Hızla Yükselen 7 Yeni Teknoloji

Hızla Yükselen 7 Yeni Teknoloji  “VOIP”, “Linux”, “Sistem Entegrasyonu”, “Wi-Fi”, “E-ticaret”, “Genişbant” ve “On demand” yazılımlar…. Bu teknoloji ve uygulamaların ortak özellikleri, tüm dün...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Hızla Yükselen 7 Yeni Teknoloji


Hızla Yükselen 7 Yeni Teknoloji

 “VOIP”, “Linux”, “Sistem Entegrasyonu”, “Wi-Fi”, “E-ticaret”, “Genişbant” ve “On demand” yazılımlar…. Bu teknoloji ve uygulamaların ortak özellikleri, tüm dünyada hızla yükselmeleri… Onları cazibe merkezi haline getiren ve “Cüzdan dostu” diye nitelendirilmelerinin arkasında ise tasarruf ile verimlilik faktörleri yatıyor. Çünkü, bu teknolojiler bir yandan şirketlere büyük kazançlar getirirken, diğer yandan da verimliliklerini artırıyorlar. Uzmanlara göre, bazıları için henüz erken olsa bile, yakında bu 7 teknoloji Türkiye’de de yoğun şekilde kendini gösterecek.
 
”VOIP teknolojisi ile ayda 10 milyar lirayı aşan şehirlerarası telefon görüşmesi maliyetlerini 660 milyon liraya düşürmek ve sabitlemek mümkün !”…Wi-Fi teknolojisine yatırımı yapan şirketlerin çalışan başına verimliliği haftada 4 saat artırdığı saptandı… Türkiye’de Linux’a yatırım yapan bir hastane ve sağlık hizmetleri grubu 10 bin doların üzerinde tasarruf sağladı… Bunlar bir işadamı için ilginç haberler. Çünkü, hepsi de tasarruf ve verimlilik artışını müjdeliyor.

Genişbant, Linux, Wi-Fi, VOIP (Voice over Internet Protocol), sistem entegrasyonu, elektronik ticaret gibi yeni teknoloji trendlerinin ortak özellikleri “cüzdan dostu” olmaları. Bu teknolojiler yatırımcılarına tasarruf olanağı sunuyor ve kazanç sağlıyor. Bu nedenle de pazarları hızla büyüyor, kullanımları artıyor.
Hızlı internet bağlantısı sağlayan broadband (genişbant) teknolojisi, sesi internet protokolüne taşıyan ve ücretsiz telefon görüşmelerine olanak sağlayan VOIP, Windows’a rakip gösterilen Linux, kablosuz internet teknolojisi Wi-Fi, şirketlerin iş yapma biçimlerini değiştiren elektronik ticaret, yazılımı ürün değil hizmet olarak satın almaya olanak sağlayan iş modelleri, birbirinden farklı yazılım ve uygulamaların birbiri ile konuşmasını, birarada çalışmasını sağlayan sistem entegrasyonu…

Bu teknolojileri kullanarak müşterilerine maliyet avantajı sunabilen şirketler, rakiplerinin keyifli olmadığı dönemlerde bile büyümeyi başarabiliyor. Bizde iş dünyasının dikkatini hızla büyüyen bu 7 yeni teknolojiye, onların sağladıkları avantajlara ve büyüme performanslarına çekmek istedik.

1) VOIP KAZANÇ SAĞLIYOR

John Chambers, veriyi yönlendiren router cihazları alanında Cisco’yu lider şirket yaptı ve bir güç merkezi haline getirdi. Cisco, şimdi ise başta ses olmak üzere her türlü veriyi dijital ortamda yönlendirmeyi hedefliyor. Ses, görüntü ve veriyi internet protokolü üzerine taşımak istiyor.

Şimdi buna olanak sağlayan teknolojiler yavaş yavaş gün ışığına çıkmaya başladı. VOIP (Voice Over İnternet), bu teknolojilerden bir tanesi. Sesin, IP dediğimiz “internet platformu” üzerinden iletilmesine olanak sağlayan bu teknoloji, iletişim giderlerini önemli ölçüde azaltıyor. Bu teknolojinin bir sonraki basamağı ise IP Telephony teknolojisi. Yeni teknoloji, telefon ile bilgisayarın birleştiği yeni bir iletişim platformu sağlıyor. Böylece iletişim verimliliğini artıran yeni uygulamalar için uygun bir zemin ortaya çıkıyor.

Pargem Yönetim Kurulu Üyesi Tolga Gündüz, bu uygulamaların, şirketlerin kazanımlarını artırdığını söylüyor ve “Gelecekte bu yöndeki kazançlar, iletişim giderlerinden sağlanan tasarrufu bile gölgede bırakacak” diyor. 
Gelişmekte olan ülkelerde VOIP kullanımı hızla artıyor. Örneğin, Hindistan’da uluslararası telefon görüşmelerinin yüzde 37’si VOIP teknolojisi kullanılarak yapılıyor. Bütçesi kısıtlı olan Hintliler için VOIP uluslararası görüşmelerde eşsiz bir tasarruf olanağı sunuyor. BT uzmanları, şimdi VOIP ile Wi-Fi teknolojilerini bir araya getirmeye çalışıyor. Bu iki teknoloji bir araya geldiğinde ücretsiz mobil telefon görüşmesi yapılması da mümkün olacak. 
Kabarık faturalara son
VOIP kullanımı son 5 yıldır Türkiye’de de hızla artıyor. Birçok şirket, iletişim giderlerini azaltmak için bu teknolojiden yararlanıyor. Ancak, VoIP kullanımının hukuki statüsü üzerindeki tartışmalar, kullanıcıyı tedirgin ediyor. Tolga Gündüz, 2004 yılından sonra bu tartışmaların sona ereceğini belirtiyor ve  “Bu tarihten sonra VoIP kullanımında çok hızlı bir artış bekliyoruz” diye konuşuyor.

Pargem yetkileri, VOIP teknolojisinden en büyük faydayı, yoğun biçimde şehirlerarası ve milletlerarası telefon görüşmesi yapmak zorunda olan şirketlerin elde edeceğini söylüyorlar.
Sağlanacak maliyet avantajını ise şu örnekle açıklıyorlar: “Bir karşılaştırma yapmak gerekirse, Türk Telekom’dan alınan 64 KB’lık bir kiralık hat üzerinden VOIP teknolojisi ile aynı anda 4 şehirler arası telefon konuşması yapmak mümkün. Bu hattın aylık kirası ise 660 milyon lira ve bu hat üzerinden veri de taşınabiliyor. Oysa, aynı anda 4 telefon şehirlerarası telefon görüşmesinin sadece mesai saatleri içindeki aylık maliyeti 12 milyar liradan fazla tutuyor.”

2) ENTEGRASYON VERİMLİLİĞİ ARTIRIYOR

Teknoloji yatırımlarının delice yükseldiği günlerde şirketler donanım ve yazılım alanında önemli yatarımlar yaptılar. Şimdi ise onları daha verimli çalıştırmak ve daha fazla fayda sağlamak istiyorlar. Üstelik sadece şirket içinde değil, iş ortakları ve tedarikçileriyle olan ilişkilerinde de entegrasyona giderek verimliliklerini artırmanın peşindeler.
Sistem entegrasyonu işi de donanıma ve yazılıma yatırım yapan şirketlerin bu yatırımları verimli şekilde kullanamaması nedeniyle gelişiyor. Dünyada sistem entegrasyonu projeleri konusunda bir numaralı firma olarak gösterilen Accenture, bir yılda 11.5 milyar dolar ciro yapıyor.
Bugün, hemen her işletmede, satın alma, insan kaynakları, üretim planlama, stok kontrol, çizelgeleme, satış, finans gibi işlemleri gerçekleştirmek üzere birçok yazılım kullanılıyor. Bu yazılımlar, Excel ve Lotus gibi basit elektronik pano programlarından devasa MRP/ERP uygulamalarına kadar uzanan geniş bir yelpazede yer alıyor. 
Pazar hızlı gelişiyor
Son yıllarda bunlara, bir işletmenin tüm ihtiyacını karşılamak üzere ERP, Tedarik Zinciri ve CRM gibi yazılımlar da eklendi. Ancak, bu yazılımların tamamı son derece karmaşık ve kolay konfigüre edilemeyen bir yapıya sahip. Uzun uygulama süreleri ve yüksek maliyet gerektiriyor.  Oysa kurumlar, yaptıkları yatırımdan kısa sürede yararlanmak ve maliyetlerini düşürmek istiyorlar. İşte bu noktada farklı fakat birbiriyle konuşabilen uygulamalar kullanmaya yöneliyorlar. 
Farklı uygulamaların bir araya getirilip çalıştırılması ise başlı başına bir iş. Bu işe de sistem entegrasyonu adı veriliyor. Siemens Business Services Türkiye’nin kamu sektörü satış direktörü Çiğdem Ertem, sistem entegrasyonunun, dünyada IT hizmetleri arasında en çok gelişen pazarlardan biri olduğuna dikkat çekiyor.
Türkiye’de de özellikle 2000 yılından sonra pazar ciddi bir büyüme yakalamış durumda.  IDC’nin verilerine göre, 2000 yılında Türkiye’de BT sektörünün gelirlerinin yüzde 21.6’sını “BT hizmetleri” pazarı oluşturuyordu. Sistem entegrasyonu ise hizmetler içerisinde yüzde 10.4 ile en yüksek paya sahip pazar oldu. Sistem entegrasyonu işinin öneminin artması ve yaygınlaşması sistem entegratörü firmaları da ön sıralara taşıdı.
Yine IDC’nin 2000 yılı verilerine göre, sistem entegratörü firmalar tüm BT pazarı içerisinde gelirler açısından en yüksek paya sahip grubu oluşturuyor.

3) WI-FI MONOPOLLERİ YIKABİLİR

Wi-Fi (Wireless Fidelity) teknolojisi, son dönemde teknolojinin en çok kabul gören yeniliklerinden biri oldu. Daha çok havaalanları, oteller ve işyerlerinde bulunan ve “hot spot” adı verilen bağlantı noktalarından erişilen Wi-Fi, normal telefon hatlarıyla yapılabilen 56K’lık bağlantı hızından 200 kat daha hızlı online olma imkanı veriyor. Hızının yanı sıra, kullanıcıya esneklik ve gezinirlik kazandırıyor. Hareket özgürlüğünden düşük maliyetlere kadar pek çok avantaj sağlıyor. Zamanının büyük kısmını ofis dışında geçirmek zorunda kalan çalışanlardan daha fazla verimlilik alabilmek için bu teknolojiler çok yardımcı oluyor.

Wi-Fi bağlantısı olan evlerin sayısı ABD’de geçen yıla göre yüzde 400 oranında artarak 2.5 milyona ulaştı. Bir Wall-Street analistinin yorumu bu teknolojinin yarattığı fırsatları ve maliyet avantajı gücünü çok güzel anlatıyor: “Wi-Fi ileticileri olan bir şirket video görüntülerini kablo şirketlerine göre çok daha ucuza insanlara ulaştırabilir. Aynı durum telefon görüşmeleri içinde geçerli. Wi-Fi sayesinde bazı şirketler gelecekte kablo tv ve telefon monopollerini kırabilirler.”

Eleman başına 4 saat tasarruf

Cisco Türkiye teknoloji çözümleri bölümünden Murat Özdemir, Türkiye’de de Wi-Fi teknolojisinin birçok noktada olarak kullanıldığını söylüyor. Özdemir, “Türkiye’de de birçok hotspot noktası var. Örneğin, Hyatt Regency, Çırağan Palace Kempinski, Ceylan Intercontinental Istanbul, Four Seasons Hotel, Divan Oteli gibi İstanbul’un önde gelen otellerinde ve İstanbul Atatürk Havalimanı’nda hotspotlar kuruldu. Bu merkezlerde yoğun bir biçimde Wi-Fi kullanılıyor” diyor.

Wi-Fi, Türkiye’de kendi içlerinde çalışanlarının hareket serbestliğini arttırmak isteyen pek çok şirket tarafından da kullanılıyor. Koç Holding, Migros ve Borusan Otomotiv, bu konuda öncülük yapan şirketler arasında yer alıyor. Ayrıca, bütün dünyada olduğu gibi, Türkiye’deki ofisinde de Microsoft bu teknolojiyi kullanıyor.

Murat Özdemir, “Elde edilen verilere göre, bu teknolojiye yapılan yatırım çalışan başına verimliliği haftada 4 saat artırdığı bulundu” diyor ve şöyle devam ediyor: “Örneğin, Microsoft gibi bir şirkette bir çalışanın aylık ortalama maliyeti 12 bin dolar civarındadır. Wi-Fi sayesinde haftada 4 saat verimlilik artışı sağlanması ayda 1.200 dolar civarında kazanç sağlanıyor. Toplam bin kişi çalıştıran bir şirketin aylık kazancı 120 bin, yıllık kazancı ise 1 milyon 200 bin dolar civarında oluyor.”

4) YAZILIM HİZMET OLARAK SATILACAK

Yakın gelecekte yazılımların bir ürün değil, hizmet olarak satışı yaygınlaşacak. Eğilimler bu yönde. Dünya devi IBM, operasyonlarını müşterilerine “On demand computing” hizmetleri sunabilecek şekilde yeniden yapılandırıyor.

Salesforce.com adlı ABD’li şirket, müşterisi olan şirketlere, internetten ayda 70 dolara satış gücü otomasyonu yazılımı kiralıyor. Salesforce.com’un CEO’su Benioff, 6 bin 500 adet müşterileri olduğunu ve 2002 yılında 52 milyon dolar olan gelirlerini, 2003 sonunda 100 milyon dolara çıkaracaklarını söylüyor.

Salesforce.com’un rakibi olan Siebel’in de benzer bir ürünü var. Ancak, bu yazılımın kullanıcı başına maliyeti server, altyapı ve yönetim giderleri ile birlikte binlerce doları buluyor. Aradaki çarpıcı maliyet farkı özellikle küçük ve orta ölçekli firmaları salesforce.com’a yöneltiyor.
Bu alanda faaliyet gösteren şirketlerin de sayısı artıyor. Sektörün yükselişi sürüyor. “Emloyease” adlı şirket insan kaynakları yazılımlarını online ortamda kullandırıyor. Arena Solutions adlı teknoloji firmasının çözümleri ise outsource edilen üretim faaliyetlerinin internet üzerinden kullanılan yazılımlarla yönetilmesine olanak sağlıyor. IDC’nin tahminlerine göre, 2002’de büyüklüğü 2.2 milyar dolar olan bu sektör 2007’de 8 milyar dolara ulaşacak.

İstediğin zaman, istediğin kadar kullan

IBM yazılım hizmetleri satış uzmanı Özer Erdoğan, IBM’in sunduğu on demand modeli ile outsourcing’in de ötesinde bir iş yapıldığını ifade ediyor ve değerlendirmelerine şöyle devam ediyor: “Outsourcing’de şirketler spesifik bir iş tanımlıyorlardı ve BT şirketi de ona göre bir BT altyapısı oluşturuyordu. IBM’in 10 milyar dolarlık yatırım yaptığı ‘on demand’ modeli ile daha dinamik bir yapı hedefleniyor.”

Şirketler artık tek bir işe odaklanıp, o işle yaşamıyorlar. Dinamik pazar koşullarında, yaptıkları işi bırakıp ya da onunla birlikte yeni işlere yönelebiliyorlar. Özer Erdoğan, “Bu durumda her yeni iş için de yeni bir altyapı gerekebiliyor. ‘On demand’ ile neyi ne kadar isterlerse, o kadar kullanabiliyorlar. BT altyapısı ihtiyaca göre belirleniyor” diyor.

IBM’de “On demand” adıyla tanımlanan bu hizmetler HP tarafından “Yönetilen hizmetler” olarak tanımlanıyor. HP bu hizmet anlayışını 2003 yılının başında, Londra’da gerçekleştirdiği bir toplantıyla tüm Avrupa’ya yeni stratejik vizyonu olarak açıkladı. HP’nin yeni vizyonunu oluşturan “yönetilen hizmetler” anlayışının temelinde, müşteriye ihtiyaçlarına göre BT hizmetleri sunmak yatıyor.

5) E-TİCARET ve B2B’DE POTANSİYEL VAR

Son dönemde perakendecilerin satışlarındaki artış kısıtlı olurken, internet üzerinden iş yapan online perakendeciler satışlarında hatırı sayılır bir artış kaydettiler. Sadece ABD’de online perakenciler satışlarını yüzde 27 oranında artırarak, 45 milyar 600 milyon dolara ulaştılar.

Türkiye’de de e-store.com, deppo.com ve kangurum.com gibi online perakendecilerin hitleri ve kayıtlı müşteri sayıları hızla artıyor. IDC’nin verilerine göre, Türkiye’de 2000 yılında 7 milyon dolar olan e-ticaret hacminin, 2005 yılında 6 milyar dolara ulaşması bekleniyordu. Oracle Türkiye yetkilileri, yaşanan krizlerin olumsuz etkilerinin bu projeksiyonun gerçekleşmesini engellediğini söylüyorlar. 2003 yılında, öngörülen 840 milyon dolarlık rakamın dörtte birine bile ulaşılamadığını belirtiyorlar. 2005 yılı için ise umutsuz konuşmuyorlar. Beklentilerinin gerçekleşmesinin ise Türkiye ekonomisinde istikrarın sürdürülebilmesine bağlı olduğunu vurguluyorlar.

Türkiye’de online perakendecilikte öncü olan Migros, bu alanda en başarılı girişimlerden biri. Migros, 1997 yılında online satışlara başladığı zaman, “İnternet üzerinden domates mi satacaksınız” benzeri alaylı eleştiriler almıştı. Oysa bugün, Migros’un internet üzerinden en çok satılan ilk 10 ürün arasında domates yer alıyor. Bu bile aslında Türkiye’de online perakendeciliğin geldiği noktayı özetliyor.

Diğer yandan, elektronik ticaretin tüketiciye yönelik B2C boyutunun yanı sıra kurumlar arası işlemleri kapsayan B2B tarafı da giderek önem kazanıyor. Hatta operasyon kârlılığının çok önem kazandığın bugünkü ortamda dünyada ve Türkiye’de B2C’den çok B2B alanında yapılan yatırımların daha fazla ivme kazanmakta olduğu görülüyor.

6) LINUX MALİYET AVANTAJI İLE ÖNE ÇIKIYOR

Son yıllarda işletim sistemleri alanında Linux, Windows’un ciddi bir rakibi haline geldi. Daha çok akademik ortamlarda kullanılan bir işletim sistemi olarak tanınan Linux, büyük bilgisayar markalarının kampanyaları ve sunulan avantajlarla gücünü artırdı. Son dönemde ev kullanıcılarının yanı sıra, kurumsal pazarda da payını artırıyor.

10 MİLYON DOLAR TASARRUF

Geçen yıl ABD’li bir şirket, Intel çiplerini kullanan Linux tabanlı sunucular (serverlar) kullanmaya başladı ve  bu sayede 10 milyon dolar daha az harcadı.

Şirket, seçme hakkını kullandı ve patentli HP, IBM ve Sun yazılımları ile donatılmış pahalı ve büyük sunucuları almak zorunda olmadığını gösterdi. Dünyadaki internet sunucularının çoğunluğunda tıpkı Linux gibi açık kaynak yazılımı olan ve gönüllü yazılımcılar tarafından internet üzerinde geliştirilen Apache adlı yazılım kullanıyor. Açık kaynaklı –ücretsiz bu ürünler başka alanlarda da pazar payı kazanmaya devam ediyor.

DEVLERİN DESTEĞİ ARKASINDA

Linux diğer tüm işletim sistemlerinin toplamından daha hızlı oranda artış gösteriyor. Bu yükselişte IBM gibi teknoloji devi bazı şirketlerin Linux’a farklı biçimlerde destek olması da etkili oluyor. IBM, Linux’u Microsoft’a karşı bir rekabet avantajı olarak kullanıyor. ABD’li Red Hat isimli yazılım firması Linux’u desteklemeye başladı ve 2002 yılı gelirlerini yüzde 40 artırdı. Ayrıca, Red Hat hisseleri de S&P endeksinin hareketsiz olduğu 2003 yılının ilk altı ayında yüzde 40 yükseldi.

TÜRK ŞİRKETLERİNE 1,5 MİLYON DOLAR

Linux işletim sistemi konusunda teknik destek hizmetleri veren Gelecek AŞ.’nin genel müdürü Mustafa Akgün, Universal Hospitals Group’un (Alman Hastanesi) tüm intranet alt yapısını Linux’a taşıdığını söylüyor. UHG bu sayede toplam 10 bin doların üzerinde tasarruf sağlamış durumda.

Colins ve Loft markalarının sahibi Eroğlu Şirketler Grubu ve Ritz Carlton Oteli de Linux kullanıcıları arasında. Akgün, “Tüm bu işletmeler ve dahası yapılan çalışmalarla Linux platformuna geçilerek, geçen yıl tahminlerimize göre Türkiye’de 1.5 milyon doların üzerinde tasarruf sağlandı” diyor.

BÜYÜME POTANSİYELİ YÜKSEK

Mustafa Akgün, yıl sonuna kadar Türkiye’de sadece masaüstü pazarında Linux kullanımının yüzde 8’lere ulaşacağını söylüyor. Bu oran dünya rakamlarının oldukça üzerinde. Linux’un dünyada ve Türkiye’de asıl büyük pazar payına ve yayılımına sahip olduğu alan ise kurumsal pazar.

Türkiye’deki üniversitelerin üçte birinin Linux sistemleri tercih ettiğini söyleyen Akgün, Linux kurumsal pazarda 1999 yılında yüzde 22 Pazar payına sahip olduğunu 2002 yılında ise bu oranın yüzde 40’ın üzerine çıktığını söylüyor.

7) GENİŞBANT YAYGINLAŞTIKÇA FAYDALARI DAHA İYİ ANLAŞILACAK

Bugün dünyada 41 milyon hane ve işyeri DSL üzerinden broadband (genişbant) hizmetleri alıyor. 2005 yılında bu sayının 200 milyona ulaşması bekleniyor. Bugün sadece ABD’de 11 milyon hane kablo modem aracılığıyla, 5 milyon hane de DSL telefon hatları üzerinden internete bağlanıyor.

Jupiter Research tahminlerine göre, bu rakam 2005’e dek toplam 32 milyon haneye ulaşacak.
İnternet bağlantısı olan evlerin sayısı artarken, internete bağlanma hızları yükseliyor. ABD’nin en büyük genişbant internet servis sağlayıcısı olan Comsat’ın stratejik planlamadan sorumlu başkanı Mark Coblitz, yüksek hızlı internetin birçok yeniliğin önünü açacağını kaydediyor. Coblitz, “Yüksek hızlı internet erişimi insanların yaşamını, eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşma biçimini değiştirecek” diyor.

TÜRKİYE’DE EVLERDE YAYGIN DEĞİL

Türkiye’de ise genişbant kullanımı daha çok kurumsal pazarda yaygın. Evlerdeki genişbant kullanımının ise ancak 2004 yılından sonra yaygınlaşması bekleniyor. Accenture Kıdemli Müdürü Nurtaç Ziyal, Türkiye’de henüz erişim için gerekli altyapı yatırımlarının tamamlanmadığına ve pazarın genişbant hizmetleri ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmadığına dikkat çekiyor. Genişbant ve dolayısıyla internet kullanımının artmasının kişi başı milli gelir ile doğru orantılı olduğunu söyleyen Ziyal, “Genişbant hizmetlerinin maliyet düşürücü ve dolayısıyla ekonomiyi canlandıracak etkisi bir taraftan genişbandın yaygın kullanımına bağlıyken, yaygın kullanımı sağlamak için de ekonominin canlanması gerekli” değerlendirmesini yapıyor.

GENİŞBANT UYGULAMALARI NASIL GELİŞECEK?

ABD’de bugün broadbandin kullanımını artırmak için ilk 3 ay ücretsiz bağlantı gibi promosyonlar kullanılıyor. Altyapı yatırımlarının yanı sıra genişbant üzerinden yeni hizmetlerin ve içeriğin geliştirilmesi önem taşıyor.

Nurtaç Ziyal, dünyadaki gelişime bir örnek olarak Telecom Italia’nin genişbant hizmetlerinin yaygınlaşmasında yaşadıklarını gösteriyor. Ziyal, “Telecom Italia ADSL bireysel pazarındaki payını geliştirirken iki temel aşamadan geçti. Birincisi müşterilerine genişbant erişimini sağladı, ikincisi bu yeni kanal üzerinden verilecek yaratıcı hizmetler geliştirdi. 2001 yılında temel ADSL erişim hizmetleri sağlayarak pazara giren şirket, 2003 yılında TV, VoIP gibi farklı ekipmanlar kullanarak, online oyunlar, ev otomasyonu, video iletişim, video mesaj ve interaktif TV gibi içerik hizmetleri geliştirerek talebi arttırdılar” diyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

“VOIP”, “Linux”, “Sistem Entegrasyonu”, “Wi-Fi”, “E-ticaret”, “Genişbant” ve “On demand” yazılımlar…. Bu teknoloji ve uygulamaların ortak özellikleri, tüm dünyada hızla yükselmeleri… Onları cazibe merkezi haline getiren ve “Cüzdan dostu” diye nitelendirilmelerinin arkasında ise tasarruf ile verimlilik faktörleri yatıyor. Çünkü, bu teknolojiler bir yandan şirketlere büyük kazançlar getirirken, diğer yandan da verimliliklerini artırıyorlar. Uzmanlara göre, bazıları için henüz erken olsa bile, yakında bu 7 teknoloji Türkiye’de de yoğun şekilde kendini gösterecek.
 
”VOIP teknolojisi ile ayda 10 milyar lirayı aşan şehirlerarası telefon görüşmesi maliyetlerini 660 milyon liraya düşürmek ve sabitlemek mümkün !”…Wi-Fi teknolojisine yatırımı yapan şirketlerin çalışan başına verimliliği haftada 4 saat artırdığı saptandı… Türkiye’de Linux’a yatırım yapan bir hastane ve sağlık hizmetleri grubu 10 bin doların üzerinde tasarruf sağladı… Bunlar bir işadamı için ilginç haberler. Çünkü, hepsi de tasarruf ve verimlilik artışını müjdeliyor.

Genişbant, Linux, Wi-Fi, VOIP (Voice over Internet Protocol), sistem entegrasyonu, elektronik ticaret gibi yeni teknoloji trendlerinin ortak özellikleri “cüzdan dostu” olmaları. Bu teknolojiler yatırımcılarına tasarruf olanağı sunuyor ve kazanç sağlıyor. Bu nedenle de pazarları hızla büyüyor, kullanımları artıyor.

Hızlı internet bağlantısı sağlayan broadband (genişbant) teknolojisi, sesi internet protokolüne taşıyan ve ücretsiz telefon görüşmelerine olanak sağlayan VOIP, Windows’a rakip gösterilen Linux, kablosuz internet teknolojisi Wi-Fi, şirketlerin iş yapma biçimlerini değiştiren elektronik ticaret, yazılımı ürün değil hizmet olarak satın almaya olanak sağlayan iş modelleri, birbirinden farklı yazılım ve uygulamaların birbiri ile konuşmasını, birarada çalışmasını sağlayan sistem entegrasyonu…

Bu teknolojileri kullanarak müşterilerine maliyet avantajı sunabilen şirketler, rakiplerinin keyifli olmadığı dönemlerde bile büyümeyi başarabiliyor. Bizde iş dünyasının dikkatini hızla büyüyen bu 7 yeni teknolojiye, onların sağladıkları avantajlara ve büyüme performanslarına çekmek istedik.

1) VOIP KAZANÇ SAĞLIYOR

John Chambers, veriyi yönlendiren router cihazları alanında Cisco’yu lider şirket yaptı ve bir güç merkezi haline getirdi. Cisco, şimdi ise başta ses olmak üzere her türlü veriyi dijital ortamda yönlendirmeyi hedefliyor. Ses, görüntü ve veriyi internet protokolü üzerine taşımak istiyor.

Şimdi buna olanak sağlayan teknolojiler yavaş yavaş gün ışığına çıkmaya başladı. VOIP (Voice Over İnternet), bu teknolojilerden bir tanesi. Sesin, IP dediğimiz “internet platformu” üzerinden iletilmesine olanak sağlayan bu teknoloji, iletişim giderlerini önemli ölçüde azaltıyor. Bu teknolojinin bir sonraki basamağı ise IP Telephony teknolojisi. Yeni teknoloji, telefon ile bilgisayarın birleştiği yeni bir iletişim platformu sağlıyor. Böylece iletişim verimliliğini artıran yeni uygulamalar için uygun bir zemin ortaya çıkıyor.

Pargem Yönetim Kurulu Üyesi Tolga Gündüz, bu uygulamaların, şirketlerin kazanımlarını artırdığını söylüyor ve “Gelecekte bu yöndeki kazançlar, iletişim giderlerinden sağlanan tasarrufu bile gölgede bırakacak” diyor. 

Gelişmekte olan ülkelerde VOIP kullanımı hızla artıyor. Örneğin, Hindistan’da uluslararası telefon görüşmelerinin yüzde 37’si VOIP teknolojisi kullanılarak yapılıyor. Bütçesi kısıtlı olan Hintliler için VOIP uluslararası görüşmelerde eşsiz bir tasarruf olanağı sunuyor. BT uzmanları, şimdi VOIP ile Wi-Fi teknolojilerini bir araya getirmeye çalışıyor. Bu iki teknoloji bir araya geldiğinde ücretsiz mobil telefon görüşmesi yapılması da mümkün olacak. 

Kabarık faturalara son

VOIP kullanımı son 5 yıldır Türkiye’de de hızla artıyor. Birçok şirket, iletişim giderlerini azaltmak için bu teknolojiden yararlanıyor. Ancak, VoIP kullanımının hukuki statüsü üzerindeki tartışmalar, kullanıcıyı tedirgin ediyor. Tolga Gündüz, 2004 yılından sonra bu tartışmaların sona ereceğini belirtiyor ve  “Bu tarihten sonra VoIP kullanımında çok hızlı bir artış bekliyoruz” diye konuşuyor.

Pargem yetkileri, VOIP teknolojisinden en büyük faydayı, yoğun biçimde şehirlerarası ve milletlerarası telefon görüşmesi yapmak zorunda olan şirketlerin elde edeceğini söylüyorlar.

Sağlanacak maliyet avantajını ise şu örnekle açıklıyorlar: “Bir karşılaştırma yapmak gerekirse, Türk Telekom’dan alınan 64 KB’lık bir kiralık hat üzerinden VOIP teknolojisi ile aynı anda 4 şehirler arası telefon konuşması yapmak mümkün. Bu hattın aylık kirası ise 660 milyon lira ve bu hat üzerinden veri de taşınabiliyor. Oysa, aynı anda 4 telefon şehirlerarası telefon görüşmesinin sadece mesai saatleri içindeki aylık maliyeti 12 milyar liradan fazla tutuyor.”

2) ENTEGRASYON VERİMLİLİĞİ ARTIRIYOR

Teknoloji yatırımlarının delice yükseldiği günlerde şirketler donanım ve yazılım alanında önemli yatarımlar yaptılar. Şimdi ise onları daha verimli çalıştırmak ve daha fazla fayda sağlamak istiyorlar. Üstelik sadece şirket içinde değil, iş ortakları ve tedarikçileriyle olan ilişkilerinde de entegrasyona giderek verimliliklerini artırmanın peşindeler.

Sistem entegrasyonu işi de donanıma ve yazılıma yatırım yapan şirketlerin bu yatırımları verimli şekilde kullanamaması nedeniyle gelişiyor. Dünyada sistem entegrasyonu projeleri konusunda bir numaralı firma olarak gösterilen Accenture, bir yılda 11.5 milyar dolar ciro yapıyor.
Bugün, hemen her işletmede, satın alma, insan kaynakları, üretim planlama, stok kontrol, çizelgeleme, satış, finans gibi işlemleri gerçekleştirmek üzere birçok yazılım kullanılıyor. Bu yazılımlar, Excel ve Lotus gibi basit elektronik pano programlarından devasa MRP/ERP uygulamalarına kadar uzanan geniş bir yelpazede yer alıyor. 

Pazar hızlı gelişiyor

Son yıllarda bunlara, bir işletmenin tüm ihtiyacını karşılamak üzere ERP, Tedarik Zinciri ve CRM gibi yazılımlar da eklendi. Ancak, bu yazılımların tamamı son derece karmaşık ve kolay konfigüre edilemeyen bir yapıya sahip. Uzun uygulama süreleri ve yüksek maliyet gerektiriyor.  Oysa kurumlar, yaptıkları yatırımdan kısa sürede yararlanmak ve maliyetlerini düşürmek istiyorlar. İşte bu noktada farklı fakat birbiriyle konuşabilen uygulamalar kullanmaya yöneliyorlar. 

Farklı uygulamaların bir araya getirilip çalıştırılması ise başlı başına bir iş. Bu işe de sistem entegrasyonu adı veriliyor. Siemens Business Services Türkiye’nin kamu sektörü satış direktörü Çiğdem Ertem, sistem entegrasyonunun, dünyada IT hizmetleri arasında en çok gelişen pazarlardan biri olduğuna dikkat çekiyor.

Türkiye’de de özellikle 2000 yılından sonra pazar ciddi bir büyüme yakalamış durumda.  IDC’nin verilerine göre, 2000 yılında Türkiye’de BT sektörünün gelirlerinin yüzde 21.6’sını “BT hizmetleri” pazarı oluşturuyordu. Sistem entegrasyonu ise hizmetler içerisinde yüzde 10.4 ile en yüksek paya sahip pazar oldu. Sistem entegrasyonu işinin öneminin artması ve yaygınlaşması sistem entegratörü firmaları da ön sıralara taşıdı.

Yine IDC’nin 2000 yılı verilerine göre, sistem entegratörü firmalar tüm BT pazarı içerisinde gelirler açısından en yüksek paya sahip grubu oluşturuyor.

3) WI-FI MONOPOLLERİ YIKABİLİR

Wi-Fi (Wireless Fidelity) teknolojisi, son dönemde teknolojinin en çok kabul gören yeniliklerinden biri oldu. Daha çok havaalanları, oteller ve işyerlerinde bulunan ve “hot spot” adı verilen bağlantı noktalarından erişilen Wi-Fi, normal telefon hatlarıyla yapılabilen 56K’lık bağlantı hızından 200 kat daha hızlı online olma imkanı veriyor. Hızının yanı sıra, kullanıcıya esneklik ve gezinirlik kazandırıyor. Hareket özgürlüğünden düşük maliyetlere kadar pek çok avantaj sağlıyor. Zamanının büyük kısmını ofis dışında geçirmek zorunda kalan çalışanlardan daha fazla verimlilik alabilmek için bu teknolojiler çok yardımcı oluyor.

Wi-Fi bağlantısı olan evlerin sayısı ABD’de geçen yıla göre yüzde 400 oranında artarak 2.5 milyona ulaştı. Bir Wall-Street analistinin yorumu bu teknolojinin yarattığı fırsatları ve maliyet avantajı gücünü çok güzel anlatıyor: “Wi-Fi ileticileri olan bir şirket video görüntülerini kablo şirketlerine göre çok daha ucuza insanlara ulaştırabilir. Aynı durum telefon görüşmeleri içinde geçerli. Wi-Fi sayesinde bazı şirketler gelecekte kablo tv ve telefon monopollerini kırabilirler.”

Eleman başına 4 saat tasarruf

Cisco Türkiye teknoloji çözümleri bölümünden Murat Özdemir, Türkiye’de de Wi-Fi teknolojisinin birçok noktada olarak kullanıldığını söylüyor. Özdemir, “Türkiye’de de birçok hotspot noktası var. Örneğin, Hyatt Regency, Çırağan Palace Kempinski, Ceylan Intercontinental Istanbul, Four Seasons Hotel, Divan Oteli gibi İstanbul’un önde gelen otellerinde ve İstanbul Atatürk Havalimanı’nda hotspotlar kuruldu. Bu merkezlerde yoğun bir biçimde Wi-Fi kullanılıyor” diyor.

Wi-Fi, Türkiye’de kendi içlerinde çalışanlarının hareket serbestliğini arttırmak isteyen pek çok şirket tarafından da kullanılıyor. Koç Holding, Migros ve Borusan Otomotiv, bu konuda öncülük yapan şirketler arasında yer alıyor. Ayrıca, bütün dünyada olduğu gibi, Türkiye’deki ofisinde de Microsoft bu teknolojiyi kullanıyor.

Murat Özdemir, “Elde edilen verilere göre, bu teknolojiye yapılan yatırım çalışan başına verimliliği haftada 4 saat artırdığı bulundu” diyor ve şöyle devam ediyor: “Örneğin, Microsoft gibi bir şirkette bir çalışanın aylık ortalama maliyeti 12 bin dolar civarındadır. Wi-Fi sayesinde haftada 4 saat verimlilik artışı sağlanması ayda 1.200 dolar civarında kazanç sağlanıyor. Toplam bin kişi çalıştıran bir şirketin aylık kazancı 120 bin, yıllık kazancı ise 1 milyon 200 bin dolar civarında oluyor.”

4) YAZILIM HİZMET OLARAK SATILACAK

Yakın gelecekte yazılımların bir ürün değil, hizmet olarak satışı yaygınlaşacak. Eğilimler bu yönde. Dünya devi IBM, operasyonlarını müşterilerine “On demand computing” hizmetleri sunabilecek şekilde yeniden yapılandırıyor.

Salesforce.com adlı ABD’li şirket, müşterisi olan şirketlere, internetten ayda 70 dolara satış gücü otomasyonu yazılımı kiralıyor. Salesforce.com’un CEO’su Benioff, 6 bin 500 adet müşterileri olduğunu ve 2002 yılında 52 milyon dolar olan gelirlerini, 2003 sonunda 100 milyon dolara çıkaracaklarını söylüyor.

Salesforce.com’un rakibi olan Siebel’in de benzer bir ürünü var. Ancak, bu yazılımın kullanıcı başına maliyeti server, altyapı ve yönetim giderleri ile birlikte binlerce doları buluyor. Aradaki çarpıcı maliyet farkı özellikle küçük ve orta ölçekli firmaları salesforce.com’a yöneltiyor.

Bu alanda faaliyet gösteren şirketlerin de sayısı artıyor. Sektörün yükselişi sürüyor. “Emloyease” adlı şirket insan kaynakları yazılımlarını online ortamda kullandırıyor. Arena Solutions adlı teknoloji firmasının çözümleri ise outsource edilen üretim faaliyetlerinin internet üzerinden kullanılan yazılımlarla yönetilmesine olanak sağlıyor. IDC’nin tahminlerine göre, 2002’de büyüklüğü 2.2 milyar dolar olan bu sektör 2007’de 8 milyar dolara ulaşacak.

İstediğin zaman, istediğin kadar kullan

IBM yazılım hizmetleri satış uzmanı Özer Erdoğan, IBM’in sunduğu on demand modeli ile outsourcing’in de ötesinde bir iş yapıldığını ifade ediyor ve değerlendirmelerine şöyle devam ediyor: “Outsourcing’de şirketler spesifik bir iş tanımlıyorlardı ve BT şirketi de ona göre bir BT altyapısı oluşturuyordu. IBM’in 10 milyar dolarlık yatırım yaptığı ‘on demand’ modeli ile daha dinamik bir yapı hedefleniyor.”

Şirketler artık tek bir işe odaklanıp, o işle yaşamıyorlar. Dinamik pazar koşullarında, yaptıkları işi bırakıp ya da onunla birlikte yeni işlere yönelebiliyorlar. Özer Erdoğan, “Bu durumda her yeni iş için de yeni bir altyapı gerekebiliyor. ‘On demand’ ile neyi ne kadar isterlerse, o kadar kullanabiliyorlar. BT altyapısı ihtiyaca göre belirleniyor” diyor.

IBM’de “On demand” adıyla tanımlanan bu hizmetler HP tarafından “Yönetilen hizmetler” olarak tanımlanıyor. HP bu hizmet anlayışını 2003 yılının başında, Londra’da gerçekleştirdiği bir toplantıyla tüm Avrupa’ya yeni stratejik vizyonu olarak açıkladı. HP’nin yeni vizyonunu oluşturan “yönetilen hizmetler” anlayışının temelinde, müşteriye ihtiyaçlarına göre BT hizmetleri sunmak yatıyor.

5) E-TİCARET ve B2B’DE POTANSİYEL VAR

Son dönemde perakendecilerin satışlarındaki artış kısıtlı olurken, internet üzerinden iş yapan online perakendeciler satışlarında hatırı sayılır bir artış kaydettiler. Sadece ABD’de online perakenciler satışlarını yüzde 27 oranında artırarak, 45 milyar 600 milyon dolara ulaştılar.

Türkiye’de de e-store.com, deppo.com ve kangurum.com gibi online perakendecilerin hitleri ve kayıtlı müşteri sayıları hızla artıyor. IDC’nin verilerine göre, Türkiye’de 2000 yılında 7 milyon dolar olan e-ticaret hacminin, 2005 yılında 6 milyar dolara ulaşması bekleniyordu. Oracle Türkiye yetkilileri, yaşanan krizlerin olumsuz etkilerinin bu projeksiyonun gerçekleşmesini engellediğini söylüyorlar. 2003 yılında, öngörülen 840 milyon dolarlık rakamın dörtte birine bile ulaşılamadığını belirtiyorlar. 2005 yılı için ise umutsuz konuşmuyorlar. Beklentilerinin gerçekleşmesinin ise Türkiye ekonomisinde istikrarın sürdürülebilmesine bağlı olduğunu vurguluyorlar.

Türkiye’de online perakendecilikte öncü olan Migros, bu alanda en başarılı girişimlerden biri. Migros, 1997 yılında online satışlara başladığı zaman, “İnternet üzerinden domates mi satacaksınız” benzeri alaylı eleştiriler almıştı. Oysa bugün, Migros’un internet üzerinden en çok satılan ilk 10 ürün arasında domates yer alıyor. Bu bile aslında Türkiye’de online perakendeciliğin geldiği noktayı özetliyor.

Diğer yandan, elektronik ticaretin tüketiciye yönelik B2C boyutunun yanı sıra kurumlar arası işlemleri kapsayan B2B tarafı da giderek önem kazanıyor. Hatta operasyon kârlılığının çok önem kazandığın bugünkü ortamda dünyada ve Türkiye’de B2C’den çok B2B alanında yapılan yatırımların daha fazla ivme kazanmakta olduğu görülüyor.

6) LINUX MALİYET AVANTAJI İLE ÖNE ÇIKIYOR

Son yıllarda işletim sistemleri alanında Linux, Windows’un ciddi bir rakibi haline geldi. Daha çok akademik ortamlarda kullanılan bir işletim sistemi olarak tanınan Linux, büyük bilgisayar markalarının kampanyaları ve sunulan avantajlarla gücünü artırdı. Son dönemde ev kullanıcılarının yanı sıra, kurumsal pazarda da payını artırıyor.

10 MİLYON DOLAR TASARRUF

Geçen yıl ABD’li bir şirket, Intel çiplerini kullanan Linux tabanlı sunucular (serverlar) kullanmaya başladı ve  bu sayede 10 milyon dolar daha az harcadı.

Şirket, seçme hakkını kullandı ve patentli HP, IBM ve Sun yazılımları ile donatılmış pahalı ve büyük sunucuları almak zorunda olmadığını gösterdi. Dünyadaki internet sunucularının çoğunluğunda tıpkı Linux gibi açık kaynak yazılımı olan ve gönüllü yazılımcılar tarafından internet üzerinde geliştirilen Apache adlı yazılım kullanıyor. Açık kaynaklı –ücretsiz bu ürünler başka alanlarda da pazar payı kazanmaya devam ediyor.

DEVLERİN DESTEĞİ ARKASINDA

Linux diğer tüm işletim sistemlerinin toplamından daha hızlı oranda artış gösteriyor. Bu yükselişte IBM gibi teknoloji devi bazı şirketlerin Linux’a farklı biçimlerde destek olması da etkili oluyor. IBM, Linux’u Microsoft’a karşı bir rekabet avantajı olarak kullanıyor. ABD’li Red Hat isimli yazılım firması Linux’u desteklemeye başladı ve 2002 yılı gelirlerini yüzde 40 artırdı. Ayrıca, Red Hat hisseleri de S&P endeksinin hareketsiz olduğu 2003 yılının ilk altı ayında yüzde 40 yükseldi.

TÜRK ŞİRKETLERİNE 1,5 MİLYON DOLAR

Linux işletim sistemi konusunda teknik destek hizmetleri veren Gelecek AŞ.’nin genel müdürü Mustafa Akgün, Universal Hospitals Group’un (Alman Hastanesi) tüm intranet alt yapısını Linux’a taşıdığını söylüyor. UHG bu sayede toplam 10 bin doların üzerinde tasarruf sağlamış durumda.

Colins ve Loft markalarının sahibi Eroğlu Şirketler Grubu ve Ritz Carlton Oteli de Linux kullanıcıları arasında. Akgün, “Tüm bu işletmeler ve dahası yapılan çalışmalarla Linux platformuna geçilerek, geçen yıl tahminlerimize göre Türkiye’de 1.5 milyon doların üzerinde tasarruf sağlandı” diyor.

BÜYÜME POTANSİYELİ YÜKSEK

Mustafa Akgün, yıl sonuna kadar Türkiye’de sadece masaüstü pazarında Linux kullanımının yüzde 8’lere ulaşacağını söylüyor. Bu oran dünya rakamlarının oldukça üzerinde. Linux’un dünyada ve Türkiye’de asıl büyük pazar payına ve yayılımına sahip olduğu alan ise kurumsal pazar.

Türkiye’deki üniversitelerin üçte birinin Linux sistemleri tercih ettiğini söyleyen Akgün, Linux kurumsal pazarda 1999 yılında yüzde 22 Pazar payına sahip olduğunu 2002 yılında ise bu oranın yüzde 40’ın üzerine çıktığını söylüyor.

7) GENİŞBANT YAYGINLAŞTIKÇA FAYDALARI DAHA İYİ ANLAŞILACAK

Bugün dünyada 41 milyon hane ve işyeri DSL üzerinden broadband (genişbant) hizmetleri alıyor. 2005 yılında bu sayının 200 milyona ulaşması bekleniyor. Bugün sadece ABD’de 11 milyon hane kablo modem aracılığıyla, 5 milyon hane de DSL telefon hatları üzerinden internete bağlanıyor.

Jupiter Research tahminlerine göre, bu rakam 2005’e dek toplam 32 milyon haneye ulaşacak.

İnternet bağlantısı olan evlerin sayısı artarken, internete bağlanma hızları yükseliyor. ABD’nin en büyük genişbant internet servis sağlayıcısı olan Comsat’ın stratejik planlamadan sorumlu başkanı Mark Coblitz, yüksek hızlı internetin birçok yeniliğin önünü açacağını kaydediyor. Coblitz, “Yüksek hızlı internet erişimi insanların yaşamını, eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşma biçimini değiştirecek” diyor.

TÜRKİYE’DE EVLERDE YAYGIN DEĞİL

Türkiye’de ise genişbant kullanımı daha çok kurumsal pazarda yaygın. Evlerdeki genişbant kullanımının ise ancak 2004 yılından sonra yaygınlaşması bekleniyor. Accenture Kıdemli Müdürü Nurtaç Ziyal, Türkiye’de henüz erişim için gerekli altyapı yatırımlarının tamamlanmadığına ve pazarın genişbant hizmetleri ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmadığına dikkat çekiyor. Genişbant ve dolayısıyla internet kullanımının artmasının kişi başı milli gelir ile doğru orantılı olduğunu söyleyen Ziyal, “Genişbant hizmetlerinin maliyet düşürücü ve dolayısıyla ekonomiyi canlandıracak etkisi bir taraftan genişbandın yaygın kullanımına bağlıyken, yaygın kullanımı sağlamak için de ekonominin canlanması gerekli” değerlendirmesini yapıyor.

GENİŞBANT UYGULAMALARI NASIL GELİŞECEK?

ABD’de bugün broadbandin kullanımını artırmak için ilk 3 ay ücretsiz bağlantı gibi promosyonlar kullanılıyor. Altyapı yatırımlarının yanı sıra genişbant üzerinden yeni hizmetlerin ve içeriğin geliştirilmesi önem taşıyor.

Nurtaç Ziyal, dünyadaki gelişime bir örnek olarak Telecom Italia’nin genişbant hizmetlerinin yaygınlaşmasında yaşadıklarını gösteriyor. Ziyal, “Telecom Italia ADSL bireysel pazarındaki payını geliştirirken iki temel aşamadan geçti. Birincisi müşterilerine genişbant erişimini sağladı, ikincisi bu yeni kanal üzerinden verilecek yaratıcı hizmetler geliştirdi. 2001 yılında temel ADSL erişim hizmetleri sağlayarak pazara giren şirket, 2003 yılında TV, VoIP gibi farklı ekipmanlar kullanarak, online oyunlar, ev otomasyonu, video iletişim, video mesaj ve interaktif TV gibi içerik hizmetleri geliştirerek talebi arttırdılar” diyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz