Büyük üretim göçü başladı mı?

19 EKİM, 20170
Paylaş Tweet Paylaş
Büyük üretim göçü başladı mı?

Yıllar önce dünyaca ünlü spor giyim markası Adidas, üretim maliyetlerindeki avantaj nedeniyle fabrikasını Doğu’ya, Çin’e kaydırmıştı. Almanya’daki üretim maliyet endeksi 100 kabul edildiğinde, üretimin kaydırıldığı dönemde Çin’de maliyetler 50’nin biraz üzerindeydi. Bu, dünya devine büyük avantaj sağlıyordu. Ancak birkaç ay önce 80 milyar dolarlık spor giyim markasını ve ayakkabı sektörünü derinden etkileyen bir gelişme oldu. Adidas, Bavyera eyaletindeki Ansbach şehrinde “Endüstri 4.0” ürünü olan fabrikasını açtı ve üretimi büyük ölçüde buraya kaydıracağını açıkladı. 3D printing, robotlar gibi yeni dönemin “inovatif” bütün mühendislik çözümlerinin kullanıldığı fabrikayla birlikte Çin, Vietnam ve Endenozya’daki üretimler artık Ansbach şehrine kayacak gibi görünüyor. Yılda 500 bin çift üretim yapacak bu tesis, 300 milyon üretim yapan Adidas için küçük görünüyor. Ancak “SpeedFactory” adı verilen bu yeni nesil tesislerin sayısı artacak gibi duruyor. Çünkü biri de ABD’nin Atlanta şehrine yapılacak ve o bölgenin ihtiyacını karşılayacak. Şirketin CEO’su Herbert Hainer, robotlar ve yeni nesil üretimin kullanılacağı iki yeni fabrikanın da İngiltere ve Fransa’da kurulacağını açıkladı. 

OYUN DEĞİŞTİREN FABRİKA 

Bu yeni tesislere, “sektörde oyun değiştirici” olarak bakılıyor. Bunun da önemli nedenleri var: 1Artık çok daha inovatif ürünleri, daha düşük maliyetle üretmek mümkün olacak. Bu tür fabrikaların yüzde 20’ye varan üretim avantajı sağladığı paylaşılıyor. 2Eski yöntemle yeni ürünün tasarlanmasından mağazaya gitmesine dek geçen süre 18 aya çıkıyordu. Yeni “akıllı fabrikalarla” bu süre önce 12 aya, ardından 3-4 aya kadar inecek. 3Son olarak en büyük etki “üretim göçünün” tersine dönmesinde görülecek. 1980’lerden başlamak üzere üretim Batı’dan Doğu’ya göç ediyordu. Tarihi olarak İngiltere’den, Almanya’dan önce İtalya, Türkiye, sonra Bangladeş, Çin, Endonezya ve Vietman’a kadar üretim gitmişti. Şimdi tekrar geri dönüş dalgası olacak gibi görünüyor. 

GÖÇÜN ARKASINDAKI GERÇEKLER 

Geçen ay içinde düzenlediğimiz CEO Club Industry 4.0 Zirvesi’nde bu konu gündeme geldi. Boston Consulting Group’tan Moundir Rachidi’nin sunumunda bu konu öne çıktı. Onun sunumundan bir grafiği buraya da aldım. Tabloda 2014 değerleri itibarıyla “Üretim maliyet endeksi” var. Gördüğünüz gibi Türkiye dahil Doğu’daki maliyetler Batı’ya yaklaşıyor. Yeni inovatif çözümlerin, Endüstri 4.0 uygulamalarının yayılmasıyla da bu oranlar aşağıya doğru inecek. Rachidi’ye göre üretimin Doğu’dan Batı’ya doğru kayması gerçekleşirken Türkiye, eğer ödevini iyi yaparsa tam merkezi bir konumda yer alması nedeniyle avantaj kazanabilir. Bunun için Endüstri 4.0 konusunun “sözde” kalmaması, tekstil, otomotiv, beyaz eşya ve makine gibi alanlardaki üretim tesislerinin konuya odaklanması gerekiyor.

Kendinden daha iyi yöneticiyle çalışmak

Bir büyük şirketin CEO’su anlatmıştı. Genel müdür yardımcısı/direktör düzeyinde bir yönetici almak amacıyla çok sayıda görüşme yapmış, bir adayı beğenmişti. En son görüşmeye sıra gelmişti. Tam o görüşme öncesinde “beyin avcısı” şirketin yöneticisi şunları söylemişti: “Kaçırmayın, çok iyi bir yönetici… Tam sizin benzeriniz, çok iyi anlaşacağınızı tahmin ediyorum.” Bu yönetici bana sonra şunu aktarmıştı: “O adayı çok beğenmiştim. Almaya da karar vermiştim. Senin benzerin sözünü duyunca vazgeçtim. Ben, benden bir tane daha istemiyorum, farklı birine ihtiyacım var.” Bu önemli bir tercih… İyi bir yönetici olsun, bana benzemesine, benim gibi, benim hoşuma gidercesine davranmasına gerek yok. Geçenlerde Linkedin’in kurucusu Reid Hoffman’ın bir yazısını okudum. Önde gelen CEO ve patronlarla söyleşiler yapan Hoffman, Facebook CEO’su Mark Zuckberberg ile yaptığı konuşmada, “yönetici alımı” konusuna girmiş. Soru şu: “Alacağınız çalışan, yönetici, hatta stajyer, sizden daha iyi olabilir mi? Bu bir sorun yaratır mı?” Güzel bir soru ama herkes tarafından açıklıkla yanıtlanması mümkün değil. Zuckerberg, buna yanıt verirken, Sheryl Sandberg’i transfer ettiği dönemi hatırlatıyor. Anlaşmadan önce uzun süre görüştüklerini, her açıdan fikir paylaştıklarını anlatıyor. Pek çok açıdan değerlendirme yapmış, ama şu konuya da odaklanmıştı: “En iyi yöneticiler ile benim tercih ettiğim yöneticiler arasındaki en temel fark, onların kendilerinden daha iyi yöneticilerle çalışabilecek kadar özgüvenli ve huzurlu hissedip hissetmedikleridir.” Mark Zuckerberg, daha sonra Sandberg’i nasıl seçtiğini şöyle ortaya koymuştu: “Mesela Sheryl’in benden çok daha güçlü olduğu ve hem beni hem de Facebook’u çok daha iyi yerlere getirebileceği gibi pek çok konu var. Ben bunların hiçbirinden korkmadım ve kendimi tehdit altında hissetmedim. Aksine bunların kıymetini bildim. O nedenle şirkete katılmasını rica ettim.” .net 

Başarı ve başarısızlıkta en önemli faktör nedir?

Bill Gross adını duyanların sayısı mutlaka çoktur. Dünyanın en büyük girişimcilerinden biridir. Çocuk yaşlarda şeker satarak girişimciliğe başladı, çeşitli şirketlerde çalıştıktan sonra 20 yıl önce Idealab adlı şirketi kurdu. Idealab, bir kuluçka merkezi ve startuplara yatırım yapan bir şirket olarak çalışıyor. Bu alanda dünyanın en eski şirketlerinden biri ve şimdiye kadar bünyesinden 150 şirket çıkmış, 45’i halka arz ve satın alma işlemi gerçekleştirmiş. Bill Gross’un geçtiğimiz günlerde bir yazısını okudum. Şirketlerin başarısı ve başarısızlığı üzerine kafa yoran Gross, en önemli faktörleri ortaya koymak için bir çalışma yapmış. Başarıya ulaşan ile batan şirketler için kritik mesajlar içeren bu araştırmanın ana başlıklarını paylaşıyorum: 

  • Başarı ile başarısızlığı hazırlayan faktörleri incelemek için Idealab’deki 100 şirket ile dışarıdan 100 şirketi inceledim. 
  •  Sonra her iki kategoriden ilk 5 şirkete baktım. Idealab’den Citysearh, CarsDirect, Goto, NetZero ve Tickets. com şirketlerini milyar dolara götüren etkenleri analiz ettim. 
  •  Ardından en altta yer alan 5 şirket olan Z.com, Insider Pages, Mylife, Desktop Factory ve Peoplelink’e baktım. Bunlarla birlikte tamamen batmış olan Webvan, Kozmo, Pets. com, Flooz ve Friendster’i inceledim. 
  •  Bütün şirketler büyük umutlarla başlamışlar. Bazıları ilk yıllarında çok büyük başarıya ulaşmış, hatta büyük fonlar da almış. Bir bölümünde başarılı iş modelleri de varmış. Fakat başarılı olamadılar. 
  •  Başarı ve başarısızlığa neden olan faktörleri incelediğimde ulaştığım sonuçlar beni çok şaşırttı. Ben birinci sırada “idea” (fikir) olur diye düşünüyordum. Ancak ilk sırada “timing” (zamanlama) vardı. 
  •  Başarı ya da başarısızlıkta “zamanlamanın katkısı” yüzde 42 gibi önemli düzeydeydi. “Ekip” ve “icra” ikinci sırada yer alıyordu. “Fikir” ya da “eşsiz fikir”, sürpriz şekilde üçüncü sırada bulunuyordu.

YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.