İşte Fiba'yı yöneten iki kuşak!

Hüsnü Özyeğin'in kızı ve oğlu bir arada...

22.09.2014 19:56:490
Paylaş Tweet Paylaş
İşte Fiba'yı yöneten iki kuşak!
Hüsnü Özyeğin, iş hayatına biraz da tesadüf eseri Çukurova Holding’de başladı. Kariyer basamaklarını hızlıca tırmandı, dönemin en büyük bankalarının genel müdürlüğünü üstlendi. Sonra Finansbank’ı kurmak için her şeyi bırakıp sıfırdan başladı. Onu büyükler ligine sokup sattı ve yeni bankasını kurup Fiba Holding’i büyütmeye devam etti.

Şimdi enerjiden perakendeye, finanstan gayrimenkule çok sayıda sektörde, onlarca şirketi var. Bu büyük grubu, son yıllarda işe dahil olan kızı Ayşecan ve oğlu Murat Özyeğin ile birlikte yönetiyor. Hüsnü Özyeğin, kızı ve oğlu ile ilk defa bir arada, grubunu ve geleceğe yönelik planlarını, sosyal yatırımlarını anlattı...

Türkiye'nin en önemli girişimcilerinden olan Fiba Holding’in patronu Hüsnü Özyeğin, Yapı Kredi Bankası’nın genel müdürüyken aldığı büyük bir kararla her şeye sıfırdan başlamış ve Finansbank’ı kurmuştu. Bankayı, Türkiye’nin en büyük kurumları arasına sokarken bir yandan da enerji, gayrimenkul, perakende ve turizm gibi alanlara girmişti.

Bütün bu yatırımlar büyürken Finansbank’ı Yunanlılara satıp sıfırdan Fibabanka’yı kurup, iş dünyasını şaşırtmıştı. Fiba Holding, şu anda Romanya’dan Çin’e, Rusya’dan Hollanda’ya kadar çok geniş bir coğrafyada yatırımları olan bir gruba dönüştü. Yakın zamanda faaliyette olduğu alanlara sağlık sektörünü de ekledi. En yeni sektörler ise madencilik ve gübre olacak.

Hüsnü Özyeğin, “Yeni yatırımlar ve yeni sektörlerle büyümeye devam edeceğiz” diye vizyonunu ortaya koyuyor. Bu büyümeyi de kızı Ayşecan Özyeğin Oktay ve oğlu Murat Özyeğin ile oluşturduğu “takım” ile yönetiyor.

“Kurduğum büyük grubu, onların geleceğe taşıması için dışarıda çalışmalarını istemedim” diye konuşan Hüsnü Özyeğin, oğlu Murat Öz-yeğin’i yurtdışındaki eğitim ve deneyimden sonra grubuna davet etti. Ardından kızı Ayşecan Özyeğin Oktay da eğitiminden sonra gruba MT olarak katıldı.

Her ikisi de alt kademelerden başlayan kariyerlerini, değişik aşamalardan geçerek bugünkü düzeye taşıdı. Şimdi baba, kız ve oğul, profesyonellerle birlikte grubu yönetiyor. Öyle resmi haftalık, aylık, yıllık olağan toplantıları yok. Her fırsatta, günün her anında bir araya gelip yönetimi birlikte götürüyorlar.

Ayşecan Özyeğin Oktay “Ofislerimiz aynı koridorda, iki asistanı üçümüz paylaşıyoruz. Her an ilişki ve toplantı halindeyiz” diye konuşuyor. Murat Özyeğin ise “Geleceği konuşmak için resmi toplantılara, strateji buluşmalarına ihtiyaç duymuyoruz.~

Her buluşmamızda grubumuzun, işlerimizin geleceğini otomatik olarak konuşuyoruz” diyor ve ekliyor: “Grubun likiditesi de iyi olduğu için işlere odaklanmamız ve bakmamız, bizim yeni işlere girişimizi etkiliyor. Dağınık gitmek istemiyoruz.

5 yıl sonra yeni sektöre girme sebeplerinden birisi budur.” Fiba Grubu’nda yeniden heyecanın geldiği, yeni sektörlere girilip büyük yatırımların yapıldığı bu dönemde, Hüsnü Bey, kızı Ayşecan Özyeğin Oktay ve oğlu Murat Özyeğin ile birlikte sorularımızı yanıtladı. Basında ilk defa ortak fotoğraf veren Özyeğinler, geçmişten geleceğe grupla ilgili ayrıntılı açıklamalar yaptı:

Kızınızı ve oğlunuzu tam istediğiniz gibi bir eğitimden sonra işe dahil edebildiniz mi? Kafanızdaki planı mı uyguladınız?
Doğal olarak kafamda bir plan vardı, ama çok formal bir plan değildi. Çocukların eğitimine çok önem verdik. Bu noktada annelerinin çok büyük ilgisi vardı. Liseye kadar annelerinin inanılmaz bir ilgisiyle büyüdüler. Amerika’da okurlarken annelerinin cep telefonu gece gündüz açıktı.

Lisenin sonuna doğru daha çok ben devreye girdim. Murat’ın Carnegie Mellon Üniversitesi’ne gitmesi, Ayşecan’ın Duke Üniversitesi’ne girmesi, onlar için dönüm noktaları odu. Aslında özellikle annesi, Ayşecan’ın iş hayatı yerine daha çok sanatla, tiyatroyla uğraşmasını tercih ediyordu.

Ben de işi başlatmış ve götüren bir kişi olarak her ikisinin de mutlaka işin içinde olmaları gerektiğine inandım. Bunun uzun vadede onlar açısından da önemli olduğuna inandım. Üniversiteden sonra da onları iş hayatına bir an evvel hazırlamak için elimden geleni yaptım.

Murat çalışmaya daha erken başladı. Lisedeyken yazları bankada veznedar olarak çalışıyordu. Çünkü her zaman çocukların en alt kademeden işe girmesi gerektiğine inandım. Murat o zamanlar, sabah erkenden bankanın zırhlı arabasıyla Karaköy’deki Merkez Bankası’na gider, diğer bankaların araçlarıyla sıraya girerdi.

Bence çocukların bir an önce gerçek hayatla tanışması lazım. Türkiye’de birtakım iş adamlarının çocuklarını okuldan çıkar çıkmaz genel müdür yapmaları kadar büyük bir yanlış olmadığını düşünüyorum. Patron çocuklarının, aynı profesyonel yöneticiler gibi alt seviyelerden yetişmesi, aynı kademelerden geçmesi, işin içine girerek öğrenmesi lazım diye düşünüyorum.

Bu arada çocukların iş hayatına girmesiyle ilgili kararlarımda, ABD’li işadamlarının biyografilerini okumam bana çok büyük yardımcı oldu. Onların nasıl yaptıklar��na baktım. Çünkü bu işi dünyada en iyi onlar yapıyor. Mesela Henry Ford’un oğlu 6 ayı otomobil galerisinde, 6 ayı üretim hattında, 2 yıl eğitim görmüştü.~

Çocukların aile işi dışında bir işte çalışması veya kendi işlerini kurması opsiyonu var mıydı? Çocuklarınızdan böyle bir talep geldi mi?
Böyle bir planım yoktu. Ben aslında çocukların hemen bizim grup şirketlerimizde çalışmalarına karşıydım. Lisansı bitirdikten sonra Amerika’da çalışmalarını çok istedim. Murat 3 yıl Bear Stearns’ün ABD’deki yatırım bankacılığı bölümünde çalıştı. Hakikaten çok ciddi bir bölümde ve sabahlara kadar çalışıyordu. O tecrübeyi alması ve öğrenmesi çok iyi oldu.

Türkiye’de bunu en iyi Musevi vatandaşlarımız yapıyor. Onlar, Sultanhamam’da hiçbir zaman kendi çocuklarını kendi işlerinde çalıştırmaz. Hep ilk işlerinde başkasının yanına verirler. Ben de doğrusunun bu olduğunu düşünüyorum. Oğluma da şunu söylemiştim: “Ben, bir hata yaptığında seni azarlayamam, ama orada seni azarlarlar.” O yüzden grup şirketlerinde başlatmadım.

Ancak Ayşecan’da bu fırsatımız olmadı. Duke’tan döndüğü zaman başka şirketleri düşündü ama sonra diğer üniversite mezunları gibi 1,5 aylık eğitimden sonra MT olarak katıldı. 3 yıl Fi-nansbank’ta çalıştı. Murat ilk önceleri Bear Stearns’te çalıştıktan sonra Türkiye’ye döndü. Tam kriz döneminde dönmüştü.

2001’in Haziran’ı gibi işi bırakacaktı ama ben Murat’ı daha erken çağırdım. Hayatımda benim gördüğüm, onun da görebileceği en büyük krizin Türkiye’de oluştuğunu ve bunu yaşamasının kendisine çok faydalı ve önemli bir deneyim olacağını söylediğim zaman, işi biraz erken bırakıp mart ayında döndü. Ve o krizi beraber yaşadık.

Çocuklarınızı geleceğe hazırlarken onlara verdiğiniz öneriler, öğütler neler oldu?
Aslında her zaman olayları yaşayarak öğrenmeleri yolunu seçtim. Grubumuzdaki yöneticilerle beraber çalışarak öğrenmelerini tavsiye ettim. Onlar da hep de öyle yaptılar.

Çocuklarınız başlangıç seviyesinde profesyonel yöneticilerinizin altında çalıştı. “Babamızın şirketi” ruh halini ve algısını yaratmadan, profesyonellerle uyumlu çalışmak için nasıl bir formül uyguladınız? Dengeyi nasıl sağladınız?
Bu denge, biraz kendi kendine oldu. Çünkü iki çocuğum da burada uzun yıllardır çalışan üst düzey yöneticilere bey veya hanım demez, ağabey veya abla derler. Çünkü hep onların içindeydiler. Bizde, belki başka gruplarda pek olmayan informal bir hava vardır. Böyle olunca üst yöneticiler de onları çocukları gibi gördü.~

Şu anda aileden 3 kişisiniz. Şirketi nasıl yönetiyorsunuz? Yönetimi ve işleri nasıl paylaşıyorsunuz?
Murat, finansal işler dışında, holding altında toplanan işlerin önemli bir kısmına bakıyor. Enerjiye ve liman işlerine münhasıran bakıyor. Ben bu iki şirketin yönetim kurulunda da değilim. Tamamen Murat’ın yönetiminde.

Ama o şirketlerin CEO’su değil, hepsinin kendi CEO’ları var. Günübirlik önemli meseleler olduğunda da Murat’la temasa geçiyorlar. Murat zaman zaman o konularda bana bilgi veriyor, danışıyor. Marks&Spencer, GAP ve Banana Republic gibi markaların bulunduğu giyim perakendeciliği grubunda, çocuklarım daha yakın temasta. Gayrimenkul yatırımlarıyla da yakından ilgileniyorlar.

Swissotel’e ise sadece Ayşecan bakıyor. Ama mesela şu anda renovasyon var. O tür önemli yatırımlarda ben ve Murat da devreye giriyoruz. Murat, ayrıca finansal iştirakler içinde de Girişim Varlık’a bakıyor. Orada ben de varım.

Peki üçünüzün belli aralıklarla yaptığınız olağan iş toplantılarınız var mıdır? Ne sıklıkta olur? Veya olağan iş akışına göre hep bir arada mı bulunursunuz?
Biz zaten ufak ve çekirdek bir grubuz, o nedenle bazen günde 3 kere bir araya geldiğimiz oluyor. Aslında bizim holding bünyesinde planlama müdürü, stratejik planlama müdürü gibi birimlerimiz yok. Bunların hepsi operasyonel, şirketlerin kendi içinde yürütülüyor. Yatırım fırsatlarını onlar bize sunuyor.

Yeni fikirlerde, yeni yatırım kararlarında üçünüz mü bir araya gelirsiniz? Nasıl bir yeni yatırım stratejiniz var?
Mesela enerji grubu yatırım fırsatlarını kendisi oluşturur ve bize getirir. Eğer Florence Nightingale’in yüzde 50’sinin alınması gibi farklı bir alana giriyorsak, o zaman daha farklı noktalar olabilir.

Mesela o konu, bizim 2-3 yıldır düşündüğümüz bir şeydi. Birkaç hafta önce hisseleri alındı. Yoksa “Sağlık sektörüne stratejik yatırım yapalım, kim satılık” diye bir durum yoktu. Tabii artık sağlığa girdiğimiz için bakıyoruz.

Genelde bir dostumuz bize gelir, “Otel almak ister misiniz” falan der. Böyle çok teklifler gelir. Daha çok benim eski dostlardan böyle teklifler alırız. Ama önemli yatırım kararlarında mutlaka birlikte tartışır ve kararı alırız.

Çocuklarınızı da dahil ederek grubun geleceğini nasıl görüyorsunuz? İlerisi için ne hayal ediyorsunuz?
Büyümeye devam etmek istiyoruz. Türkiye’deki yatırımlara devam ediyoruz. Mesela benim gibi çok az işadamı vardır sanırım, Türkiye dışında evim, arazim hiçbir şeyim yoktur. Her şeyim Türkiye’dedir.~

Tabii ki grubun mevcut işlerinde büyümeyi taahhüt ediyoruz. Bunun dışına çok çıkmamayı düşünüyoruz. Son 3-4 yıldır bu noktada başarılı olduk. Artık yeni yatırımlarda daha disiplinli hareket ediyoruz.

Edindiğimiz tecrübelerden, yaptığımız hatalardan şunu öğrendik: Bilmediğimiz işlerdeysek ve o işleri bilen yöneticilerimiz yoksa, bu işler iyi gitmedi. Bunu öğrendik. O yüzden artık daha disiplinli hareket ediyoruz.

O zaman enerji, perakende, yeni girdiğiniz sağlık alanlarında büyüyeceksiniz...
Evet. Ayrıca liman işinde yeni fırsatları kolluyoruz. Türkiye dışında da liman fırsatlarına bakıyoruz. Çünkü 6-7 yıldır orada çok önemli bir ekip yetiştirdik.

İlginizi çeken yeni sektörler var mı?
İlgimizi çeken yeni sektörler var. Madencilik sektörüne girdik. Türkiye’de önemli bir potansiyeli var. Büyük gruplar, çok yeni olarak girmeye başladı. Maden ruhsatları birkaç jenerasyondur belli ailelerin elinde ve çoğu da çok büyük yatırımlar yapmamış. Orada çok büyük fırsat görüyoruz. Enerjiyle bağlantılı olarak 3 ay önce kömür yatırımına girdik. Sondajları devam ediyor.

Yurtdışında yeni AVM yatırımları olacak mı? Çin’de açılmıştı.
Çin’ deki AVM’miz 1,5 yıl önce açıldı. Yurt-dışında başka AVM projemiz yok. Ama Roman-ya’dakini renove ediyoruz. Oraya ciddi bir yatırım yapıyoruz. Ayrıca Romanya’da bir iş hanı yatırımımız da var.

Türkiye’deki gayrimenkul fırsatlarını kolluyoruz. En son Kağıthane’deki Ofishane’yi satın aldık. Başka fırsatlara bakıyoruz. Alemdağ’daki kendi arsamızda büyük bir konut projemiz olacak. Özyeğin Üniversitesi’nin bitişiğinde, yaklaşık 1.250 konutluk büyük bir proje yapacağız. Onun dışında gayrimenkul sektöründe daha çok bitmiş, ofis veya AVM şeklinde gelir getiren yatırım fırsatlarını satın almak üzere yakından takip ediyoruz.

Bu durumda iyi bir yıl geçirdiğiniz söylenebilir mi?
Aslında biz grubun büyümesi olarak değil, şirketlerin büyümesi olarak bakıyoruz. İyi bir yıl geçirdiğimizi söyleyebilirim. Bu yıl çok yatırım yaptık. Sağlık işine girdik. Rüzgar enerjisi yatırımlarımız devam ediyor. Türkiye’deki ilk 4 yatırımcıdan biriyiz. Dört santralimiz inşa halinde. Çalışan tek santralimiz var. Bu yılın sonuna doğru rüzgar enerjisinde çalışan 9 santralimiz olacak.

Toptan ve perakende enerji alım-satı-mında da faaliyetlerimiz var. Önümüzdeki yılın başında serbest tüketici limitleri azalacak diye tahmin ediyoruz. O zaman tüketiciye daha çok yöneleceğiz.~

AYŞECAN ÖZYEĞİN OKTAY
"MT OLARAK İSE TABANDAN BAŞLADIM”
ÇAKTIRMADAN BENİ YÖNLENDİRDİ

Küçük yaslarda babamın isine dahil olacağım diye pek planlar yapılmazdı. Evde çok fazla is konuşulmazdı. Finansbank hayatımızın bir parçası olsa da annemin benim için farklı arzuları vardı. Benim keyifli bir gençlik yaşamamı, kendimi çok zorlamamamı istedi. Ancak, Hüsnü Bey’in çaktırmadan bizi işe yönlendirmesi, bir şekilde bizi işin içine dahil etti. Gideceğimiz üniversiteden yapacağımız stajlara kadar çeşitli alanlarda çaktırmadan yönlendirdi, önerileriyle hayatımızı etkiledi.

AİLE DİŞİNİ DENEDİM AMA...
Ben ağabeyimin aksine üniversiteden sonra doğrudan işe döndüm. İlk geldiğimde Türkiye’de birkaç iş görüşmesi yaptım, başka yerlerde çalışabilir miyim diye denedim. Ancak bu noktada, “Bana babamdan daha iyi bir hoca olabilecek bir başkası olmaz” diye düşündüm ve gruba katıldım. O nedenle en alttan, MT düzeyinden bankaya dahil oldum. Dolayısıyla şubeden başlayarak çalıştım ve şimdi geriye dönüp baktığımda “İyi ki bu yolu izlemişim” diyorum.

ÇALIŞKAN VE MÜTEVAZI
Her şeyi ciddi anlamda değerlendirip çok adil kararlar aldığını düşünüyorum. Çalışkanlığı beni her zaman hayran bırakmıştır. Yeni şeylerin peşinden gitme heyecanı hakikaten çok güzel. Mütevazılığı beni çok etkilemiştir ve bize de örnek olmuştur. Her şeyin dışında bizim için önce bir baba. Bu kadar çalışma hayatının içinde olmasına rağmen bizim için her zaman olması gereken yerde olmuştur. Sağlıkta, okul etkinliklerinde, çocuklarla ilişkilerde işini değil, hep bizi düşünmüş ve dinlemiştir.

“FİNANSTA YURT İÇİNDE BÜYÜME KARARI ALDIK”
HIZLI BÜYÜMEYECEĞİZ

Bundan sonra yurtdısındaki finansal sektörde, çok hızlı büyümeyi düşünmüyoruz. Daha çok finansal sektörün dışındaki alanları seçiyoruz. Çünkü finansta, 2008 krizinden sonra dünyada bütün regülatörler haklı olarak sektörü bayağı sıkmaya başladı. Denetim anlamında söylemiyorum. Denetim zaten olmalı ve bundan çekinmiyoruz. Ama sermaye rasyoları artırılıyor, özellikle yurtdışında. Bilhassa Avrupa’da finansal sektördeki sıkıntıların devam edeceğine inanıyoruz.

SORUN DEVAM EDECEK
ABD, büyük paralar ortaya koyarak finansal sektörün sorunlarını büyük ölçüde çözümledi. Ama Avrupa’da sorun devam edecek. Çünkü Avrupa’da, ülkelerin de sorunları var; borçluluk ve büyüme gibi... Bu da açıkçası finansal sektöre pek yeni fırsatlar da sunmuyor.

Onun için bu alanda yurtdışında büyümeyeceğiz. Türkiye hariç. Türkiye’de Fibabanka olarak büyümeye devam etmek istiyoruz. Ama yurtdışındaki faaliyetlerimizi daha temkinli, daha rasyonel bir sistem içinde sürdüreceğiz.~

ÖZYEĞİN ÜNİVERSİTESİNDE YENİ NELER VAR?
KALİTEMİZ YÜKSEK

Özyeğin Üniversitesi’nde her bölümle ilgili farklı stratejilerimiz var. Öğrenciler mezun olduğu zaman iyi şartlarla potansiyeli olan isler bulabilecekleri bir eğitim vermeye çalışıyoruz. Su anda 4 bin öğrencimiz var.

Öğrenci kalitesini üst düzeyde tutmaya özen gösteriyoruz ve bunun için çok kapsamlı bir burs politikamız var. Örneğin mühendislikteki her bölüme sadece yılda 44 öğrenci alıyoruz ve en yüksek burs oranlarını veriyoruz.

AMACIMIZ NE?
Sadece Türkiye’ye değil, bölgeye eğitimli profesyonel elemanlar yetiştirmek istiyoruz. Bunlar sadece işletme, mühendislik ve hukuk gibi alanlarda değil. Örneğin gastronomi ve restoran yönetimi bölümümüz var.

Türkiye’ye Le Cordon Bleu’yu getirdik. Artık otel zincirleri üniversitemize geliyor. “Azerbaycan’da, Kazakistan’da otel açıyoruz, bize eleman verebilir misiniz” diyorlar. Bir de pilot eğitimlerine başladık. Anadolu Üniversitesi’nden sonra ilk kez biz yapmaya başladık. Bu yıl 3’üncü yıla giriyoruz. Pilot eğitimi çok önemli, çünkü havacılık Türkiye’de her yıl yüzde 16 büyüyor.

Yılda 600 pilota ihtiyaç var. Dolayısıyla bu alana çok önem veriyoruz ve yılda 60 öğrenci alıyoruz. Çok yeni Pegasus ile bir işbirliği anlaşması yaptık, öğrencilerimiz Pegasus’ta staj yapabilecek ve bu onları bir adım öne çıkaracak.

ARAŞTIRMA ÜNİVERSİTESİYİZ
Öğrencilerimizin en iyi şekilde eğitimiyle beraber kendimizi bir araştırma üniversitesi olarak tanımlıyoruz. Burada akademik kadromuz çok önemli başarılara imza attı. Örneğin Türkiye’nin en yenilikçi ve girişimci üniversite endeksinde 7’nci sıradayız. TÜBİTAK’tan 10 yıl boyunca destek almayı başaran ilk 10 üniversiteden biriyiz ve dünya akademik yayınlar sıralamasına giren ilk 200 üniversite arasında yer alan iki Türk üniversitesinden biriyiz.

ÖĞRENCİLER ÇALIŞMALI
Öğrencilerimizi ikinci sınıftan itibaren içimize alıyor, onlara çalışma fırsatı veriyoruz. Her öğrencimiz mezun olana kadar en az 4 işte çalışmış oluyor. Staj değil, çalışmaktan bahsediyorum. Çünkü, çalışmak çok önemli bir tecrübedir. Ben öğrenciyken hep çalıştım. Bunun bana çok şey kattığına inanıyorum.

Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz