"Üstteki 9 Kurul"

RTÜK, BDDK, Rekabet Kurulu, SPK, Enerji Kurul ve diğerleri... Türkiye, bir süredir denetleme ve düzenleme amaçlı oluşturulan “özerk” kurullara şahit oluyor. ABD’de doğan, ardından Batı’ya yayılan b...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Üstteki 9 Kurul

RTÜK, BDDK, Rekabet Kurulu, SPK, Enerji Kurul ve diğerleri... Türkiye, bir süredir denetleme ve düzenleme amaçlı oluşturulan “özerk” kurullara şahit oluyor. ABD’de doğan, ardından Batı’ya yayılan bu kurulları, son dönemde Dünya Bankası destekliyor, gelişmekte olan ülkelerde oluşturulmasına öncülük ediyor. Amaç, organizasyonların “yönetişim” ilkelerine göre çalışmalarını sağlamak... Türkiye’de ise bunlardan tam 9 adet kuruldu, bazıları çalışmaya çoktan başladı, bir bölümü ise hazırlıklarını yürütüyor...

 

ABD’de henüz sanayi devriminin yaşandığı dönem, yani 19’uncu yüzyıl idi. Bu nedenle de ticarette ciddi bir patlama yaşanıyordu. Trafik artmış; üretilen malların demiryolu, kamyon ve su yoluyla taşınması sorun haline gelmişti. Bir anlamda genişleyen ekonominin, büyüme sürecine giren sanayinin önünde engeller vardı.

 

Konu, çok teknik olduğu için, iş görevi sadece demiryolu, kamyon ve su taşımacılığının düzenlemesi olan bir komisyon oluşturuldu. Amerikan Başkanı 1887 yılında çıkarılan özel bir kanunla bu alandaki yürütme yetkisini Eyaletlerarası Ticaret Komisyonu’na (Interstate Commerce Commission-ICC) devretti. ICC, o dönemde önemli misyon üstlendi, ekonominin gelişimine katkıda bulundu. Ancak, kimsenin aklına dünyada bir “ilk” kurum olacağı gelmemişti.

 

Oysa, ICC, dünyada bugünkü anlamda bilinen ilk bağımsız denetim kurumuydu. Ama sonuncusu olmadı. Bugün Amerika’da birçok teknik konu ve sektörde benzer kurumlar var. Sektörlere özel düzenlemeler ve denetim, bu tür kurumlar ile onların karar mekanizması olan kurullar aracılığıyla gerçekleştiriliyor.

 

Neden üst kurul?

 

Amerika’da bu kurulların oluşturulmasının tek nedeni teknik konuları düzenleme gereği değildi. O dönemde iki önemli gerekçe daha vardı: “Başkan’ın yürütme yetkisini aşmasını önlemek ve kural dışı olay bazında ortaya çıkan yargı denetimindense, sürekli ve düzenli bir denetim sağlamaktı”.

 

Adı “üst kurul” ya da “bağımsız idari otorite” olarak da kullanılan bu kurullar, Kıta Avrupa’sına ve daha sonra da Dünya Bankası tarafından Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere uyarlanırken bir değişime uğradı. Dünya Bankası bu kurulları, son zamanlarda sıkça duyulan ve çok yanlış kullanılan “yönetişim” anlayışını, gelişmekte olan ülkelere yerleştirmekte kullandı.

 

“Yönetişim”in bir gereği

 

Dünya Bankası’nın “yönetişim” anlayışında, kamuda düzenlenmesi ve denetlenmesi gereken konu ve sektörlerde, sadece hükümetlere söz hakkı tanınmasını yeterli bulmuyordu. Bunun yanı sıra, sivil toplum örgütlerine ve özel sektöre de söz hakkı tanımak gerektiğine dikkat çekiyiliyordu. Böylelikle toplum içinde daha yüksek bir memnuniyet ve uyum derecesi yaratılacak, işler daha sorunsuz halledilecekti.

 

Bu anlayışa karşı çıkanlar ise “yönetişim”in; karar organlarına düzenlenecek ve denetlenecek sektörlerdeki özel sektör kesimini de sokarak, kamu çıkarının suistimal edilmesine sebep olduğunu söylüyorlar.

 

Bu itibarla, örneğin, yatırımcıyı korumakla görevli olan Sermaye Piyasası Kurulu’nda aracı kurumların ve şirketlerin birer temsilcisinin olması, buna karşı küçük yatırımcı derneklerinin bulunmaması, bu kurulun aracı kurumlar ve şirketlerdeki kanundışı olayların üstüne gerektiği kadar etkili bir şekilde gidememesine yol açıyor.

 

Türkiye’de “kurul” dönemi

 

Tartışmalar süredursun, Türkiye’de IMF ile yaptığı anlaşma gereği, bu kurullar mantar gibi türüyor. Daha önce devlet tekelinde olup da özel kesime açılan değişik sektörlerin bu kurullar vasıtasıyla düzenlenip denetlenmesi öngörülüyor.

 

Türkiye’de de belli bir süredir faaliyette olan 5, yeni faaliyete geçmiş veya geçmek üzere olan da 4 kurul var. Sermaye Piyasası, Rekabet, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme, Telekomünikasyon kurulları ve Radyo Televizyon Üstkurulu uzun süredir faaliyette. Buna karşın Enerji, Tütün ve Şeker piyasaları ile ilgili kurullarla Kamu İhale Kurulu ya son dönemde kuruldu, ya da yakın zamanda faaliyete geçecek. 

 

Bazı uzmanlar, “özerk kurul” sayısının 9 değil, 10 olduğunu belirtiyorlar. Onlara göre Merkez Bankası da bir “özerk” kurul kabul edilmeli. Son yasal düzenlemelerle birlikte, bu kapsama Merkez Bankası da girdi. Ancak, genel inanış, Merkez Bankası’nın farklı bir statüte değerlendirilmesi gerektiği ve şu anda Türkiye’deki üst kurul sayısının 9 olduğu yönünde. Capital de bu kurulların profilini ortaya koyan bir tablo hazırladı. İşte A’dan Z’ye 9 kurulun profili...

 

10 ÖZERK İMPARATORLUK NEDEN KURULDU?

 

Güngör Uras/Milliyet Gazetesi Yazarı

 

Milliyet Gazetesi yazarlarından Güngör Uras, bir yazısında “Bağımsız 10 Özerk İmparatorluk” başlıklı yazısında, “üst kurullar” konusuna değiniyor. Uras, ilginç bir yaklaşım getirdiği yazısında şu satırlara yer veriyor:

 

“Eskiden TBMM Başkanlık kürsüsünün arkasındaki duvarda ‘Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir’ yazısı vardı. Millet dediğiniz 67 milyon insan. Bunların her biri egemenlik hakkını kullanmaya kalkar ise ‘curcuna’ kopar. Onun için millet ‘vekillerini’ seçiyor. Onları Ankara’ya yolluyor. Vekilleri aracılığıyla egemenlik hakkını kullanıyor.

Geliniz görünüz ki, milletin seçtiği vekillerin birçoğu Ankara’ya gidince ‘baştan çıkıyor’. Egemenlik hakkını millet adına kullanacak yerde, kendi ceplerini ve de yandaşlarının ceplerinidoldurmakiçinkullanıyor.

Bu nedenle milletin, ‘vekillerine olan güveni’ sarsıldı. Milletin yakınmaları o kadar arttı ki, sonunda ‘vekillerin de kendilerine güveni kalmadı’. Güven bunalımı içeriden dışarıya sarktı. Başöğretmenimiz IMF’nin de vekillere güveni sarsıldı. Kendilerine güveni kalmayan vekiller içeriden, vekillere güveni sarsılan IMF dışarıdan elbirliği yaptı. ‘Egemenlik hakkı ve yetkisi’ TBMM’den alınarak bağımsız, bağlantısız 10 özerk imparatorluğa devredildi. Artık milletin vekillerinin, vekillerinden oluşan hükümetin bu özerk imparatorluklara devredilen kamu görev ve sorumluluklarıyla ilgisi kalmadı.

Kısaca ‘politikacı’ diye küçümsenen milletin vekillerinin ülkenin ekonomik ve sosyal yaşamında çok çok önemli yeri olan faaliyet alanlarında karar verme ve uygulama yapma hak ve yetkileri artık bu özerk kurumlarda görevlendirilen kişilerce kullanılıyor. Kullanılacak.”

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz