"Turizmde Neler Oluyor?"

Vedat Bayrak / Setur Genel Müdürü Herkes turizmi konuşuyor... 12 milyon turist hedefi, 10 milyar dolarlık gelir umudu... Antalya’ya inen uçak sayısındaki artış... Ancak, hepsi bu kadar değil. Yur...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Turizmde Neler Oluyor?

Vedat Bayrak / Setur Genel Müdürü

Herkes turizmi konuşuyor... 12 milyon turist hedefi, 10 milyar dolarlık gelir umudu... Antalya’ya inen uçak sayısındaki artış... Ancak, hepsi bu kadar değil. Yurtdışından kaynaklanan hareketlilik ve ekonomik krizin yol açtığı sıkıntılar, sektörü sürekli canlı tutuyor. Yerli turistin eğilimlerinden acentelere, tesislerden Anadolu’daki temsilciliklere,  her alanda bir kıpırdama var. Capital, bu tabloyu, Setur Genel Müdürü Vedat Bayrak ile görüştü...

Yaşanan ekonomik kriz sonrasında öne çıkan sektörlerden biri de turizm oldu. Özellikle devalüasyonla birlikte Türkiye’nin cazip hale gelmesi, bir anda bütün gözleri turizm sektörüne çevirdi. 2001 yılına ilk yarısına ait veriler ile turistik beldelerden gelen haberler, işlerin iyi gittiğini ortaya koyuyor. Yıl sonunda turist sayısı açısından çok parlak bir rakama ulaşılacağı, gelirin ise sınırlı bir şekilde artacağı tahmin ediliyor.

İç turizm cephesinde ise tablo daha farklı... Yaşanan ekonomideki sıkıntılar nedeniyle, yerli turizm hareketi geçmiş yılların oldukça altında gerçekleşiyor. Seyahat acenteleri ise bundan doğrudan etkileniyor. Bu nedenle hem acenteler hem de turistik tesisler arasında el değiştirmeler, satın almalar yaşanıyor. Bir anlamda, sektör hareketli bir dönem geçiriyor.

Sektörde yaşanan bu hareketliği ve son eğilimleri, bir Koç Holding şirketi olan Setur’un genel müdürü Vedat Bayrak ile görüştük... 1965 yılında kurulan, Türkiye’nin en eski seyahat acentelerinden olan Setur’un genel müdürü Bayrak sorularımızı şöyle yanıtladı:

Turizm sektöründe  hareketlilik yabancı turistle mi sınırlı? Yerli turist konusunda ne gibi bir hareket var?

Yerli turisti ikiye bölmek lazım. İç pazarda okulların tatile girmesiyle, haziran, temmuz ve ağustos aylarına denk düşen, hareketli bir dönem var. Bunun dışında iç pazarda şirketler ve büyük kurumlar önemli müşteriler. Bunlarda şimdilik bir artış yok. Dolar kuru ve şirketlerin mali bir takım sıkıntılar içinde olması bu talebi biraz düşük tuttu.

2002 yılında, şirketlerin ileriye yönelik bir takım yatırım stratejileri, planları, satış planlamaları ön plana çıkınca, çok rahat bir şekilde bu boşluğu dolduracaklar ve iç turizm tekrar kendine gelecek. İç turizmi gazete ilanlarındaki, paket programlar olarak görmemek lazım. Bunun dışında çok büyük şirketler, toplantılar iç turizmin çok önemli bir yerini kapsıyor.

En yüksek katma değerli turist hangi ülkeden geliyor?

Türkiye’deki yabancı turist profilini incelediğimizde, yüzde 65’inin Avrupa’dan geldiğini görürüz. Bunlar arasındaki en büyük rakam Almanlardır.  Her yıl 2-2,5 milyon civarında Alman gelir, onları İngilizler takip eder. Arkasından yarım milyon gibi bir rakamla Fransızlar ve Belçikalılar gelir.  Daha sonra İsrail ve Rusya gibi bize çok yakın, özellikle Körfez Krizi’nden sonra, Türkiye’nin bizzat gidip pazarlama yaptığı ülkeler de vardır. 

Harcama ve tüketim gücü açısından en yüksek turist kim?

Avrupa’dan gelen turistlerin bir çoğu tekrar gelenlerden oluşuyor. Yani bunların bir bölümü ikinci, üçüncü kere gelen turistlerden oluşuyor. Dolayısıyla buradaki yaşamı yeterince biliyorlar. Uçaktan inip, araba kiralayarak kaldıkları tatil köyüne gidiyorlar.

Pazarlama ile gelen yeni turistler ise her şeyin fiyatın içinde olduğu yerleri tercih ediyorlar. Burada da paket fiyatın dışında, çok fazla para bıraktıkları söylenemez. Faaliyetlerini incelediğimiz rent a car firmalarına bakıyoruz, cirolarında turizmdeki artışla uyumlu bir ciro artışı, fiziki büyüme yok. Çünkü, gelenler tatil köyünde kalıyorlar, kendilerine verilen pazar turunu alıyor. Gezmek, satın almak ya da araba kiralamak gibi bir niyetleri yok.

Özellikle mayıs ve haziran ayları böyledir. Ağustos ayında hem Türkiye’de, hem Avrupa’da gelen turist profili biraz daha iyileşir. Eylül ve ekimde bu profil biraz daha iyileşir. 

Şu ana kadar hep Antalya’dan bahsettik. Türkiye'deki turizm hareketi Akdeniz, Ege ve Marmara üçgeninden çıkıyor mu? Yeni hareketlenen bölgeler sizce nereler olacak?

Evet, olayın bir de İstanbul, İzmir, Bodrum, Dalaman ayağı var. İstanbul, bildiğimiz gibi büyük bir kongreler merkezi haline geldi. Şu an İstanbul’da Lütfü Kırdar’ın uluslararası kongreler açısından 2005 yılına kadar boş günü yok gibi. İstanbul’un kongreler özelliğini, o eski şehir yapısını ön plana çıkaran çalışmalar yapıldığı takdirde,  İstanbul’a gelen beş yıldızlı turistin ödeyeceği para çok iyi seviyelerde olacaktır. Dolayısıyla, bu da yolcu başına geliri artıracak bir durumdur. 

Doğu ve Güneydoğuda bir hareketlenme söz konusu olabilir mi?

Gerçekten çok önemli bir konu bu. Göz ardı edilmemesi gereken bir şey var. Türkiye artık PKK terörünün üstünden geldi. Doğu ve Güneydoğu, eski güvenli ortamlardaki gibi turlara sahip olabilir. Bunun için tanıtımın ve Türkiye’ye olan uçak bağlantısının çok iyi olması gerekir.

Uçak firmaları, ucuz olsun diye, Avrupa’daki bir noktadan Antalya’ya geçiyor. Ama aynı uçak firması oradan kalkıp Nevşehir’e uçmadığı takdirde, Kapadokya’nın ya da Doğu’nun tanıtımını yapamazsınız.

Eskiden Kapadokya’ya giden sejour grupları vardı. 15-20 günlük gezilerle turistler bir imkansızı başarırlardı. İstanbul’dan çıkıp dolaşa dolaşa Antalya’ya giderlerdi. Bunu şimdi Güneydoğu Asya’daki Japonlar, Malezyalılar ve Çinliler yapıyor. Fakat uçak bağlantısının olması şart. Özellikle Güneydoğu bugün hem yemeğiyle, hem kültürüyle, hem Hasankeyfi ile çok önemli bir mekan.

İnanıyorum ki, sektör 2001 yılında kazanmış olduğu artılar ve moralle, 2002 ve sonrasında bu bölgeye ilgiyi artıracaktır. Özellikle büyük toplantılar, konferanslar için uygun bir mekan.  2002 yılında kongreler açısından, doğunun, güneydoğunun ve orta Anadolu’nun şansı çok fazla.

Seyahat acenteleri alanında rekabet ne düzeyde? Türkiye'de kaç acente var ve sektörde neler yaşanıyor?

Turizm sektörü kar marjı çok düşük bir sektör. Bu nedenle rekabete çok açık bir sektör. Dolayısıyla, sektöre yeni giren çoktur, çok da çıkan vardır. Bazı yazılı bilgilere göre, 3 bin 400 tane seyahat acentesi var. Bunların içinde rent a car firmaları, hac firmaları, iç turizm firmaları gibi çok çeşitli firmalar da yer alıyor.

Marka özelliğini taşıyamayan firmalar fiyat kırar. Bundan on yıl önceki bazı markalar yoktur. Bugünün markalarında da zorlanma ve müşteri kapmak için fiyat kırmalar söz konusudur. Bu yüzden Türkiye her sektörde olduğu gibi, bu sektörde de marka yaratmak zorundadır.

Sektörün büyük bölümü mali bünyeleri zayıf olduğu için büyük bir baskı altında çalışır. Bu yüzden de marka özelliği taşıyabilen çok az şirket vardır. Müşteri bugün var, yarın yok firmalardan, belli bir kaliteyi yakalamış, belli bir müşteri profili olan, belirli bir teknolojiyi beraberinde getiren firmaları tercih etmeye başlayacaktır. 

Bir dönem acenteler Anadolu'ya açılmış ve temsilcilikler açmaya yönelmişlerdi. Bu trend ne yönde gelişiyor? Acentelerin Anadolu'ya yayılması başarılı oldu mu?

Anadolu’da sadece o bölgede faaliyet göstersin diye açılan acenteler var. Ama bunlar da çok dar ürünlerle sınırlı kaldıkları için, çok faydaları olmuyor. Avrupa’da büyük turizm firmalarının kendi bütün ürünlerini satan binlerce acentesi var. Anadolu’dakiler, oraya gelen girişleri planlayan acenteler şeklinde kalırsa, çok iyi sonuçlar alınmayacaktır. Büyük acentelerin yetkili bayii olmak daha verimli. Burada büyük şirketler kendi temsilciliklerini veriyorlar. Mesela Setur’un Adana’da, Urfa ve özellikle Karadeniz’de temsilciliklerini verdiği çok güzel firmalar var.

Seyahat alanında bir de Türkiye'den dışarıya turist akımı var. Bu alanda son yıllarda ne gibi hareket yaşanıyor?

Ailesiyle beraber iş seyahatine gidenler çok ama döviz kurunun ani yükselişi bu turları daha pahalılaştı. Özellikle Türkiye’de charter uçak kapasitelerindeki daralma da bu turları zorlaştırdı. Yeni çıkan 50 dolarlık fon da olumsuz etkileyecek. Yurtdışı turlarımız bir müddet zorluk çekecek.

Türk insanın yurtdışına gittiğine dair güzel bir örnek vermek istiyorum. Hafta sonu Sapanca’nın Kırkpınar ilçesindeydim. Buradaki belediye başkanı, yılda üç defa yurtdışına gidip, orada gördüğü güzelliklerin hemen hemen hepsini kendi belediyesinde uygulamaya başlamış. Bağdat Caddesi gibi bir cadde, bisiklet yolları, ağaçlıklı yürüme parkurları yapmış. Ve arsalar orada daha pahalı olmasına rağmen insanlar orada oturmayı tercih ediyorlar.

Yılda kaç kişi turistik amaçlı yurtdışına çıkıyor?

Yurt içi ile ilgili verilere çok güveniyoruz ama yurtdışına bir milyonu turistik amaçla çıkan  5 milyonluk bir insan trafiğinden bahsediliyor.

TURİZM ÜRÜNLERİNİN MALİYETİ ARTTI

Setur Genel Müdür’ü Vedat Bayrak, turizmde son tabloyu değerlendirdi.

2000 İYİ BİR YILDI:  2001 yılına çok büyük bir beklentiyle girdik. 2000 yılı, içeri girişler açısından güzel geçti. 2001’de de, 1998’deki gibi hareketli ve iyi bir yıl geçireceğimizi ümit ediyorduk. Çünkü, 1999 yılı, depremden dolayı kaybedilmiş bir yıldı.

ARTIŞ GERÇEKLEŞTİ 2001 yılında biz artış beklerken, özellikle para piyasalarındaki kriz ve doların ani fırlayışı ile, bu büyümenin daha rahatlıkla gerçekleşeceğini gördük. Gerçekten de, 2001 yılında, turist girişi açısından, yüzde 25’lik bir fiziki artış söz konusu. Ve gelir açısından daha iyi bir yıl oluyor.

MALİYETLER ARTTI: Turizmi, ulaşımı, oteli, seyahat acentesi, araba kiralaması ve “duty free”leri ile bir bütün olarak ele aldığımızda, 2001 yılında iç pazarda bir sıkıntı başladığını görüyoruz. Artan döviz kurları nedeniyle turizm ürünlerinin maliyeti yükseldi. Otellerin ic pazarlarla ilgili kısmında bir daralma oldu.

KAPASİTELER İYİ KULLANILIYOR: Turizm bölgelerine baktığımızda, mesela Antalya bölgesinde, bütün fiyatların içinde olduğu, nisan-ekim dönemini kapsayan, yabancı turistlere yönelik planlanmış tesislerde her şey yolunda. Fakat bunlar dışındaki tesislerde beklediğimiz turizm patlaması ya da gelirde büyük bir artış yok. Yine de genel olarak bakıldığında, 2001 yılını, kayıp bir yıl diye nitelendiremeyiz. 

2002’DEN ÜMİTLİYİZ Gelecek sene için ümitli olmamak mümkün değil. Çok özel değişimler olmadığı takdirde, aynı iyileşmeler devam edecektir. 

AKILLI DAVRANILIRSA İÇ PAZAR BÜYÜR

Yerli turistin profili değişiyor mu? Turizm, Türk vatandaşı açısından lüks olmaktan çıkıp, gereksinim haline geldi mi?

Özellikle Körfez Krizi’nden sonra Türk insanın tüketim alışkanlıkları değişti. 1999 yılındaki kriz döneminde Türk insanı artık tatil köylerine giden, seyahat eden, yazlık özelliğini ve buralara yatırımlarını daha az tutan, yani tatilini ön plana getirip bunda da seçici olan bir grup haline geldi.

Avrupa’da çalışan işçilerimizde de bu eğilim başladı. Köylerine, akrabalarına gelmek yerine, tatil köylerinde tatil yapmayı tercih ediyorlar. 2000 yılı, özellikle iç turizm açısından böyle güzel geçmişti, çok memnunduk. Otellerin fiyatları çok ucuz değildi, buna rağmen çok iyi satışlar yapmıştık.

2001 yılında aynı artışı daha güzel bekliyorduk, tabii ki bu yılın moralleri bozması insanların tüketim eğilimlerini birazcık tuttu. Kendi işleri iyi olanlar bile, eşlerinin ya da bir yakınların işlerinin kötü olması nedeniyle tatile gitmekten vazgeçtiler. Ama iyileşmenin hissedildiği şu son üç hafta içinde tekrar bir hareketlenme başladı.

Türk insanı artık tatilini tatil olarak yapma arzusunda. Eğer iyi fiyat, iyi ödeme koşulları sunulursa, iç pazardaki tatil kavramı gittikçe büyüyecek. Özellikle kamu kurumlarının sahip olduğu çok güzel 3-4 yıldızlı tatil köyleri, misafirhaneleri var. Eğer bunlar da belirli bir konseptle, iyi zincirlere kiralanır, zincirler de iyi yatırımlar ve planlar yaparlarsa, çok ucuz bir şekilde Türk işçisi de, memuru da bütçesine uygun bir şekilde tatil yapabilir. 

10 MİLYAR DOLARLIK TURİZM GİRDİSİ SAĞLANACAK

2001 yılı sonunda turizmde hangi hedeflere ulaşılacağını tahmin ediyorsunuz?

Turizm Bakanı’nın ve sivil toplum örgütlerinin söylediği gibi, içeri giren turist sayısı 12 milyon civarında olacak. 10 milyar dolarlık bir turizm girdisi sağlanacak. Bu rakamlar, kötü rakamlar değil. Önemli bir nakit akışı ve Türkiye’deki turizm ürünlerinin çok yeni olduğunu unutmamak gerekiyor. Ama her ürün gibi o da yaşlanıyor, dolayısıyla bu nakit akışı, kaynakların yenilenmesinde ve daha iyi bir müşteri profili için yeni yatırımların yapılmasında kullanılmalı.

Yıl sonundaki hedeflerin tutturulacağını söyleyebilirim. Sektör 1999 yılındaki gibi büyük bir nakit akışı darlığına düşmeyecek. Setur olarak 2003-2004 yılları için çok büyük uluslararası kongrelerimiz var. Bu şehre iyi bir hava verecektir. İstanbul’un beş yıldızlı otelleri çok iyi seviyede.

 

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz