“Daha Esnek Yaklaşacağız”

Engin Akçakoca / BDDK Başkanı Engin Akçakoca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun yeni başkanı... Yemin etmesinden sadece iki gün sonra Capital’e konuştu. Değerlendirmelerinden kuruma ye...

1 NİSAN, 20010
Paylaş Tweet Paylaş

Engin Akçakoca / BDDK Başkanı

Engin Akçakoca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun yeni başkanı... Yemin etmesinden sadece iki gün sonra Capital’e konuştu. Değerlendirmelerinden kuruma yeni bir yaklaşım, farklı bir soluk getireceği anlaşılıyor. “Yaklaşımlar biraz daha esnek olur” diyerek, bu görüşünü açıkça dile getiriyor. Devalüasyonun işleri zorlaştırdığını söylese de, umutlu konuşmaktan da çekinmiyor. Her şeye rağmen fondaki bankalardan bir ya da ikisinin satılabileceğini düşünüyor ve “İnşallah böylece topluma pozitif bir mesaj vermiş oluruz “diyor.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) eski Başkanı Zekeriya Temizel ile yeni başkanı Engin Akçakoca arasındaki farlılığı sezmemek imkansız.

Eski başkan kuralcıydı. Konulara kapsamlı, detaylı ve kamu bakış açısıyla yaklaşırdı. Hareketleri yumuşak, heyecanı kontrollüydü. Mülkiye’den mezun bu mütevazı insanın detaycılığı, çalışkanlığı ve özel sektöre mesafeli bakışı, Maliye Bakanlığı’ndaki daha çok devlet kurumlarını denetleyen maliye müfettişliği günlerindendi.

Çalıştığı kurul bağımsız olduğu halde, politik baskıyı gerekçe gösterip ülke için hayati önem taşıyan görevinden ayrılması bir tarafa, Cumhuriyet’in ilk yıllarının idealist ve heyecanlı bürokratlarıyla özdeşleştirmekte güçlük çekilmeyecek bir devlet adamı kimliğine sahipti.

Çok farklı tarzlar

Zekeriya Temizel’in bu katı devletçi yapısına karşın, yeni BDDK Başkanı Engin Akçakoca çok daha pratik, çok daha hedefe yönelik, işin çerçevesinden çok sonucuyla ilgilenen bir yönetici görünümünde.

Yemin etmesinden iki gün sonra Capital’i, İş Bankası’nın Ankara’daki eski genel merkezine taşınan BDDK´deki makamında kabul eden Akçakoca hızlı hızlı konuşuyor. Jestleri keskin ve sert. Mazereti yok, alttan almıyor. Kimseye borcum yok tavrı içinde, istemediği konuları hiç sıkıntı duymadan göz ardı etmekte bir sakınca görmüyor.

Beyaz gömleği, gergin ve bir o kadar da enerjik hareketleri ile, sofistike Amerikalı “banker” tiplemesine tam oturuyor. Bu tesadüf değil. 50 yaşındaki Akçakoca, İş Bankası’ndaki 7 yıl hariç, sürekli Amerikan kurum kültür yapısının hakim olduğu bankalarda çalıştı.

1951’de Ankara’da doğdu. Ankara Koleji ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu. Yani Türkiye’nin elit eğitimli kesiminden. Üniversiteyi bitirdikten sonra İş Bankası’nın Teftiş Kurulu’na girdi, bir yıl geçmeden İstanbul’a atandı ve orada evlendi. 1975’ten beri İstanbul’da.

İş Bankası kökenli

Akçakoca’nın kariyerinin ilk yılları İş Bankası’nda teftiş kurulunda geçti. 1980’de Citibank’a girdi. 1991’de, Koçbank’da genel müdür olduğu döneme kadar ağırlıklı olarak operasyonda, yani bankacılığın mutfağında çalıştı. O zamanki adıyla Koç-Amerikan Bank’ta genel müdür yardımcılığı yaptığı dönemde ticari bankacılıktan da sorumluydu.

Neredeyse 10 yıl genel müdürlüğünü yaptığı Koçbank’da yönetim kurulu başkanı olarak çalışan Tevfik Altınok’un ekibindeydi. Yapı Kredi Bankası’ndan ayrılan Burhan Karaçam, Koçbank’ın yönetim kurulu başkanlığına getirilince, Koçbank’daki patronu Tevfik Altınok ile Koç Grubu’ndan ayrıldı.

Tevfik Altınok, fonda yer alan ilk sekiz bankanın yönetim kurulu başkanlığına atandıktan sonra, Engin Akçakoca da Bank Kapital’in genel müdür ve yönetim kurulu başkanlığına getirildi. Daha sonra Demirbank ve Ulusalbank da kendisine bağlandı.

Bu üç bankadaki yönetim kurulu başkanlıkları, özel sektör birikiminin üstüne, işin bir nevi kamu bankacılığı yanını da görmesi açısından, kendisi için çok değerli bir tecrübe, adeta işin tuzu biberi oldu.

Strateji esnekleşiyor

İki başkanın yapıları, geçmişleri ve hayata bakış açıları arasındaki farklılık, bankacılık sektörünü düzenlemek ve denetlemekle yükümlü olan BDDK’nın faaliyetlerinin nasıl şekil değiştireceğiyle ilgili önemli ipuçları veriyor.

Yeni başkan bu tarz değişikliği ile ilgili ”Karşı tarafın sorunlarını belki daha iyi anlamak bakımından buradaki arkadaşların çalışmaları belki biraz daha esnek olur diye düşünüyorum”diyor.

Temizel, Maliye müfettişliğinin verdiği katılıktan dolayı, BDDK Başkanlığı döneminde ciddi bir baskı altında kalmıştı. Bu baskının hem sektörden, daha da çok politik kesimden geldiği Ankara´da BDDK ile ilgili konuşulan konuların başında gelirdi.

Bu noktada Engin Akçakoca’nın stratejisinin daha yumuşak olacağı anlaşılıyor. Akçakoca, “İki tane kriz geçirmiş bankacılığı daha sağlıklı bir platforma taşımak lazım. Her şeyin çözümü zor durumdaki bankaların devlet tarafından devralınması olmamalı. Daha ara çözümler, daha pratik çözümler, daha sağlığa dönük çözümlerin üretilmesi lazım. Gelecekte bunlar yapılacak” diyor.

Akçakoca’nın kastettiği şu: Bankacılık sisteminde sorun yaratabilecek bankalar, bu sorunlar çözülemez duruma gelmeden tespit edilip, sorunlar, bankalar Fon’a devredilmeden giderilmeye çalışılacak. Bu konuyla ilgili mevcut olan düzenlemelerin üstüne yeni düzenlemeler de yapmak gerekecek. BDDK çalışmalarına bu yönde ağırlık verecek.

Bu Türkiye’nin içinde olduğu şu zor dönemde iyice önem kazanıyor. Çünkü hem devalüasyon, hem de faizlerin hareketli seyri, bankaların ve dolayısıyla BDDK’nın işini çok zorlaştırıyor.

Akçakoca krizin Fon’daki bankalara yönelik teklifleri zora sokacağını söylüyor. BDDK Başkanı devalüasyon sonrası sektördeki durum ile ilgili olarak da ``Şimdi işimiz daha da zorlaştı'' diyor.

Türkiye’nin içinde bulunduğu durum düşünüldüğünde, Akçakoca’nın bu düşüncesinde yalnız olmadığı tahmin ediliyor.

Akçakoca göreve geldiğinin ilk günlerinde Capital’in sorularını şöyle yanıtladı:

Sayın Temizel müfettiş kökenli, siz bankacılık kökenlisiniz. Bu BDDK’da nasıl bir tarz değişikliğine sebep olacak?

”Kökenli” olmaktan öte, en azından her insan birbirinden farklı olduğu için, birtakım kişilik farklılıkları nedeniyle bir fark olacak. Müfettiş kökenliler nasıl oluyor, onu bilemiyorum. Ben de İş Bankası’nda teftiş kurulundan geliyorum. Ama sadece herhalde kişisel bakış açısı nedeniyle bir fark olur.

Hem özel sektörde çalıştınız, hem de Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu bünyesine alınan bankalarda çalıştınız. Bu özelliklerinizin buradaki görevinize nasıl katkısı olacak?

Bu kurumun muhatapları bakımından bir katkısı olacak. Ben kuruma, sektörü bildiğim için, elimden gelen katkıyı yapacağım. Ne aktarabilirsem o kadar artıdır.

Bu işleri yürütmede daha kolaylık sağlar mı?

Karşı tarafın sorunlarını belki daha iyi anlamak bakımından buradaki arkadaşların çalışmaları belki biraz daha esnek olur diye düşünüyorum.

19 Şubat krizinden sonra Başbakan, BDDK’nın krizdeki yetersizliklerini gidermeye dönük yeni bir düzenlemeden bahsetti... BDDK’nın son kriz sonrası işlevinde veya stratejisinde bir değişiklik olacak mı?

Bence BDDK’da herhangi bir şey yok. Kusur BDDK’da değil. Ama birtakım yasal düzenlemeler gerekiyor. O da zaten çeşitli yasalarda olması gereken hususlar. Dolayısıyla BDDK’nın kurum olarak herhangi bir kusuru yok.

Fon’a devredilen bankaların iflas ve tasfiye süreçlerini hızlandırmaya yönelik yasa taslağı hazırlanıyordu...

Çalışmalar devam ediyor. Bir kısmı içeride. Bir kısmının da çalışmaları devam ediyor. O konu aynı önemi koruyor.

Krizin atlatılmasında BDDK nasıl bir rol üstlenecek?

Bankacılığın daha sağlıklı platforma oturtulması hepimizin dileği. Şu anda iki tane kriz geçirmiş her sektör muhakkak etkilenmiştir. Kriz zaten finansman sektöründe söz konusu olduğu için bankacılık da etkileniyor. Dolayısıyla onu daha sağlıklı bir platforma taşımak lazım.

Her şeyin çözümünü bankaların Fon tarafından devralınmasında aramamak lazım. Daha ara çözümler, daha pratik çözümler, daha sağlığa dönük çözümlerin üretilmesi lazım. Gelecekte bunlar yapılacak.

Daha önceki dönemlerdeki denetimlerin daha sıkı yapılmasını mı kastediyorsunuz, yoksa TMSF´ye devredildikten sonraki tasfiye sürecindeki uygulamaları mı?

Bütün her şeyi alabilirsiniz. Tasfiye de söz konusu, TMSF’ye devredilmeden önce daha, iyileştirme çabalarında bulunulması da söz konusu. Her şey TMSF’ye devredilince bitmiyor ki, sorunlar hemen çözülmüyor ki... Zaten zarar etmekte olan, çok boyutta fonlanmakta olan banka TMSF’ye geçince de devam ediyor aynı fonlamaya. Dolayısıyla onlar içinde, devredilmeden iyileştirilecek olanları saptayıp iyileştirmek gerekir. Bunun dışında bu konuyla ilgili düzenlemeler yapmak gerekir. Çalışmalar bu yönde devam ediyor.

Özellikle TMSF’ye aktarılmadan önceki denetimlerle ilgili diyorsunuz...

Evet.

Devlet Bakanı Kemal Derviş ``Potansiyeli olmayan banka düzelebilir diye beklenmeyecek'' dedi...

Yani ``insolvent'' (Kurtulma imkanı kalmamış, yaşamaya devam etmesi mümkün olmayan, sistemleri tıkanmış) olan banka. Evet, beklememek lazım.

Önümüzdeki şu zor üç aylık dönemde, faizlerdeki aşırı dalgalanmaların bankaları daha da kötü etkilemesi söz konusu olabilir mi?

Şimdi bir program geliyor. Program oturduktan sonra böyle bir dalgalanma beklememek lazım. Ama ismi üstünde, kurlarda faizlerde dalgalanma ne zaman olur, olur mu, bilemediğin, göremediğin için oluyor. Gayet tabii herkesi etkiler.

Sadece bankaları değil insan olarak sizi de etkiler. Ben ne yapayım acaba diye düşünürsünüz. Bütün mesele bu sistemde bu riskleri zamanında görecek, tespit edecek, önlemler alacak bir düzen getirmek. Olay sadece BDDK’nın denetlemesi değil. Sistem kendisini de denetleyecek. Banka kendisini de denetleyecek. Önlemlerini de alabilecek.

O konuda ciddi sorunlar olmuştu. Fona devredilen bankalar diğerleri gibi, ciddi denetçilik firmaları tarafından denetleniyorlar. Nasıl oluyor da böyle bir denetim varken bu bankaların içi bu kadar boşaltılabiliyor? Bu denetçi firmalarla ilgili bir yaptırımınız veya bu konuda bir girişiminiz olacak mı?

Şu anda onla ilgili bir şey söyleyemem. Söylemek durumunda da değilim. Ancak, iyi ve ciddi denetim, bilerek denetim çok ama çok önemli. Hem dışarıdan bizim tarafımızdan, hem de kendi içinden. Bütün bu olaylar herkese ders. Hepimiz için ders. Türk vatandaşı için de ders, öbürü için de ders, benim için de ders, banka için de ders. Bundan ders almalıyız. Önemli olan bu. Hatalarıyla birlikte yaşayabilen insan olgun insandır diye bir deyiş vardır. Bundan ders çıkarabildiğimiz sürece yararlı olur.

Siz 1994 Krizi’ni de yaşadınız. O dönemdeki olaylardan gerekli dersler çıkarıldı mı? Çıkarılmış olsaydı bu dönem böyle yaşanır mıydı? Yoksa her iki krizin birbiriyle hiçbir alakası yok mudur?

Tahmin etmiyorum. İlişki kurmamak lazım ama sağlanan bazı özel durumlar çok uzun süre devam ettiği için de böyle ortaya çıkmış olabilir.

Mevduat güvencesini mi kastediyorsunuz?

Olabilir, yani o dönemin birçok özelliği vardı.

Devalüasyonun bankacılık sektörünü çok olumsuz etkilemesi söz konusu olmayacak mı?

Açık pozisyonu yüksek olan banka gayet tabii ciddi bir biçimde etkilenmiş olacak.

Sizin işiniz bu itibarla iyice zorlaşmadı mı?

Şimdi daha da zorlaştı.

Devlet Denetleme Kurulu ile ilgili yaşananlar...

No comment!

Fondaki bankaların satışıyla ilgili süreç...

Demirbank’ın satışı ile ilgili açıklamayı yaptık. Fondaki bankaların satışıyla ilgili iddialıyız. Bu ekonomik ortamda ne kadar talip çıkar bilemiyorum. Ama biz elimizden geleni yapıyoruz. Elimizden geldiğince bütün bilgileri sunduk, ilgilenen alıcı adaylarına. Fakat bu son ekonomik durum teklifleri bence sıkıntıya sokacak. İnşallah bir iki tanesini olumlu sonuçlandırırız da çok pozitif bir mesaj vermiş oluruz topluma.

Beş bankanın Sümerbank’ın altında toplanması nasıl tasarruf sağladı?

Operasyonel bir tasarruf sağladı. Ondan öteye bir tasarruf sağlamıyor, çünkü fonlama ihtiyacı devam ediyor. O fonlama ihtiyacı yüksek maliyetten devam ettiği sürece sağladığınız tasarruf onun yanında küçülüyor.

Yüzde olarak?

Yüzde 10-15 olabilir ama faiz oranlarına bağlı bir olay.

Egebank ile ilgili Murat Demirel’e gösterilen tavır ile Etibank ile ilgili Dinç Bilgin’e gösterilen tavrın aynı olmadığı...

(Yorum vermiyor)

“DEDİKODUYU ÖNLEMEK GEREKİYOR”

Kasım-aralık ayındaki ilk krize, bazı bankaların diğer bankalara yönelik hareketlerinin tüm mali sistemi tehdit eder hale gelmesi sebep olmuştu. Bu konuda BDDK’nın bir yaptırımı olabilir mi?

Öyle bir şey tespit etmedim.

Dedikodu mekanizması sistemi çok yıpratıyor. Bu konuyla ilgili daha etkili bir düzenleme düşünüyor musunuz?

Dedikodu meselesini ben Türk milletinin bir alışkanlığı olarak hissediyorum. Maalesef bu sadece bu sektörün değil, günlük hayatımızın her bölümünde var. İnceleyin. Bu bizim millete mahsus diye düşünüyorum.

Bir önlem alınamaz mı?

Cezalandırarak mı? Gayet tabii, üzerine daha şiddetli gidilmesi lazım. Ama nereden nasıl çıktığını tespit etmek o kadar kolay değil ki. Dedikodu işte, fısıltı, ismi üstünde. Yani bu kendi kültürümüzle ilgili bir olay.

“KARŞILIKLAR KONUSUNDA YENİ KARARNAME HAZIRLANIYOR”

Karşılıklar konusunda herhangi bir esneklik gösterecek misiniz?

Karşılıkların vergiden muaf olması mı?

Herhangi bir düzenleme...

Ben ona tarafım.

Sürecin uzatılması...

Yeni kararname için mi? Evet. Onun üzerinde bir çalışma yapıyoruz. Fakat şu anda bir şey söyleyemem.

Sermaye yeterlilik rasyosuyla ilgili herhangi bir değişiklik söz konusu mu?

Şu andaki, BIS´in uygulaması kesin şart. Yüzde 8 kesin bir şarttır bizim için de.

“DAVETİ VATAN GÖREVİ OLARAK ALDIM”

Göreve nasıl davet edildiniz?

Nasıl davet edildim bilemiyorum ki. Emir olarak niteledim. Vatan görevi olarak aldım.

Fondaki sekiz bankanın yönetim kurulu başkanı ve Koçbank’daki patronunuz Tevfik Altınok’un aracılığıyla mı teklif edildi?

Hayır.

Direkt Ankara’ya taşındınız?

Evimi henüz taşımadım. Şu anda eşim burada diye Ankara Oteli’nde kalıyorum. Onun dışında annemde kalıyorum. Daha pazartesi günü yemin ettim, bugün çarşamba. Yakında bir ev uyduracağım kendime, taşınacağım. Düzenimi kurmam lazım.

İŞTE YENİ BDDK BAŞKANI’NIN ÖZGEÇMİŞİ

Adı ve soyadı: Rasih Engin Akçakoca
Doğum yeri ve tarihi: Ankara, 26 Eylül 1951
Medeni durumu: Evli, 2 çocuk
Yabancı dil: İngilizce
İş deneyimi: 1974´de İş Bankası Teftiş Kurulu´na girdi. 1980-82 arası Citibank´ta Muhasebe ve Operasyon Müdürü, 1982-84 arasında American Express Bank´ta Operasyondan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak çalıştı. 1984-86 arası Türkiye İthalat ve İhracat Bankası´nda Genel Müdür Baş Yardımcısı oldu. 1986´da Genel Müdür Yardımcısı olarak girdiği ismi daha sonra Koçbank olan Koç-Amerikan Bank´ta 1991´den Ekim 2000´e kadar Genel Müdür olarak çalıştı.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.