"Her Ürüne Bir Kahraman"

İş dünyası tarihi incelendiğinde, ilk uygulamalarının 100 yıl öncesine gittiği görülüyor. ABD’de başladı, 1950’lerden sonra hızla yayıldı. Michelin, McDonalds,  Kellog şirketler büyük baş...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Her Ürüne Bir Kahraman
İş dünyası tarihi incelendiğinde, ilk uygulamalarının 100 yıl öncesine gittiği görülüyor. ABD’de başladı, 1950’lerden sonra hızla yayıldı. Michelin, McDonalds,  Kellog şirketler büyük başarıya ulaştılar. Özellikle tüketiciye yönelik ürünlerde kullanılan kahramanlar, son dönemde Türkiye’de de yayılıyor. Arçelik’in Çelik’i, Turkcell’in Sinyal’i, Gima’nın Aslan’ı ve ötekiler… Pazarlama uzmanları, bu eğilimin güçleneceğini ve “Kahramana dayalı pazarlama”nın yükseleceğini belirtiyorlar.  
 
Arçelik’in son reklam kampanyasını herkes ilgiyle izliyor. Bu kampanyayı diğerlerinden ayıran ise “Çelik” ismi verilen sevimli robot oldu. Televizyondan buzdolabına, her ürünün tanıtımında kullanılan Çelik, Arçelik’in maskotu haline geldi. Hatta büyük ilgi üzerinde “Çelik”in oyuncak robotları da piyasaya sunuldu. Şimdi Çelik, Arçelik’le özdeşleşmiş, onun pazarlamada kullandığı kilit araçlardan biri olarak görülüyor ve tüketiciden ilgi topluyor.  
 
Arçelik’ten 100 yıl önce, 1900’lerin başında ABD’de “maskot” olarak değerlendirilen bu uygulamaların örnekleri görüldü. ABD’li şirketler, tüketiciye yaklaşmak için “kahraman” yaratmaya, maskotlar kullanmaya yöneldiler. “Meet Mr. Product” (Bay Ürünle Tanışın) kitabının yazarı Warren Dotz, “İlk ürün kahramanları 1800’lerin sonlarında ortaya çıktı. İkinci endüstri devrimi ile birlikte ambalaj sektöründe de gelişmeler yaşandı. Şirketler ürünlerini ülke çapında satabilmeye başladılar. Ürünlere marka vermek ve bu ürünler için reklam karakterleri geliştirmek de o dönemlerde başladı” diyerek bu trendi başlatan etkenlere dikkat çekiyor.  
 
Dotz’un dikkatini çektiği trendle hareketlenen “Kahraman” yaratma uygulamaları, ABD’de çok sayıda şirket tarafından uygulandı. Özellikle tüketiciye yönelik sektörlerde çalışan şirketler, bu tip kahraman yaratmaya yöneldiler. Michelin lastiklerinin Bibendum’u, Energizer pillerinin Bunny’si ve Kellogs’un Tony the Tiger’ı (Kaplan Tony) ilk sıralarda yer alıyor. Süpermarket rafları arasından gülümseyen yüzler, farklı karakterler, çizgi film kahramanları çocuklar kadar yetişkinlerin de ilgisini çekti. Gıdadan içeceğe, teknolojiden otomotive kadar pek çok farklı kategoride yer alan ürünler kendilerini bir kahraman, bir maskot ile özdeşleştirdi.  
 
Marka ile özdeşleşen maskotlara ve kahramanlara ilk kez 19’uncu yüzyılın sonlarında rastlanmaya başlandı. ABD’de son derece hızlı yayılan bu akımın Avrupa ve Asya’ya sıçraması da uzun sürmedi. Ancak, maskot ve karakter yoluyla pazarlama 1980’lerde bir düşüş yaşadı. Çünkü, reklam ve marka yöneticileri, markalarının tanıtımını yapmak için farklı yöntemler geliştirdiler. Şimdi ise bu alanda bir geriye dönüş var. Türkiye’de de örneklerinin arttığı, çok sayıda şirketin bu yönteme başvurduğu da gözleniyor.  
 
Özellikle ABD’de spor takımları, pazarlama dünyasına maskotların marka bilinci yaratma, sadakat geliştirme ve daha da önemlisi biletlerini satma konularında oldukça yüksek etkiye sahip olduğunu gösterdiler. Sayısız faydası olan maskotlar, öncelikle markaların birer kişiliğe sahip olmasına oldukça yardımcı oluyorlar. İnsanların markayı hatırlamalarını, onları aynı zamanda eğlendirerek sağlıyorlar.    
 
Maskotlar, markaların medyada daha çok görünmesine ve onlara hareket kazandırmaya yardımcı oluyor. Bunun yanında markaya itibar da kazandırıyor. Birer ikon haline dönüşen maskotlar, markaların toplum tarafından benimsenmesini sağlıyor. Tüketiciler satış noktasında ürün maskotlarını gördükerinde hemen ürünle bağlantı kuruyorlar. Maskotlar ürünlerin satılmasını sağlıyor. Çocuklardan yetişkinlere ve hatta medyaya kadar geniş bir kesimin ilgisini çekiyor.  
 
Maskotun hikayesi olmalı  
 
Bugün profesyonel görünümde bir maskot ya da karakterin geliştirilmesinin maliyeti 20 bin dolardan başlıyor ve 100 bin dolara kadar çıkabiliyor. Boyutları ise nerede ve nasıl kullanılacağına göre değişiyor.  
 
Karakterin geliştirilme aşamasının ilk basamağı tasarım oluyor. Ardından karakterin cinsiyetine uygun, kişiliğini yansıtan ve markayla bağlantı sağlayan bir isim belirlenmesi gerekiyor. En önemli aşama ise karakter için bir hikaye yaratılması. Burada önce karakter için bir yaşam hikayesi yaratılıyor ve bu hikaye ya markaya ya da şirketin hedeflerine bağlanıyor. Daha sonra ise karaktere uygun kostümün tasarlanması ve farklı versiyonlarının geliştirilmesi geliyor.  
 
Popüler kültür tarihçisi, koleksiyoncu, tasarımcı ve yazar olan Warren Dotz, son kitabı “Meet Mr. Product: The Art of the Advertising Character”da (Bay Ürün ile Tanışın: Reklam Karakteri Sanatı) çeşitli ürün kategorilerinden seçtiği ürün kahramanlarına yer veriyor. Son yıllarda ürün kahramanlarının popülerliğinin arttığını vurgulayan Dotz, “Karakterler mutlaka ürünlerin en önemli özelliklerini temsil etmeliler. Ancak, bazı karakterlerin başarısı ürünle ilgili olmalarından çok şirketin o karakterin tanıtımına ne kadar harcama yaptığıyla bağlantılı” yorumunu yapıyor.  
 
Televizyon maskota güç verdi  
 
Maskotlar ve ürün kahramanları, ilk kez 1800’lü yılların sonlarına doğru kullanılmaya başlandı. Warren Dotz, “Bu dönem, Amerikan nüfusunun en hızlı arttığı yıllardı. Nüfusun artışı ile birlikte işgücü de genişledi ve yeni tüketici piyasaları doğdu. Üretimin genişlemesinin ardından artık tüketim ürünlerinin paketlenmesi sürecine geçildi” diye konuşuyor.  
 
Kitle üretimi ve paketli ürünler, rekabetin artmasına neden oldu. Üreticiler, ürünlerinin ve paketlerinin fark edilebilir, tanınır olması için bilinen ve her gün karşılaşılan semboller kullanmaya başladılar. Ancak, Warren Dotz’a göre, asıl değişim, televizyon ile birlikte ortaya çıktı. Televizyonu ürün maskotları ve kahramanlarının rönesansı olarak niteleyen Dotz o dönemi şöyle anlatıyor:  
 
“Televizyonun reklam mecrası olarak gücü radyo ve basını hızla geride bıraktı. Ürün kahramanlarının bugüne kadar hiç olmadıkları bir şeye dönüşmeleri gerekti. Başarılı bir karakterin tarza, kişiliğe, kendine özgü tavırlara, onu diğerlerinden ayıracak bir sese ve hatta bir cingıla ihtiyacı oldu. Televizyon, reklam karakterlerini ünlü birer kişiliğe büründürdü”.  
 
Satışa da markaya da yarıyor  
 
Ürünler, kendi kimliklerini yansıtan maskotlarla birlikte imajlarını da güçlendiriyorlar. Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Baybars Tek “Maskotlar hem satış geliştirme aracı hem de markanın bir parçasıdır” diyor. Maskotların marka kimliği yaratılması ve şirket kültürü oluşturulmasında önemli görevler üstlenebileceklerini belirten Tek, maskotların marka bilinirliği ve imajı için önemli olduğunun altını çiziyor.  
 
Maskot ve ürün kahramanlarının şirketlerin misyonu ve değerleri ile de örtüşmesi gerekiyor. Ömer Baybars Tek, ABD’de pek çok işletmenin maskotları aynı zamanda “promosyonel iyiniyet elçileri” olarak kullandıklarını söylüyor ve şöyle devam ediyor: “Maskotların işletme çalışanlarının motivasyonu açısından çok önemli bir rolü olduğu kabul ediliyor. Paradan daha önemli olanın anlamlı bir iş yaşamı ve keyifli şirket kültürü olduğu artık uygulamada da kabul ediliyor”.    
 
Maskot ve kahramanlar, ürünlerin tanınma oranlarının ve satışlarının artmasında rol oynuyor. Ancak, ne kadar başarılı olurlarsa olsunlar reklam, halkla ilişkiler, satış gibi bileşenlerle kullanılmadığında etkinliklerini yitirebiliyorlar. Dolayısıyla şirketlerin kahramanlarını sürekli olarak gözden geçimeleri gerekiyor.  
 
Hedef  genelde çocuklar  
 
Günümüzde gıda, perakende ve içecek başta olmak üzere pek çok şirket, kendilerini temsil eden karakterleri oluştururken çocuklara yönelik olmasına özen gösteriyor. Çünkü, çocuklar 60’lı yıllardan bu yana satın alma kararlarında önemli bir rol oynuyor.  
 
1950’lerde ailecek yapılan kahvaltılar hala bir gelenek olma özelliğini koruyordu. Ancak, Dotz’a göre, 1960’larda annelerin de çalışmaya başlamasının ardından çocuklar kahvaltı masalarının tek hakimi haline geldiler. Dotz, “Trix Rabbit, Cap’n Crunch, Quisp ve Quake varken zaten çocukların büyüklere ihtiyacı yoktu. Televizyon reklamları o kadar önemliydi ki, Quaker Oats şirketi Cap’n Crunch karakterini mısır gevreğinin son formülüne karar vermeden önce geliştirmişti bile”.  
 
Çocuklara yönelik reklam karakterleri dalgasını ateşleyen bir başka unsur da Amerikan yaşamında önemli bir yere sahip olan fast-food restoranları oldu. Big Boy, Burger King ve Burger Chef gibi zincirler, otoyol kenarlarındaki işaretlere, peçetelere ve çocuk menüsü kutularına arkadaş canlısı karakterlerini yerleştirdiler. Warren Dotz, McDonalds’ın Ronald McDonald karakterinin de unutulmaması gerektiğine dikkat çekiyor ve ekliyor; “Şirket yetkililerinin söylediğine göre, Ronald McDonald bugün Amerikalı çocukların yüzde 96’sı tarafından tanınıyor”.  
 
Başarılı maskot fark yaratıyor  
 
Trout & Partners Türkiye’nin genel müdürü Barış Topkaya, ürün kahramanları ve maskotlar konusunda farklı bir saptamada bulunuyor. Topkaya’ya göre, tüketici zihni öncelikle duysal çalışıyor. Bu nedenle de tüketiciler ismini hatırladıkları pek çok markanın logosunu ya da logoda yer alan bileşenleri hatırlamıyorlar. Markaların insan zihninde öncelikle fonetik yapısıyla yer aldığını belirten Topkaya şöyle konuşuyor:  
 
“Bu kuraldan da yola çıkarak pek çok başarılı markanın logosu, kolay okunmayı öne çıkaran, yatay, tipografik karakterde yaratılmıştır. Şirketler tüketicilerine görsel olarak da marka değerlerini ifade etmek, logoda temel kullanım olan yatay kullanım alternatiflerini yaratmak, zihinde markayı çağrıştırmak ve promosyonel amaçlarla kullanabilmek gibi çeşitli sebeblerle marka kahramanları ve maskotlar içeren programlara büyük yatırımlar yapıyorlar”.  
 
Ancak, gerekli plan ve stratejiden yoksun olan bu programların çoğu hedefine ulaşmıyor. Topkaya, bu tip bir kahraman ya da maskot yaratma yolunda yüklü miktarda harcama yapmak için geçerli bir neden olması gerektiğinin altını çiziyor.  
 
Barış Topkaya, burada lastik üreticisi Michelin’in Bibendum adlı maskotuna dikakt çekiyor: “Lastik gibi sıkıcı ve emtia gibi görünen bir üründe büyük bir başarıyla uygulandı. Maskot, Michelin’in zihinlerden konumlanması, hatırlanması ve tüketiciyle duygusal bağ oluşturma gibi olumlu etkiler yarattı”.  
 
Hatalı maskot zarar veriyor  
 
Bazı durumlarda ise yapılan hatalar ve yanlış stratejiler nedeniyle başarısızlıklar da ortaya çıkabiliyor. Özellikle kullanılan kahramanın, ürün değerlerini anlaşılır bir biçimde ifade etmediği ya da konumlandırmasına katkıda bulunmadığı durumlarda ciddi sorunlar yaşanabiliyor. Bir başka sorun ise hedef kitleye uygun kahraman yaratmak. Anlamlı olmayan uygulamalar, başarısızlıkla sonuçlanabiliyor.  
 
Warren Dotz, hatalı seçilen ürün kahramanlarına şu örneği veriyor: “Taco Bell’in sevimli köpeğinin adı Chihuahua idi. Taco Bell’in Chihuahua’sı herkes tarafından çok seviliyordu. Taco Bell, bu maskotu her reklamında kullanıyordu. Ancak, reklamlardan birinde, bu maskot, tüketicileri Taco Bell’e gitmeleri için hipnotize etmeye çalıştığını söylüyor. Taco Bell yöneticileri, Chihuahua’nın, çok sevilmesine ve son derece popüler olmasına rağmen satışları arttırmadığının farkına vardı. Bu nedenle de Chihuahua’nın kullanımından vazgeçtiler.”  
 
Joe Camel ile ilgili olan sorun ise daha çok sigara ve çocuk ile ilişkili. Camel sigaralarının maskotu olan deve Joe Camel’ın reklamları ve afişleri bir dönem her yerde görülüyordu. Ancak, ABD hükümeti Camel’ın deveyi kullanmasını engelledi. Çünkü, deve o kadar popüler olmuştu ve sigaranın tanıtımını yaparken o kadar başarılıydı ki çocukları sigaraya teşvik ettiği düşünüldü.  
 
Warren Dotz, bazı durumlarda bir karakterin ürüne nasıl yardımcı olabileceğini kestirmenin zor olabildiğini söylüyor. Dotz, “Aynı zamanda ürün karakterleri şirketlerin kimi şeyleri nasıl temsil etmek istediklerine göre değişiyor. Şirketler karakterlerini çizgi film karakterine de dönüştürebiliyorlar. Böylelikle, daha genç tüketicilerin de ilgisini çekebiliyorlar” diyor.  
 
“TÜRKİYE’DE KİMİN KAHRAMANI VAR?”  
 
ÇELİK
: Çelik robotu 2002 yılında Arçelik’in ajansı Young&Rubicam Reklamevi tarafından yaratıldı. Arçelik logosunun değişimi Çelik ile duyuruldu. Arçelik'in teknolojik, yenilikçi marka olduğunun en iyi bu şekilde ifade edilmesi amacıyla bir robot seçildi. AC Nielsen’ın her yıl gerçekleştirdiği “En çok hatırlanan marka” araştırmasının sonuncusunda Arçelik’in bilinirlik oranı yüzde 26'dan yüzde 33'e yükseldi.    
 
SİNYAL BEBEK: Turkcell, gövdesinin alt bölümü tavşan, üst bölümü salyangoz şeklinde bir maskot yarattı. “Sinyal Bebek” adı verilen bu maskot; tavşanın hızını, salyangozun antenleriyle de iletişim kurma özelliğini simgeliyor. Yapılan araştırmalarda, göze çarpan sarı rengi, sevimli ve güler yüzlü görüntüsü ile tüketicinin dikkatini çektiği ve kolay hatırlandığı belirlenmiş.    
 
GİMMY ASLAN: Gima’nın maskotu olan Gimmy Aslan 1998 yılında oluşturuldu. Özel gün ve haftalarda, o etkinliğe uygun, farklı kılıklara giriyor. Örneğin yılbaşında Noel Aslan, yaz döneminde ise kumsal insanı oluyor. Çocuklara yönelik olarak mağaza aktivitelerinde Gimmy Aslan kılığındaki animatörler çocuklara hediyeler dağıtıyor. Gima yetkilileri “Gimmy Aslan’ın güçlü ve lider imajı, Gima markasıyla özdeşleşti. Sevimli ve canayakın bir aslan imajı çizilmesi ise Gima’nın ulaşılması kolay, canayakın ve sıcak bir marka oluşunu güçlendirmiş oldu” yorumunu yapıyorlar.  
 
LEYLEK: Türkiye’de hiç unutulmayan maskotlardan biri de 1944’de kurulan Yapı Kredi Bankası’nın leylek amblemi.  İlk yıllarda “Yapı” kelimesini ifade eden bir amblem kullanılıyordu. Ancak, daha sonra “Yuva yapan, yuva kuran, yuva getiren”  leylek figürü benimsendi. 1977 yılında modern bankacılığa geçiş sürecinde yeni bir amblem oluşturmaya karar veren bankanın yeni amblemi Nuray Vural tarafından geliştirildi. Yeni amblem yine leylek figürlü YKB harflerinden oluşuyor. Ancak, daha modern çizgiler taşıyor ve kurumsal bi,r imajı temsil ediyor.  
 
KANGURU: Migros ve Migros’un internet sitesi Kangurum.com kanguruyu maskot olarak kullanıyor. Bu maskot öncelikle Kangurum isminin daha kolay çağrışım yapmasını ve hatırlanmasını sağlıyor. Ayrıca kangurunun önünde bulunan taşıma cebi alışveriş kavramı ile de bağlantı kuruyor.  
 
KOÇ BAŞI: Koç Holding uzun yıllardır koç başı şeklinde bir logo kullanıyor. Uzmanlar, bu logonun bir anlamda karakter maskot görevi gördüğünü belirtiyorlar. Koç başı güç, güven ve gelenek çağrışımlarıyla Koç Holding’in vazgeçilmez bir parçası haline geldi.  
 
“BAŞARILI KAHRAMAN HAFIZALARA KAZINIR”  
 
Warren Dotz / Meet Mr. Product Adlı Kitabın Yazarı
 
 
Meet Mr. Product kitabının yazarı Warren Dotz, şirketlere, ürün kahramanları ve maskotları konusunda şu önerilerde bulunuyor:  
 
KARAKTERLER HEP HAYATTA  
 
Ürünlerin çoğu, tıpkı Yunan mitolojik tanrıları gibi, yarı insan yarı üründür. Eğer bir şirket ürünlerini satmak için bir reklam karakteri geliştirirse, sonsuza kadar yaşayan, hiçbir zaman hasta olmayan, sürekli işe gelen, herhangi bir sorun yaratmayan ve hepsinin ötesinde insanların kafasına kazınıp 20-30 yıl sonra bile hatırlanabilen bir karakter de yaratmış olur. Kitabımda unutulmuş ya da hala hatırlanan, 30 yıl öncesinden bugüne taşınmış karakterler var. Bu süre içinde insanlar okullarını bitirdiler, arkadaşları uzaklara taşındı, ölenler oldu ama bu karakterler hep hayattalar.  
 
ÜNLÜLER SORUN YARATABİLİR  
 
ABD’de şirketler bazen ürünlerini temsil etmeleri için ünlü aktör ya da aktrisleri de kullanıyorlar. Bu insanların başları bir süre sonra derde girebiliyor, haberlere çıkıyorlar ve bu olumsuzluklar şirkete yüksek miktarlara mal olabiliyor. Bu nedenle de sonradan yaratılmış, gerçek olmayan karakterlerin şirketleri temsil etmesi daha çok işlerine yarıyor.  
 
BAŞARIYI YAKALAYANLAR ŞANSLI  
 
Kötü olan şey, şirketler bazen ürünlerinin reklamını yapma yöntemlerini değiştirmek istiyorlar ve ürünlerini temsil eden iki ünlü karakter oluyor. Başarılı karakterleri yakalayabilen şirketler bence çok şanslılar. Çünkü, ürünlerini temsil eden, tamamen kontrolleri altında olan, kendi yarattıkları bir karaktere sahipler.  
 
“MASKOTLARIN TARİHÇESİ”  
 
Warren Dotz ürün kahramanlarının ilk ortaya çıkışından günümüze kadar olan süreci Capital’e örneklerle değerlendirdi:  
 
QUAKER OATS: ABD’de Quaker Oats adlı bir şirket vardı. Bu şirket eğer ürünlerini ülke çapında satacaklarsa, diğerlerinden ayrılabilir bir markaya ve karaktere sahip olmaları gerektiğinin bilincine vardılar. Bunun sonucunda da Quaker Oats Man ortaya çıktı. Bu, ABD’deki ilk ürün maskotlarından biriydi.  
 
MICHELIN: Karakter yoluyla reklam yapma konusundaki en büyük hareket Michelin maskotu Bibendum ile başladı. 1900’lerin başında ortaya çıkan Bibendum’un posterleri Avrupa’nın her yerinde yer alıyordu. O yıllarda reklam kampanyalarına çok zaman ve para harcamışlardı.  
 
GÜLÜMSEME Michelin gibi diğer şirketler de bir marka isminin yanında gülümseyen bir reklam karakterinin bulunmasının zararı olmayacağını anladılar. Endüstriyel gelişimler şirketlerin ürünlerini daha geniş alanlara ulaştırabilmelerine yardımcı oldu. Bu nedenle de marka ismine sahip olmak işlerini kolaylaştırıyordu.  
 
FAST FOOD FAKTÖRÜ Daha sonra fast food restoranlarının da dünyaca bilinen karakterleri öne çıktı. McDonald’s’ın Ronald McDonald’ını örnek olarak verebilirim. KFC’nin Colonel Sanders karakteri, Energizer’ın Bunny’si, Kellog’s’un Kaplan Tony’si (Tony the Tiger) aklıma gelen diğer ünlü maskot ve karakterler.  
 
KAYBOLANLAR DA VAR Zaman içinde popülaritesini yitirmiş, kaybolmuş ürün kahramanları da var. 1970’lerde çokuluslu şirketler büyüdü, kurumsal birleşmeler yaşandı. Çoğu şirketin isimleri kısaldı. Logoların daha fazla tarz sahibi olması ve basitleştirilmesi de bir akım olarak öne çıktı.  Örneğin ABD’de Chiquita Banana karakteri vardı. Son derece renkli, dans eden bir muz figüründen oldukça basitleştirilmiş bir logoya dönüştü. Benzer şeyler pek çok karakterin başına geldi. 1980’lerin başında da reklam karakterleri reklam kampanyalarının can alıcı unsurları olarak görülmüyorlardı. Özellikle son on yılda şirketler nostaljik karakterlere sahip olmanın değerini anladılar.  
 
UNUTULMAYAN KARAKTER ABD’de baby boomer nesli 30 yıl önce, çocukluklarında varolan  karakterleri görmekten çok hoşlanıyorlar. Bugün 40-50 yaşında olan herkes, 10-15 yaşlarında televizyonda izledikleri karakterleri hatırlıyorlar. ABD’de retrobranding (eski markaların yeniden canlanması) kavramı bugünlerde oldukça fazla kullanılıyor.  
 
“BAŞARILI KARAKTERİ KESTİRMEK ZORLAŞTI”  
 
KARAKTER ÜRÜNÜ YANSITIYOR
: Bu karakterler ilk geliştirildiğinde şirketlerin şimdi üzerinde çalışıyor olduğu psikolojik profillerle çok ilgileri yoktu. Quaker’ın kahramanına uzanırsak, Quaker dini saflığı temsil ediyordu ve o dönemde Quaker yulaf ezmesinin de saf olduğu söylenmeye çalışılıyordu. Ürünleri temsil eden karakterler ürünün özelliklerini de yansıtıyordu.  
 
BIBENDUM DÖNÜM NOKTASI:  Michelin lastiklerinin maskotu Bibendum’un kelime anlamı bir dikişte içmek aslında. “To Your Health! Michelin tires drinks obstacles (Sağlığınıza! Michelin lastikleri engelleri içer)” sloganıyla birlikte havalı lastiklerden oluşan Bibendum karakteri ortaya çıktı. Bibendum, ürünün en önemli özelliklerinden birini temsil ediyordu. Bugünlerde böyle bir şey olması zorunlu değil.  
 
BUGÜN HEDEF ÇOCUKLAR: Bazı karakterlerin başarısı ürünle ilişkili olmalarından çok şirketin o karakterin tanıtımına ne kadar harcama yaptığıyla bağlantılı. Örneğin kimi ilginç karakterler başarısızken kimilerinin neden bu kadar çok tanındığını anlamakta zorluk çekebilirsiniz. Kellog karakterlerinin çoğu oldukça başarılıdır. Çünkü Kellog’s çok büyük bir şirket ve karakterlerinin ve ürünlerinin tanıtımını başarılı bir şekilde yapıyor. McDonald’s bir palyaço kullanıyor ama bunun ürünle herhangi bir ilgisi yok. Sadece çocukları etkilemek amaçlanıyor.  
 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz