Binde 1 sendromu

Eczacıbaşı’ndan Microsoft Türkiye’ye en çok çalışılmak istenen şirketlerin başvuru kabuloranlarını inceledik ve kabul şartlarını mercek altına aldık. İşte sonuçlar…

6 NİSAN, 20180
Paylaş Tweet Paylaş
Binde 1 sendromu

UZMANLIK BARİYERİNE DİKKAT

Bir de hem sektörel hem de global çekiciliği birleştiren şirketler var. Otomotiv devi Mercedes-Benz Türk, bunun en iyi örneklerinden. Şirketin iş başvurusu sayısı son 5 yılda yüzde 130 artış gösterdi. Şirketin iş kollarını gün geçtikçe daha da genişletmesi, yeni yatırımlarla üretim kapasitesini sürekli artırması ve global sorumluluklarını büyütmesi bunun en önemli nedenleri arasında. Yine de şirket son iki yılda aldığı 130 bin civarı başvurunun sırasıyla sadece yüzde 0,15 ve yüzde 0,19’unu istihdam etti. Mercedes-Benz Türk İK Müdürü Betül Çorbacıoğlu, buradaki titiz süzgecin “spesifik ihtiyaca en uygun” adayı yakalayabilmek hedefiyle çalıştığını anlatıyor. Uzmanlar da otomotiv şirketlerinin mühendis adayları için hala en gözde şirketlerden olduğunu, ancak gelen “genel CV’lere” karşın buralardaki belli uzmanlık alanlarından kaynaklanan ihtiyacın seçiciliği artırdığını söylüyorlar. Bilişim şirketleri de otomotivle benzer nedenlerden istihdamda arz talep dengesizliği yaşıyor. PageGroup Ülke Müdürü Hugo Campo, “Bu firmalar özellikle belli konular ya da projelere özel uzmanlıkta yetenekler arıyor. Yeni nesilde tek konuda derinlemesine uzmanlaşma yerine farklı deneyimler edinme isteği nedeniyle de spesifik yeteneklere ulaşmada zorluk yaşıyorlar” diyor. Microsoft Türkiye’nin son 2 yılda yüzde 1 civarında gezinen istihdam oranları bunun net bir göstergesi. Şirketin İK’dan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Esra Gaon, bu sorunu çözmek için işe alım yazılımını değiştirdiklerini söylüyor. Gaon, “Yeni sistemimiz adayları pozisyonun kilit yetkinlikleriyle ilgili soruları yanıtlamaya yönlendiriyor” diyor. 

MÜŞTERİYE ÖNEM KRİTERİ

Global danışmanlık şirketleri de özellikle parlak beyinlerin CV’lerinde prestij sembolü olarak görmek istedikleri ilk referanslardan. O yüzden talep çok yoğun, ancak yine EY Türkiye ve PwC Türkiye’nin başvuruya göre istihdam oranlarının yüzde 1’in altında olması kabul süreci hakkında bir fikir veriyor. Unida Kurucu Ortağı Saide Kuzeyli bu şirketlerin eleme sürecinde adayların mezun olduğu okullar, mezuniyet derecelerinin en üst düzeyde olmasının yanı sıra çok yönlü bir kapasite aradığını söylüyor. Kuzeyli, “İşe alınacaklar müşteri önüne de çıkacağı için hem kişilik özelliklerinin hem de matematiksel zekalarının çok yüksek olmasına dikkat ediliyor. 2-3 gün süren yoğun mülakatlarda örnek vakalar üzerinden düşünce zincirinizin doğruluna bakıyorlar” diyor. EY Türkiye İşe Alım Müdürü Özlem Nalbantoğlu, Kuzeyli’nin anlattıklarına paralel şekilde işe alım sürecinde “müşteri” kriterine dikkat çekiyor. Nalbantoğlu, “Başvuruların incelenmesi sonrası uygun adaylar yazılı test aşamalarına ve yetkinlik bazlı görüşmelere tabi oluyor. Tüm bu seçme yerleştirme süreçlerinin sonunda yalnızca doğru adayı işe almayı değil; aynı zamanda EY değerlerine uygun, markamızı müşteri nezdinde en iyi temsil edeceğine inandığımız kişileri de seçmeyi hedefliyoruz” diye konuşuyor. PwC Türkiye’nin İK Lideri Sibel Eren de işe alım sürecinde benzer zorlu etaplardan bahsederken nihai olarak kişinin PwC’nin değerleriyle uyumunun karar sürecini belirlediğini söylüyor. 

ŞİRKETLERDE YÜKSEK DEVİNİM 

CV’lerin aktığı bir diğer sektör de bankacılık. Son iki yıla bakıldığında belli başlı bankalara 25 bin ila 560 bin arası iş başvurusu geldiği görülüyor. Yine başvuruya göre istihdam oranına bakıldığında son 2 yılda yüzde 0,3-2 arası bir seviye görülüyor. Egon Zehnder Türkiye Yönetici Ortağı Murat Yeşildere, oranların düşüklüğünü, “bankacılık sektöründe verimliliğin ve alternatif kanalların öne çıkmasının yeni istihdam ihtiyacını sınırlamasıyla” açıklıyor. Aslında uzmanlar bankaların matematiksel- sözel testler ve çok basamaklı kişilik/yetkinlik mülakatlarıyla en yerleşik İK süreçlerine sahip olduğu konusunda ortak görüşte. İşe alımda belirleyici olanın ise mülakatlardaki performans olduğunu vurguluyorlar. Bankalardan aldığımız bilgiler de bu görüşleri doğruluyor. Türkiye İş Bankası İK Müdürü Tankut Tabak, “uzman yardımcısı” ve “müfettiş yardımcısı” adaylarını genel yetenek ve mesleki bilgi sınavının ardından bir dizi iş ve durum simülasyonundan oluşan değerlendirme merkezi aktivitelerine soktuklarını söylüyor. Tabak, “Bu aktivitelerimiz adayın iş başında ve iş ortamında sergileyeceği davranışları öngörebilmek ve kurum kültürümüze uygunluğunu ölçmek açısından bize çok fazla bilgi sağlıyor” diyor. QNB Finansbank İK Genel Müdür Yardımcısı Hakan Alp de elemede mülakatın kritik rol oynadığını vurguluyor. Alp, “Önceden, iyi eğitim almış olmak, mesleki yetkinliklere sahip olmak işe girmek için yeterli görülüyordu. Ancak günümüzde, bunun ötesinde değerlerimize ve işin gerektirdiği yetkinliklere uygunluğu ölçümlemeye odaklanıyoruz” diye konuşuyor. 

GLOBALLEŞME KAZANDIRIR MI? 

Bir diğer favori istihdam alanı olan ilaç sektörü ağırlıklı global kurumsal yapısı, görece yüksek ücretleri, yan hakları ve kariyer yolu garantisi nedeniyle adayların hedefinde. PageGroup Ülke Müdürü Hugo Campo, ilaç şirketlerinin seçtikleri adaylarla uzun bir yol yürümek istedikleri için işe alım kriterlerinin “oldukça yüksek, katı ve seçici” olduğuna vurgu yapıyor. Dünyanın önde gelen ilaç şirketlerinden Lilly İlaç’ın Türkiye’deki son iki yılda işe alım oranına bakıldığında sırasıyla yüzde 0,60 ve yüzde 0,27 seviyeleri görülüyor. Lilly İlaç İK Direktörü Hande Akartuna kendileri için belirleyici olanın sektörün dönüşüm hızına ayak uydurabilme kriteri olduğunu söylüyor. Aslında ilaç sektöründe “favori şirketler” kategorisinde yabancılar lehine bir yerli yabancı ayrımı var ama Abdi İbrahim “pazar liderliği ve globalleşme atağıyla” bu engeli çoktan aşmış görünüyor. Öyle ki şirketin aldığı başvuru sayısı beş yıl önceye göre yaklaşık dört kat artmış. Son iki yıla bakıldığında ise 2016 yılında yaklaşık 150 bin, 2017’de yaklaşık 250 bin kişiden başvuru geldiği görülüyor. Buna karşılık eleme süreci çetin. Her iki yılda işe alım oranı sırasıyla yüzde 0,52 ve yüzde 0,44… Abdi İbrahim İK Genel Müdür Yardımcısı Hakan Onel, elemede kritik aşamanın adayların sözel, sayısal ve soyut becerileri hakkında fikir veren genel yetenek testinden aldıkları puan olduğunu söylüyor. Onel, “Böylece hem daha bilimsel sonuçlara göre çıkarımlarda bulunmuş oluyoruz hem de potansiyel bir adayı sırf okuduğu bölümden dolayı elememiş oluyoruz” diyor.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.