“Şampiyon Olmak İçin Geç Kaldım”

Satranç Henüz 12 yaşında bir ortaokul öğrencisiyken babasından öğrendiği satranç, İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince’nin hayatında her zaman çok önemli oldu. O günlerden bu yana Özince, satrançt...

1.02.2010 02:00:000
Paylaş Tweet Paylaş

Satranç

Henüz 12 yaşında bir ortaokul öğrencisiyken babasından öğrendiği satranç, İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince’nin hayatında her zaman çok önemli oldu. O günlerden bu yana Özince, satrançtan hiç vazgeçmedi. Öyle ki hem evini hem İş Kuleleri’nin 37’nci katındaki ofisini, Türkiye’nin çeşitli şehirlerindeki müşterilerinden hediye edilen farklı satranç tahtaları süslüyor. Özince, “Hiçbir zaman tutku derecesinde bağlanmadım” dese de o da babası gibi 2 kızına satranç sevgisini aşılamış. Son 5 yıldır ise çocukların satranç öğrenmesi için emek veriyor. Stratejik düşünme ihtiyacındaki herkese satrancı tavsiye eden Özince, “İşimiz gerçekten satranç oynamaya benziyor” diyor. İş Bankası  ve Türkiye Satranç Federasyonu’nun okullarda son 5 yılda 2 bin satranç sınıfı açmasında onun bu özel ilgisinin de rolü var.

 

hedHuzuru kanaryalarının sesinde buluyor. Zevk için satranç oynuyor. Maket yapıyor ve 5 yaşından bu yana balık tutuyor. Tam anlamıyla bir doğa aşığı. “Türkiye’de gezmediğim hiçbir yer yok. Üstelik şnorkelle daldığım için su üstünü olduğu kadar sualtını da çok iyi biliyorum” diyen İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, iş yaşamındaki başarısını aslında bu dengeye borçlu…  İş ve yaşam dengesini iyi kuran ender iş insanlarından biri olan Özince’nin ofisini de 2 küçük kanaryası ve biri Hatay diğeri Kütahya işi olan iki satranç takımı süslüyor.

İş Kuleleri’nin 37’nci katındaki kaptan köşkünde ona eşlik eden bu figürler stresini de azaltıyor. Henüz 12 yaşında bir ortaokul öğrencisiyken babasından öğrendiği satranç ise Özince’nin hayatında çok önemli bir yere sahip. Sporda her zaman amatör ruh taşıdığını ve taraftarlığı lise yıllarında bıraktığını ifade eden Özince, satranca da hırsla yaklaşmıyor. Babasıyla ve kızlarıyla satranç oynamayı seviyor. Satranç konusunda çocuklara, Türkiye Satranç Federasyonu (TSF) Başkanı Ali Nihat Yazıcı’ya ve tabii ki Kasporov’a hayran. “Satranç hiç tereddütsüz en önemli ilgi alanlarımdan biri” diye konuşan Özince, “İyi oynarım” demeyecek kadar da mütevazı. Satrancın yaşamına kattıkları konusundaysa şöyle devam ediyor: “İyi bir satranç oyuncusu olmak bir yana insanın satrançla ilgili genel bilgisinin dahi olması strateji düşüncesini en iyi şekilde algılamasını sağlıyor. Diğer birçok oyuna karşın satranç çok daha boyutlu bir strateji mantığı veriyor. Başka oyunlarda da mutlaka strateji vardır. Ama satrancın stratejik düşünmek ihtiyacında olan bireye çok önemli bir vizyon verdiğini düşünüyorum. Başka böyle bir oyun daha düşünemiyorum.” Hayatının her döneminde önemli bir yeri olan satrançta usta olmak ve hırs yapmak için artık çok geç olduğunu düşünen Özince, “Emekli olunca satranca daha fazla vakit ayıracağım. İş Bankası olarak TSF ve Milli Eğitim Bakanlığı ile Türkiye’de 2 bin satranç sınıfı açtık. Bir turnuvada bir çocukla satranç oynadım. Ben sizler kadar oynayamam deyip çekinince çocuklar bana yardım etti.

Büyük bir dehşetle şunu gördüm ki: Artık bu saatten sonra satranç konusunda hırs sahibi olmak için vakit çok geç. O nedenle satranç konusunda beni en çok mutlu eden benim başarım değil çocuklarımızın başarısı olacak” diyor.

Babamdan Öğrendim
Satranç oynamayı babam öğretti. Ortaokul öğrencisiydim, 12-13 yaşlarımdaydım. O dönemden bugüne satranç oynamaktan keyif alıyorum. Okulda arkadaşlarımla ve babamla oynuyordum. Ama kendimi hiçbir zaman ciddi bir satranç oyuncusu olarak görmedim. Satrancı hayatım boyunca amatör olarak oynamaya devam ettim. Evimde her zaman birkaç çeşit satranç takımım oldu. Yakınlarım da satranç oynar. Çocuklarıma da satranç öğrettim. Satranç hiç tereddütsüz en önemli ilgi alanlarımdan biri. Biri 15, diğeri 23 yaşında olan 2 kızım var. 23 yaşında olan kızım yurtdışında eğitimini sürdürüyor. O nedenle daha çok 15 yaşındaki kızımla oynuyorum. O da şu anda üniversite sınavına odaklandığı için eskisi kadar sık oynayamıyoruz. Nitekim satrançta 2 kez Avrupa Şampiyonu olan kızımız Kübra Öztürk de üniversite sınavı nedeniyle bir dönem şampiyonluğu kaçırdı. Bizim de şu dönemde en büyük konsantrasyonumuz üniversite sınavı.

Benzersiz Bir Oyun
İyi bir satranç oyuncusu olmak bir yana insanın satrançla ilgili genel bilgisinin dahi olması strateji düşüncesini en iyi şekilde algılamasını sağlar. Diğer birçok oyuna karşın satranç çok daha boyutlu bir strateji mantığı veriyor. Başka oyunlarda da mutlaka strateji var ama satrancın stratejik düşünme ihtiyacında olan bireye çok önemli bir vizyon verdiğini düşünüyorum. Satranç gibi başka bir oyunun daha olduğunu düşünemiyorum. Stratejiyle ilgili pek çok bilgisayar oyunu var ama hiçbirinin satrançtaki kadar özel bir disipline ve insanın düşünme yetisini geliştiren bir özelliğe sahip olduğuna tanık olmadım. Hele hele iş hayatında satranç bilgisi, insanın kendi stratejik vizyonunu geliştirmesine çok katkı sağlıyor.

Birkaç Hamle İleriyi Görebilmek
Satranç, oyuncularını birkaç hamle ileriyi görmeye zorlayan bir oyundur. Bu anlamda iş hayatıma da büyük katkısı oldu. İş hayatında ve özellikle benim iş hayatımda, İş Bankası gibi kurumsal bir yapıda birçok hamle ileriyi görme esastır.  Çünkü temsil ettiğimiz kurum olan İş Bankası, uzun vadeli politikalar uygular. Dolayısıyla İş Bankası’nda yöneticiyken sadece bu yılın bilançosunu düşünmezsiniz. 5 yıl sonrasının bilançosunu da düşünmeniz gerekir. Yalnız bilançoyu düşünmek de yetmez. Yeri geldiğinde işverenin, işçinin, kendinizin ve rakiplerinizin vizyonunu dahi hesaba katmanız gerekir. Biz rakibi de rakip olarak değil de bir Türk girişimcisi veya bir Türkiye Cumhuriyeti şirketi olarak değerlendiriyoruz. Çünkü İş Bankası, Türkiye’de Atatürk tarafından bankacılığın ve Türk ekonomisinin gelişmesi için misyoner bir kuruluş olarak kurulmuş. Dolayısıyla bizde uzun vadeli strateji, işin özüdür. Bir banka olmanın ötesinde şirketi bir cumhuriyet kurumu olarak gördüğümüz için stratejilerimizi uzun vadeli düşünürüz.

İş’te Satranç Başlıyor
İşimiz gerçekten satranç oynamaya fazlasıyla benziyor. Bu nedenle iş arkadaşlarımın da satranç oynamalarını destekliyorum. Onlarla oynamayı da çok isterim. Birlikte çalıştığım arkadaşlarımın meslek hayatım boyunca bu tür pek çok sosyal ve sportif etkinliğin içinde bulunmalarına şahit oldum, bunun içinde de oldum. Ama şu an şirket içinde satrançla ilgili bir oluşumumuz yok. Bu yıl onlardan talep geldi ve İş Bankası’nda da satranç oynamaya başlıyoruz. Bizim futbol, voleybol, basketbol, tenis ve briç gibi alanlarda etkinliklerimiz var. Grup içinde çok fazla satranç oynayan çalışanımız var ve bu yıl satranç turnuvalarını İş Bankası’nda da başlatıyoruz.

En İyi Hamlem
En çok babamla ve çocuklarımla satranç oynuyorum. Genellikle de evde oynarım. En beğendiğim satranç oyuncuları ise çocuklar ve Türkiye Satranç Federasyonu (TSF) Başkanı Ali Nihat Yazıcı. Çünkü satrancın önemini stratejik olarak en iyi teşhis eden o oldu. 2005 yılından bu yana TSF (Türkiye Satranç Federasyonu) ile birlikte bir satranç projesi yürütüyoruz. Bu projeyi Türkiye’nin demografik gücüne ve genç topluma dayandırmak onun vizyonuydu. Ve şu anda satranç sporu dünya çapında en hızlı ilerleme kaydedilen alan olarak ülkemizi öne çıkarmış durumda. Benim satrançtan ve satrançtaki stratejiden anladığım da bu. Zaten satrancın stratejisini bir oyuna hapsetmek gereksiz. Bu konuda dünyada ün sahibi olmuş sporcular dahi yıllar süren rekabet sonrasında şöhrete kavuşuyorlar. Amacımız Türkiye’ye çağdaş, uluslararası ligde daha bilgili, daha donanımlı bir gençlik kazandırmak. Burada benim ve İş Bankası’nın en iyi satranç hamlesi TSF ile yaptığımız bu proje oldu.

Usta Nasıl Olunur?
Satranç toplumda giderek yayılan bir tutkuya dönüşüyor. Bu sayede pek çok değeri keşfediyoruz. Usta satranççı olmaya sadece öğrenmekle ilgili yetenekler yetmiyor. Birincisi satranca uygun stratejik zeka ikincisiyse iyi egzersiz yapmak gerekiyor. Antrenman yapmayıp satrancı severim demekle usta olunamıyor. Satranç Türkiye’de yakın zamanda popülaritesi çok artan bir spor olacak ve Türkiye dünya çapında birçok usta oyuncu çıkaracak. Bunun emarelerini şimdiden görmeye başladık. Hatay Samandağ’da yaşayan bir çocuğumuz Avrupa şampiyonu oldu. Geçtiğimiz günlerde yine Avrupa’da yapılan bir şampiyonada finali oynayan iki kişi de Türk’tü. Bir çocuğumuz birinci diğeri ikinci oldu. 2005 yılına kadar satrançta Türkiye’nin uluslararası derecesi neredeyse yok seviyesindeydi. Bu projeyle birlikte başarımız 17 kat arttı. Bir süre sonra Türkiye’de daha geniş bir yelpazede usta oyuncular artacak. İş o zaman çok daha fazla gelişecek.

Kasporov Ne Demişti?
Satranç ustası Kasparov birkaç yıl önce Türkiye’ye geldiğinde gazeteciler ona “Türkiye’den ne zaman Kasparov’lar çıkar?” diye sormuş. Büyük usta şöyle yanıtlamış: “Bu yetenek tüm dünyaya coğrafi olarak demokratik şekilde dağıtılmıştır. Kimbilir ne Kasparov’lar var bu ülkede... Onlar satrancı tanımıyor, siz de onları...Yapacağınız şey basit. Okula satrancı sokun. Altyapınızı kurun. Gerisini onlar halleder.” 
Biz de bunun için uğraş veriyoruz. Ustalar çıkarsa onları da destekleyebiliriz. Örneğin TSF, Uluslararası Satranç Federasyonu’yla bir uluslararası kadın ustalar satranç yarışması düzenlemeyi kararlaştırdı. Bunun üzerine 2 yıl önce Atatürk Kadın Ustalar Uluslararası Satranç Turnuvası düzenledik. Turnuvaya 10 ülkeden 12 sporcu katıldı. Ve bu sporcuların kadın usta denilen uluslararası seviyede sporcular olması müsabakaya katılan bizim sporcumuza da çok ciddi bir deneyim kazandırdı. Çünkü ev sahibi ülke olduğumuz için en iyi oyuncumuzu doğrudan turnuvaya sokma şansı elde ettik. Kızımızın adı Kübra Öztürk. Dereceye giremedi ama dünya şampiyonlarıyla karşı karşıya gelme şansını yaşadı.

“Satrançta Hırs Yapmak İçin Geç Kaldım”

Emekli Olunca Sık Oynayacağım
Satranç oynamaktan çok keyif alıyorum. İş yaşamı bu keyfin biraz önüne geçiyor. Emekli olunca satranca daha fazla vakit ayıracağım. Oynamak istediğim bir usta yok. O düzeyde oynayamıyorum zaten.

Çocuklar Beni Şaşırttı
Ama yaş grupları satranç turnuvasına gittiğimde bir çocukla satranç oynadım. “Ben sizler kadar oynayamam” deyip çekinince, çocuklar “Biz sana yardım ederiz” dedi.  Bir kısmı bana, bir kısmı rakibe yardım etti. Orada şunu gördüm: Günümüz çocukları sanırım teknolojiyle iç içe yaşamalarından dolayı çok hızlı düşünüyor.

Şampiyonluk İçin Geç Kaldım
Biz evde satranç oynarken isteyen istediği kadar düşünüyor. Karşımızdaki sıkıntıdan bayılana, oyuna olan ilgisini kaybedene kadar oynuyoruz. Ama profesyonel satranç müsabakalarında zaman da limitli. Dolayısıyla ben büyük bir dehşetle şunu gördüm ki bu saatten sonra satranç konusunda hırs sahibi olmak için vakit çok geç.

Çocukların Başarısı Beni Mutlu Ediyor
Keşke bize de çok küçük yaşlarımızda bu alışkanlıklar kazandırılsaymış. O nedenle satranç konusunda beni en çok mutlu eden benim satrançtaki başarım değil, çocuklarımızın başarısı olacak.

Hafta Sonları Doğada Olmayı Seviyorum

Takım Tutmayı Lisede Bıraktım
Satranç dışında tavla oynamayı da çok severim ve iyi oynarım. Ama hayatım boyunca hiçbir sporu amatör düşüncenin ötesinde yapmakla ilgilenmedim. Toplumumuzda en popüler spor futbol. Lise çağlarımdayken amatör ruhun ortadan kalkmaya başladığını görünce futbol takımı tutmayı bıraktım. Fikren taraftarlığa karşıyım. Sporun amatör yapılması gerektiğine inanıyorum tabii profesyonelliği de reddedemem. O nedenle ne satrançta ne başka bir oyun konusunda hırs sahibi değilim.

Türkiye’nin Bilmediğim Yeri Yok
En önemli hobilerimden biri doğa. Doğanın her şeyiyle ilgiliyim. Hafta sonları doğada olmayı seviyorum. Ülkemizde görmediğim, gezmediğim hemen hemen hiçbir yer kalmadı. Yakın olduğu için son zamanlarda daha çok Trakya’ya gidiyorum. Günü birlik veya bir gece konaklamalı gidebileceğim her yere gidiyorum. Dağlar, ormanlar, nehirler, göller dahil Türkiye’nin bilmediğim yeri yok.

Ofisimde Kanaryalarımla Yaşıyorum
Deniz kıyılarımızın büyük bölümünü su üstü ve sualtı dahil biliyorum. Çünkü şnorkelle aşağı yukarı 40 yılı aşkın zamandır amatör dalıyorum. Balık tutmayı çok seviyorum. Yalova’da büyüdüğüm için 5 yaşımdan beri balık tutuyorum. Ayrıca basit tarım, bahçe tarımı, çiçeklerle uğraşmayı ve her türlü hayvana da bakmayı severim. Doğadaki hayvana da bakarım, evdeki hayvanlara da. Fırsatım oldukça maket yapıyorum. Ofisimde de 2 kanaryam gün boyunca bana eşlik ediyor.

Son 5 Yılda 2 Bin Satranç Sınıfı Açtık

Satrancın Sahiplenilmesi Şaşırttı 
2005’ten bu yana Türkiye Satranç Federasyonu’nun ana sponsorluğunu üstlenerek bu sporun ülke çapında ilgi görmesi ve gelişmesine çalıştık. TSF Başkanı Ali Nihat Yazıcı’nın Milli Eğitim Bakanlığı ve bankamızla bu fikri eş zamanlı paylaşmasıyla proje oluştu. Ülkemizde bu denli heyecana sahip bir satranç liderliği yapılabileceğini hatta milli eğitim bakanlığının da konuya bu kadar sahip çıkacağını hiç tahmin etmiyordum. Bunu yaşadıkça hep beraber gördük. Projenin liderliği TSF’ye ait.

Herkes Destek Vermeli
Bu bizim için uzun soluklu bir proje. Sponsorluğumuz satrancın, ilk öğretim ve orta öğretim müfredatında seçmeli ders olarak yer almasıyla aynı döneme denk geldi. Ülke çapında her tüzel ve gerçek kişinin satrancı desteklemesini istiyoruz. Biz gelen talebe göre ülkenin her yerinde ilköğretim okullarında satranç sınıfları açıyoruz. 5 yılda 2 bin satranç sınıfı açtık. 2010’da en az 800 sınıf daha açacağız.

Şampiyon Kuşak Yetişiyor
Projenin başladığı 2005 yılı öncesine kadar belirgin bir başarı elde edemeyen Türkiye, bu projeyle uluslararası alanda gerçekleştirilen turnuvalarda 7 dünya, 5 Avrupa şampiyonu;  toplamda 76 madalyanın sahibi oldu. Yine o tarihten bu yana satrançla ilgilenen öğrenci sayısı 17 kat arttı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre satranç öğrenen öğrenci sayısı 3,5 milyonu geçti. Bugün satrançta Türkiye’de yeni bir şampiyon kuşak yetişiyor. Türkiye, satranç ülkesi olma yolunda ilerliyor.

En Heyecanlı Satranç Oyunum
Projenin gelişmesi o kadar ümit verici oldu ki satranç oynayan hiç kimse hiçbir satranç oyununda bu kadar heyecan duymamıştır. Şöyle ki örneğin bir satranç sınıfı oluştuğunda 10 set temel satranç yayını gönderiyoruz. 10 set satranç takımı, 1 satranç eğitim tahtası sağlıyoruz. Son derece basit şeyler ama o kadar çok talep geldi ki şu anda 2 bin sınıfa 200 bin satranç kitabı, 200 bin satranç takımı gönderdik. 2010’da 80 bin takım daha göndereceğiz. Kendi kendine büyüyen çok zevkli bir projenin içindeyiz.

Özlem Aydın Ayvacı
oaydin@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz