"Maceracı olmadık gücümüze inandık"

Şüphesiz bankacılık sektöründe bugüne kadar yaşanan satın alma ve birleşmelerin en çok ses getireni, Akbank-Citibank ortaklığıydı.

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Maceracı olmadık gücümüze inandık


Bir yanda Türkiye'nin piyasa değeri en yüksek bankalarından biri. Diğer yanda ise Türkiye'de uzun yıllardır küçük bir banka ile varlığını sürdüren, atılım yapmaktan geri duran bir dünya devi. Çok konuşuldu, çok tartışıldı. Yakın zamanda bile krizde ABD'de zora giren Citibank'ın Akbank'taki yatırımını geri çekeceği tartışıldı. Ama beklenen olmadı. Akbank-Citibank ortaklığı yeni işbirlikleriyle hala sürüyor. Babası Erol Sabancı'dan görevi devraldığından bu yana Akbank'ın gözü kulağı adeta her şeyi olan, bütün mesaisini bankanın performansına harcayan Suzan Sabancı Dinçer, Citibank ortaklığının, Akbank'ın gücüne güç katan çok başarılı bir ortaklık olduğu görüşünde.
Citibank'ın Akbank'ın yüzde 20 hissesini 3,1 milyar dolar ödeyerek satın aldığı süreç, sadece Akbank ekibi için değil kişisel olarak Suzan Sabancı Dinçer için de hayli stresli geçmiş. "Ama hiç umutsuzluğa kapılmadım" diyor. Nasıl başardınız sorusuna ise
"Maceracı olmadık, gücümüze inandık" sözleriyle yanıt veriyor.
Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer, Citibank ortaklık sürecini şöyle anlatıyor:

Çok teklif aldık
2001-2002 yıllarında Türkiye çok büyük bir finansal kriz yaşadı. Bu krizin maliyeti çok yüksekti. O gün Türkiye 45 milyar dolarlık büyük bir yük almıştı. O zaman GSMH'miz 150 milyar dolardı. O krizle çok büyük bir yapılanma oldu. Sektördeki banka sayısı 81'den 46'ya düştü. Bankacılık sistemi gerek regülasyonlar anlamında gerek mali açıdan güçlendi. BDDK kuruldu, TMSF ve Merkez Bankası bağımsız oldu. Birçok ekonomik paket kararı alındı. Bütün bunlarla performans artınca, yabancı bankalar Türkiye'de ya bir ortaklık ya da satın almayla ilgilenmeye başladı.

Kendimize dönüp baktık
Biz de o dönemde çok çeşitli bankalardan ortaklık, işbirliği teklifleri aldık. Akbank olarak kendi içimizde şöyle baktık: Bizim neye ihtiyacımız var? Neye ihtiyacımız yok? Bir kere marka olarak hiçbir şekilde isme ihtiyacımız yoktu. Akbank, Türkiye'de çok kuvvetli bir marka. Banka, güven, istikrar, finansal güç deyince akla önce Akbank geliyor. Diğer yandan sermayeye de ihtiyacımız yoktu. Finansal istikrara çok ehemmiyet verdiğimiz, bankayı kârlı yönettiğimiz ve özsermayeye her zaman ilave yaptığımız için çok kuvvetliyiz. Şube teşkilatına da ihtiyacımız yoktu. O dönemde 600'den fazla şubeyle faaliyetteydik. Müşterileri tanıyoruz, 63 yıldır buradayız. Bize ancak bizim markamızın yanına koyabileceğimiz, dünyada saygın ve Türkiye'nin ilerideki büyümesinde, Türkiye'de yeni verilebilecek ürün ve hizmetlerde bize bilgisini, tecrübesini, deneyimini iyi aktarabilecek saygın bir kurum fayda sağlayabilirdi. Bir de sürdürülebilir bir ortak olabilmesi lazımdı. Mümkün olduğu kadar az maceracı bir ortak istedik. Karşımızdaki bankalar arasında Citibank, her zaman yakın olduğumuz, aşırı sempatimiz olan bir bankaydı. Evet son krizde çok etkilendiler ama ne derseniz deyin Amerika bankacılıkta çok başarılıdır. Citibank, bugün 100'ü aşkın ülkede faaliyet gösteren hala çok kuvvetli bir banka. Sonuç olarak Türkiye'ye ve Akbank'a verdikleri önem ve saygı bizim aradıklarımızla birleşti, isteklerimiz isteklerine çok paraleldi ve anlaştık.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz