"Globalleşme taktikleri"

Birçok şirkete göre globalleşme büyümenin doğal bir parçası... Oysa az sayıda şirket sınır dışına çıkabilme yeteneğine sahip. Sonuçta yurtdışında genişlemek birçok mücadeleyi de beraberinde getiriyor. Warwick Business School’dan Doç. CHRISTIAN STADLER, University of Bath’den Prof. MICHAEL MAYER ve Innsbruck University School of Management’dan Doç. JULIA HAUTZ’un 20 binden fazla halka açık şirket üzerinde yaptığı “Challenges and Barriers to Globalisation” (Küreselleşmenin Önündeki Zorluklar ve Engeller) adlı araştırma da bunu kanıtlıyor. Hatta araştırmacılardan Prof. Mayer, “Birçok şirket için kendi evlerinde büyümek çoğu zaman daha uygun” diye konuşuyor.

22 EYLÜL, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Globalleşme taktikleri
Kereste ve ahşap ürünler üreticisi Boise Cascade, 1990’lı yıllarda kendi ana pazarı olan ABD’de sıkıntılar yaşıyordu. Bu nedenle birçok şirketin ayak izini takip ederek küreselleşmeyi denedi ve ağaç zengini Brezilya pazarına girdi. Ancak bu genişleme Boise’in düşündüğünden daha zor oldu. Düzenlemeler, politik ve kültürel farklılıklar birçok çatışmaya neden oldu. Brezilya operasyonu marjinal kârlılığı yakalasa da Boise’in liderleri buraya daha fazla yatırım yapmanın anlamı olmadığına karar verdi. Boise, 2008’de Brezilya operasyonunu yerel bir rakibine 47 milyon dolara satıp çıktı. Boise örneğinin de gösterdiği gibi “globalleşme” tabiri ne kadar havalı olsa da çoğu zaman şirketler yabancı pazarlarda istenen kârlılığı yakalayamıyor. Stratejik yönetim konusunda uzman üç akademisyenin yaptığı “Challenges and Barriers to Globalisation” (Küreselleşmenin Önündeki Zorluklar ve Engeller) araştırması da bu sorunu tüm açıklığıyla ortaya koyuyor. Warwick Business School’dan Doç. Christian Stadler, University of Bath’den Prof. Michael Mayer ve Innsbruck University School of Management’dan Doç. Julia Hautz, 4 yıl boyunca Kanada, Japonya, ABD ve Avrupa’daki 30 farklı ülkede merkezi olan 20 binden fazla halka açık şirketin son 20 yıllık finansal sonuçlarını analiz etti. Araştırmacılar yurtdışına açılan şirketlerin bu açılımın ilk yılı boyunca varlıkların geri dönüşünde yüzde 3,4’lük bir düşüş yaşarken bu oranın beş yıl sonunda eksi yüzde 1 olduğu ve ancak 10 yıl sonunda artı yüzde 1’i yakaladıklarını belirlediler. Kendi iç pazarında büyüyen şirketlerin ise ilk andan itibaren pozitif büyüme yakaladığı belirlendi. 10 yıl sonunda da uluslararası açılım yapan şirketlere göre yüzde 140 daha fazla geri dönüş elde ettikleri ortaya çıktı. Bu araştırmanın sahiplerinden Prof. Michael Mayer ile globalleşmenin zorluklarını ve araştırmadan çıkan çarpıcı bulguları konuştuk:
* Küreselleşme neden şirketler için en çekici büyüme stratejilerinden biri?
 Bunun iki nedeni var: İlki küreselleşerek başarılı olmuş birçok büyük şirket olması, ikincisi de bunların örnek teşkil etmesi. Halen büyümekte olan şirketlerin yöneticileri onları model olarak alıyor ve uluslararası piyasaya, aslında kendi kaynaklarını ve yetkinliklerini iyice anlamadan, onlara bakarak açılıyor. Bu örnekler takip edilirse otomatik olarak başarının da geleceği varsayılıyor.
* Şirketlerin birçoğunun uluslararası pazarlara açılmayı standart bir büyüme alternatifi olarak varsaymaması gerektiğini söylüyorsunuz. Neden?
 Küreselleşmenin otomatik olarak başarı getirdiğine dair olan inanç doğru değil. Şirketler onları uluslararası pazarlarda bekleyen zorlukları iyi incelemeli. İkinci olarak şirketler sahip oldukları kaynakları ve yetkinlikleri iyi anlamalı ve globalleşmeye ciddi anlamda yatırım yapmaya, zaman harcamaya hazır olmalı. 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz