"Şirket alımına devam edip bölge devi olacağız"

”Müşterime sahip çıktım” diyen Sarten Yönetim Kurulu Başkanı ZEKİ SARIBEKİR, krizi fırsata çevirdiklerini söylüyor.

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Şirket alımına devam edip bölge devi olacağız
Sarten Ambalaj, 1972’de kurulmuş bir aile şirketi. Bugün şirketin CEO’luğunu ikinci kuşaktan Zeki Sarıbekir yürütüyor. 39 yaşındaki genç işadamı hedeflerini, “Osmanlı sınırlarında büyüyen bölgesel bir ambalaj şirketi” olmak olarak özetliyor. Rusya, Bulgaristan ve Romanya’daki 3 fabrikayla bu hedefe her yıl biraz daha yaklaşıyor. 2020 yılına gelmeden 1 milyar dolarlık bir şirket olmayı planlıyor. “10 yıl önce bugünkü konumuma geleceğimi söylediğimde kimse inanmamıştı. O gün 50 milyon dolar olan ciromuzu bugün 5’e katladık. 10 yıl sonra da 1 milyar dolara ulaşacağız. Bu hiç zor değil” diye konuşuyor. Capital500’ün, 2009 yılı araştırmasında ciro bazındaki büyüklüğüyle sektör birinciliğine oturan Sarten Ambalaj’ın yönetim kurulu başkanı ve CEO’su Zeki Sarıbekir ile şirketin geldiği noktayı, krizde nasıl aksiyon aldıklarını ve gelecek hedeflerini konuştuk:

Capital: Global ekonomik kriz, sizin sektörünüzü de ciddi
biçimde etkiledi. Siz ise bu zor dönemde yatırımlarınızı sürdürdünüz, hatta sektör birinciliğine oturdunuz. Kriz yılı sizin açınızdan nasıl geçti?
- 2008’in son çeyreği ve 2009’un ilk 4 ayı çok kötüydü. Müşterilerimiz ödeme güçlüğüne girdi ve bu, tabii ki bize de yansıdı. Ama 2009’un mayısından itibaren 2008 rakamlarımıza ulaştık. Biz birçok farklı sektöre üretim yapan
bir konumdayız. Bu nedenle krizden etkilenen diğer sektörlerin sıkıntıları bize de yansıdı. Sarten olarak 3 değişik sektöre ambalaj malzemesi üretiyoruz. Bunlar gıda, endüstriyel ürünler ve kozmetikdeterjan. Gıda sektörü krizden en az etkilenen sektördü. O anlamda bu sektöre yaptığımız işlerde bir sıkıntı olmadı. Ama endüstriyel ürünler ilk 6 ay içinde yüzde 50 küçüldü. Endüstriyel ürünler arasında bizim ambalaj ürettiğimiz boya, madeni yağlar gibi sektörler var. Örneğin 2009 yılı boya sektörü için çok kötüydü. İnşaat sektörü durunca boyacılar da çok zor günler yaşadı. Madeni yağlar da keza aynı biçimde... Nakliyeler durdu, otomotiv sektörü sıkıntıya girdi ve bu durum tabii ki madeni yağ alanında hizmet veren müşterilerimizi etkiledi.  Üretimleri azaldı. Krizin etkileri zirai mücadeleye bile yansıdı. Çiftçi 2 kutu ilaç kullanırken bunda tasarrufa gitti. Dolayısıyla o sektörlere hizmet veren bizim gibi firmalar bu sıkıntıları bire bir yaşadı. Üretim yaptığımız diğer bir sektör de kozmetik-deterjan. Bu alan, ne gıda kadar iyi ne endüstriyel ürünler kadar kötüydü.

Capital:  Birçok sektörün ihracatı da ciddi anlamda düştü. Sizin ihracatınız bu durumdan nasıl etkilendi?
- Aslında ilginç oldu. Genelde ihracat pazarlarımız AB ülkeleri ve Rusya’dır. Özellikle kozmetikte böyle. Kozmetik ve deterjanda ihracat gayet iyiydi. 2009’daki toplam ihracatımız 70 milyon dolara ulaştı. Özellikle Avrupa’ya olan ihracatımız gayet iyiydi. Örneğin Boots’dan herhangi bir saç spreyi veya koku alsanız onun ambalajı Sarten’e aittir. Avrupa ülkeleri krizi çok yoğun hissetmesine rağmen biz bu sıkıntılı durumu lehimize çevirmeyi başardık. Örneğin krizden önce Fransa’ya ihracat için gittiğimizde, açıkçası biraz temkinli yaklaşıyorlardı. Ama kriz Avrupa ülkelerinde çok güçlü hissedilince tüm alıcılar maliyetlerini düşürme yoluna gitti. Öyle olunca da daha önce Türk üreticisine biraz kibirli yaklaşan bu ülkeler, daha ucuz olan Türk firmalarına yöneldi. Yani bu dönemde Avrupa’ya ihracatımız daha da büyüdü. Avrupa’nın krizi Avrupa’daki ambalaj firmalarını küçültürken Türk firmalarına yaradı.

Capital:  Krizi fırsata çevirmekten bahsediyorsunuz. Bunun için nasıl bir strateji uyguladınız?
- Müşterilerimiz ödemelerini uzatmak istedi, onlara bu anlamda destek olduk. Bu destekten dolayı krizin etkileri geçtikten sonra müşterilerimizin sadakati çok daha yüksek düzeyde devam etti. Bakın, Türkiye sanayicisi aslında çok büyük bir travma geçirdi. Bu süreci kazasız belasız atlatabilmek için açıkçası esnaf gibi davrandık. Müşterilerimizin ödeme güçlüklerini anlayışla karşıladık, ödemeleri uzattık, müşterilerimizi kaybetmemek, onlara destek olabilmek ve fabrikamızı çalışır halde tutabilmek için birtakım özverilerde bulunduk. Üretimi durdurup beklemektense veya birçoklarının yaptığı gibi mallarımızı dövizin yükseldiği dönemde daha pahalıya satabilmek için stokta tutmaktansa seri biçimde üretim yapmayı sürdürdük.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz