Başarının sırrı işin içinde olmak

Caner Tunaman’la kariyer hayatında en fazla ses getiren işlerden biri olan Benckiser başarısını ve küçük bir şirketi bir dünya devi haline nasıl getirmeyi başardıklarını konuştuk.

1.08.2012 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Başarının sırrı işin içinde olmak

Daha sonra Peter Hart, bu kadar teklif içinde neden Benckiser’i tercih ettiğimi sordu. Tek nedeni Calgon’du açıkçası. Dünyada insanların sadece yüzde 5’inin kafasında kepek var. Oysa yüzde 25’i kepek şampuanı kullanıyor. Sadece önlem almak amacıyla... Bu çok enteresan. Aynı durum Calgon için de geçerliydi. Bu ürünün potansiyeline inandım.

Deve dönüşme öyküsü

Bu şekilde şirketi kurmaya başladık. Bir yandan Benckiser Türkiye’yi kurarken bir yandan da Benckiser’in dünya operasyonunun yönetim kurulu üyesiydim. Ancak ben şirket kurulurken bazı kurallar koydum. ‘Öyle bir sistem oluşturalım ki P&G, Unilever, Colgate-Palmolive, Henkel ne yaptıysa tam tersini yapalım’ diyerek yola çıktım. Onların peşine takılarak bu işi büyütmemiz mümkün değildi. Uluslararası reklam ajanslarıyla çalışmama kuralı getirdim. Sonuçta bir sürü yerli ajans var. Onlar bize fikir sunsun, oradan seçelim diye düşündüm. En büyük tepkiyi ise AR-GE’miz olmasın dediğimde aldım. Sonuçta Unilever’de binlerce kişi araştırma geliştirmede çalışıyor. Biz kaç tane AR-GE’ci alabilirdik ki... 100 tane bile alsak yine de bu devlere yetişmemiz mümkün değildi. Biz Almanya’da çalışıyorduk. Almanya’da bir sürü insan evinde freelance araştırma yapıyordu. Türkiye’de bile böyle insanlar vardı. Bu insanlarla çalışalım diye düşündüm. Sadece bu işi koordine edecek iki kişi aldık. Sonuçta bu insanlar Unilever gibi yerlere gittikleri zaman kapıdan kovuluyordu. Bunlara biz sahip çıktık. Nitekim hepsi bize geldi. Hiç unutmuyorum, yırtık blue jean’li bir kız, ‘Ben tablet deterjan yaptım’ diyerek kapımızı çaldı. Bu sayede ilk tablet deterjanı Benckiser çıkardı. Daha başka pek çok ürünü bu şekilde çıkardık.

Kosla nasıl yaratıldı?
Benckiser Türkiye olarak da Kosla’yı biz yarattık. Bir gün ekibimi çağırdım. Renklileri rahatsız etmeyecek bir çamaşır suyu üretilebilir mi diye sordum. Böyle bir şey olmadığını söylediler. ‘Şişesine 10 milyon TL versem de yok mu’ dedim. Bunun üzerine İspanya’da bir hammadde olduğunu ancak adamın bunu satmaya yanaşmadığını söylediler. ‘O adamın kapısında yatın yine de ikna edin’ dedim. Sonuçta hammaddeyle ilgili 5 yıllık bir sözleşme imzaladık. Bu hammaddeyle Kos-la’nın ilk denemesini yaptık. Hanımlara da 3 misli fiyata sattık. ‘3 misli fiyata kim alır Caner’ dediler. Ben hanımlara güveniyordum. Çamaşır suyu daha ucuz ancak döküldüğü yeri beyazlatıyor, kokuyor. Kosla sıvı ise bundan çok daha öte bir şeydi. Zaten reklam filminde de bu sloganı kullandık. Bunu da ben buldum: ‘Çamaşır suyundan çok öte’ dedik. Birden bire piyasaya giren Kosla, 3 misli fiyatıyla çamaşır suyu pazarının yarısını aldı götürdü. Buradan Kosla’yı dünyaya aktardık. Ancak Baltıklarda bir yerde Kosla, ‘salak’ anlamına geldiği için ismini Vanish olarak değiştirdik. Kosla benim her zaman işin içinde olduğumun da bir göstergesi. Dünya yönetim kurulu üyesi, genel müdür ve başkan olarak hep işin içinde oldum.”

Su anda Benckiser çok iyi bir şirket haline gelmiş durumda. Benckiser’in global organizasyonunu farklı sistemleri devreye alarak geliştirdik, global bir şirket haline getirdik. Artık şirket öyle bir hale geldi ki Avrupa’daki bankalara gidip ‘Benim param var, hisse senedi almak istiyorum’ diyen her kişinin önüne sunulan şirketler arasında mutlaka Benckiser de var. Benckiser , krizlerden bile yara almadan çıkmayı başardı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz