"Ceo’nun Ajandası Değişti"

Türkiye’deki CEO’larının gündeminde neler var? Hangi konulara öncelik veriyor, nelere odaklanıyorlar? Bütün dünyada olduğu gibi onlar da Çin tehlikesiyle mi ilgileniyor, yoksa ajandalarında başka ü...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Ceo’nun Ajandası Değişti

Türkiye’deki CEO’larının gündeminde neler var? Hangi konulara öncelik veriyor, nelere odaklanıyorlar? Bütün dünyada olduğu gibi onlar da Çin tehlikesiyle mi ilgileniyor, yoksa ajandalarında başka ülkeler de var mı? Sadece bunlar değil, daha pek çok sorunun yanıtı, Capital’in düzenlediği geleneksel “CEO Profil 2008” araştırmasında ortaya çıktı. Alanında ilk olan araştırma, Capital’in seçkin CEO Club üyeleri arasında gerçekleştirildi. 156 üyenin katıldığı araştırmayla bir anlamda Türk iş dünyasının 2008 gündemi de ortaya çıkmış oldu. En önemlisi, bu yıl 3’üncü kez düzenlenen araştırma, dev şirketlerin kaptan köşkündeki yöneticilerin algılarındaki değişimi de gözler önüne serdi.

Global Dalga Büyük Anketi Nasıl Etkiledi?

Aslında bugünlerde ekonomiyle ilgili her kesimin gündemindeki konular aynı: ABD merkezli krizin aldığı boyut, petrol fiyatlarındaki dalgalanma, sektörlerdeki maliyet artışı, Irak savaşı ve Kafkaslardaki gerginlik… Ülke bağımsız tüm dünya, bu konuları konuşuyor, tartışıyor. Türkiye’nin dev şirketlerini yöneten CEO’ların gündemi de farklı değil. Önem sıraları değişse de bu başlıklar ajandaların en sıcak konularını oluşturuyor.

Aslında CEO’ların ajandaları her zaman ilgi ve merak uyandırıyor. Sonuçta onlar dev şirketleri yönetirken bir anlamda ekonominin gidişatına da yön veriyor. Bu nedenle yakından izleniyor ve takip ediliyorlar. Ancak geçmişte, dev şirketlerin yöneticilerine yönelik yapılan araştırma sayısı oldukça sınırlıydı. Bu araştırmalarda ise ancak 1-2 konu üzerine odaklanılıyordu. Capital, bu boşluğu görerek ilk kez 2006 yılında Türkiye’nin CEO’larının profilini ortaya koyan bir araştırmaya imza attı. Bu yıl 3’üncüsü gerçekleşen “CEO Profil 2008” araştırmasına, Capital ve Ekonomist dergilerinin oluşturduğu CEO Club’ın seçkin üyeleri katıldı. 156 CEO, Capital’in kendileriyle ilgili merak edilen her türlü sorusunu yanıtladı. Verilen yanıtlar, CEO’ların yatırım yapmak istediği iller, global risk olarak gördükleri ülkeler gibi pek çok konuyu aydınlatırken ajandalarındaki konuların nasıl değiştiğini de ortaya koydu.

Geçtiğimiz yıllardakilere ek olarak Capital, bu yıl ankete AB uyum yasaları, iç denetim ve şeffaflık gibi bazı konuların öneminin artması nedeniyle yeni sorular da ekledi. Bu açıdan da araştırma, CEO’ların güncel konulara bakış açısını da ortaya koymasıyla önem kazanıyor.

Pazarlama Kökenli Ceo’lar
Araştırmaya katılan liderlerin profiline baktığımızda ilginç sonuçlar ortaya çıkıyor:

*CEO’ların çoğunun pazarlama kökenli olduğu bilinir. Bu gerçek, Capital’in araştırmasında da 3 yıldır net bir şekilde izleniyor. 2008 yılına baktığımızda, pazarlama ve satış ağırlıklı CEO’ların oranının yüzde 48,4 olduğunu görüyoruz. Finans kökenliler yüzde 33,3, üretim kökenliler ise yüzde 14’lük bir kesimi oluşturuyor.

*CEO’ların çoğunluğu ise bu koltuğa oturmak için uzun yıllar bekledi. Araştırmada CEO olmadan önce iş hayatında 15-19 yıl geçirenlerin oranı yüzde 31,9. 10-14 yıl arası bekleyenler yüzde 25,5, 20-25 yıl bekleyenler ise yüzde 21,3’lük kesimi oluşturuyor.

*Liderlerin sektörel dağılımlarına baktığımızda finansçıların geçtiğimiz yıl olduğu gibi ağırlıkta olduğunu görüyoruz. Liderlerin yüzde 14,3’ü finans sektöründe çalışıyor. Yüzde 11,9’u ise otomotiv sektöründe çeşitli alanlardaki şirketlerin başında. Bilişim ve gıda sektörlerinde yer alan CEO’ların oranı ise sırasıyla yüzde 8,5 ve 8,6.

*Araştırmaya katılan CEO’ların yüzde 25,8’i 50-100 milyon dolar büyüklüğündeki şirketleri yönetiyor. 100-200 milyon dolar büyüklüğündeki şirketlerin yönetiminde olanların oranı ise yüzde 19,4. Katılımcıların yüzde 19,4’ü ise 1 milyar dolar ve üstünde büyüklüğe sahip şirketlerin kaptan köşkünde oturuyor.

*Yöneticilerin yüzde 30,5’i 1.000 ve üzerinde çalışan sayısına sahip. 100 kişiye kadar çalışanı olanların oranı yüzde 15,8, 500 ila 750 arasında çalışanı olanların oranı ise yüzde 12,6. 

Global İstikrarsızlık Endişesi
*Son dönemde hem Türkiye hem dünya merkezli meydana gelen pek çok dalgalanma,  CEO’ların dünyaya olan bakış açısını da değiştirmiş gibi görünüyor. CEO’ların yüzde 61,9’u önümüzdeki 3 yılda dünya piyasasını değiştirecek etkenlerin başında global istikrarsızlığın geleceğini düşünüyor. Yüzde 15,40’ı ise yine global istikrarsızlığı, ajandalarındaki en büyük risk unsuru olarak tanımlıyor. Oysa CEO’lar geçtiğimiz 2 yıl, dünya piyasalarını etkileyecek en önemli unsurun teknolojideki değişimler olacağına inanıyordu.

*Hammadde fiyatlarındaki değişim ise sektör bağımsız pek çok şirketin CEO’sunu etkilemiş durumda. Yüzde 49,5’i, fiyatlardaki değişimi, önümüzdeki yıllarda dengeleri etkileyecek unsurlar arasında görüyor. Hatta bu konuyu, global risk kategorisinde çoğu 2’nci sırada değerlendiriyor. Geçtiğimiz yıllarda bu konu, ancak ilk 5 arasında yer alıyordu. CEO’ların yüzde 41,2’si artan rekabetin dengeleri değiştireceğine inanıyor.

hed

*CEO’ların risk olarak gördükleri ülkelerde esas olarak 3 yıldır değişim yok. Halen Çin yüzde 38,1’lik oranla CEO’ların en fazla çekindiği ülke. ABD’yi risk olarak görenlerin oranı yüzde 20,6.

*CEO’ların fırsat ajandasında ilk sırada yer alan ülke ise yüzde 43,3 oranıyla Rusya. Rusya’yı yüzde 15,5’le Avrupa Birliği ülkeleri, yüzde 12,4’le Irak izliyor. Romanya ve İran gibi ülkeler ağırlığını geçtiğimiz yıla göre kaybetmiş durumda. Geçtiğimiz yıl CEO’ların yüzde 13’ü Romanya’yı fırsatlar ülkesi olarak tanımlarken bu yıl oran, yüzde 3,1’e düştü. İran’da fırsatların yüksek olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 11’den yüzde 4,1’e geriledi.

Maliyet Ön Plana Çıkıyor
*Önümüzdeki 1 yıl için CEO’ların ajandalarının ilk sırasında yer alan stratejik konularda da büyük değişimler var. Bu yıl CEO’ların yüzde 66’sı maliyet düşürmeyi stratejik olarak ilk sırada değerlendiriyor. Oysa bu konu geçtiğimiz yıl stratejik öncelikler listesinde 5’inci sırada yer alıyordu. Geçtiğimiz yıl ilk sırada yer alan yenilikçiliği zorlamak ise bu yıl yüzde 60,8 CEO’nun stratejik olarak önem verdiği 2’nci konu. CEO’ların yüzde 49,5’i operasyonel etkinliğe odaklanmış durumda.

*Şirket CEO’larının yüzde 42,3’ü önümüzdeki 1 yıl içinde şirketin sermaye beklentisini yeni müşteri ve pazarlardan elde etmeyi planlıyor. Yüzde 41,2’si yeni ürün ve hizmet geliştirerek,  yüzde 35,1’i ise mevcut müşteriyle iyi ilişkiler kurarak sermaye ihtiyacını karşılayacak.  *Büyüme açısından önceliklerde önemli bir değişim yok. Geçtiğimiz 2 yılda olduğu gibi bu yıl da CEO’lar, büyümek için strateji oluşturmaya ağılık vermeyi planlıyor. CEO’ların yüzde 75,3’ü bu konunun önemine değinirken yüzde 71,1’i yenilikçiliği teşvik etmenin büyümeyi tetikleyeceğini öngörüyor. İnsan ve şirket kültürü yönetiminin büyümeyi olumlu etkileyeceğine inananların oranı ise yüzde 67.

* Önümüzdeki dönemde yatırım ve tüketim açısında yıldızı parlayacak iller sıralamasında ilk sırada bir değişiklik yok. Halen yüzde 24,4 oranında CEO, İstanbul’u yatırım açısından en parlak il olarak görüyor. İstanbul’u yüzde 14,1’le Antalya, yüzde 12 ile Gaziantep izliyor.

Enerjiye Olan İnanç Arttı

*Şirketlerin performans beklediği sektörler sıralamasında ise enerji önceki 2 yılda olduğu gibi ilk sırada yer alıyor. Ancak oranda önemli bir değişim var. Bu yıl yüzde 38,1 oranında CEO,  bu sektörün performansından ümitliyken geçtiğimiz yıl bu oran, yüzde 16’ydı. *Telekomünikasyon yine 2’nci sırada yer alıyor, ancak oranda ufak bir düşüş söz konusu. Geçtiğimiz yıl CEO’ların yüzde 12’si, bu sektörün performansı hakkında olumlu düşünürken bu yıl bu oran yüzde 9,3’e gerilemiş durumda.

*Capital, bu yıl düzenlediği ankete birkaç önemli soru daha ekledi. Özellikle son dönemde AB’ye uyum, kurumsal yönetim ilkeleri, şeffaflık gibi konular ön plana çıktığı için şirket CEO’larına, bu konuların şirketlerinde ne derece yer aldığını sorduk. CEO’ların yüzde 52,4’ü, kurum içinde iç veya dış uyumluluk prosedürlerine tabi olduklarını söyledi. Uyumluluk prosedürleriyle ilgili altyapı yönetim sistemine sahip olduklarını söyleyen CEO’ların oranı yüzde 53,9 oldu. Yine de şirketlerde henüz bu konu departmanlaşmış durumda değil. Şirketlerinde uyumluluk departmanı olanların oranı sadece yüzde 20. Yine de CEO’ların yüzde 72,2’sinin şirketinde iç denetim, yüzde 54,6’sında risk yönetimi departmanı bulunuyor. CEO’ların yüzde 62’si ise kurumlarının finansal ve iş süreçleri risk haritasına sahip olduğunu söylüyor.

İzzet Karaca/ Unilever Ceo’su

“Yeni Dönemde Dinamik Planlama Ortaya Çıktı”

Son 1 Yılda Neler Değişti?
 Son dönemde özellikle küresel kriz nedeniyle dinamik planlama ön plana çıktı. Ciro, tonaj, kâr, pazar payı dörtlüsünün yönetimi, günlük çalışmalarda ağırlık kazandı. Malzeme fiyatlarındaki olağanüstü artışlar nedeniyle oluşan ekstra maliyet, kaliteden fedakarlık etmeden alternatif çözümler yaratılmasına neden oldu. Bu durum fiyatlara asgari oranda yansıtılarak tüketimin azalmasının büyük ölçüde önüne geçildi.

Ajandada Neler Var?
 Türkiye, Unilever dünyasında öncelikli 8 ülkeden biri seçildi ve yatırım önceliği aldı. Bu çerçevede Unilever’i 2015’e en iyi şekilde hazırlamak, gerekli vizyon ve stratejileri geliştirmek ajandamın önemli bir kısmını oluşturuyor. Yine 2015’e doğru ilerlerken çalışanlarımızın memnuniyetini daha da artırmak ve iş ortamını  iyileştirmek istiyoruz. Bu amaçla yatay ofis ortamına geçmek, iş yapışımızı basitleştirmek, değişimin önünde giderek şirket kültürümüzü 2015’in gereksinimlerine göre geliştirmek amacındayım.

hed

Hangi Gelişmeler İzlenecek?
 Bunun dışında tüketimi artırmak ve yavaşlayan büyümeyi tekrar hızlandırmak da ajandamın üst sıralarında yer alan konular arasında. Malzeme fiyatlarındaki yüksek artış veya hızlı düşüşlerin olduğu bu dönemde, optimum miktarı en iyi fiyattan alabilmek de önemli. Küresel krizin seyri ve Türkiye’ye yansıması önümüzdeki dönemde piyasaları değiştirecek ve etkileyecek en önemli etken. Bunun dışında Ortadoğu’daki siyasi ve ekonomik gelişmelerin de takip edilmesi gerekli. Ayrıca Kafkaslardaki savaştan sonra oluşacak yeni dengeler, bu bağlamda Rusya ticaretinin şekillenmesi de izlenmesi gereken konular arasında yer alıyor.

Canan Edipoğlu/ Shell Türkiye Ülke Başkanı

“Kredi Akışındaki Yavaşlama Özel Söktörü Zorlar”

En Büyük Risk Kredi Faizleri
 Bence önümüzdeki dönemde şirketleri bekleyen en büyük risk, global mali piyasalarda risk algılaması bozuldukça kredi faizlerinin yükselmesi ve finans piyasası oyuncularının riskli ülkelere kredi vermekte daha ihtiyatlı davranmaları olacak. Türkiye’de reel sektörün aşırı borç yükü olduğunu görüyoruz. Özel sektörün dış borcu 172 milyar dolar. Bunun 112 milyarı reel sektöre ait. Üstelik bu miktarın yüzde 22’si kısa vadeli borçtan oluşuyor. Yani kredi akışındaki yavaşlama özel sektörü zora sokabilir. 

hed

Türk Piyasalarını Neler Etkiler?
 Türkiye’nin cari işlemler açığıyla başa çıkması ve bunun finansmanında ne derece başarılı olacağı oldukça önemli. Ekonomide baş gösteren yavaşlama da Türk piyasasını derinden etkileyecek özelliğe sahip. Özellikle ikinci çeyrek yurtiçi milli hasılanın düşük çıkması önemli bir gösterge. Bu alanda yaşanacak gelişmelerin niteliği ve seyri, piyasaları derinden etkileyecek diye düşünüyorum. Bir türlü istenilen düzeye çekilemeyen enflasyonun nasıl bir seyir izleyeceği de piyasaların en önemli konuları arasında.

Gündemdeki Konular Değişti
 İki yıl önce gündemimdeki en önemli iki konu, Tüpraş ihalesi ve Turcas’la ortak girişim şirketinin kuruluş çalışmalarıydı. Her iki proje de başarıyla sonuçlandı ve her ikisiyle ilgili görevlerimi icradan sorumlu arkadaşlarıma devrettim. Shell Türkiye Ülke Başkanı olarak sorumluluklarıma, sektörle ilgili sorumluluklar eklendi. Bu nedenle sektör sorunlarıyla ilgili konular ajandamın ilk sıralarında yer alıyor. Ülke başkanlığı bağlamındaki ajandamda ise Samsun-Ceyhan Boru Hattı projesiyle ilgili çalışmalar ve Shell’in gündemindeki yeni projeler yer alıyor.

Sedat Yalınkaya/Goldaş Ceo’su

“Gelecek Vadeden Ülkelerin Tanımı Değişiyor”

Emtia Fiyatları Önemli
 Şu anda emtia fiyatlarını yakından izliyorum. Dolar-Euro paritesi, petrol fiyatları, arz dengesi, siyasi gelişmeler gibi etkilere bağlı olarak inişli çıkışlı bir seyir izleyen emtia fiyatları spekülatif hareketlere göre değişiyor. Dünya piyasalarında yaşanan gelişmeleri biz de yakından izliyoruz. Son yıllarda rotamızı ABD ve Avrupa’nın yanı sıra Asya ve Uzakdoğu ülkelerine de çevirdiğimiz için bu ülkelerdeki yüksek pazar potansiyelinden maksimum oranda faydalanmanın yollarını arıyor, rekabet avantajı kazanmak için çalışıyoruz. Bize göre gelecek vadeden ülkelerin tanımı ve coğrafyası değişiyor. Biz de bu ülkelere odaklanıyoruz.

hed

Siyasi İstikrar Artık Daha Önemli
Türkiye’de siyasi gelişmeler ekonominin yönünü belirler. Gerilimden uzak, istikrarlı bir siyaset ortamı, ekonomiye de olumlu yansır. Dünya global bir krizin eşiğindeyken siyasi istikrar her zamankinden daha önemli hale gelecek. Bu dönemde olağanüstü bir durum olmazsa dış etkenler, Türkiye piyasasında daha belirleyici bir rol üstlenecek. Yükselen enerji fiyatları bir diğer önemli etken… Türkiye üretimde ve ihracatta önemli bir yol aldı. Özel sektörün vizyonu eskiye göre daha geniş ve daha dışa dönük bir yapıya sahip. Hedefler önemli oranda büyüdü¬¬. Türk şirketleri dünyanın onlarca ülkesinde mağazalar açıyor, ihracat yapıyor, fabrikalar satın alıyor. Bundan sonra nasıl daha çok katma değer yaratırız, ona bakmak gerek diye düşünüyorum. Türkiye trend yaratan, teknoloji yaratan bir ülke haline gelmeli.
   
Hazırlıklı Olmak Gerek
 ABD ve Avrupa piyasalarında yaşanan sarsıntının olası olumsuz sonuçlarına hazırlıklı olmak gerekiyor. Son gelişmeler büyük bir krizin habercisi olarak yorumlanıyor. Gelişmiş ülke ekonomilerine duyulan güvensizlik, belirsizliklerin artması petrol fiyatlarının da artmasına neden oluyor. Petrol fiyatlarındaki spekülatif ve yüksek oranlarda artış, hemen hemen tüm sektörlerde maliyetlerin artması anlamına gelecektir. Ayrıca ABD’nin İran’a savaş açması, Kafkaslardaki gerilim ya da benzer bir siyasi istikrarsızlık da hiç kimsenin istemediği olumsuz sonuçlar doğurabilir. Şirketlerin faaliyette bulundukları ülke pazarlarını yeniden değerlendirmesinde fayda görüyorum. Risklerin çok, büyümenin yavaş olduğu pazarlardan çıkmak ve potansiyeli yüksek yeni pazarlar aramak daha doğru bir hareket olacaktır. 

Süreyya Ciliv/Turkcell Ceo’su

Şeyma Öncel Bayıksel
soncel@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz