskiden olan sinematek gibi içinde film gösterimi, söyleşi, özel etkinliklerin yapılabileceği bir kültür merkezi olmasını planladığımız bir mekan oluşturmaya çalışıyoruz. Sanırım 2017 yılı içinde bunu hayata geçiririz.


"DENİZDE RİSKİ ÖĞRENDİM"
Sami Kariyo’nun sinema dışında bir tutkusu daha var: Yelken ve deniz. Çocukken Büyükada’da sandalla açılarak denizle haşır neşir olmaya başlayan Kariyo, denizin hayatın ta kendisini olduğunu düşünüyor. Denizin kendisine öğrettiklerini ise şöyle sıralıyor:
KURALLARA ADAPTE OLURSUNUZ
Deniz bazen çok zalim bazen inanılmaz şefkatlidir. Kendine göre kuralı vardır. Sizden daha büyük bir güç ve bu gücün hiçbir toleransı yok. Bu hayatın kendisi… Denizde, kendinizi yanlış bir pozisyona sokmamanız gerektiğini, girdiğiniz zaman da bunun sonuçlarının çok kötü olabileceğini öğreniyorsunuz.
RİSK ALMADAN BAŞARI GELMEZ
Bir tekneniz varsa ve eğer tekneyi denize çıkarmazsanız riskiniz sıfırdır. Ama hiçbir şey de başarmamış olursunuz. Başarmak istiyorsanız mutlaka risk almanız gerekir. Denize açılıp neyle karşılaşacağınızı görmeden, yani risk almadan bir şeye ulaşmak mümkün değil. Bence bu, hayatın da önemli derslerinden bir tanesi.
DENİZ BÜYÜK BİR SORUMLULUK
Denize çıktığınız zaman denizin, teknenin ya da sizin şartlarınız ne olursa olsun tekneyi limandan çıkarıyorsanız tekneyi limana geri götürmek zorundasınız. Bu büyük bir sorumluluk. Ayrıca teknede birlikte olduğunuz insanların da hayatının sorumluluğunu alıyorsunuz. Deniz, bu büyük sorumlulukla birlikte güveni de öğretiyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz