En kritik konu yetenek boşluğu

Adecco Group CEO’su ALAIN DEHAZE, insan kaynakları dünyasında büyük değişimler olduğunu, bunun da yetenek konusunu etkilediğini söylüyor...

29 AĞUSTOS, 20180
Paylaş Tweet Paylaş
En kritik konu yetenek boşluğu

Hande Yavuz

hyavuz@capital.com.tr

Teknolojik değişim, robotlaşma ve yapay zeka insan kaynakları alanında da büyük bir değişim yaratıyor. 70 ülkede 33 bin çalışanı ve 56 bin şubesiyle her gün 750 bin kişiye iş olanağı sağlayan bir insan kaynakları ve istihdam çözümleri şirketi olan Adecco Group’un CEO’su Alain Dehaze de “Bence yapay zeka robotlardan daha önemli bir etkiye sahip olacak” diyerek bu konuya dikkat çekiyor. Bu durumun birçok sektörü değiştireceğini ifade ediyor. Bilim, teknik, mühendislik, tıp işlerinin daha önemli bir ihtiyaç haline geleceğini dile getiriyor, “Takım birlikteliği, empati çok önemli. Çünkü empati insanın sahip olduğu ancak robotların sahip olamadığı önemli bir özellik” diye konuşuyor. Dehaze, bugün yetenek söz konusu olduğunda en büyük boşluğun ise teknik beceri gerektiren alanlarda olduğunu belirtiyor. “Dünyada en fazla beceri yoksunluğu çekilen alanlar bilgi teknolojileri, dijital, bilgisayar bilimleri, mühendislik ve sağlık sektörleri” diyor. Teknolojik gelişmelerin ardından dünyada iş yapış şeklinin değiştiğini ve liderlerin kendilerini yeni normallere adapte etmesi gerektiğini belirtiyor ve şunları söylüyor: “Tüm sektörlerde teknolojik gelişimleri görebilirsiniz. En önemli konu, kişilerin hayatları boyunca öğrenmeye açık olması. Araştırmalara göre ortalama her 4 yılda bir kişiler yetkinliklerinin yüzde 30’unu kaybediyor.” Adecco Group CEO’su Alain Dehaze ile yetenek dünyasını etkileyecek trendleri, yeni teknolojilerle birlikte gelişen yeni iş yapış kurallarını ve iş kavramının geleceğini konuştuk: 

Geleceğin iş kavramını nasıl tanımlıyorsunuz?

 Geleceğin iş kavramı mega trendlerin etkisiyle şekilleniyor. İlk trend, teknolojik değişimlerin ardından iş ortamının çok değişken, tahmin edilemez ve karmaşık bir yapıya dönüşmesi. Tüm bu gelişmelere adapte olabilmek için hem sıradışı bir anlayışa hem hıza ihtiyaç var. Şirketlerin bu durumda çok esnek olması gerekiyor. Çünkü yeni teknolojilere anında adapte olabilmek kritik önem taşıyor. İkinci trend, yetenekler ve dengelerdeki değişim. Teknoloji, yapay zeka, robot gibi konular insanların adapte olması gereken kaçınılmaz gerçekler. Bundan 5 yıl önceki pazarlama becerileriyle dahi günümüzde bir şey yapamazsınız. Bugün sosyal medya arama motoru optimizasyonu gibi konular gündemde. Üçüncü trend ise teknolojik ilerlemelerin iş hayatına yansımaları. Örneğin yapay zekanın iş hayatındaki önemi. Diğer bir konu demografi. Türkiye’nin konusu değil ama yaşlanan bir nüfus var. Bu da insanların daha çok bakıma ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Diğer taraftan doğurganlık oranının her geçen yıl düşmesi iş gücünü de olumsuz etkiliyor. Örneğin Japonya, şu ana dek 6 milyon çalışan kaybetti ve her yıl 1 milyon çalışan kaybetmeye devam ediyor. Çin ise her yıl 24 milyon çalışan kaybedecek. Almanya önümüzdeki 10 yıllık dönemde yaklaşık 10 milyon çalışan kaybedecek. Bu da birçok ülkede iş gücünün bu durumdan çok etkileneceğini gösteriyor. İş kavramının geleceğini şekillendiren dördüncü güçlü trend ise sosyolojik değişimler. Bu yeni jenerasyonun etkisi anlamına geliyor. Genç insanlar özgür olmak istiyor. Bir şirkette hayatlarını geçirmek istemiyorlar. İlginç bir işe sahip olmak istiyorlar. Bu nedenle şirketler, bu yeni jenerasyonu nasıl kendilerine çekeceğini ve onları nasıl geliştireceğini düşünmeli. Bu konu da freelance yani bağımsız çalışanların öne çıktığı, ağırlığını artırdığı GIG ekonomisiyle bağlantılı. Amerika’daki çalışanların yüzde 30’u freelance (bağımsız çalışan) oldu bile. İtalya’da 4 milyon kişi bağımsız çalışan konumunda. Amerika’daki yeni mezunların yüzde 47’si iş hayatına freelancer olarak atılıyor. Bu yeni gerçek. 

 Şirketlere bu trendler karşısında nasıl çözüm önerilerinde bulunuyorsunuz? 

 İlk olarak eğitim kurumları ve büyük şirketlerin beraber kuracakları, gençleri ve işe yeni başlayanları yönlendirecekleri sağlam süreçler gerekiyor. Böylece bu genç beyinler, hangi yolda olduklarını ve işi öğrenebilir. Dünyanın en çekici şehirlerine baktığınızda hem çok iyi eğitim sistemleri hem uluslararası şirketleri olduğunu görüyorsunuz. Bu şirketler bu okullarla iş birliği içerisine giriyor. Böylece öğrenci o şirkete girip giremeyeceğini, staj yapıp yapamayacağını biliyor. Devletler de bu iş birliğini kolaylaştıracak imkanlar veriyor. İsviçre, Singapur, Amerika, İskandinav ülkeleri bu iş birliğini deniyor. Diğer önemli bir konu da beyin sirkülasyonunun önünü açmak. Öğrencilerin yurt dışına öğrenmek için gitmesi ama aynı zamanda ülkelerin de yurt dışından birçok öğrenciyi kabul edebilmesi gerekiyor. Bu beyin sirkülasyonu ülkeleri zenginleştiriyor. Eğer başka bir ülkeden gelmiş kişiler o ülkede yaşamak isterse de orada kalıyor ve yeni şirketler kuruyor. Örneğin Google gibi bir şirket Rus göçmenler tarafından kuruldu. İnanılmaz. Demografiye gelince... Yaşlanan nüfus için yeni konular geliyor. Amerika’daki 4 milyon kişi evde yemek yapacak, alışverişe çıkacak yardımcı eleman arıyor. 

Son birkaç yılda yetenek talebi konusunda en radikal değişimler ne oldu? 

 Özellikle robot ve yapay zeka diyebilirim. Bence yapay zeka robotlardan çok daha önemli bir etkiye sahip olacak. Çünkü yapay zekayla her şeyi yapabilecek durumda olacaksınız. Bu durum birçok sektörü, birçok ürünü değiştirecek. Bu da talebi etkileyecek. Bilim, teknik, mühendislik, tıp sektörlerinde ihtiyaç önemli olacak. Diğer taraftan kreatif kişilere de daha çok ihtiyaç duyulacak. Takım birlikteliği, empati çok önemli. Empati insanın sahip olduğu ancak robotların sahip olamadığı önemli bir özellik. Eğitim elbette çok önemli ama takım beraberliği, yaratıcılık ve empati gibi özellikleri size veremiyor. Tüm bunların birleşimine ihtiyaç duyuluyor. 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz