Çığır açan teknolojiler

Alanında öncü şirketlere, sektörlerinde yıkıcı etki yapan teknolojileri ve bunları nasıl uyguladıklarını sorduk...

18.11.2020 14:24:000
Paylaş Tweet Paylaş
Çığır açan teknolojiler

Dijital dönüşüm, dünyada ve Türkiye’de uzun zaman önce başlamış olmasına karşın son 3-4 yılda atılan adımlar sektörleri bambaşka bir noktaya getirdi. Çığır açan pek çok teknoloji oyunun kurallarının değişmesine neden oluyor. Yapay zeka konusunda çalışmalar şaşırtıcı boyutlarda devam ediyor. Bu teknoloji hayalimizin çok ötesinde, birçok konuda devrime yol açacak şekilde ilerliyor. Amazon, Apple, Facebook, Google, Samsung, IBM gibi büyük teknoloji şirketleri yapay zekada büyük atılımlara öncülük ederken Türkiye’deki şirketler de kendi sektörlerinde çığır açan teknolojileri yakından izliyor.

Nil Dumansızoğlu

ndumansizoglu@capital.com.tr

Ekim 2020 tarihli sayıdan

Dünya büyük bir hızla değişiyor. Dijital para, akıllı ödeme sistemleri, kuantum bilgisayarlar, giyilebilir teknoloji, otonom sürüş, akıllı ev ve robotlar, hızla hayatımızın parçası haline geliyor. Çok yakın bir gelecekte yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelecek teknolojilerde yapay zeka, başrolü üstleniyor. PwC, 2030 yılına kadar yapay zekanın Çin’de GSYİH’yi yüzde 26, Kuzey Amerika’da yüzde 14 ve Avrupa’da ise yaklaşık yüzde 10 civarında büyüteceğini öngörüyor. 

Dünya, tarihin en önemli değişiminden geçerken şirketler de yatırımlarını geleceği şekillendirecek teknolojilere yönlendiriyor. Teknolojideki ilerlemenin yeni bir çağ başlatabilecek kapasitede olduğunu söyleyen Startupfon Kurucu Ortağı Gülsüm Çıracı, “Bu tarz bir değişikliğin dışında kalmak; şu an gelişmiş bir ülke ile bir kabile topluluğu kadar keskin bir ayrım” diyor. Biz de alanında öncü şirketlere, sektörlerinde yıkıcı etki yapan teknolojileri ve bunları nasıl uyguladıklarını sorduk.

YAPAY ZEKANIN YIKICI ETKİSİ 

Yapılan araştırmalar, yapay zeka uygulamalarının global pazar hacminin, 2025 yılında 120 milyar dolara ulaşacağını, yani 2018 yılından 12 kat fazla olacağını gösteriyor. Bu potansiyeli gören şirketler, gelecekte rekabet avantajı kazanmak adına kolları sıvamış durumda. Örneğin eğitimde dijitalleşme çalışmalarına uzun yıllardır devam Uğur Okulları’nın genel müdürü Nevzat Kulaberoğlu, yapay zeka ve artırılmış gerçeklik teknolojileriyle soyut içeriklerin somutlaştırılıp öğretimde kullanılacağını söylüyor. Üç yıldır okullarında internet tabanlı ve yapay zeka destekli öğrenme-öğretme platformu Metodbox uygulamasını kullandıklarını belirten Kulaberoğlu,“Veri madenciliği, robot psikologluğu gibi geleceğin mesleklerinden söz edilirken eski yaklaşımlara göre yeni dönemde öğretim yapamayız” diyor. Dış kaynak iş hizmetleri servis sağlayıcıları alanında da iş süreçlerini ve iş yapma şekillerini etkileyen en yeni teknolojiler olarak bulut teknolojileri, robotik süreç otomasyonu, chatbotlar, sanal asistanlar ve yapay zeka öne çıkıyor. Teleperformance Türkiye CEO’su Tülay Doğrular’ın verdiği bilgilere göre 2022 yılına kadar müşteri etkileşimlerinin yüzde 70’inin yapay zeka öğrenimi (ML) uygulamaları, chat ve mobil mesajlaşma gibi gelişmekte olan teknolojileri içereceği tahmin ediliyor. Bu oranın 2018 yılında yüzde 15 olduğuna dikkat çeken Doğrular, şöyle devam ediyor: “3 yıl içinde müşteri deneyimi projelerinin üzerinde en büyük etkiye sahip olacak beş teknoloji, yapay zeka, sanal müşteri asistanları ve chatbotlar, bütünleşik çok kanallı müşteri etkileşimi, gerçek zamanlı olaya dayalı uygulama mimarisi ve nesnelerin interneti olacak.” 

ÜRETİMDE ROBOTLARIN DÖNEMİ

Son 10 yıldır üretimde bir değişim var. Son 3 yıldır ise bu planlananın ötesinde hızlandı. Büyük şirketler, ana sanayiler, üretim metotlarını değiştirmeye başladı. Robot sektöründe lider küresel üreticilerden olan Fanuc’un Türkiye genel müdürü Teoman Alper Yiğit, pandeminin tüm dünya için bir milat olduğunu belirterek “Bu süreçte fabrikalarında otomasyon sistemlerine geçiş yapmış olanlar rahat biçimde taleplere cevap verebildi ancak henüz otomatize olmamış üreticiler talebe cevap vermekte zorlandı” diyor. Yeni fabrika yatırımlarında son teknolojilerin adaptasyonuna önem veren Lila Group’un CEO’su Alp Öğücü de “Çalışan yerine teknolojiyi kullandığımız sistemler yaygınlaşırken Robotik Süreç Otomasyonu (RPA) gibi tekrarlı işleri yapan uygulamalara ihtiyaç artacak. Yakın vade için odak, akıllı fabrika ve yapay zeka uygulamaları olacak” diye konuşuyor. Büyük veri, yapay zeka, sezgisel network, güvenlik çözümleri, mobil iletişim, IoT ve endüstri 4.0 bağlamında robot teknolojilerinin şirketlerin iş süreçlerine direkt etki ettiğini söyleyen Yeşim Tekstil Bilgi Teknolojileri Direktörü Yavuz Kılınç ise şöyle konuşuyor: “İşin tasarım boyutundan fiziksel olarak dikilmesine gerek kalmadan tamamlanabilecek numune süreçlerine, IoT ve sensörlerle yönetilen yüksek kaliteli üretime kadar birçok konuda, dün radikal gördüğümüz çokça şeye yakın zamanda alışacağımızı düşünüyorum.”

VERİMLİ VE HATASIZ SÜREÇ 

Korona virüs salgınıyla birlikte teknolojiye ve dijital dönüşüme yapılan yatırımların hız kazandığı günümüzde endüstriyel IoT sistemleri büyük önem taşıyor. Artık şirketler iş yapış süreçlerinde ürünlerini, araçlarını ya da çalışanlarını gerçek zamanlı olarak takip etmenin avantajlarını daha hızlı fark ediyor. Türkiye’de endüstriyel IoT alanında üretim yapan ve pek çok farklı sektöre ürünlerini sunan Wipelot CEO’su M. Rifat Ok, endüstriyel IoT’nin pek çok farklı sektörde çok daha etkin olarak kullanılacağını söylüyor. Robotik süreç otomasyonu, büyük veri analizi, IoT, blockchain ve yapay zeka gibi teknolojilerin, enerji sektöründe de kullanımı giderek artıyor. Örneğin Sepaş Enerji Yönetim Bilişim Sistemleri Grup Müdürü Necmi Aktuğ Çağlar, “Uzaktan otomatik sayaç okuma sistemlerinin yaygınlaşması ve robotik kullanımının artması sayesinde projelerimizin sayısında olumlu bir artış meydana geldi” diyor. IoT, AI ve ileri veri analitiği uygulamalarının kritik öneme sahip olduğunu ve yatırımlarını bu yönde şekillendirdiklerini söylen Enerjisa Enerji Bilgi Teknolojileri ve Dijital İş Yönetimi Bölüm Başkanı Mehmet Fırat ise şöyle konuşuyor: “Türkiye’de akıllı şehirler yol haritamızın içine IoT uygulamalarını dahil ediyoruz. Şebekelerin uzaktan yönetimi ve anlık takibi için IoT uygulamaları büyük değer yaratıyor.” 

BANKACILIK KÖKTEN DEĞİŞİYOR

Pandemi süreci şüphesiz dijitalleşmeyi, mobil bankacılığı, temassız ve dijital ödemeleri hızlandırdı. Dijitale kayan hayatımızla birlikte oluşan veri de arttı. Büyük veriyle birlikte artık her müşteriye özel hizmet yaratma imkanı giderek artıyor. Bu, veriyi depolamakla değil ancak işlemek ve anlam kazandırmakla olabiliyor. Bu nedenle büyük veriyle birlikte yapay zeka, makine öğrenmesi ve akıllı algoritmalar, bankacılık sektöründe öne çıkan teknolojiler. Müşterilerin şubeye gitmeden evdeki bilgisayarlarından veya mobil cihazlarından tüm kayıt sürecini dijital ortamda güvenli bir şekilde hızlı ve zaman kaybetmeden tamamlamak istediklerini belirten Akbank Teknoloji ve Operasyon Genel Müdür Yardımcısı Dr. İlker Altıntaş, “Uzaktan müşteri edinimi (digital onboarding) önümüzdeki dönemin sıcak konularından biri olacak. Elbette uzaktan müşteri edinimi için gerekli yapay zeka, biyometrik imza teknolojileriyle birlikte uzaktan kimlik/doküman doğrulamak için gerekli teknolojiler de sektörde kendine yer bulacak” diyor ve şöyle devam ediyor: “Önem kazanan teknolojilerden biri de açık bankacılık. Açık bankacılık vizyonu (yani açık bankacılığa hazır olmak gerektiğinde hemen servisleri açarak entegre olabilmek), önümüzdeki dönem için ayrıştırıcı olacak. Pazaryerleri, ödeme platformları, P2P ödemeler, hesap bütünleştirme uygulamaları gibi bu alanda çok farklı örneklerini göreceğimizi düşünüyorum.”

MÜŞTERİ TEKNOLOJİ TALEP EDİYOR 

Yapay zeka teknolojileri her alanda yıkıcı etki yaratırken sigorta, bu dönüşüme en hızlı adapte olan ve geri dönüş sağlayan sektörlerin başında geliyor. Sigortacılığın temelini oluşturan risk hesaplamalarından operasyon süreçlerine kadar büyük değişimler yaşanırken yeni dünyanın gereklilikleriyle müşteriler, artık sigorta deneyiminin çoklu kanallar üzerinden verimli operasyonlarla yönetilmesini bekliyor. Öte yandan, büyük veri analizleri, robotik otomasyonlar ve iletişim ağları bir araya gelerek sigortacıların, riskleri ve müşteri taleplerini daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir kesinlikle tahmin etmelerine olanak tanıyor. Büyük veri analitiğinin sektörler bazında ve ihtiyaçlara yönelik olarak değerlendirilebilmesi gerektiğini söyleyen Aksigorta Genel Müdür Yardımcısı Metin Demirel, robot çalışanlarını ilk olarak filo süreçlerine aktif olarak kullanmaya başladıklarını belirtiyor. “Arkamıza sanal çalışanlarımızı da alarak sektörde birçok filo ihalesine girdik ve şirket hedeflerimize pozitif katkı sağlamaya başladık” diyor ve ekliyor: “Daha sonra yeni projelerle birlikte robot kullanımının diğer departmanlarda da yaygınlaştırılmasını sağladık. Örneğin Merkezi Teknik birimimizde ADA’nın (Aksigorta Dijital Asistan) kullanımıyla birlikte işlemlerin yüzde 80’e yakını otomatize edildi ve SLA performansında yüzde 55 iyileşme sağlandı. Acentelerimize dönüş hızımız ortalama 2 saatten 2 dakikaya indi ve müşteri memnuniyet skorumuz 23 puan yükseldi. Acentelerimizden gelen talep sayısı yüzde 56 arttı ve 100 milyon TL’nin üzerinde prim üretimi elde edildi.”


İHSAN ELGİN CORE STRATEJİ KURUCU ORTAĞI
"GÜVENLİK, GELECEĞİN EN ÖNEMLİ KONUSU"

RİSK
Fintek ve retailtech şirketleri sayesinde finans artık bankalardan çıktı. Dolayısıyla güvenlik riski çok arttı. Özellikle ödeme dünyasındaki güvenlik ve istenmeyen işlem yapıldığında konulan tanının doğruluğu da çok önemli. Yine yapay zeka ve veri analizi aracılığıyla biyometrikleri kullanabilen, kullanıcının sadece ne aldığına değil aynı zamanda nasıl ve ne zaman aldığına bakarak tanı koyan teknolojilerin yeri büyük olacak.
İLGİ Büyük teknoloji şirketlerinin kişisel bilgilerimiz üzerinden yaptıklarının ifşa olmasıyla birlikte kişisel gizliliğin önemi ciddi anlamda artmış durumda. The Social Dilemma belgeselinde de ele alınan bu konu, büyük şirketlerin gerek doğru olup olmayan haberlerle gerekse gösterilen reklamlar veya diğer içerikler yoluyla bizi devamlı nasıl manipüle ettiğini çok güzel bir şekilde gösteriyor.
FIRSAT Veri gizliliğinin de önemi arttıkça Apple Pay gibi veri paylaşmadığını iddia eden ödeme sistemlerine duyulan ilgi de artacaktır. Ancak bu gibi bir krizi bile fırsata çeviren var. Tartle adlı platform, sizin kendi verilerinizi anonim bir şekilde dijital para karşılığında satmanıza veya aynı şekilde birinin verisini almanıza izin veriyor mesela. Dijital paraların da anonim bir şekilde gönderilip alınabilmesi onları daha çekici kılıyor. Gizlilik ve güvenlik gerçekten geleceğin önemli konularından.



ERDEM ŞEKEROĞLU SAP TÜRKİYE OPERASYONLARDAN SORUMLU GENEL MÜDÜR YARDIMCISI
"YENİKLİÇİ TEKNOLOJİLER KİLİT ROLDE"

TREND 
SAP’nin Forrester Consulting’le gerçekleştirdiği araştırmaya göre dünya genelinde şirketlerin yüzde 93’ü dijital dönüşüm hedeflerine ulaşmak için yenilikçi teknolojilerin kilit rol oynadığını düşünüyor. Yeni konjonktür nedeniyle bu oranın daha da artacağını düşünüyoruz. Çünkü pandemi sırasında ve sonrasında müşteri beklentileri değişecek ve bu nedenle deneyim ekonomisi daha da önem kazacak. Bulut, makine öğrenmesi nesnelerin interneti gibi yenilikçi teknolojilere daha fazla yatırım yapılması gerektiğini düşünüyorum.
AVANTAJ Ayrıca her dönem sağladığı çeviklik ve hızın yanında, esnek çalışma modellerine geçişi kolaylaştırdığı için şirketler bulut teknolojilerine daha fazla yatırım yapmalı. Bunun yanı sıra cihazların birbiriyle iletişim kurarak çalışabilmesi zaman yönetimi konusunda insanlara verimlilik sağlayacak ve salgın gibi durumlarda iş gücü yönetimini daha etkili hale getirecek. Bu da nesnelerin internetinin önemini daha da artıracak. Bu alanlara yatırım yapan kurumlar, gelecekte sadece krizlere hazırlıklı olmakla kalmayacak aynı zamandan bugünden başlayarak rekabette ciddi avantajlar sağlayacaktır.



STEVEN YOUNG BOSCH TÜRKİYE VE ORTA DOĞU BAŞKANI
"YAZILIMA YILDA 3,7 MİLYAR EURO YATIRIM YAPIYORUZ"

HEDEF
2025’te tüm Bosch ürünlerinin ya yapay zeka içermesi ya da yapay zeka yardımıyla geliştirilmesi/üretilmesi hedefleniyor. Şirketimiz, yazılım geliştirmeye her yıl 3,7 milyar Euro yatırım yapıyor, şu anda 30 binden fazla yazılım mühendisi çalıştırıyor ve yapay zeka alanında görev yapan bin çalışanı bulunuyor. Önümüzdeki iki yılda, yaklaşık 20 bin Bosch çalışanı, yapay zekanın geliştirilmesine ve kullanımına uygun bilgilerle donatılacak.
PROJE Türkiye’deki Bosch fabrikalarında ise imalat süreçlerine katma değer yaratmak amacıyla Endüstri 4.0 ve yapay zeka projeleri üzerinde çalışmalar son iki yılda hız kazandı. Bursa Güç Aktarma Çözümleri Fabrikası bünyesindeki Ar-Ge merkezinde görev yapan mühendislerin başını çektiği projelerle 2019’da maddi kazanç da sağlanmaya başlandı. Ar-Ge merkezinde 6 yapay zeka projesi üzerinde çalışmalar halen devam ediyor.



İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz