"Sektöre baskı şehir efsanesi"

ERSİN ÖZİNCE'nin, İş Bankası Genel Müdürü görevinden ayrılması büyük ses getirmişti.

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Sektöre baskı şehir efsanesi


31 MART 2011 PERŞEMBE,
İş Bankası için olağan bir genel kurul günüydü. Genel müdür Ersin Özince, her genel kurul sonrasında yaptığı geleneksel konuşması için İş Kuleler'in 40'ıncı katında basın mensuplarının karşısına geçti. Kısa bir süre önce Erbil'deki şube açılışında birkaç gazeteciyle bir araya gelmiş, ekonomi yönetiminin bankalara bakışına yönelik sert eleştiriler içeren açıklamalar yapmıştı. Gazeteciler, İş Bankası'nın finansal sonuçlarından çok Özince'nin tartışma yaratan bu açıklamalarıyla ilgili yeni değerlendirmeler almak niyetindeydi. Oysa o, yepyeni bir gündem yarattı. Bankanın 2010 finansal sonuçlarını değerlendirdikten sonra, "İş Bankası genel müdürlüğü görevinden ayrılıyorum" dedi. Aslında Ersin Özince'nin son birkaç yıldır bankadan ayrılma planı yaptığı biliniyordu. Ancak yine de genel kurul sonrası yaptığı, "Ayrılıyorum" açıklaması, herkeste şok etkisi yarattı. Özince, beklenenin aksine bankadan ayrılmadı. Yönetim kurulu başkanı olarak yeni bir sorumluluk üstlendi. Halen hem İş Bankası'nın hem Şişecam'ın yönetim kurulu başkanlığını sürdüren yönetici, yeni görevinde ilk röportajı Capital'e verdi. Özince'nin sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

Capital: Bankacılığa nasıl başladınız?
-  İş bulamayacağım korkusuyla İş Bankası'nın ve Ziraat'ın müfettiş alma sınavlarına girerek başladım. Benim bankacılığa başlamam aslında tamamen tesadüf oldu. Mezun arkadaşlarımdan bazıları, özellikle Ankara'da kalmak isteyenler, Ankara'da genel müdürlüğü olan bankaların sınavlarına girdi. Ben de onlara ayak uydurdum. Aslında Koç ve Sabancı gibi gruplarla görüşüyordum. Bu gruplardan birinde iş görüşmelerimi epeyce ilerletmeme rağmen sınavı kazanınca İş Bankası'na girdim.

Capital: Bankacılık dışında başka bir şey yapmayı hiç düşünmediniz mi?
- 34 yıl uzun olmakla birlikte İş Bankası, bu sürede beni de birçok benzer insanı da çok farklı şekillerde bir kariyer çizgisine kavuşturdu. Ben İş Bankası'nda orta sınıf bir yöneticiyken rahmetli Nejat Eczacıbaşı'nın yönetim kurulu başkanlığını yaptığı Pirelli'nin yönetim kurulu üyesiydim. Bahri Ersöz Bey'in genel müdürlüğünü yaptığı Rabak'da yönetim kurulu üyeliği yaptım. Yani körü körüne bankacılık yapmadık. Bankacılık dışı değil ama bankacılık konusunda birçok iş teklifiyle karşılaştığımda da tabii ki bunları düşündüm. İş Bankası'nda çalıştığım 6-7'nci yılımdan itibaren birçok iş teklifi aldım ve bunların da yüzde 99'unun finanstan geldiğini söyleyebilirim.

Capital: Ayrılmanın kıyısından döndünüz mü hiç?
- Pek tabii. İlkinde Türkiye, 80 öncesi yılların huzursuzluğu içindeydi. 76 ve 78'de çıktığım teftiş turnelerinde, sağ-sol çatışmalarını da aşan mezhep çatışmaları oluyordu. Bu ortamda yılın 6 ayını evinden barkından uzak yaşayan bir insan olmanın sürdürülebilir olmadığını, banka müfettişliği görevinin de bana uygun olmadığını düşünüp tecili kaldırıp askere gittim. Bir daha İş Bankası'na geri dönmeyeceğim diyerek gittim ama döndüm.
İkincisinde, Türkiye'de özel bankacılık gelişmeye başlamıştı. Bazı yeni bankalar kuruldu. Sonraki yıllarda kimi kapanan kimi çok gelişen bu bankalardan transfer talepleri oldu. İş Ban-kası'ndan birçok bankanın yönetici transfer ettiğini dikkate alırsanız ben de teklif alan bu insanlardan biriyim.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz