"Günlük Yönetimi Ekibine Bıraktı, Kültüre Odaklandı"

Mütevazı, güçlü ve arı gibi çalışkan bir insan Zeynep Hamedi… Borusan Holding’in kurucusu Asım Kocabıyık’ın ikinci çocuğu. 1986 yılından bu yana Borusan Holding’in yönetim kurulu üyesi ve işlerin y...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Günlük Yönetimi Ekibine Bıraktı, Kültüre Odaklandı

Mütevazı, güçlü ve arı gibi çalışkan bir insan Zeynep Hamedi… Borusan Holding’in kurucusu Asım Kocabıyık’ın ikinci çocuğu. 1986 yılından bu yana Borusan Holding’in yönetim kurulu üyesi ve işlerin yakın takipçisi. Ama onun asıl gönül verdiği, çocukluk ve gençlik hayallerini süsleyen alan başka… Hamedi, gerçek bir kültür ve sanat dostu. Bu işe gerçekten gönül vermiş. 2006 yılında Borusan Kültür Sanat’ın yönetim kurulu başkanı olduktan sonra da bu kuruma canlılık katmış, yeni bir dönem başlatmış… Borusan Filarmoni için “Avrupa’nın gelecek vaat eden 10 orkestrası” arasına girme hedefini koymuş. Modern sanata ve genç sanatcılara destek veren Art Center’ı hayata geçirmiş. Sırada ise bir müzik okulu projesi var.

Zeynep Hamedi ismini ilk kez duyuyor olabilirsiniz… Çünkü Zeynep Hanım’ın isminin değil yaptığı işlerin, projelerin tanınmasını, konuşulmasını ve takdir edilmesini isteyen bir yaklaşımı var. Şu anda yaptığı başarılı projelerle, konserlerle adından söz ettiren Borusan Kültür Sanat’ın yönetim kurulu başkanı olan Zeynep Hamedi, 1986 yılından bu yana Borusan Holding’in de yönetim kurulu üyesi olarak aktif iş yaşamının içinde…

Borusan şirketlerinde aktif olarak çalışmamış. Ancak işlerden uzakta da kalmamış, grupta olan biteni hep yakından takip ediyor. “Babam, eşim, ağabeyim ve kardeşim kıcaca ailece Borusan ile ilgiliyiz. Ailece bir araya geldiğimiz zamanlarda da işle ilgili konuları konuşuruz” diyor. Ekip çalışmasına, aile ve profesyonel yöneticilerin uyumlu çalışmasının yaratacağı performansa inanıyor.

Avusturya Lisesi’nden mezun olduktan sonra bir sanat şehri olan Viyana’ya gidip fotoğrafçılık okumayı hayal ederken birden kendini ağabeyinin davetiyle Pittsburg’da bulmuş. Üniversite eğitimini de ABD’de demir-çelik kenti denilebilecek bir şehir olan Pittsburg’da ekonomi ve Alman Dili ve Edebiyatı üzerine yapmış. Ancak sanata olan düşkünlüğü ve hayalinden asla vazgeçmemiş. Borusan Kültür Sanat’ın faaliyetlerini genel müdür Ahmet Erenli ile birlikte sürekli genişletiyor. Borusan Filarmoni Orkestrası ile başlayan maceraları müzik kütüphanesi, modern sanat ve bir müzik okulu projesiyle sürüyor.

Hamedi ile Borusan’daki iş bölümünü, 20 yılı aşkın iş yaşamını ve Borusan Kültür Sanat’ın yeni hedef ve projelerini konuştuk:

- Sizi tanıyabilir miyiz? Nasıl bir eğitim hayatınız oldu? İş yaşamına ne zaman atıldınız?
Avusturya Lisesi mezunuyum. Lise yıllarında hayalim fotoğrafçı olmaktı. Birkaç okul arkadaşımla birlikte üniversite için Viyana’ya gitmeyi planlıyorduk ve o yönde hazırlıklar da yapıyordum. Ancak ağabeyim Ahmet Kocabıyık, ABD’de Carnegie Mellon Üniversitesi’nde yüksek lisans yapıyordu ve evliydi. Bana “Zeynep, haydi sen de yanımıza gel” dediler. Ben de 1979’da onlarla birlikte Amerika’ya gittim. Ortam güzeldi, orayı sevdim ve kaldım. Pittsburgh Üniversitesi’nde Ekonomi ve Alman Dili ve Edebiyatı bölümlerini okudum.


hedÖğrencilik yıllarımda eşimle tanıştım. Mezun olduktan sonra 1983 yılında Türkiye’ye döndüm ve evlendim. Ardından eşimle birlikte tekrar ABD’ye gittik. Eşim orada 1,5 yıl boyunca yüksek lisans yaptı. 1985 yılında büyük kızım Leyla doğdu ve birlikte  Türkiye’ye döndük.  O dönemde zaman ben 6 ay kadar Borusan Demir Çelik’in Halkalı’daki fabrikasında çalıştım. Ama daha sonra çalışma yaşantıma ara vererek kızımla ilgilenmeyi tercih ettim.   Leyla, şimdi 23 yaşında ve üniversite eğitimini medya konusunda yaptı. Şu anda da ABD’de senaryo yazarlığı eğitimi alıyor. Orada çeşitli internet yayınlarında sinema eleştirileri de yazıyor.

- Daha sonra bir girişimci olarak iş hayatına dönmüşsünüz. Bu olayı anlatabilir misiniz?
Silk&Cashmere’in kurucusu olan Ayşen Zamanpur ile tanıştık ve iyi arkadaş olduk. . Onun eşi Bijen de Borusan’da çalışıyordu ve iş nedeniyle sık sık Çin’e gidip geliyordu. Ayşen ise Şişecam’daki işinden ayrılmıştı ve orada mağazacılık konusunda bir deneyimi olmuştu. Galleria Alışveriş Merkezi’nin açılacağını duymuş. Oraya yabancı bir markayı getirmeyi önerdi. Benim de aklıma yattı. Sonra Benetton’un bayiliğini aldık ve Galleria’da Benetton mağazasını  açtık. Çok büyük ilgi gördük. 5-6 yıl boyunca üst üste Avrupa’nın en çok satış yapan mağazası seçildik. Mağaza hafta sonunda o kadar kalabalık oluyordu ki, müşteriler içeride rahatça alışveriş yapabilsin diye zaman zaman kapıları kapatmak zorunda kalıyorduk, içeriye müşterileri sırayla aldığımız oluyordu.

Ortaklığımız 1991 yılına kadar devam etti. 1991 yılında ortaklığımız sona erdi. Ayşen kendi işini açtı, ben de küçük kızımı dünyaya getirdim.

Bu işe girişmeden önce aile büyüklerim “Çok iyi bilmediğin bir işe giriyorsun” diye beni uyarmışlardı. Ancak benim için güzel bir deneyim oldu. Başarılı olduk.

- Borusan Holding’de bu süre içinde ne gibi görevler üstlendiniz?
Ben 1986 yılından itibaren Borusan Holding’de yönetim kurulu üyesiyim. Eşim Mehmet Hamedi de Borusan’ın farklı şirketlerinde çalıştı. Şu anda Borusan Paslanmaz Boru’nun Yönetim Kurulu Başkanı.

Benim evim ve kardeşimin evi, annemin ve babamın evine çok yakındır. Kız kardeşim ve benim evim aynı bahçe içinde. Annem ve babamın evi ise bize sadece 200 metre uzaklıkta. Mümkün olduğu kadar sık bir araya gelmeye çalışırız. Bir araya geldiğimizde işle ilgili de konuşuruz. Dolayısıyla Borusan Grubu’nda olan biteni hep yakın olarak takip ettim.

Kız kardeşim Nükhet Özmen de Borusan Oto’da çalıştı uzun yıllar. O da şu anda Borusan Holding’in yönetim kurulu üyesi. Kız kardeşimin eşi de Borusan’da çalışıyor.

- Kocabıyık Ailesi’nde, aile üyelerinin işe dahil olmasını düzenleyen bir aile anayasası var mı? Varsa bu anayasanın kapsamı nedir?
Biz Ahmet Kocabıyık başkan olmadan evvel Profesör Alden Lank adlı bir danışmanla  çalıştık ve çıkan sonuçlara uygun bazı kararlar aldık. İşi aile bireylerinin değil, profesyonel yöneticilerin yönetmesine karar verildi. Aile bireylerinin ise denetleyici bir rol üstlenmesi uygun bulundu.

- Hangi danışmanla çalıştınız ikinci jenerasyona geçiş sırasında?
Profesör Alden Lank ile bir çalışma yaptık. Temel olarak ise şu karar ortaya çıktı: “Kim bu işi daha iyi yürütebilecek niteliklere sahipse işi o yönetsin. Bu niteliklere sahip aile fertleri de şirketlerde çalışabilir”  dedik.

“Şirketlerin başında mutlaka aileden biri olacak” diye bir kural yok. Zaten bütün dünyada da bu yaklaşım geçerli.

- Babanızdan iş hayatı konusunda öğrendiğiniz en önemli değerler nelerdir? Size verdiği en değerli tavsiyeler hangileri?
Doğruluğu ve başarıyı çok önemser. Her zaman bize “ülkenden aldığını ülkene vereceksin” diye bir hedef koymuştur. Bizim sosyal sorumluluk projelerimizin esas çıkış noktası da bu düşüncedir.

- Onunla birlikte yaşadığınız, önemli dersler çıkardığınız, unutamadığınız olaylar ve anılar var mı?
Babamın karar alma, düşünce süreci benimkinden çok daha farklıdır. Bazı şeyleri içine atar, kendi kendine ölçer, biçer, tartar ve karar verir. Borusan gibi büyük bir kurumu yaratırken, uzunca bir süre tek başına karar almak zorunda kaldığından belki de daha kendi içine dönük bir karar alma sürecini tercih eder.

O kurucu olarak daha çok tek başına çalışmak zorunda kalmış. Ben ise hazır bir oluşumu devraldım ve görevim bunu daha iyiye götürmek. O nedenle ben takım gücünü kullanmayı tercih eden bir insanım.

“Ben yaptım” diye bir şey yok günümüzde. Hepimiz birlikte yapıyoruz.

- Babanız Asım Kocabıyık, Capital’e verdiği bir söyleşi de “Oğlum Ahmet Kocabıyık’ın okul arkadaşlarından ve Borusan’daki çalışma arkadaşlarından kurduğu çok uyumlu, deneyimli bir ekibi var. Bu nedenle çok şanslıyız” demişti. O da duayen bir iş adamı olarak günümüz koşullarında ekip çalışmasının önemini biliyor.
Evet, babamın bu tespiti çok doğru. Borusan Grubu’nda çok iyi bir yönetim ekibimiz var ve artık işi iyi yönetebilmek için farklı kademelerde, çok sayıda yetenekli yöneticiye ihtiyacımız var. Çünkü, işlerimiz büyüdü. Her şirketin genel müdürü o işi çok iyi sahipleniyor.

- Sizin Borusan Kültür Sanat’ın başına geçmeniz nasıl oldu?
Borusan Kültür Sanat, 1995 yılı nisan ayında kuruldu. Beyoğlu’ndaki merkez binamız ve müzik kütüphanemiz hizmete açıldı. 1997’de ise Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası hayata geçti. Eylül 2006’da ben Borusan Kültür Sanat’ın Yönetim Kurulu Başkanı oldum, Ahmet Erenli de Genel Müdür oldu.

Kütüphanemizde çok değerli eserler ve koleksiyonlar var. Şu anda Leyla Gencer’in tüm kayıtlarını bir araya getirmeye çalışıyoruz. Genel müdürümüz Ahmet Erenli’in kapsamlı bir Leyla Gencer koleksiyonu var. Bizim kütüphanemizdeki Leyla Gencer Koleksiyonu da tamamlanmak üzere.

- Borusan Kültür Sanat’ın yıllık bütçesi ne kadar ve nerelerden geliyor?
Toplam bütçemiz 8 milyon dolar. Bunun 5 milyonu Borusan şirketlerinden geliyor. Kalan 3 milyon doları ise Borusan Holding’den geliyor.

- Sponsorluklardan ne kadar gelir elde ediyorsunuz?
Sponsorluktan gelir elde etmiyoruz. Konserlerden sadece bilet gelirimiz oluyor, bu da masrafları karşılamaya bile yetmiyor. Konser başına 80-100 bin dolar arası bir maliyet oluyor.Faaliyetlerimizi Borusan Grup şirketlerinin desteğiyle sürdürüyoruz.

-Sponsorluk gelirlerini artırmak için projeleriniz var mı?
2006 yılından bu yana “Konuk Şef” adlı projeyi sürdürüyoruz. Bu proje çerçevesinde, 2006’da Ahmet Kocabıyık, 2007’de de Rahmi Koç yaptıkları bağış karşılığında konuk şef olarak Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nı yönetti. Bu yıl ise Bülent Eczacıbaşı orkestrayı yönetecek. Şu ana dek bu projeden sağlanan bursla 3 çok yetenekli öğrenci yurtdışında en iyi müzik okullarında yüksek lisans eğitimi alma hakkı elde etti. Eşim Mehmet Hamedi’nin motosikletle yaptığı gezileri fotoğraflarla anlattığı ve geçen yıl çıkan kitabından elde edilen bursla da 4’üncü öğrencimize burs verebildi.

- Burs verilen öğrenciler nasıl seçildi?
Danışmanlarımız dünyanın en iyi eğitim veren 10 müzik okulunu belirledi ve o okullara kabul edilen Türk öğrenciler arasından bir seçim yaptılar. Zaten her yıl 1 veya 2 kişi başvuruyor. Bu okullara kabul edilmek çok zor çünkü.

- Bu burs projesi nasıl doğdu?
Bize çok sayıda burs talebi alıyorduk ama bunlara cevap veremiyorduk, bütçemizden dolayı. Onursal Şefimiz Gürer Aykal Teksas’da yönettiği orkestrada buna benzer bir uygulamanın yapıldığını görmüş. O bize önerdi.

Bir yönetim kurulu toplantısında görüştük bu konuyu ve orada son şeklini aldı. Bir zamanlar İdil Biret ve Suna Kan’ın faydalandığı “Harika Çocuk Bursu” diye bilinen uygulama da bize ilham verdi. Yüksek lisans eğitimi boyunca 25 bin Euro ile başladı burslarımızın tutarı…Ancak bu yetmedi ve artırdık. Çünkü iyi okullar oldukça pahalı. Özel ders almaları da gerekiyor. Şan öğrencileri için özel ders almak da çok önemli. Yaşam, kira giderleri filan derken rakam artıyor. Bu nedenle biz de katkıda bulunduk.

Bursumuz karşılıklı burs değil ama eğitimlerini tamamladıktan sonra gelip Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ile 1-2 konsere çıkmalarını arzu ederiz elbette. Bu yıl itibariyle isteyen izleyicilerimiz de bu fona bağış yapabilecekler.

-Borusan Filarmoni Orkestrası’nın ne gibi hedefleri var?
Avrupa’nın en iyi 10 orkestrası arasına girmek gerçekçi bir hedef değil. Çünkü Berlin, Viyana Filarmoni Orkestraları gibi yüzyılı aşkın geçmişleri olan büyük kadrolu ve bütçeli orkestralar mevcut. Ancak Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası, “Avrupa’nın Gelecek Vaad Eden 10 Orkestrası”ndan biri olmak için çalışıyor. Böyle bir kategori var, İngilizce “Up&Coming” diyorlar. Bu hedefler doğrultusunda 2 yıldır yeni bir şef arayışına girdik. Öncelikle yeni şefin seçilmesi için seçkin bir jüri oluşturuldu. İngiltere Kraliyet Operası’nın eski Başkanı Sir John Tooley, Süddeutsche Zeitung gazetesi yazarı Gerhard Persche, Viyana Volksoper eski Genel Müdürü müzik alanında dünyaca ünlü isimlerden Rudolf Berger ve İKSV’nin eski Genel Müdürü, BKS Yönetim Kurulu Üyesi Melih Fereli jüri de yer aldı. Sonuçta Sascha Goetzel yeni şefimiz olarak seçildi. Müzik çevrelerinden ondan teknik ve müzikal açıdan Avrupa’nın en gelecek vaad eden şefi diye bahsediliyor.

- Sascha Goetzel’in müzik geçmişinden biraz bahsedebilir misiniz?
Sascha Goetzel, Haziran 2007’den bu yana Finlandiya’daki Kuopio şehrinin senfoni orkestrasının baş şefliğini yapıyor. Ayrıca son 4 yıldır Avusturya-Kore Filarmoni’nin müzik ve sanat direktörlüğünü yapıyor ve Attergau Müzik Festivali’nin yardımcı şefliğini yürütüyor.

Kendisi keman eğitimi almış ve kariyerinin başlarında Viyana Filarmoni’de dünyanın en büyük orkestra şefleriyle yakın çalışma imkanı bulmuş genç bir şef.

Biz seçim aşamasında kendisini St. Petersburg’a gidip, izledik. Orada bir opera yönetiyordu.

- Şu anda Avrupa’nın gelecek vaat eden orkestraları arasına girebilmek için Borusan Filarmoni içinde nasıl bir yeniden yapılanma hazırlığı var?
Şu anda 4 kadrolu müzisyenimiz var ve onlar aynı zamanda quartetimiz. Henüz sayı netleşmedi ama kasım ayı içinde 4-5 tane daha kadrolu müzisyen alacağız. Borusan İstanbulFilarmoni Orkestrası 80’den fazla müzisyenden oluşuyor. Kadrolu müzisyenlerimiz dışındakiler başka orkestralarda da çalıyorlar.

- Avrupa’nın gelecek vadeden 10 orkestrası arasına girmek için başka neler yapılacak?
Yurtdışında konserler vermeye başlayacağız. 2010’da İstanbul’un Avrupa Başkenti olma projesi çerçevesinde dünya çapında önemli bir festival olan Salzburg Festivali’nde bir konser düzenleyeceğiz.

Orkestranın kıyafetleri için de Network’ün moda tasarımcıları Arzu Kaprol ve Mehmet Acar’la birlikte çalıştık. Müzisyenlerin giyim konusundaki taleplerini karşılamak da kolay değildi. Çello çalan enstrümanı bacaklarının arasına rahatça yerleştirebilmek istiyordu. Keman çalan elbisesinin kolunun rahat olmasını talep ediyordu, orkestranın yeni giysileri bu talepler de dikkate alınarak tasarlandı. Ekru ve gümüş renginde terletmeyen, kırışmayan özel materyallerden iki farklı koleksiyon hazırlandı.

- Borusan Kültür Sanat denildiğinde önce akla Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası geliyor ancak sizin başka alanlarda da faaliyetleriniz var. Örneğin geçtiğimiz günlerde Beyoğlu Ayhan Işık sokak’ta açılan Art Center’dan ve amaçlarından bahsedebilir misiniz?
Önce İstiklal caddesi üzerindeki merkez binamızda bir sanat galerimiz vardı. Burada çeşitli sergiler düzenliyorduk.

Modern sanatı desteklemek üzere bu yıl ArtCenter/İstanbul’u açtık. Hedefimiz dünyada hakimiyeti giderek güçlenen modern sanatı ve çağdaş akımları desteklemek. Beyoğlu’nun merkezinde Ayhan Işık Sokak’ta 4 katlı 500 metrekarelik bir binada faaliyet gösteren Art Center, çağdaş sanatın Türkiye’deki temsilcilerine hem çalışabilecekleri hem sanatseverlerle buluşabilecekleri bir ortam sunuyor. ArtCenter/İstanbul’daki atölyelerde çalışabilmek için 35 yaşını aşmamış, 4 yıllık veya dengi bir sanat okulu mezunu gençler resim, heykel, fotoğraf, video gibi alanlarda çalışmak üzere başvurdu. Bunlar arasından 10 kişilik bir sanatçı grubu belirlendi ve bu 10 kişi şu anda ArtCenter/İstanbul’daki atölyelerinde çalışmalarına başladı. Önümüzdeki 2 yıl boyunca merkezin sunduğu olanaklardan faydalanabilecekler. Imac, TV, DVD oynatıcıdan yararlanabildikleri gibi toplantı alanını da kullanabiliyorlar. Art/Center İstanbul’da yılda 1 kez karma sergi düzenlenecek ve katalogu yayınlanacak.

Art/Center vasıtasıyla Türk sanatçılarını dünya çağdaş sanat pazarına tanıtmayı, onların çağdaş sanat fuarlarına kabulünü ve katılımını sağlamayı da istiyoruz.

- Borusan Holding’in sahip olduğu geniş bir koleksiyon var. Bu koleksiyon kaç esere ulaştı?
Koleksiyonumuz 360 eseri aştı. Bir bölümünü Borusan Holding’in merkezi olan Perili Köşk’te sergiliyoruz.

“Gürer Aykal Liderliğinde Bir Müzik Okulu Hayata Geçireceğiz”

- İstiklal caddesi üzerinde Borusan Kültür Sanat’ın merkez binası karşısında 1 bina daha aldınız ve oranın restorasyonunu yapıyorsunuz. O binada nasıl bir proje hayata geçecek?
Orkestramızın şefi Gürer Aykal, aynı zamanda harika bir öğretmen. Biz yeni aldığımız bu üçüncü binada 2009 yılı Eylül ayında Gürer Aykal’ın liderliğinde bir müzik okulunu hayata geçirmeyi istiyoruz. Okulun açılışını İstanbul Bienali sırasında bir çağdaş sanat sergisiyle yapacağız. Türkiye’nin nasıl bir okula ihtiyacı var, bu okul hangi yaş grubuna hitap edecek tüm bunları araştırıyoruz. Belki dünyaca ünlü bir müzik okuluyla işbirliği de yapabiliriz.

Akdeniz Çağdaş Müzik Festivali adıyla düzenlediğimiz organizasyona sadece Akdeniz ülkelerinden değil, çok farklı coğrafyalardan çağdaş müziğin temsilcileri katılıyordu. Şimdi  Yeni Müzik Festivali adıyla 2009’da Bienal ile eş zamanlı olarak yapacağız. Bu festivali iki yılda bir düzenleyeceğiz.

Borusan’ın “Konuk Şef” Bursuyla İlerleyen Harika Çocuklar

Güçlü Mezzosoprano
2006 yılında orkestrayı Borusan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kocabıyık yönetti ve mezzosoprano Fatma Ayazlar yurtdışında eğitim alma şansı buldu. Ayazlar, İstanbul Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyatı bölümünde lisans, 2004 yılında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda ise yüksek lisans eğitimini tamamlamış bir genç sanatçı. Şu anda Borusan Müzik Bursu ile New York City Üniversitesi Brookyn College’de master öğrencisi olarak Patricia McCaffrey ile şan çalışmalarına devam ediyor.

Genç Fagotçu
Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç,  2007 yılında orkestrayı yöneterek fagot sanatçısı Burak Özdemir’in burs almasına katkıda bulundu. 1983 doğumlu Burak Özdemir 2004 yılında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’ndan mezun olduktan sonra Borusan Müzik Bursu’yla Haziran 2008’de Berlin Sanat Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimini başarıyla tamamladı. Bu yıl eylül ayında dünyaca ünlü bir okul olan ABD’deki Julliard Müzik Okulu’na doktora öğrencisi olarak kabul edildi.

Parlak Trompetçi
Bu yıl 12 Kasım’da gerçekleşecek özel konserimiz ise, Mustafa Arda Cabaoğlu’na University of Rochester Eastman School of Music'te trompet dalında kazanmış olduğu doktora programı için destek olmayı hedefliyor. Cabaoğlu, İstanbul Teknik Üniversitesi MIAM Müzik Performans Bölümü'nden 2008 yılında mezun oldu.

Bir Klarnet Ustası
Eşim Mehmet Hamedi’nin 8 yıldır motosikletle yaptığı gezileri fotoğraflarla anlattığı “From Himalayas To Andes: My Jorney on a Motorcycle” adlı kitabının gelirini bağışlayarak oluşturduğu fon ile Ant Karabacak isimli genç bir klarnet sanatçısını yurtdışına eğitime gönderdik.

“Efes Antik Kenti İçin Bir STK Kurulmasına Liderlik Etmek İstiyoruz”

Özel Kitap Yayınlandı
Ertuğ&Kocabıyık Yayınları Borusan Kültür Sanat’ın çatısı altında çalışıyor. Ertuğ&Kocabıyık Yayınları’nın koordinatörü de merkez binamızda bulunuyor. Son olarak ““Ephesos: Architecture, Monuments and Sculpture”” adlı kitabı çıkardık. 2007 yılının Aralık ayında Türkiye’de dağıtımına başladık.

Viyana’daki Efes
Ancak yurtdışı lansmanını Viyana’da yaptık. Viyana’da Kuntz Museum yani sanat müzesinin içinde özel bir Efes müzesi var ve bu yıl oranın 30’uncu yılı. Viyana’da Efes antik kentine ait 400 parça eser var ve bir bölümü sergileniyor, bir bölümü ise müzenin deposunda muhafaza ediliyor. “Melek ve Yaralı Adam” adlı heykel beni çok etkiledi.

Avrupa’da Lansman
Efes’teki kazılar 113 yıl önce başlamış ve hep Avusturyalılar tarafından yapılmış. Müze müdürü yaptığı konuşmasında orada sergilenen eserlerin Abdülhamit’in fermanıyla yurtdışına çıkmasına izin verildiğini, Avusturya hükümetine hediye edildiğini söyledi bize. Biz kitabın Avrupa lansmanını yaptık. Kitapta Türkiye’deki Efes antik kentinde bulunan eserlerin fotoğrafları yer alıyor.

Yamaç Evin Sponsoruyuz
Biz Efes’teki yamaç evlerinden birinin restorasyonuna sponsor olduk. 300 bin Euro kadar bir bütçe ayırdık bu işe. Avusturya’da Efes Dostları Derneği var ama Türkiye’de benzer bir sivil toplum kuruluşu yok. Türkiye’de Afrodisias antik kentine Geyve Vakfı sahip çıkıyor. Biz de Efes için benzer bir oluşuma liderlik etmek istiyoruz.

Borusan Holding, Krize Rağmen Yatırımlarına Devam Edecek

- Borusan Holding, bu ekonomik kriz ortamında nasıl davranacak? Askıya alınan, dondurulan yatırım kararları var mı?

800 Milyon Dolarlık Yatırıma Devam
Borusan Grubu’nun çok ciddi bir programı var. Başta çelik sektörü olmak üzere planlanan yatırımlarımız aynı hızda sürüyor. İş ortağımız ArcelorMittal ile birlikte 800 milyon dolarlık bir sıcak sac tesisi yatırımı planlamıştık. Kriz koşullarına rağmen bu yatırımın startını vermek hem bizim hem de ülkemiz için büyük bir moral kaynağı olacak diye düşünüyorum.

Enerjide de Planları Aksatmayız
Grubumuzun yeni girdiği enerji alanında da çok büyük bir yatırım programı mevcuttu. 5-7 yıl gibi bir vade içinde 2,2 milyar dolarlık yeni santral kurulması planlanmıştı. Finans piyasası koşulları bu büyüklükteki yatırımları zorlayabilir. Ama enerjide de yöneticilerimiz kademeli bir yatırım planı öngördüklerinden grubumuz için tüm bunların bir sorun teşkil edeceğini sanmıyorum. Borusan bugünlere Türkiye’nin geleceğine güvenerek geldi. Bugün de hiçbir alanda yatırım planlarımızı aksatmayız

Sedef Seçkin Büyük
sseckin@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz