O anlaşmayı hiç unutamam.

İş dünyasının önemli patronları iş hayatlarının 'Unutulmaz'anlaşmalarını ve bu anlaşmaların öykülerini Capital'e anlattı

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
O anlaşmayı hiç unutamam.
Sasa’ya makine aramak için ben, Ahmet Sapmaz, Zekai Koçak ve Burhan Ulutan yola çıktık. Avrupa’da bize, kardeşim Özdemir de katıldı. Elimizde ne bir ön fizibilite raporu var ne bir polyester fabrikası görenimiz mevcut ne de bu işin teknolojisini biliyoruz. Tek düşüncemiz, Türkiye’de 5 bin tonluk polyester fabrikası kurmak. Cebimizdeki 55 milyon liralık sermaye ve elimizdeki 220 bin marklık döviz lisansıyla bunu yapabileceğimize inanmışız.  Türkiye’de polyester elyafı satan Hochst olduğundan doğruca Almanya’da Hochst ile cilveleşip işi İCİ’ye vermek istiyorum… Biz o gün Hochst’le cilveleşmişiz. Akşam İCİ yetkilisinden telefon geliyor, ‘Hochst ile bağlanmayın, Londra’ya gelin, biz sizinle anlaşacağız’ diyor. İCİ’yle tüm hafta sonu süren toplantılarda  çetin bir pazarlık yapıyorum. Ama gerçeği sorarsanız, niye pazarlık ettiğimizi de bilmiyoruz. Ne alıyoruz, ne satıyoruz meçhul… Ama buna mecburduk. Çünkü işe bir yerinden başlamak zorundaydık… İCİ ile lisans ve teknoloji anlaşması yapıldı…”  Bu hikaye Sasa’nın kuruluşunda Sakıp Sabancı’nın yabancı şirketlerle yaptığı en önemli anlaşmalardan biri olarak kayda geçiyor. Sakıp Sabancı, “İşte hayatım” kitabında Sasa’nın kuruluş hikayesine ve bu süreçte yaptıkları anlaşmalara uzun uzadıya yer veriyor. Sasa örneğinin “Türkiye’nin 1960’lı yıllarda sanayileşmeye nasıl başladığını, bizim sanayiyi nasıl ve ne pahalı faturalar ödeyerek belleyebildiğimizi çok iyi gösterdiğine” inanıyor.     Aslında her işadamı için kariyerinin dönüm noktası olan, tüm hayatının akışını değiştiren “unutulmayan” anlaşmalar mevcut. Bazı anlaşmalar da verdikleri paha biçilmez derslerle yaşattıkları zorluklarla akıllara kazınıyor. İşte akıllara kazınan o unutulmaz anlaşmalar…

DÖNÜM NOKTASI

Unutulmayan anlaşmaların özünde, yöneticinin iş yaşamında ‘milat noktası’ olması yatıyor. Türkiye’nin devlerinden Turkcell’in doğuş hikayesi de kurucularından Murat Vargı için işte böyle bir örnek… MV Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Vargı, kendisi için büyük önem taşıyan Ericsson ile yaptığı ortaklık anlaşmasını şöyle aktarıyor:
“Turkcell’i kurmak için beraber çalıştığımız İsveçli Conviq şirketinin CEO’su Thorsten Press ile uğraş verdiğimiz sıralarda, Ericsson da Türkiye’de benzeri bir faaliyet içerisindeydi. Ortak olarak daha kuvvetli oluruz düşüncesi ile Zürih’te Ericsson’un temsilcisi Ersin Pamuksüzer ile buluştuk. 2 saat süren 3 kişilik bu toplantının ardından gayelerimizin benzer olduğunu, bir ortaklık çatısı altında daha kuvvetli olacağımız konusunda anlaşarak ortak olduk.”  Hey Tekstil’in de bugünkü büyüklüğüne gelmesinde, 1992 Temmuz’unda yapılan bir anlaşma önemli rol oynuyor. “Tamamen ihracat hedefiyle 1992 Nisan’da 3 kişiyle 500 metrekare bir atölyede işyerimi açtım” diyen Hey Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Aynur Bektaş, yakaladığı büyük anlaşma fırsatını şöyle anlatıyor:
“Bir acentede Amerikalı bir alıcının elinde 3 numune ile dolaştığını ve numune yaptırmak istediğini gördüm. O gün kendime inandım, işi düzgün yaparsam anlaşmayı benimle imzalayacağını düşündüm. Numuneleri yapmayı önerdim, zor bir koleksiyondu. Hakikaten çok uğraşarak yaptırdım. Ertesi gün numuneleri Amerikalı kadın alıcıya götürdüm, çok şaşırdı, beğendi. Bir ayın sonunda ilk sipariş 300 bin adet, aşağı yukarı 900 bin dolarlık bir işti. 2 yıl boyunca inanılmaz siparişler aldım.”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz