40 yılın tanığı

İşte sektörde kullanılan hitap şekliyle “Bay Roni”nin Capital’in sorularına verdiği yanıtlar...

30 TEMMUZ, 20180
Paylaş Tweet Paylaş
40 yılın tanığı

Özlem Aydın Ayvacı

oaydin@capital.com.tr

Roni Grünberg, Türk beyaz eşya sektörünün duayenlerinden biri. Tam 42 yıldır Türkiye’de sektörün gelişimine katkıda bulundu. Babası Leon Grünberg’in Odeon Müzik’le başlattığı ve AEG ile sürdürdüğü yolculuğa 20’li yaşlarında dahil oldu. O gün bugündür Grünberg’in hayatı beyaz eşya sektörü haline geldi. Grünberg, Alman Bosch Siemens (BSH) Ev Aletleri’nin Türkiye’de yaptığı yatırımlarında da öncü oldu. Grünberg, 15 yıldır BSH Türkiye İcra Kurulu Üyesi olarak yürüttüğü görevi bu yılın başında bıraktı ve emekliliğe ayrıldı. Türkiye’de beyaz eşya sektörünün son 40-50 yılda geçtiği tüm aşamaları yaşayan Roni Grünberg, 1970’lerdeki işçi hareketlerinin en yoğun olduğu günlerde Türkiye’de sanayici olmayı da gözlemledi. Türkiye’de beyaz eşya sektörünün bugünlere gelmesinde bayilik modelinin çok etkili olduğunu söyleyen Grünberg, dünyanın hiçbir ülkesinde Türkiye’deki kadar iyi hizmet verilmediğini söylüyor. Türkiye’ye son 10-15 yılda giren yabancı perakendecilerin bu nedenle başarılı olamadıklarını anlatırken bayilik sisteminin nasıl iki grubun rekabetiyle şekillendiğini de açıklıyor. Televizyon pazarındaki sıkı rekabete ve Arçelik, Vestel gibi güçlü üreticilere rağmen Türkiye’nin düz ekran fabrikası kuramadığına, Güney Kore’nin bu alanda öne geçtiğine de dikkat çekiyor.İşte sektörde kullanılan hitap şekliyle “Bay Roni”nin Capital’in sorularına verdiği yanıtlar: 

 Türkiye’de beyaz eşya sektörünün gelişiminin her aşamasında vardınız. Sizin hikayeniz nasıl başladı?

 Yıl 1962… Babam Leon Grünberg’in Odeon müzik mağazaları, bir de küçük radyo fabrikası vardı. Radyolarımızın Anadolu’da ve İstanbul’da bayileri bulunuyordu. O sırada Jak Kamhi ilk AEG buzdolaplarını üretmişti ve satamıyordu. Onlar sanayiciydi, buzdolaplarını kime satacaklarını bilemediler. Sonradan birileri “Leon Bey’e söyle, onlar satar” dedi. AEG ile ilişkimiz öyle başladı. Uzun yıllar AEG’nin distribütörlüğünü yaptık, dağıtımını üstlendik. 1994’e kadar AEG’yi bize sattılar, biz de bayilere sattık. 

 Siz ne zaman işin içine girmiştiniz? 

 Ben işe 1975’te başladım. Lozan’da okulumu bitirdim. Babam “Hadi iş başı, iş başı” dediği için geldim. 

O zamanlar beyaz eşya sektörü dediğimizde nasıl bir tablo vardı, kaç oyuncu etkindi?

 Arçelik, ilk önce 1959’da ilk çamaşır makinesini, ardından 1960’ta ilk buzdolabını üretti. Sektörde beyaz eşya bayileri vardı ve her markayı satıyorlardı. Arçelik’in o meşhur merdaneli makinesi çok tutuldu. Bunun üzerine Arçelik bayilerine dönüp “Kiminle çalışacağınıza karar vermeniz gerek” dedi. AEG olarak bizden güçlüydüler. O dönem Türkiye’de ne elektrik ne su vardı. O çamaşır makineleri bidonlarla dolduruluyordu. Onun için Arçelik’in çamaşır makinesi çok tutuldu, o makineyi çok sattılar. Arçelik bayilerini ayırınca, bayilerin çoğunu ve en iyilerini aldı. Çünkü bizden fazla malı vardı ve bizden çok satıyordu. Yavaş yavaş ürün gamını da genişletiyordu. Çamaşır makinesine fırın da eklediler. 

 O dönemde rekabet nasıldı? Pazar payları nasıl dağılıyordu? 

 Biz AEG olarak Arçelik’in bir adım gerisinden geliyorduk. Ama bizim de buzdolaplarımız Arçelik’inkinden daha çok tutulmuştu. Onun için buzdolabında çok ciddi bir rekabet vardı ve kafa kafaya satıyorduk. Pazar payları buzdolabında yüzde 51 Arçelik, AEG yüzde 49 gibiydi. Çamaşır makinesinde ise pazardan onlar yüzde 90, biz yüzde 10 alabiliyorduk. Ardından ocak ve fırın geldi.

 Bu sırada pazarın büyüklüğü nereye gelmişti? 

 Artık çok ciddi bir pazar vardı. Toplam 1-2 milyon adet beyaz eşya satılıyordu. Oysa 20 yıl öncesinde, yani 1950’lerde yılda sadece 2 bin adet satılan, zenginlerin alabildiği ürünlerdi. Bir çamaşır makinesi 2 bin dolardı. Bugün bin liraya çamaşır makinesi buluyorsunuz. 1970’ler böyle geçti. Bayiler ayrıldı. Koç daha kuvvetliydi, “Eniştemde Tofaş, bir diğer akrabamda lastik bayiliği var” diyor ve Arçelik bayisi olmayı tercih ediyorlardı. Bu durum normal çünkü ticaret böyle. Fakat o savaştan yenik çıkmadık. 

 Kazanmanın yolunu nasıl buldunuz? 

 Çünkü bir kasabada bir ilçede tek bir esnaf yok. Beyaz eşya satan, satmak isteyen mutlaka bir esnaf daha çıkıyor. Biz de kendi bayilik sistemimizi kurduk, şu anki BSH bayilerinin bir kısmı hala o günlerden bugüne kadar gelen bayiler. Son bayi toplantımızı 3 yıl önce yapmıştık. Kırk yıldan fazla süredir bayimiz olanlara ödül vermek istedik. Toplam 400 bayi çıktı. Bu tabii ki çok değerli. Demek ki bir aile dostluğu oluşmuş, ticaretin biraz ötesine geçmiş ve bir beraberlik doğmuş. Dünyada başka hiçbir yerde böyle bir sistem yok. 

 1980’den sonra Türkiye çok değişti. Aynı süreçte beyaz eşya sektörü nasıl değişti? 

 80’lerde en büyük değişim Turgut Özal’ın 24 Ocak Kararları ve faizlerin artışı oldu. Faizler aylık yüzde 6’ydı. Paranız varsa her ay yüzde 6 kazanıyordunuz. Koç Grubu çok büyüdü. Biz kaybettik mi, evet kaybettik. Pazar payı da kaybettik biraz ama dayandık. Küçük markalar battı. Koç Grubu ve bir tek biz kaldık. 70’lerde Arçelik, Profilo- AEG ve Norge diye bir marka daha vardı. Bir ara da Philips vardı. Birkaç tane marka daha Türkiye pazarına girdi, çıktı. İthalat yoktu. Bu markalar ürünlerinin birini Arçelik’e, birini Profilo’ya yaptırıyordu. Ama bu markalar yok oldu. 80’lerde Arçelik, Beko, Profilo ve AEG markaları kaldı. 

 O zaman ürün gamı genişlemiş miydi? 

 Markaların ürün gamında fırın, çamaşır makinesi ve buzdolabı, yani 3 ürün vardı. Bir de set üstü ocak vardı. Bulaşık makinesi 90’ların başında geldi. 70’lerde 1,5 milyon adet olan beyaz eşya pazarının büyüklüğü 80’lerde 3 milyona yaklaştı. 10 yılda pazar kendini 2’ye katladı. Bugüne kadar da yine 2’ye katladı. Şu an Türkiye’de beyaz eşya pazarının büyüklüğü 7 milyon adedi geçti. 

 Peki 1980’lerde rekabette, pazar paylarında denge nasıl değişti? 

 Arçelik-Beko yüzde 60’a, Profilo AEG yüzde 40 pazar payına ulaştı. 1996 yılında BSH ile başladığımız yıl bizim payımız yüzde 19’du, Koç Grubu’nun payı yüzde 62 idi. Orada çok iyi bir ekip vardı; Cengiz Solakoğlu ve ekibi çok doğru işler yaptı. 

 O dönem sizin göreviniz neydi?

 Ben 1988’de genel müdür oldum. Ondan önce departman müdürlüğü yaptım. 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz