“Türkiye Bölgesel Büyüme Motorumuz”

Gıda ambalajında küresel lider olan Tetra Pak, 2024 sonunda 12,8 milyar Euro ciroya ve 178 milyar ünite ambalaj satışına ulaştı. Dünya çapında 51 tesisli bu global ağda Türkiye’deki İzmir tesisi, bölgesel inovasyon ve ihracat üssü konumunda.

21.01.2026 11:56:080
Paylaş Tweet Paylaş
“Türkiye Bölgesel Büyüme Motorumuz”

Tetra Pak, 2024 sonu itibarıyla 12,8 milyar Euro ciroya, 178 milyar ünite ambalaj satışına ve 160’tan fazla ülkede faaliyet gösteren 25 bin kişilik bir organizasyona sahip.

Tuba İlze / [email protected]
Capital Dergisi / Aralık 2025

Şirket, global gelirinin yüzde 6’sından fazlasını Ar-Ge’ye ayırıyor. Dünya genelinde 51 üretim tesisi bulunan şirket için İzmir tesisi bölgenin stratejik kalbi durumda. Tetra Pak Orta Avrasya Genel Müdürü Eliseo Barcas, Türkiye’nin bu başarıdaki kilit rolünü şöyle anlatıyor: “Türkiye Orta Asya’daki en büyük pazarımız. İzmir fabrikamızdan 46 ülkeye ihracat yapıyor, yılda 8 milyar paketi aşan üretim kapasitesiyle bölgesel büyüme motoru görevi üstleniyoruz.”

Barcas, önümüzdeki 3-5 yılda Türkiye’de yıllık yüzde 4-5 bileşik büyüme hedeflediklerini vurguluyor. Bu hedef, yalnızca satış artışına odaklanmıyor aynı zamanda ihracat, teknoloji ve sürdürülebilir üretimde derinleşmeyi içeriyor. 2030’da tüm operasyonlarda sıfır atık, 2050’de net sıfır emisyon hedefi belirleyen şirket, dijitalleşmedeyse Tetra Pak Factory OS adını verdiği yapay zeka tabanlı sistemle üretim hatlarını dönüştürmeye hazırlanıyor. Türkiye, bu dönüşümün hem test laboratuvarı hem bölgesel bilgi üssü konumunda. Barcas, “Biz Türkiye’den ürünün ötesinde bir vizyon ihraç ediyoruz” diyerek hem ekonomik hem teknolojik stratejinin yönünü özetliyor.

Tetra Pak Orta Avrasya Genel Müdürü Eliseo Barcas, Türkiye’nin bölgesel stratejideki yerini, süt ve içecek kategorilerindeki büyümeyi, inovasyon ve sürdürülebilirlik yatırımlarını Capital’e şöyle anlattı:

Tetra Pak’ın küresel stratejisinde Türkiye nasıl bir konumda yer alıyor?

Türkiye, Tetra Pak’ın bölgesel rolünün ötesinde küresel ölçekte stratejik bir merkez konumunda. 160’tan fazla ülkede faaliyet gösteren bir şirket için Türkiye, Avrupa ile Asya arasında hem coğrafi hem ticari bir köprü. Bölgesel operasyonlarımız Türkiye, İran, Kafkas ülkeleri ve Orta Asya’nın beş ekonomisini kapsıyor. Bu 9 ülke arasında Türkiye, pazar büyüklüğü, operasyonel kapasite ve insan kaynağı açısından açık ara en güçlü konuma sahip. İzmir Kemalpaşa’daki fabrikamız 65 bin metrekarelik üretim alanıyla yılda 8 milyar paketi aşan bir kapasiteye sahip ve üretimin yüzde 60’ı ihraç ediliyor. Şu anda 46 ülkeye ambalaj gönderiyoruz ve 2024’te 6,3 milyar TL ihracat gerçekleştirdik. Ekibimiz Türkiye’de yaklaşık 450 kişiden oluşuyor. Bu kadro sadece bölgesel üretimi değil inovasyon akışını da yönetiyor. İzmir fabrikamız, Tetra Pak’ın 51 üretim tesisi içinde üç kez “Yılın Fabrikası” seçilen tek tesis. Kalite, verimlilik ve sürdürülebilirlik standartlarımızın sembolü haline geldi. Türkiye’nin stratejik konumu, gelişmiş sanayi altyapısı ve girişimci mühendislik kültürü sayesinde burayı “bölgesel büyüme motoru” olarak tanımlıyoruz. Ama Türkiye’nin önemi bununla sınırlı kalmıyor, burada ürünün ötesinde bir vizyon geliştiriyoruz. Türkiye, bizim küresel inovasyon hikayemizin canlı bir parçası.

Önümüzdeki dönem için hedefleriniz neler?

Önümüzdeki 3-5 yıl içinde Türkiye’de yıllık ortalama yüzde 4-5 arasında bileşik büyüme hedefliyoruz. Bunu yalnızca satış artışı olarak değil üretim kapasitesi, kategori çeşitliliği ve ihracat ağının genişlemesiyle birlikte değerlendiriyoruz. Türkiye ekonomisi dönemsel dalgalanmalar yaşasa da uzun vadede güçlü bir iç talep dinamiğine sahip. Türk tüketicisi yeniliğe açık, özellikle de sağlıklı ve fonksiyonel ürünlerde hızlı adaptasyon gösteriyor. Biz de bu eğilimi besleyen proses çözümleriyle üreticilere destek veriyoruz. Bu büyüme planı Türkiye’nin yalnızca kendi iç pazarının yanı sıra çevre ülkeleri de beslemesini öngörüyor. Bugün İzmir’den çıkan ambalajlar Mısır’dan Endonezya’ya, Güney Afrika’dan Kazakistan’a kadar ulaşıyor. Bu, Türkiye’nin lojistik avantajının ve üretim kalitesinin küresel rekabetteki gücünü gösteriyor. Hedefimiz, İzmir tesisini hem kapasite hem teknoloji anlamında model fabrika seviyesine taşımak. Bu gerçekleşirse Türkiye sadece Tetra Pak’ın değil tüm bölgenin üretim üssü haline gelecek.

Türkiye’de yeni fabrika planınız var mı?

Şu anda yalnızca İzmir’de bir üretim tesisimiz bulunuyor ve kapasite kullanım oranı çok yüksek. Şimdilik yeni bir fabrika planımız yok, ancak büyüme bu hızla sürerse kapasite artırımı kaçınılmaz olabilir. İzmir tesisi bizim için kalite ve verimliliğin kalbi. Burada geliştirdiğimiz her uygulama diğer ülkelerdeki tesislere model oluyor.

Tüketici davranışlarında nasıl bir dönüşüm gözlüyorsunuz?

Türkiye, gıda kültürünün çok güçlü olduğu bir ülke. Ancak kentleşme, yoğun tempo ve dijital yaşam, alışkanlıkları köklü biçimde değiştiriyor. Artık tüketici gıdaya deneyim gözüyle bakıyor. Daha az zamanı var ama daha çok bilgiye sahip. Etiket okuyor, içeriği sorguluyor, sürdürülebilir ambalaj arıyor. Bu dönüşüm, bizim için büyük bir fırsat. Bizim perspektifimizden bakıldığında gıda güvenliği hala en temel öncelik. Tüketici, markaların yalnızca ürün değil güven sunduğuna inanmak istiyor. Bu yüzden proses teknolojilerimizi sürekli geliştiriyor, üreticilere tam izlenebilir sistemler sunuyoruz. Yakın gelecekte fonksiyonel ürünlerle birlikte hazır gıda, bebek maması ve proteinli içecek alanlarında daha fazla inovasyon göreceğiz. Türkiye bu değişimin öncü pazarlarından biri olacak.

Hangi kategorilerde büyüme daha belirgin?

Son üç yılda en güçlü ivmeyi süt ve süt ürünleri kategorisinde yaşadık. Katma değerli sütler, laktozsuz, protein destekli ve fonksiyonel içerikli ürünler özellikle dikkat çekiyor. Tüketici sağlık bilincine yöneldikçe bu kategoriler daha da büyüyor. UHT teknolojisi sayesinde katkı maddesi kullanmadan uzun raf ömrü sağlıyoruz, bu da güven duygusunu artırıyor. Meyve suyu ve nektar segmentlerinde 2022-2023 döneminde büyüme sürse de 2024’te bir yavaşlama gözlemledik. Tüketici artık sadece lezzetle yetinmiyor, fayda arıyor. Bu nedenle enerji, bağışıklık ve zihin açıklığı sağlayan fonksiyonel içecekler yükseliyor. Aynı zamanda “on-the-go” yani hareket halindeyken tüketilebilen ürünler zaman kıtlığı yaşayan yeni yaşam tarzına tam uyum sağlıyor. Bizim için önemli olan bu trendleri üreticilerle birlikte yakalamak ve onların pazara giriş hızını artırmak.

İnovasyona nasıl yatırımlar yapıyorsunuz?

İnovasyon Tetra Pak’ın DNA’sında var. 1952’de Dr. Ruben Rausing’in İsveç’te başlattığı yolculuk bugün 160’tan fazla ülkede devam ediyor. 25 bin çalışan, 51 üretim tesisi, 8 teknik eğitim merkezi ve 6 Ar-Ge merkeziyle küresel bir bilgi ağı oluşturduk. 2024 sonu itibarıyla 12,8 milyar Euro net satışa, 178 milyar adet ambalaj üretimine ulaştık. Bu ölçek bize gıda güvenliği, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde sürekli yenilik yapma sorumluluğu yüklüyor. Dünya genelinde 8 inovasyon ve 10 ürün geliştirme merkeziyle yenilikçi ürünler sunuyoruz. Her yıl gelirimizin yüzde 6’dan fazlasını Ar-Ge’ye ayırıyoruz. Bu oran sektör ortalamasının oldukça üzerinde. İsveç’te Lund ve İtalya’da Modena’daki merkezlerimizde ambalajdan proses teknolojisine dek tüm yenilikleri geliştiriyoruz. Türkiye’deki üretim süreçleri de bu merkezlerle entegre çalışıyor; İzmir fabrikasında uygulanan otomasyon sistemleri son beş yılda Avrupa’daki en hızlı dijital dönüşümü gerçekleştirdi. Biz inovasyonu sadece yeni ürün geliştirmek değil gıdaya güvenli erişimi mümkün kılacak sistemleri yeniden tanımlamak olarak görüyoruz.

Tetra Pak Factory OS sisteminiz bu vizyonun neresinde duruyor?

Tetra Pak Factory OS bizim dijital dönüşüm vizyonumuzun kalbinde. Dubai’deki Gulfood Manufacturing 2025 fuarında tanıttığımız bu platform, yapay zeka destekli üretimin temelini oluşturuyor. Yaklaşık 2 bin 500 üretim hattı bu sisteme entegre edilmeye hazır. Verimlilikte yüzde 7-20 artış, atıkta yüzde 45 azalma sağlıyoruz. Bu fark küçük görünse de 7/24 çalışan fabrikalarda yıllık milyonlarca Euro tasarruf anlamına geliyor. Sadece bir yazılım değil öğrenen bir zeka ekosistemi. Her fabrikanın dijital ikizini oluşturuyor, süreçleri anlık izliyor, potansiyel arızaları gerçekleşmeden tespit ediyor. Biz buna “karar bilimi” diyoruz. Sistem, Microsoft, Siemens, Rockwell ve Accenture ortaklığında geliştirildi. Amaç, her ölçekten üreticinin dijitalleşmeye adım atmasını kolaylaştırmak. Bu teknoloji, verimliliğin yanında çevresel sorumluluk anlamına da geliyor çünkü enerji, su ve kimyasal tüketimi görünür kılarak sürdürülebilirliği yönetilebilir hale getiriyor.

AMBALAJIN GELECEĞİNDE NE VAR?

BİYOBAZLI MALZEME

Tetra Pak, ambalajlarında kullandığı polimerleri tamamen bitki bazlı hale getirmeye odaklanıyor. Şu anda bir karton paketin yüzde 70’inden fazlası yenilenebilir kağıt liflerinden oluşuyor. 2030’a kadar fosil kaynaklı plastiklerin tamamen devreden çıkarılması planlanıyor. Bu sayede karbon emisyonlarında yılda 3 milyon tonun üzerinde azalma hedefleniyor. Yeni biyopolimerler hem dayanıklılığı hem gıda güvenliğini koruyarak sürdürülebilir üretimin omurgasını oluşturuyor.

GERİ DÖNÜŞÜM EKONOMİSİ

Tetra Pak, 2024 itibarıyla 80’den fazla ülkede geri dönüşüm altyapısına yatırım yaptı. Avrupa’da 40, Asya’da 22 tesiste ambalajlar yüzde 90 oranında yeniden hammaddeye dönüştürülüyor. Türkiye’de de lisanslı toplama ağlarıyla iş birliği yürütülüyor. Alüminyum oranı yüzde 5’in altına indirildiği için geri kazanım süreci daha verimli hale geldi. Hedef, 2030’da tüm Tetra Pak ambalajlarının yüzde 100 geri dönüştürülebilir statüsüne ulaşması.

AKILLI KODLAMA

Yeni ambalajlarda yer alan dijital QR kod sistemi, tüketicinin paketin kaynağını, üretim tarihini ve tedarik zincirini anlık olarak görmesini sağlıyor. Bu sistem, izlenebilirliği artırırken markalara da değerli veri sağlıyor. Şu anda 1,2 milyar ambalaj bu sisteme entegre edilmiş durumda. 2025 sonunda global üretimin tamamının dijital izleme altına alınması planlanıyor. Böylece hem gıda güvenliği hem şeffaflık yeni bir seviyeye taşınıyor.


AKILLI FABRİKA DÖNEMİ

YAPAY ZEKA DESTEĞİ

Tetra Pak Factory OS platformu, Tetra Pak’ın dijital dönüşümünde kritik rol oynuyor. Şu anda 2 bin 500 üretim hattı sisteme entegre edilmiş durumda. Yapay zeka her hattın dijital ikizini oluşturarak süreci anlık izliyor, arızaları gerçekleşmeden tespit ediyor. Bu sistem sayesinde verimlilikte yüzde 20’ye, atık azaltımında yüzde 45’e varan iyileşmeler sağlandı. Yalnızca enerji tasarrufu bile yılda milyonlarca Euro değer yaratıyor. Amaç, bu altyapıyı 2026’ya kadar tüm üretim ağlarına yaymak.

VERİYE DAYALI YÖNETİM

Üreticilere gerçek zamanlı karar desteği sağlıyor. Her makinenin performansı, enerji ve su kullanımı canlı olarak ölçülüyor. Operatörler bu verilere dayanarak üretim planlarını optimize edebiliyor. Türkiye ve İspanya’daki pilot tesislerde bu sistemle enerji tüketimi yüzde 18 azaldı. Dijital ikiz teknolojisi sayesinde her üretim hattı, sanal ortamda sürekli kendini güncelleyebilen öğrenen bir fabrikaya dönüşüyor.

SÜRDÜRÜLEBİLİR OPERASYON

Dijitalleşme yalnızca verimlilik değil çevresel sorumluluk açısından da fark yaratıyor. Tetra Pak Factory OS karbon salımını görünür kılarak işletmelerin sürdürülebilirlik hedeflerini ölçmesini sağlıyor. İzmir fabrikasında bu sistemle su kullanımı yüzde 22, enerji tüketimi yüzde 15 azaldı. Tetra Pak, 2050 yılına kadar tüm değer zincirinde net sıfır hedefini gerçekleştirmek için bu platformu küresel ölçekte yaygınlaştırıyor.


GIDA SEKTÖRÜNÜ ŞEKİLLENDİREN TRENDLER

FONKSİYONEL TÜKETİM

Dünya genelinde içecek sektörü artık susuzluk gidermenin ötesine geçerek yaşam kalitesini artırmaya odaklanıyor. Enerji, protein, bağışıklık ve zihin açıklığı sağlayan fonksiyonel içeceklerde 2025- 2030 arasında yıllık ortalama yüzde 9 büyüme bekleniyor. Genç kuşak tükettikleri ürünlerin hem içeriğine hem bilimsel dayanağına önem veriyor. Bu da üreticileri formülasyonda inovasyona zorluyor. Bu dönüşümün her aşamasında üreticilere ortaklık sunuyoruz.

ŞEFFAF MARKA DİLİ

Küresel tüketici artık markalardan karmaşık mesajlar değil net ve etik bir duruş bekliyor. Etik üretim, sade tasarım ve geri dönüştürülebilir ambalaj, güvenin temel unsuru haline geldi. Ambalaj artık sessiz bir taşıyıcı olmaktan çıktı, markanın hikayesini anlatan bir kanala dönüştü. Bu nedenle şirketler ürünün yanında artık anlam ve değer de satıyor. Veriye dayalı, ama kalbe dokunan markalar bu yeni dönemin kazananı olacak.

KÜRESEL EKSEN KAYMASI

Pandemi sonrasında Asya ve Orta Doğu, gıda ve içecek sektörünün büyüme motoru haline geldi. 2024’te bölgesel pazarın hacmi 410 milyar dolara ulaştı. Türkiye, bu eksende hem üretim hem inovasyon kapasitesiyle yükselen merkezlerden biri. Özellikle bitki bazlı ürünler, on-the-go içecekler ve akıllı ambalaj teknolojileriyle bölge yatırımları artıyor. Tetra Pak da bu talebi yönlendiren en güçlü tedarik ve teknoloji oyuncularından biri konumuna geldi.


Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz