"En Güçlü Hangisi"

Son dönemde iş dünyası derneklerinin, örgütlerinin etkisi daha fazla hissediliyor. TOBB, TÜSİAD, TÜGİAD, İSO ve diğerleri... Ekonomi politikalarından siyasete, her alanda onların varlığını görmek m...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
En Güçlü Hangisi

Son dönemde iş dünyası derneklerinin, örgütlerinin etkisi daha fazla hissediliyor. TOBB, TÜSİAD, TÜGİAD, İSO ve diğerleri... Ekonomi politikalarından siyasete, her alanda onların varlığını görmek mümkün... Bazıları çok etkin, bir bölümü ise etkisini artırma gayretinde... Ancak, ortaya çıkmayan güçleri ise pek bilinmiyor. Bütçeden üye sayısına, bu bilgiler kamuoyunca açıklanmıyor. Capital, iş dünyası örgütlerini güçlü kılan yanlarını, bütçe ve üye sayılarını araştırdı.

 

Türkiye’de bir zamanlar iş dünyası dernekleri ya da örgütleri denildiğinde, akla bir elin parmakları kadar isim gelirdi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), TÜSİAD, İstanbul Sanayi Odası, İstanbul Ticaret Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası ve diğer birkaç kuruluş.  İş dünyasının sesini bu örgütler duyurur, çeşitli konularda temsilcilik görevini üstlenirdi. Ancak, son yıllarda iş dünyası derneklerinin sayısı hızla arttı. Meslek örgütlerinden genç işadamı derneklerine, illerin sanayilerini geliştirme örgütlerinden sanayici kuruluşlarına, son 10 yılda onlarca kuruluş hayata geçti.

 

Ancak, hepsinin gücü eşit değil. Farklı yapıları, üye sayıları ve bütçeleriyle çok değişik güçlere sahipler. Bazı derneklerin siyaset cephesinde etkisi büyük, ancak bütçesi o kadar da hacimli değil. Bir bölümünde ise lobi kabiliyeti var. Hatta aralarında TÜSİAD gibi, gazete ilanlarıyla hükümet değiştirebilenler de var. Ya da TOBB gibi, siyasi partilerin güç kapmak için çaba gösterdiği kuruluşlar da dikkati çekiyor.

 

Uzmanlara göre, bu derneklere güçlerini üç unsur veriyor: Birincisi, üye sayıları... Bir başka faktör ise üye olan kurumların sayısı ve gücü... İlk iki unsur, üçüncüsünü de doğrudan etkiliyor: Bütçe, yani parasal güç. İşet bu 3 unsur bir araya geldiğinde, derneklerin toplam gücünü oluşturuyor. Biz de buradan hareket ederek Türkiye’nin en etkili iş dünyası dernekleri sıralamasını oluşturduk...

 

Güç nereden geliyor?

 

Türkiye’de dernek, birlik, oda, vakıf statüsünde bir çok iş dünyası örgütü bulunuyor. Şahıs üyeliğinin ön planda olduğu işadamları dernekleri, şirketlerin zorunlu olarak kayıt yaptırmak zorunda olduğu odalar, gönüllü üyeliğin hakim olduğu vakıflar, birlikler...

 

Bu örgütler kimi zaman birbirlerine alternatif olarak gösterilseler de, kendi misyonları doğrultusunda çalışıyorlar. Aldıkları en büyük güç ise temsil ettikleri kesim. Türkiye’deki bütün oda ve borsaları bünyesinde barındıran TOBB, ilçelere kadar uzanan yapısıyla ön palana çıkıyor. Ticaret ve Sanayi Odaları üye şirketlerinin kabarıklığıyla, TÜSİAD ise özellikle belli bir kesimi temsil etmesiyle sesini gür çıkarabiliyor.

 

Bütçeler ise zaman zaman belirleyici olmasa da, gücün kanıtlamasında kıstas olarak kabul edilebiliyor. Özellikle sivil toplum örgütü statüsündeki iş dünyası örgütleri bütçelerini üye aidatlarına göre oluşturuyor. Ancak, bu örgütlere üye şirketler araştırmalarda, seyahatlerde ek kaynak sağlayabiliyor. 

 

TOBB çok etkili

 

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, ilçelere kadar uzanan, yerel ağı oldukça güçlü bir örgüt. Bu yapısıyla da özellikle politikacılar için destek alınması gereken bir kurum statüsünde.  Öyle ki, TOBB hükümetin üst kadrolarının belirlenmesinde bile etkin bir rol üstlenebiliyor.

 

TOBB’un politik etki yaratma gücünün azımsanmaması gerektiğini belirten NMC Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nail Kubalı şöyle konuşuyor:

 

“TOBB, Tansu Çiller’in başbakan olmasında etkili oldu. Türkiye’deki bütün odaları içinde toplayan bir örgüt. Eski dönemlerde de başbakan Odalar Birliği’ne daima hakim olurdu.

 

Yalım Erez’le birlikte TOBB politik partilerde ve hükümetlerde etkin olmaya başladı. Hatta bu Türkiye’de yadırgandı. Halbuki tam tersi. Odalar Birliği demokrasinin de bir gereği olarak hareket ediyor. TÜSİAD ise prestijli büyük şirketleri bünyesinde topladığı için büyük sermayeyi temsil ediyor. Siyasi partiler zaman zaman TÜSİAD’a  karşı çok ciddi tavır almışlardır. Ama TOBB’a karşı çok seyrek söylem duyarsınız. Bence Odalar Birliği’nden sonra işçi örgütleri güçlüdür. Ondan sonra TÜSİAD, ESİAD gibi kanunla kurulmamış gerçek sivil toplum örgütleri gelir.”

 

Araştırma yapılmıyor

 

Sektörel dernekler ise kendi alanlarında yönlendirici konumda. Hem üye şirketlerine göre sektörel bilgilere daha çabuk ulaşabiliyorlar hem de sektör içindeki gelişmeleri daha hızlı takip edebiliyor. Ancak, yeterli bütçenin olmaması, derneklerin araştırma yapmalarına engel oluyor.

 

Sektörel derneklerin yaptığı araştırmaların oldukça kısıtlı olduğunu belirten ARGE  Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden şöyle konuşuyor: “Mutlaka bunu bir miktar yapıyorlar. Ama çok daha fazla kaynak aktarılması lazım. Dünyada bu konuların araştırılmasına ayrılan kaynakla Türkiye’de bilgiye ayrılan kaynak arasında çok ciddi bir fark var. Bir kere kamu da bu tarz çalışmaları finanse etmeye fazla eğilimli değil. Özel sektörde yeterince önem vermiyor. Yani Kore’de, Avrupa’da herhangi bir ülkeyi alacak olursanız, bu konulara çok daha fazla kaynak aktarıldığını görürsünüz.”

 

Ergüder, Türkiye’deki sivil toplum örgütlerini “mecburi” ve “gönüllü” olarak ikiye ayırıyor. Üyelik mecburiyeti olan örgütlerin daha zengin olduğuna değinen Yılmaz Argüden şöyle devam ediyor:

 

“Mesela TOBB’a mecburiyetten üye oluyorlar. O mecburiyeti kaldırsanız, TOBB ne olur? Sormak lazım. Kaynaklar arasında da çok önemli farklılıkta buradan geliyor. TOBB, İTO gayet zengindir. En fazla şirketin olduğu örgütlerdir.”

 

Politikadan etkileniliyor

 

Şinasi Ertan, TOBB ve TÜSİAD başta olmak üzere bir çok güçlü örgütte üst düzey yönetici olarak görev almış bir isim. Şu anda Kipa Yönetim Kurulu Başkanı olan Şinasi Ertan, özellikle Anadolu’da iş dünyası örgütlerinin politikadan çok fazla etkilendiğini söylüyor.

Ertan şöyle devam ediyor:

 

“İş dünyası örgütleri, özellikle odalar bazında baktığımızda, politikanın etkisiyle hareket edebiliyor. Anadolu’da mesela bu çok daha yaygın. Bu etkinin mümkün olduğu kadar azaltılması gerekiyor. TOBB’u ilçelere kadar uzanan bir örgüt olarak oldukça güçlü buluyorum. TÜSİAD ise sayısal olarak küçük olsa da, ülkenin en sıkıntılı zamanlarında en gür sesi çıkartıyor. Zayıf yönü ise belli bir kesime hitap etmesi.

 

TÜSİAD gönüllü bir kuruluş. TOBB ise kamu kurumu niteliğinde. Aslında yasalardan kaynaklanan nedenlerle daha güçlü olabilir. Türkiye’ye daha fazla hizmet edebilir. Seçimlerde en son örneğini yaşadık. Partiler, TOBB’u etki altına almaya çalışıyor. Kadrolaşmalarda politize olmadan Türkiye’ye daha faydalı olabilirler. 1965’den bugüne kadar aynı dozda politize oldu. 1950’lerde belki yoktu. O dönemde de demokrat parti çok kuvvetliydi. Politik anlamda TOBB’un etkilenmesine gerek duyulmuyordu.”

 

Geçiş dönemi

 

Amerika’ya 11 Eylül’de yapılan saldırı ve Avrupa Birliği üyeliği için birkaç yıl içinde istikametin belirlenmesi gibi faktörlerin etkisiyle, Türkiye bir geçiş süreci yaşıyor. Bu geçiş sürecinde de hükümetin izleyeceği politikaların yanı sıra, özel sektöre de önemli görevler düşüyor. Yapı ve Kredi Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Rona Yırcalı, bu süreçte daha aktif olunması gerektiğini, görevin de işadamı örgütlerine düştüğünü söylüyor. Yırcalı şöyle devam ediyor:

 

“YASED, İKV, TÜSİAD gibi örgütler bu perspektiften hareketle daha etkin olmak durumundalar. Kamunun bu örgütlerle yakın işbirliği içinde olması gerekiyor. Kanunlardan, alınan kararlardan özel sektörün daha sık bilgilendiriliyor olması lazım. Bu açılardan ortak çalışmakta yarar var.”

 

Türkiye Genç İşadamları Derneği Eski Başkanı Muharrem Yılmaz ise her örgütün kendi alanında güçlü olduğunu söylüyor ve şöyle konuşuyor: “Yerelde TOBB, ulusalda TÜSİAD, Genç işadamlarında da TÜGİAD güçlü.

 

İstanbul’daki sanayici deyince de yine başka bir örgüt ilk akla geliyor. Örgütleri kendi misyonlarına göre değerlendirmek lazım. Asla alternatif değiller. Türk sivil hayatının güçlenmesi Türkiye’nin güçlenmesiyle eş değer. Siyasetin güç kaybetmesi toplumun sivil toplum örgütlerinin yetersiz olmasıyla ilgili. Sivil insiyatif yeterli güçte değil. Biz genç nüfusu temsil ediyoruz.”

 

YAPIŞTIRICILIK ROLÜ ÖNEMLİ

 

İş dünyası örgütlerinin, diğer sivil toplum örgütleri gibi yapıştırıcılık rolü üstlendiğini belirten TİSK Genel Sekreteri Bülent Pirler şöyle konuşuyor: “Sivil toplum kuruluşlarının yapıştırıcılık rolü önemli. Türkiye’de basında yer almak kriter olarak benimseniyor. Ancak, bu doğru değil. Basında ne kadar sıklıkla ve nasıl yer alındığının çok önemli olduğunu düşünmüyorum. Yapıştırıcılık faktörü önemli. Sivil toplum kuruluşları, özellikle kamuoyuyla karar verici merciler arasında dialog sağlamakta etkin olmalılar. Bu kriterle kamuoyunun isteklerini yerine getirme katsayısı ön plana çıkıyor.  Sivil toplum kuruluşları öne geçiyor.

 

Yönlendirme, bilgilendirme vasıflarını da göz önünde bulundurmak gerekir. TİSK, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Esnaf ve Sanatkarlar  Konfederasyonu ve Türk Ziraat Odalar Birliği, bence Türkiye’deki önemli iş dünyası örgütleri arasında yer alıyor.”

 

TÜSİAD-TOBB işbirliği yapıyor

 

Yapı ve Kredi Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Rona Yırcalı ise TOBB ve TÜSİAD’ın koordineli olarak çalıştığı görüşünde. Yırcalı güçlü bulduğu iş dünyası örgütlerini şöyle anlatıyor: “ TOBB başta olmak üzere iş dünyası örgütlerinin çalışmalarından memnunum.

 

TOBB ve TÜSİAD her ikisi de koordineli olarak çalışıyor. DEİK dış ilişkiler bakımından önemli. Ayrıca, TİM’i de gayet başarılı buluyorum. Özellikle Başbakan’ın Amerika seyahati sonrasında Türkiye’de yapılan bir çok toplantıda bütün bu örgütler oldukça önemli bir görev üstlendi. YASED ve İKV’yi de yine sayabiliriz.”

 

LOBİ ÇALIŞMALARININ DEĞERLENDİRİLMELİ

 

Türkiye’deki bütün örgütlerin değişik fonksiyonları olduğuna dikkat çeken ARGE Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden,  raporların basında yer almasının ve lobi çalışmalarının değerlendirilmesi gerektiği görüşünde. Ergüder şöyle devam ediyor:

 

“Bence bu örgütlerin değişik fonksiyonları var. Bir tanesi, üyelerinin çıkarlarını korumak. Her örgütün bunu yaptığını söyleyemeyiz. İkincisi, toplumsal olarak ekonomik gelişmeyi yönlendirecek politikaların oluşturulması. Bence bu faaliyet daha fazla yapılıyor. Ancak, yeterli olduğunu söylemek mümkün değil. Üçüncüsü de bu kurumların kaynaklarını sadece kendi bütçeleriyle değerlendirmek doğru değil. Bu kurumların bir çoğunun bütçesi sınırlıdır.

 

Türk-Amerikan İş Konseyi mesela. Bütçesi kısıtlı. Ancak, çok üst düzeydeki insanlar Türk-Amerikan İş Konseyi’nden görevlerini yerine getirmek için Amerika’ya seyahat ederler. Kendi şirketlerine araştırma yaptırırlar. Bunların hiçbir tanesi bütçesinde gözükmez.

 

Dolayısıyla, bütçesinden daha fazla para harcanır. Yani Amerika’da yapılan bir tane toplantıya 1500 kişi katılıyor. Bunun 700-800’ü Türkiye’den gidiyor. Bunların geliş gidiş maliyeti bile tek başına Türk Amerikan İş Konseyi’nin bütçesinin on misline tekabül eder. TOBB’un bütün seyahatlerinde giderler kendi bütçesinden çıkıyor.”

 

İZMİR’DE ALTERNATİF OLUŞTURULDU

 

Büyük holding ve şirketlerin merkezinin İstanbul’da yer alması, iş dünyası örgütlerinde bu şehrin daha ağırlıklı olarak temsil edilmesine neden oluyor. Her ne kadar örgütlerde diğer illerde faaliyet gösteren şirketler temsil edilse de, zaman zaman sorun yaşanabiliyor. Özellikle İzmirli işadamları, TÜSİAD gibi güçlü mekanizmalarda yeterli ölçüde yer almadıklarını düşünerek başka oluşumlara da gidebiliyor. Ali Nail Kubalı, 1990’ların başında İzmir’de TÜSİAD’a alternatif olarak yapılan çalışmaları şöyle anlatıyor:

 

“Bir dönem İzmirli işadamları TÜSİAD’ın sadece İstanbul ve İstanbul’un büyük şirketleriyle ilgili sorunlarıyla ilgilendiğinden hareketle farklı bir oluşuma gittiler. TÜSİAD’ın İzmir’in büyük sorunlarını gözardı ettiği gerekçesiyle bir şube açılması talep edildi.

 

TÜSİAD da buna karşı çıkıyordu. TÜSİAD’ın Kuşadası’nda yapılan bir Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı’nda bazı işadamları eğer böyle bir şube açılmazsa yerel bir işadamları derneği kurma yoluna gidileceğini söylediler. Bu konuşmalardan bir süre sonra da İzmir’de Ege Sanayicileri ve İşadamları Derneği kuruldu. Türkiye’deki SİAD’lar platformunun da öncülüğünü bu dernek yapmıştır. Hatta daha sonra bu derneğe da alternatifler oluşturulmaya çalışıldı.”

 

SEKTÖR DERNEKLERİ BİLGİ KAYNAĞI

 

Veyvel Yayan/Demir Çelik Sanayicileri Derneği

 

“ Biz demir çelik sektörünü planlama teşkilatı gibi çalışıyoruz. Yani emredici olmayan, yol gösterici olan bir rolümüz var. Sektörde faaliyet gösteren kuruluşlar arasında zaman zaman ortaya çıkan anlayış farklılıklarını dengelemeye çalışıyoruz. Kuruluşları yurt içinde devletle olan işlerinde ve yurt dışında uluslar arası kuruluşlarla olan ilişkilerinde temsil ediyoruz.

 

Türkiye’de sektör derneklerinin en önemli işlevinin bilgi kaynağı olmaları. Tek tek elde edilemeyecek bilgileri onların adına biz topluyoruz.  Bilgilere ulaşma imkanına sahip olan bir yapı olmaları yönüyle sektör dernek çalışmalarını klasik bir lobi faaliyeti olarak görmüyorum.

 

Bu arada gücün mümkün olduğu kadar bölünmemesini temin etmek lazım. Bir sektörde birkaç derneğin olması farklı seslerin çıkmasına neden oluyor. Özellikle uzlaşma platformunu zorlaştırıyor. Mesela bizim derneğimiz Karabük dışında bütün sektörü temsil ediyor. Onlarında bir takım sorunları var. Yoksa üye olmak istemiyor değiller. Bir yere gittiğinizde bir demir çelik sektörü adına konuşmak var. Bir de üç tane firma adına konuşmak var.”

 

 

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz