1 Milyon Hedefi 10 Yılımızı Alır

Katsumi Sawai / Honda Türkiye CEO’su    Japon otomobil devi Honda, 6 yıldır Türkiye’de. Bu sürede 80 milyon dolarlık yatırım yaptı, yüzde 4.5 Pazar payına ulaştı. Ancak, Türkiye CEO’su K...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
1 Milyon Hedefi 10 Yılımızı Alır
Katsumi Sawai / Honda Türkiye CEO’su  
 
Japon otomobil devi Honda, 6 yıldır Türkiye’de. Bu sürede 80 milyon dolarlık yatırım yaptı, yüzde 4.5 Pazar payına ulaştı. Ancak, Türkiye CEO’su Katsumi Sawai, gelinen düzeyi yeterli bulmuyor. “İlk hedefim Toyota”yı geçmek” diye konuşuyor. Bunun için de iç pazarda 30 binlik satış, yüzde 7-8 pazar payını hedefliyor. Türkiye’nin potansiyeline inanıyor. Ancak, bir zamanlar ortaya atılan 1 milyon hedefini kısa vadede zor görüyor ve devam ediyor: “2010 yılına kadar 800 bin adete ulaşılmış olacak. Dolayısıyla, 1 milyonluk hedefin yakalanması için bir 5 yıl daha gerekebilir. Yani 2015 yılında buna ulaşılabilir.”  
 
Honda dünyanın en önemli Japon otomobil üreticileri arasında yer alıyor. Türk otomotiv  pazarına 1998 yılında Anadolu Grubu’yla ortak olarak giren Honda 2001 yılında bu grupla yollarını tamamen ayırdı. Şu anda Japon sermayeli bir üretici şirket olarak Türk pazarında yaşamını sürdürüyor.  
 
Honda, rekabetin son derece büyük olduğu bu pazarda yer alan iki Japon üreticiden biri. Honda Türkiye’nin CEO’su Katsumi Sawai, pazardaki en büyük rakiplerinin Toyota olduğunu belirtiyor. “Buradaki en büyük amacımız onların önüne geçmek. Benim burada olma nedenim ve amacım bu” diyor.  
 
Honda’nın Türkiye’de 80 milyon dolarlık yatırımları bulunuyor. Sawai, her yıl yeni model ve teknolojilerle birlikte 5 milyon dolarlık ek yatırım gerçekleştirdiklerinin de altını çiziyor.  
Katsumi Sawai, günümüzde iç pazarda küçük otomobillerden oluşan C segmentinin daha güçlü göründüğünü vurguluyor. “Ayrıca sedan otomobillerin yer aldığı B segmenti de oldukça güçlü. Tüketici eğilimleri bu yönde. Avrupa’nın talep yapısından tamamen farklı” yorumunu yapıyor. Avrupalı tüketicinin daha çok hatchback otomobilleri ve küçük otomobilleri tercih ettiğini belirtiyor ve ekliyor: “Türkiye’de önümüzdeki 3-5 yıl boyunca C ve B segmenti tercih edilmeye devam edecek. Eğilim bu şekilde olacak”.  
 
Capital, Honda Türkiye’nin CEO’su Katsumi Sawai ile Anadolu Grubu’yla ayrılıklarından yeni yatırımlarına, Türkiye’ye nasıl baktıklarından dünya otomotiv trendlerine kadar oldukça geniş bir yelpazede konuştu.  
 
Honda’nın Türkiye’deki yatırımları ve operasyonları konusunda bilgi verebilir misiniz? Ciro, üretim, ihracat rakamları neler?  
 
Honda’nın Türkiye’de bugünkü yatırımlarının toplam değeri 80 milyon dolar değerinde. Bu sadece binalara, makinelere ve toprağa yapılan yatırım. Ancak, yıllar itibariyle ek yatırımlar da yapıldı. Her yıl yeni modeller ve teknolojiler için yaklaşık 5 milyon dolar yatırım gerçekleştiriyoruz.  
 
Bu şirketin kurulmasına 1998 yılında başladık. Dolayısıyla, 30 milyon doların üzerinde ek yatırım gerçekleştirmiş oluyoruz. Geçtiğimiz yıl iç piyasada 11 bin araç sattık. İhracatımız ise yaklaşık 6-7 bin araç olarak gerçekleşti. Net satışlarımızın 250 milyon dolar olarak gerçekleştiğini söylemem yanlış olmaz.  
 
Şu anda otomotiv sektöründeki rekabet ne durumda? En büyük rakibiniz olarak kimi görüyorsunuz?    
 
En büyük rakibimiz olarak Toyota’yı görüyoruz. Buradaki en büyük amacımız, onların önüne geçmek. Benim burada olma nedenim ve amacım da bu. Şu anda bizden 2 bin araç öndeler. Çok ciddi bir fark değil ama bu farkı kapatmak ve geçmek için çalışıyoruz.  
 
Şirketin son yapısı nedir? Anadolu Grubu ile son hisse durumu ne oldu? Neden böyle bir ayrılık kararı verildi?  
 
2001 yılında Anadolu Grubu’ndan tamamen ayrıldık ve şu anda yüzde 100 Japon sermayeli Honda olarak devam ediyoruz. Honda Motor’un Türkiye’deki tek temsilcisiyiz. Yeni bir şirket olarak başladık. Anadolu Grubu’nun Honda’da şu anda hiçbir hissesi kalmadı. Ayrılık kararı için Anadolu Grubu ne der bilemem. Ancak, Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Metin Ecevit, bundan sonra Türkiye’deki otomotiv endüstrisinin sadece yabancı üreticilerin sermayesiyle yürümesi gerektiğini ve bu nedenle Türk bir yatırımcının bu operasyona katılmasının anlamı olmadığını söyledi. “Honda, Honda’nın markasıdır” dedi. Burada çok hızlı karar verildi. Bence de hızlı karar verilmesi faydalı oldu, zaman kaybedilmedi.  
 
Honda’nın Türkiye’yle ilgili gelecek planları neler? Yeni yatırımlar, yeni modeller olacak mı?    
 
Bu, benim görevlerimin büyük bir bölümünü oluşturuyor. Maalesef Honda’nın Avrupa operasyonları tatmin edici değil. Honda’nın AB üyesi ülkelerdeki toplam satış rakamı sadece 220 bin. Ama Toyota 500, Nissan ise 400 bin otomobil sattı. Japon otomotiv endüstrisinde Avrupa’da en düşük pazar payı Türkiye’nin.  
 
Türkiye’de ise en büyük ikinci Japon otomobil üreticisi şirketiyiz. Burada elde ettiğimiz sonuçlar çok iyi. Bu nedenle Türkiye’de sıkı bir şekilde çalışmak istiyorum. Geçtiğimiz yıl iç pazarda 11 bin otomobil sattık. Pazar payımız yüzde 4.5. Bu oldukça küçük bir pay. Benim hedefim, bir sonraki aşamada iç pazarda 30 bin otomobil satmak ve pazar payımızı yüzde 7-8 düzeyine yükseltmek. Bunun için en azından 2 yıla ihtiyacımız var. Ben bu ülkede Honda’nın çok daha yüksek seviyelere çıkacağına inanıyorum ve bunun için çalışıyorum. Yeni yatırımlar da belki daha sonra gündeme gelebilir.  
 
Türkiye pazarında sizce yeterli sayıda üretici var mı? Bu pazar kaç üreticiyi, ne kadar markayı kaldırır?  
 
Binek otomobilde 6 üretici var. Pazarın şu anki büyüklüğünü göz önüne alacak olursak kesinlikle yeterli bir sayı. Kapasite ve üretim iç pazarın büyüklüğüne göre çok fazla. Ancak, ihracat, kapasiteyi dengeliyor.  
 
Honda, Türkiye pazarına nasıl bakıyor? Honda'nın dış pazarları arasında Türkiye'nin yeri nedir?  
 
Türkiye’deki fabrikamızın boyutu, dünyadaki diğer fabrikalarımızla karşılaştırdığında oldukça küçük. 1997’de Honda merkezi yeni bir pazar arayışında olduğunu açıkladı. 1997-98 yılında burada yeni bir pazarda yeni fabrikamızı kurduk. 6 fabrika arasında Honda Türkiye hala küçük boyutlu kalıyor.  
 
Honda Türkiye, Gümrük Birliği kararından sonra Türkiye’de kurulan son otomobil fabrikası. Tofaş, Renault, Toyota ve Hyundai fabrikaları, Gümrük Birliği’ne üyelikten ve hatta serbest ihracat yasasından önce kuruldu. Bu nedenle de kapasitelerini 100 bin adet civarında oluşturdular. Ancak, Gümrük Birliği’nin ardından bu kadar büyük kapasitelere ihtiyaç olmadığı görüldü. Rakiplerimiz kapasitelerini ihracata yönlendirdiler. Çünkü, kapasitelerini tam olarak kullanmaları gerekiyordu. Honda ise Gümrük Birliği üyeliğinin ardından fabrikasını aşama aşama kurdu. Yeni pazarlar için yeni modeller üretilecek olduğunda kapasite arttırımına gidilecek, yeni bantlar eklenecekti.  
 
Yakın zamanda yeni model üretilme düşüncesi ya da kararı var mı?  
 
Şu anda fizibilite çalışmaları başladık. Ancak, ikinci modelimizi ne zaman getireceğimiz, üretime ne zaman başlayacağımız konusunda kesin bir şey söyleyemem. Henüz belli değil ama çalışmalarımız devam ediyor.  
 
Dünyada bir süre öncesine kadar yerel marka ve üretici şirketler vardı. Şimdi bu konudaki son durum nedir? Yerel marka ve üreticiler hayatlarına devam edebiliyorlar mı?  
 
Otomotiv endüstrisinde çok ciddi bir rekabet vardı. Buradaki şirketlerin çoğu yok oldu. Özellikle Honda ve Toyota gibi Japon otomobil şirketleri yeni yerlerde yatırımlarına devam ediyorlar.  
 
Önümüzdeki yıllarda Türk otomobil endüstrisinde hangi trendler görülecek?  
 
Büyük ihtimalle Avrupa’da şu anda hakim olan tüketici trendleri Türkiye’de görülmeye başlanacak. Dolayısıyla SUV’ler, daha küçük otomobiller ve  4x4’ler öne çıkabilir. Gerek tüketici talepleri gerekse otomobillerde gerçekleştirilen düzenlemeler AB ile uyumlu.  
 
Genel olarak dünyaya baktığımızda otomobillerin iç ve dış tasarımlarında önemli değişiklikler görecek miyiz?  
 
Zaten her şey değişti. Dolayısıyla, çok radikal değişiklikler gerçekleşmez diye düşünüyorum. Şu anda Renault ya da Tofaş da Fransız ve İtalyan merkezlerinin Ar-Ge birimleriyle birlikte tasarım ve üretim yapıyor. Bu nedenle yeni ürünler zaten Avrupa’da geliştiriliyor. Temel olarak Türkiye’de otomotiv endüstrisi hafif ticari araçlara yönelecek. Otomobiller zaten Avrupa’da geliştiriliyor ve Türkiye’ye oradan geliyor.  
 
Ancak Türkiye’deki farklı vergilendirme sisteminden dolayı otomobillerin motorları farklı sınıflarda olabiliyor örneğin. Lüks kategori otomobillerin dahil olduğu D segmentinde en çok satan modeller 1.6 motora sahip. Bunun nedeni de vergi sistemi. Bu durum elbette ki Avrupa pazarı için çok garip ancak Türk vergi sisteminin bir gerçeği.  
 
* Türkiye dünya otomotiv sektöründe iddialı olabilir mi?  
 
Elbette olabilir. Bu potansiyeli var. Türkiye’de iş kalitesi mükemmel. Japonya’dakine çok benziyor. Japonya’dan gelenler iş kalitesi karşısında şaşkınlıklarını gizleyemiyorlar.  
 
Türkiye’de 2000 yılı öncesinde 1 milyon satış hedefi vardı? Sizce bu hedef şimdi çok uzak mı? Ne zaman yakalamak mümkün?  
 
Honda, her zaman Türkiye’nin büyük bir potansiyele sahip olduğunu düşünüyor. Burada bir fabrikamızın olma nedeni de bu düşünce. Gelecekte Türkiye’nin iç pazarı yarım milyon, 800 bin ya da bir milyon seviyelerine ulaştığında buradaki otomotiv endüstrisinin yükselişe geçmesi de kaçınılmaz olacak.  
 
Ben iç pazarda 1 milyon otomobil satışı hedefi konusunda son derece iyimserim. Muhtemelen 2010 yılına kadar 800 bin adet otomobil satışına ulaşılmış olacak. Dolayısıyla 1 milyonluk hedefin yakalanması için bir 5 yıl daha gerekebilir. Yani 2015 yılında iç pazarda 1 milyon satış hedefi gerçekleşmiş olabilir.  
 
Türkiye’deki refah düzeyi ile otomobil satışlarında ciddi bir artış yakalamak mümkün mü? Bu kişi başına gelir düzeyine, şu andaki otomobil satışı normal mi?  
 
Eğer kişi başına düşen milli gelir 5 bin doların üzerine çıkacak olursa otomobil satışlarında ciddi ilerlemeler görülmesi beklenebilir. Çin’de Şangay, Pekin gibi büyük kentlerde kişi başına düşen milli gelir 5 bin doların üzerinde. Otomobil satışlarında bir patlama yaşanıyor. Türkiye’de kişi başına düşen milli gelir şu anda maalesef  2 bin 500 dolar dolayında.Bunu mutlaka iki katına çıkarmak gerekiyor ki otomobil satışlarında artış yaşansın.  
 
Otomotiv yan sanayi konusunda düşünceleriniz neler? Orada çok hızlı gelişmeler var? Honda'nın yan sanayi konusunda yatırımları işbirlikleri var mı?  
 
Özellikle Bursa civarında pek çok yan sanayi tedarikçisi var. Biz de elbette yerel üreticilerden bazı yedek parçalarımızı alıyoruz. Ama bazıları da Japonya, İngiltere ya da Fransa’dan geliyor. Bazı kalite ihtiyaçlarımızı karşılayamadıkları oluyor ve bu nedenle bence kalitenin biraz daha iyileştirilmesi gerekiyor. Oldukça hızlı geliştiklerini söyleyebilirim.  
 
TÜRK TÜKETİCİNİN YENİ PROFİLİ  
 
C SEGMENTİ GÜÇLÜ Bugün Türkiye’de iç pazarda küçük otomobillerden oluşan C segmenti daha güçlü görünüyor. Sedan otomobillerin yer aldığı B segmenti de oldukça güçlü. Tüketici eğilimleri bu yönde.  
 
TREND 3-5 YIL SÜRER Avrupa’nın talep yapısından tamamen farklı. Avrupalı tüketici daha çok hatchback otomobilleri ve küçük otomobilleri tercih ediyor. Türkiye’de önümüzdeki 3-5 yıl boyunca C ve B segmenti tercih edilmeye devam edecek. Eğilim bu şekilde olacak.  
 
AİLE TİPİ OTOMOBİL Türk tüketicisi ailesiyle birlikte hareket etmeyi sevdiği için aile tipi otomobil olan sedan modelleri tercih ediyor. Ayrıca, sosyal statü de bu tercihler üzerinde etkili. Türk tüketcisi büyük otomobilleri seviyor ve bunun bir statü göstergesi olduğunu düşünüyor.  
 
“2003 BAŞARLI BİR YIL OLDU”  
 
Honda, Türkiye’deki fabrikanın işleyişinden ve elde ettiği sonuçlardan memnun mu? Burayı nasıl değerlendiriyor?
 
 
2002 yılına kadar Türkiye’de bir üzüldük, bir sevindik. İnişli-çıkışlı bir durum vardı. 1998 yılında, ilk kuruluş dönemimizde her şey mükemmeldi. Honda Türkiye birimi hemen kurulmaya başlandı. Çok iyi gelirler elde ediyorduk.  
 
2000 yılından sonra 2001 ve 2002’de çok zor zamanlar yaşadık. 2001 yılında rekabetin gerisinde kaldık. Bunda Japon Yeni’nin çok yükselmesinin de etkisi oldu. 2001 yılında ekonomik krizden her endüstri gibi biz de çok kötü etkilendik. 2002 yılında toplam otomotiv marketi 100 bin otomobil olarak gerçekleşti.  
 
2001 ve 2002 yılında Honda Motor’un Japonya merkezindekiler benim çok üzerime geldi. Sürekli olarak ne yaptığımı, planlarımın neler olduğunu, ne zaman bir iyileşme gerçekleşeceğini sordular. Açıkça söylemek gerekirse şu anda Türkiye’deki durumdan çok mutlu değiller. Ancak, Honda Motor Company her zaman için 70 milyonluk Türkiye pazarından çok şey beklemiştir. Türkiye’nin çok genç bir nüfusu var ve Honda Motor Company bir gün Türk ekonomisinin düzeleceğini biliyor. 2003 yılında elde edilen sonuçlar ve ekonominin durumu daha umut vericiydi. Japonya da bu durumdan oldukça memnundu. 2003 bizim için çok başarılı bir yıl oldu.  
 
“DÜNYADA HAKİM OLAN TRENDLER”  
 
REKABET ÇOK BÜYÜK Tüm dünyadaki toplam otomotiv pazarı yaklaşık 40 milyon adet civarında. Tüm fabrikaların kapasitesi ise 50 milyon. Dolayısıyla 10 milyonluk bir talep açığı var. 10 milyon üretim yapan fabrikanın kapatılması gerekiyor. Bu nedenle de endüstride çok ciddi bir rekabet var. Özellikle de motor teknolojisinde.  
 
BEKLENTİLER DEĞİŞİYOR Tüketici beklentileri değişiyor ve bugünden sonra her tüketicinin farklı fikir ve isteklere sahip olacağına inanıyorum. Çünkü, tercih kriterleri zaten değişti. Yaşam tarzı önem kazandı. Bana göre bireysel seçim kriterleri öne çıkacak.  
 
ELEKTRONİK OYUNCAK DEVRİ Bununla birlikte otomobilin içindeki teknolojik özellikler ve motor teknolojisi dikkate alınacak. Otomobillerin içinde daha fazla elektronik oyuncaklar olacak. ABD ve Japonya’da piyasaya çıkmış olan elektronik otomobiller var. Teknoloji geliştikçe bunlar da yayılacak.  
 
TÜRKİYE’DE DE DEĞİŞİM VAR 10 yıl içinde Türkiye’de de bu tür gelişmeler görebiliriz. Türkiye’de de kişi başına düşen milli gelir 5-6 bin doların üzerine çıktığında, 10 yıl içinde segmentasyon da kesinlikle değişecek. İnsanlar daha lüks otomobillere yönelecekler ve SUV ya da MPV’leri tercih edecekler.  
 
AVRUPA MPV’YE KAYACAK  Otomobil tercihleri de kıtalara göre değişiyor. ABD’de büyük, Avrupa’da ise küçük, 5 kapılı hatchback otomobiller tercih ediliyor. Avrupa’daki otomobil talebi MPV’lere kayacak. Yol ve trafik koşulları nedeniyle ABD büyük otomobiller için daha uygun.  
 
OTOMOBİLLER GENİŞLİYOR Ancak, bana göre sosyal statü ve prestij nedeniyle sedan modeller de tercih edilmeye devam edecekler. Türkiye’de B segmentindeki araçlar yükselecek. Ayrıca tüm dünyada orta büyüklükteki otomobillerin boyutları genişleyecek. Bunu şimdi bile görmek mümkün. Yeni Opel Astra ya da VW Golf eskisinden daha büyük. Yeni Honda Civic ya da Toyota Corolla da şu ankilerden daha büyük olacak.  
 
 
TÜRKİYE’DE ALMAN OTOMOBİLİ TERCİH EDİLİYOR?  
 
Türk tüketicisi hala Japon ya da Alman otomobili ayrımı yapıyor mu? Daha çok hangisi tercih ediliyor?
 
 
Doğruyu söylemek gerekirse evet, Türk tüketicisi böyle bir ayrım yapıyor ve ilk sırada Alman otomobillerini tercih ediyor. Japon otomobilleri ikinci sırada yer alıyor. Son dönemde Fransız otomobilleri de, Alman ve Japon otomobillerin ardından üçüncü tercih edilen olarak geliyor.  
Ancak, tabii ki bu soruyu 10 yıl önce sormuş olsaydınız, Alman otomobilleri kesinlikle ilk sırada diye yanıtlardım. Çünkü, o dönemde Almanya’da işçi olarak çalışan Türklerden dolayı Mercedes ve BMW gibi markalar daha çok tanınıyordu. Alman otomobili dendiğinde akla gelen ilk şey kaliteydi. Ancak, son 10 yıl içinde bu eğilim değişti. Japonya, Almanya’dan daha kaliteli otomobiller üretmeye başladı. Buna rağmen, tüketicilerin alışkanlıklarını ve anlayışlarını hemen değiştirmek çok zor.  
 
Fransız otomobilleri ise kaliteden çok görünümleriyle öne çıkıyor ve tercih ediliyorlar. Fonksiyonellik, kalite, dayanıklılık ve istikrar konularının her birinde Japon otomobillerinin bir numara olduğu Avrupa’da da kabul edilmiş durumda. Ancak, tasarım, elektronik donanım gibi konular söz konusu olduğunda ise bazı tüketiciler Alman otomobillerini tercih edebiliyorlar.  

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz