Sanayi gelişecek bizde güçleneceğiz

Rami Atikoğlu’yla şirketin pandemi performansını, bölgedeki gücünü ve hedeflerini konuştuk...

11.08.2021 11:24:000
Paylaş Tweet Paylaş
Sanayi gelişecek bizde güçleneceğiz

Nil Dumansızoğlu

ndumansizoglu@capital.com.tr

Pandemide zorlanan sektörlerden biri de kimya oldu. Sektördeki önemli oyunculardan BASF Türkiye, yılı yüzde 1-2 küçülerek az hasarla atlattı. Şirketin CEO’su RAMİ ATIKOĞLU, zengin porftöyle krizi dengelediklerini düşünüyor. Geçen yıl yaklaşık 680 milyon Euro’luk satış yapan şirket, özellikle otomotivdeki kayıplardan etkilendi. Atikoğlu, bu yılın ilk sonuçlarının olumlu olduğunu düşünüyor. Türkiye’ye çok güvenen CEO, Türk sanayisinin büyüyeceğine ve BASF Türkiye’nin de bu gelişmeyle daha da güçleneceğine inanıyor.

Kimya, Türkiye’nin ihracatta en güçlü olduğu alanlardan biri. Sektör, 2020 yılını küçülmeyle kapattı. Bu tabloda BASF Türkiye, geçen yılı yüzde 1-2 daralmayla az hasarla atlattı. Yılı 680 milyon Euro’nun üzerinde satışla bitirdiklerini söyleyen BASF Türkiye CEO’su Rami Atikoğlu, 2021’in ilk çeyreğinden gelen sonuçların daha olumlu bir hava yarattığını düşünüyor. Global operasyonda yıla yüzde 5’lik büyüme hedefiyle başlandığını, ancak gelen sonuçlara göre bu oranın yüzde 7-8 olabileceğini anlatan Atikoğlu, Türkiye için de benzer bir büyüme öngörüyor. Rami Atikoğlu’yla şirketin pandemi performansını, bölgedeki gücünü ve hedeflerini konuştuk: 

 Kimya sektörü 2020’yi küçülmeyle kapattı. BASF için 2020 nasıl bir yıldı?

 2020, kimsenin hatırlamak istemediği bir yıl olarak tarihe geçti. BASF’nin ürün portföyü çok geniş ve pek çok sektöre hitap eden hammaddelerimiz var. Bu portföy zenginliğiyle krizi mümkün olduğunca dengeleyebildik. Globalde, bir önceki yıla göre çok küçük bir düşüşle 59 milyar Euro’luk bir satış gerçekleşti. Ama kârlılık anlamında önemli ölçüde düşüş oldu. Türkiye’de de benzer bir sonuç görüyoruz. Yılı 680 milyon Euro’nun üzerinde satışla bitirdik. Bu, bir önceki yılın yüzde 1-2 altında. Ancak mevcut koşullar içinde yine oldukça iyi bir sonuç olduğunu söyleyebiliriz. Tabii portföydeki değişikliğe bağlı olarak bazı endüstrilerin Türkiye’de beklenmedik şekilde iyi geliştiğini gördük. Bunların başında temizlik ve hijyen ürünleri geliyor. Bazı sektörler de yine pandemiden beklemediğimiz ölçüde negatif etkilendi. 

 En kötü etkilenen alan hangisi oldu? 

 Negatif etkilenen sektörlerin başında otomotiv geliyor. Biz bir kimya şirketiyiz ama otomotive yönelik birçok çözümümüz var. Dolayısıyla otomotiv üretimi sayıları bizim performansımızı doğrudan etkileyebiliyor. Globale baktığımız zaman da otomotivde ciddi bir düşüş izlendi. 2018’de yaklaşık 97 milyon araç üretildi. 2019’da bu sayı 92 milyona, geçen yıl ise 78 milyona geriledi. Bu, Türkiye’de de benzer şekilde gerçekleşti. Türkiye’deki otomotiv üretimi düştü, buna bağlı olarak biz pazarımızı korusak dahi negatif etkilendik. 

 Bu kaybı nasıl telafi ettiniz? 

 Türkiye’de özellikle ambalaj sektörü bu süreçte çok gelişti. Hijyen ve temizlik ürünlerinde de pandemiden ötürü inanılmaz bir artış oldu. Ancak öte yandan hizmet sektörleri negatif etkilendi. Otel ve restoranların kapanmasının negatif etkilerini de gördük. Tarım sektörü ise bir önceki yılla başa baş gitti diyebilirim. 

 Bu gelişen sektörlerde ne kadarlık büyüme gözlemlediniz? 

 Hijyen ve deterjanda yaklaşık yüzde 25’lik büyüme görüyoruz. Ambalaj daha da büyüyecek. Pazarda artık daha çok paketlenmiş ürün tercih edilmesiyle büyümenin kalıcı etkisi olacağını düşünüyoruz. İnşaat sektöründe de birtakım değişimler var. Sektör Ppandemiden bir miktar etkilenmişti ama farklı davranışlar gözlemlemeye başladık. İnsanlar evde kaldıkça evlerini boyamaya başladı ve beklenmedik bir artış oldu. Aslında Türkiye, kendi evini boyayan bir toplum değil, birilerine boyatmayı tercih eder; çünkü bu tip işçilikler ülkemizde ucuz. Bu doğrultuda boya sektöründe yüzde 15-20 büyüme oldu. Bu alandaki değişimin kalıcı olup olmayacağını ölçmeye çalışıyoruz. Tekstilde de değişim gözlemlemeye başladık. Esnek kumaş üretmede kullanılan ara ürünlerimizin beklentilerimizin çok üzerinde satıldığını görüyoruz. İnsanlar evlerinde daha rahat kıyafetler kullanmaya başlıyor. Bütün bunlar portföyün zenginliğiyle denkleşiyor. Birileri kötü olsa da iyi gidenlerle telafi ediliyor. 

Hammadde sorunu da yaşanıyor. Özellikle kimya alanında hammadde fiyatlarında ciddi yükselişler oldu. Orada ne yaşandı?

 Petrokimya dünyasında 2020’nin 2 ve 3’üncü çeyrekleri, çok düşük üretim seviyelerinde gerçekleşti. Pandeminin etkisiyle düşen talepler vardı. Tesisler bakım duruşlarına girmedi, talepleri karşılayabilmek için rölantide çalıştırılmaya devam edildi. Ancak 4’üncü çeyrekte aniden sıçrayan bir talep artışı oldu. Kimya tesislerinde öngörü yapmak çok önemlidir, çünkü bu tesisler 7/24 çalışıyor. Bir reaksiyon başladığı zaman reaksiyonu kesintiye uğratmak mümkün değil. Bu anlamda talebi öngörmek mümkün değildi. Bunlar beklenmedik teknik sıkıntılara neden oldu. Ek olarak aralık-ocak aylarında, Texas bölgesinde beklenmedik iklim değişiklikleri yaşandı. Meksika Körfezi’ne yakın Texas bölgesinde, iklim -25 derecelere ulaştı ve bu bölgedeki petrokimya tesisleri dondu. Bunlar daha önce yaşanmayan olağanüstü durumlar. Aralık-ocakşubat olmak üzere yılın başlarında diyebileceğim dönemde, kimya sektörünü etkileyen toplamda 10 farklı fors majör ilan edildi. Bunların 8’i Amerika, 2’si Almanya ve Hollanda’ydı. Talep artışı 2021’in birinci çeyreğinde de sürdü. Buna bağlı olarak tesislerde teknik sıkıntılar oluşmaya başladı. Bunlar ister istemez problemleri beraberinde getirdi, fiyat artışları gündeme gelmeye başladı.

 Ayrıca lojistikte de navlun fiyatlarının yükselmesi, konteyner bulunamaması gibi üreticiyi zorlayan ciddi problemler var. Bunların etkisi nasıl oldu? 

 Pandeminin başladığı dönemlerde, her ülke kendine göre önlem almaya başladı. Özellikle karayoluyla yapılan taşımalar, hala dünya ticaretinde çok önemli bir yer teşkil ediyor. Ancak bir araç Belçika’dan yola çıkıp Türkiye’ye geldiği zaman birçok ülkede durup karantinada kalması gerekti, gecikmeler yaşandı ve hedeflenen tarihte müşterilere ulaşılamadı. Biz bu sorunları aşmak için demiryolu ve denizyolunu birlikte kullanarak yaratıcı çözümler bulmaya çalıştık. Örneğin Almanya’dan konteyner trene yüklendi, demiryoluyla insansız olarak yola çıktı. İtalya’nın kuzeyine Trieste’ye, oradan denizyoluyla İstanbul’a geldi. Başarılı çözümler bulduk. Ama dünya ticaretinde belli bir süre sonra konteynerlerin de kilitlenmeye başladığını gördük. Çin’deki ticaret durunca Çin’e giden konteynerlar zamanında boşaltılamadı. Nakliyeciler boş konteyner bulamama problemi yaşamaya başladı. Bunun getirdiği ekstra sorunlar oluştu ve navlun fiyatları çok arttı. 

Tüm bunlar maliyetleri ne kadar artırdı?

 Sektörden sektöre çok değişiklik gösteriyor elbette. Ancak şu çok net ki Türkiye’deki tüketici enflasyonuyla üretici enflasyonu arasında ciddi bir makas var. Bu da demek oluyor ki tüketici enflasyonu yüzde 16’ysa üretici tarafında bu oran, yüzde 31’ler seviyesinde. Aslında tam olarak fiyat artışları tüketiciye yansımadı. Çünkü bu anlamda bir geri dönüş bekleniyor. Bunun kalıcı olmadığının üreticiler de farkında. Tabii ki burada kârlılıktan ödün veriyoruz, bu iş sonuçlarımıza da yansıyor. Ama bu bir denge. Ortalamada, yüzde 20-25’ler civarında artış olduğunu söyleyebilirim. Genel itibariyla ikinci çeyrekte bir nebze rahatlama olacağını, 3’üncü çeyrekte bunun daha çok artacağını bekliyoruz. Yılın sonlarına doğru hem fiyatlarda bir geriye düşme hem de ticarette serbestleşme imkanları görebileceğimizi düşünüyorum. 

Bu yıl nasıl bir büyüme senaryonuz var?

 Global ölçekte öncelikle yıla yüzde 5 büyüme hedefiyle başladık. Otomotivde ertelenen talep olduğunu düşünüyoruz. Ocak ayında turizmin canlanacağını, dünyadaki ticaretin artacağını öngördük. Birinci çeyrek sonuçlarına baktığımızda bunu geçebileceğimizi öngörmeye başladık, belki yüzde 7-8 bir büyüme söz konusu olabilir.İlk çeyrek sonuçları Türkiye’de de olumlu. Globale benzer bir büyüme beklentimiz var bu yıl için. Tabii hala belirsizlikler mevcut. Türkiye’de otomotiv, ilk çeyrekte çok büyük bir değişim göstermedi, yüzde 1,3 arttı. Ama buna karşın satılan araç sayısı yüzde 60 arttı. Bu ciddi bir oran. Geçen yıldan daha kötü olmamasını bekliyoruz. Özellikle yılın ikinci yarısı, aşılamanın istenilen hızda gitmesi sonucunda daha iyi bir yıl geçireceğimizi düşünüyoruz. 

 Ürün portföyünde geliştireceğiniz alanlar hangileri olacak? 

 Sorumlu bir üretici olarak sürdürülebilirliği odağımıza almış durumdayız. Sürdürülebilirlik çalışmalarımızda ürünlerimizi kategorize ettik. Birinci kategoride, her şeyiyle final üreticiye ulaşana kadar olan süreçte, müşterilerimize hizmet eden, onları destekleyen çözümleri ortaya koyduk. Bu ürünlerin portföyümüzdeki miktarı yüzde 31’ler civarında. Bunlar, bizim tanımamıza göre sürdürülebilirliğe üstün katkı sağlayan ürünler. Geçen yıl globalde bu ürünlerden yaklaşık 16,7 milyar Euro ciro elde ettik. 2025’e kadar 22 milyar Euro’ya ulaşmayı hedefliyoruz. Portföyümüzde yer alan diğer ürünlerin yüzde 56,4’ü de sürdürülebilirliği destekleyen ürünler. Geriye kalan yüzde 12,7’nin bir kısmını bir üst kategoriye getirmek için optimize etmeye çalışıyoruz. Eğer sürdürülebilirliğe bir katkısı olmayacaksa portföyümüzden bir süre sonra kaldırmayı öngören çalışmalar yapıyoruz. 

 2020’de inovasyon merkezi açtınız. Burada neler yapılıyor? 

 Türkiye’de 140 yılı aşan varlığımız var. Üretime de 1969 yılında başladık. Türkiye’de 3 üretim tesisi var. 2020’nin çok zorlu bir yıl olduğunu konuştuk. Bizim için en önemli motivasyon, inovasyon merkezini Türkiye’de hayata geçirmek oldu. BASF’nin globalde 70’in üzerinde Ar-Ge ve inovasyon merkezi var. Şirket, inovasyon ve Ar- Ge’ye 2 milyar Euro bütçe ayırıyor. Yaklaşık 10 bin kişi Ar-Ge’de istihdam ediliyor. Yılda yaklaşık 950 patent ortalamasıyla çalışılıyor. Türkiye’deki merkezimizde çok farklı iş birimlerini bir araya getirdik. Şu anda başlangıç aşamasında, yaklaşık 25-30 çalışanımız bulunuyor. Gittikçe büyüteceğiz. 

5 yıllık projeksiyonda hedefte neler var?

 Türkiye’de, önümüzdeki 5 yılda önemli gelişmeler olacağını düşünüyorum. Avrupa Yeşil Mutabakatı çok önemli bir gelişme. Sürdürülebilirlik gibi pek çok sektörü ilgilendiren alanlarda, sorumlu bir üretici, hammadde ve ara ürün tedarikçisi olarak müşterilerimize yol gösteriyoruz. Onların Avrupa’ya ihracatını kolaylaştıracak çözümler ortaya koyuyoruz. 5 yıl içinde Türkiye sanayisinin gelişimiyle beraber BASF’nin de mevcut koşullarda daha da güçleneceğine inanıyorum. İnovasyon merkezi kararını 2018 yılında almıştık. 2019, ekonomik olarak iyi bir yıl değildi ama frene basmadık. Bu yine ülkeye inancımız sayesinde oldu. 2020’de de pandemide inovasyon merkezini devreye aldık. Henüz yapılanma aşamasındayız ama önümüzdeki 5 yılda inovasyon merkezimizden de çok parlak projelerin hayata geçeceğine, müşterilerimizin, yeni pazarlara açılmaları konusunda kolaylaştırıcı etki yapacağımıza inanıyorum.


“START UP’LARI TAKİP EDİYORUZ”

“BÜNYEMİZE KATIYORUZ”
BASF’de hiç olmadığı kadar dijitalleşme çalışmaları hızlandı. Büyük BASF yapısı altında, BASF New Business adlı bir şirket kuruldu. Bu şirket, start up’ları takip ediyor. İleride BASF’nin iş yapışına uygun olabilecek şirketleri kuluçka döneminde bünyesine katıyor. Dolaylı olarak son tüketiciye kadar ulaşan çözümlere yöneliyoruz. Bizim üretimimiz olmasa da final tüketiciyi doğru yönlendirmeye yönelik örnekler üzerine çalışıyoruz.

ODAK ALANLAR Bunlardan biri tirinamiX girişimi oldu. Bardak büyüklüğünde bir cihaz, cep telefonu uygulamasıyla yönetiliyor. Bu cihazı herhangi bir yüzeye okuttuğunuz zaman plastiğin içeriğini size getiriyor. Bu plastik ayrıştırmada bir çığır açma, bir hızlanma anlamana geliyor. Plastikleri ayrıştırabildiğiniz takdirde geri dönüşümü daha hızlı yapabiliyorsunuz. Aynı şekilde cildinizi ölçtüğünüz zaman cilt yapınızı analiz edip size uygun kremlere yönlendirebiliyor. Bunun dışında odaklandığımız önemli alanlardan bir diğeri de 3D yazıcılar.



“TARIMDA DİJİTAL ÇÖZÜMLER ÜRETİYORUZ”

ODAKTA NE VAR?
BASF tarıma global ölçekte çok önem veriyor. Bu alanda hem organik hem inorganik olarak büyüyor. Birkaç yıl önce tarihindeki en büyük satın almayı tarım alanında yaptı. Değişen dünyada değişen iklim koşulları tarımı da çok zorlaştırıyor. Ekilebilir alanlarda bir azalma görüyoruz. Bu anlamda mevcut alanlardan daha yüksek verim alma önemli bir hedef haline gelmiş durumda. Birincil önceliğimiz, çözümlerimizle tarlalardan daha çok verim almak, bitkileri değişen iklim koşullarına ve daha dayanıklı hale getirmek.

VERİMLİLİĞİ ARTIRIYOR
Tarımda dijitalleşme konusunda çok ciddi çalışmalarımız var. xravio isimli uygulamamızın yakın zamanda global lansmanını yaptık. Çok basit bir uygulama, uygulamadan bitkinin fotoğrafını çektiğinizde, bitkinin üzerindeki hastalığı teşhis ediyor, çözüm için ne yapmanız gerektiği konusunda yönlendirme yapıyor. Uygulamayla tarlayı yönetebiliyor, iklim koşullarını kontrol edip bitkinin büyümesini takip edebiliyorsunuz. Daha az kimyasal kullanımıyla daha etkili çözümler elde edebiliyor, daha çok verim alabiliyorsunuz. Kısa zamanda milyonlarca takipçiye ulaşan bir uygulama haline geldi.



“TÜRKİYE ÇOK ÖNEMLİ BİR KONUMDA”

ÜRETİM GÜCÜ
Türkiye’de yaptığımız üretimin yaklaşık yüzde 17-18’ini ihraç ediyoruz; 40 civarında ülkeye ihracatımız var. Ama burada önceliğimiz ihracattan ziyade lokal müşterilerimize çözümler oluşturmak. BASF’de yakın coğrafyamızdaki üretim tesislerinde uzmanlık alanları oluşuyor. Örneğin biz Türkiye’de boya hammaddeleri ve ara ürünleri konusunda gerçekten çok güçlü bir birikime sahibiz.

BÖLGENİN MERKEZİ EMEA bölgesinin gelişmekte olan ülkeler kısmının, yani Rusya, Orta Asya Ülkeleri, Türkiye, Azerbaycan, Orta Doğu ve Afrika’nın tamamı, idari olarak Türkiye’den yönetiliyor. Bu coğrafyada 81 ülke var. İnovasyon merkezimiz de tam olarak bu coğrafyaya hizmet edebilecek çözümleri bulmak için oluşturuldu. Türkiye’nin özellikle gelişmekte olan Avrupa ülkeleri içinde önemli bir yeri var.



BASF'NİN YOL HARİTASI


Yılı yüzde 1-2 puan düşüşle 680 milyon Euro’nun üzerinde satışla bitirdik.
Portföy zenginliğiyle krizi mümkün olduğunca dengeleyebildik.
Globalde kârlılıkta önemli ölçüde düşüş oldu. Türkiye’de de benzer bir sonuç görüyoruz.
Toplamda fena olmayan bir sonuçla yılı kapattık.
5 yıl içinde Türkiye sanayisinin gelişimiyle şirketimizin daha da güçleneceğine inanıyorum.
2020’de açtığımız inovasyon merkezimizle çok parlak projeler hayata geçireceğiz.



İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz