"Ücrette Zor Hesap"

Capital, yıllardır iş dünyasına yönelik ücret araştırmaları düzenliyor. Ocak ve Temmuz aylarında gerçekleştirilen bu çalışmalarda, yönetici ve şirketlere ışık tutmayı amaçlıyor, sektörler için özel...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Ücrette Zor Hesap

Capital, yıllardır iş dünyasına yönelik ücret araştırmaları düzenliyor. Ocak ve Temmuz aylarında gerçekleştirilen bu çalışmalarda, yönetici ve şirketlere ışık tutmayı amaçlıyor, sektörler için özel analizler yapıyor. Ancak, 2001 yılının ikinci yarısına yönelik hesaplar, şimdiye kadar olduğundan çok farklı seyrediyor. Hatta ortada hesap bile yok. Çünkü, kriz nedeniyle çok sayıda şirket zam yapmamayı ya da cüzzi oranları tutturmayı planlıyor. Yıldızı parlayan bazı sektörlerde ise ücretlerin artış seyrini koruması bekleniyor.

Türkiye 2001 yılına büyük umutlara girdi.  2000 yılı sonunda yaşanan krizin etkilerinin çabuk atlatıldığı düşünüldü. Ancak, beklenen gerçekleşmedi ve 2001 yılı şubat ayında Türkiye’nin bugüne kadar yaşadığı en derin krizlerden biri yaşandı.

Capital okurlarının bildiği gibi her yıl, yılın ilk ve ikinci yarısı için ayrı ayrı ücret araştırmaları gerçekleştiriyoruz. Bu araştırmamızın en önemli nedeni, ocak ve temmuz dönemlerinde ücret artış oranını saptamaya çalışan şirketlere, genel müdürlere ve insan kaynakları yöneticilerine fikir vermek. Yaşanan böylesine derin bir krizin ardından ücret araştırması hazırlamak hiç de kolay olmadı. 2001 yılının ilk yarısında ekonomik istikrar programı ücretleri etkilemişti. İkinci yarısında ise şubat krizi ve onunla birlikte yükselen enflasyonun etkili olacağına kesin gözüyle bakılıyor.

Enflasyonun ciddi bir yükselme trendi izlemesi nedeniyle, pek çok sektörde ücret artışı ya yapılmayacak ya da enflasyon oranının oldukça altında kalacak. Temmuz dönemi, ücret artışının yanında, performans zammının da gerçekleştiği bir dönem olmasına rağmen, bu yıl performans zamlarının neredeyse ortadan kalktığını söylemek mümkün.

Görüştüğümüz insan kaynakları ve danışmanlık şirketleri, bu yıl hiçbir şirketin eski ücret programını uygulayabileceğini düşünmüyorlar. Ernst&Young’dan insan kaynakları danışmanı Rabia Meral bu konuda şu yorumu yapıyor:

“Kriz öncesinde enflasyon, performans veya terfi, ücret programlarını etkileyen en önemli unsurlardı. Kriz sonrası ise en azından 2002’nin ortasına kadar ben hiçbir firmanın eski ücret programını tümüyle uygulayacağını sanmıyorum. Uluslararası firmalar belki bir ölçüde ücret sistemlerine çok fazla kısıtlama getirmeyecek ama genele baktığımızda bugün birçok sektörün en iyileri bile bu süreye kadar standart ücret sistemlerini uygulayamayacaklar”.

Eylül ayı sonrası önemli

Şubat 2001 krizi ile birlikte maliyet indirmeye yönelik politikalara yönelen şirketler, çok sayıda çalışanını işten çıkardı. Ayrıca, bazı şirketler ücretsiz izin ya da yarım ücret sistemlerine geçmek zorunda kaldı. Arthur Andersen’dan Taylan Kovanlıkaya, özellikle eylül ayı ve sonrasındaki gelişmelerin çalışanlarla firmaları karşı karşıya getireceğinden endişe duyuyor.

Önceki dönemlerde şirketlerin ücret artışındaki en önemli kriteri enflasyon oranı iken, şu anda son derece cüzi artışlar üzerinde duruluyor. Profil International ortaklarından Ethem Eldem, kriz sırasında genelde ücretlerde dondurma ya da ortalama yüzde 20 oranında indirim yapıldığını belirtiyor. Eldem’e göre, bunun yanında enflasyon ayarlamaları ve prim ödemeleri konusunda ise hiçbir adım atılmadı. Bu dönemde çok az sayıda çok uluslu şirketin Amerikan Doları bazlı ödeme yapmaya devam ettiğini ve dolar kurunu da 650-700 bin Türk lirası civarında sabitlediklerini belirtmekte yarar var.

Hizmet sektöründe makul artış

Yaptığımız araştırma, 2001 yılının ikinci yarısında ücret artışı konusunda pek iç açıcı tablo ortaya koymuyor. Genel beklenti, çok sayıda şirketin ücretleri sabit tutmayı tercih edeceği yönünde.

Geçmiş yıllarda en popüler sektörler arasında yer alan bankacılık, üst üste gelen krizlerin ardından son derece zor bir durumda. Dolayısıyla ücret artışı yaşanma şansının en düşük olduğu sektörler arasında bankacılık geliyor. PricewaterhouseCoopers’dan insan kaynakları danışmanlığı yöneticisi Murat Demiroğlu, “Hizmet sektörü gibi çalışanın memnuniyetinin doğrudan etkili olduğu sektörlerde artış oranlarının daha makul olması beklenebilir” diyor.

Araştırmamıza katkıda bulunan insan kaynakları ve danışmanlık şirketleri yetkililerine göre, ücret artışları en fazla enflasyon oranında gerçekleşecek. Arthur Andersen’dan Taylan Kovanlıkaya’ya göre, bazı kuruluşlar, en azından vergi oranı nedeniyle oluşan farkı karşılamak üzere küçük bir zam yapabilirler.

Şanslı sektörler de var

2001 yılı ikinci yarısında genelde ücret artışı beklenmemesine rağmen, bazı şanslı sektörler de yok değil. Özellikle turizm, kimya ve eğitim sektörlerinde ücretlerin yukarı doğru oynayabileceği düşünülüyor. Ethem Eldem, pozisyon bazında, özellikle ihracata yönelik çalışan imalat sanayi şirketlerinde bir yönetici ve eleman talebi doğabileceği tahmininde bulunuyor.

Ayrıca, bazı sektörlerde zaten ücretlerin genelin üzerinde olduğu biliniyor. Özellikle bilgi teknolojileri ve telekomünikasyon gibi yeni ekonomi ile birlikte ortaya çıkan sektörlerde ücretler çoğunlukla dolara endeksli. Ernst&Young’dan insan kaynakları danışmanı Rabia Meral, bu şirketlerdeki çalışanların, diğerlerine göre şanslı olduğuna, ücret düzeylerini koruyabildiklerine dikkat çekiyor. Meral’e göre, bu sektörlerde rekabet çok yoğun ve gelecekleri parlak. Bu nedenle ücretler ve yan olanaklar da çok cazip. Rabia Meral, “Uluslararası ilaç firmaları ve enerji sektöründeki şirketlerde de ücretler daha yüksek düzeylerde seyrediyor” diyor.

Ücret paketini ne etkiler?

Ekonominin normal koşullar altında işlediği dönemlerde ücret programlarında temel belirleyici faktör enflasyon oranıydı. Ancak, uzmanlık gerektiren ya da iş deneyiminin önemli olduğu durumlarda ücret paketleri için özel programlar uygulanıyor. 

PricewaterhouseCoopers’dan insan kaynakları danışmanlığı yöneticisi Murat Demiroğlu’nun konuyla ilgili yorumu şöyle: “Enflasyon ve piyasa ederi gibi kriterlerin yanında, şirketin o işe biçtiği değer de ücret programlarının oluşturulmasında önemli bir faktör haline geliyor. Aynı zamanda sabit ödenen temel ücretin yanında, 'toplam paket' dediğimiz esnek ödemenin, değişik yan ödeme paketlerinin ve uzun süreli kazanca yönelik uygulamaların da öneminin giderek artacağını söyleyebiliriz.”

Yetkililer, ücretlerin artışında enflasyon, şirketin performansı ve kişinin niteliklerinin önemli olduğu konusunda fikir birliğindeler... Ancak, Profil International ortaklarından Ethem Eldem, “Bu sene firmalar daha çok nakit akışlarını düzeltmeye yönelik olarak ücret artışlarında dikkatli olmaya çalışacaklardır. Bu durum ekonominin gidişatına göre 2002 ilk altı ayda dahi sürebilecek bir trend olabilir” diyor.

Radikal değişim zamanı

İnsan kaynakları uzmanlarının belirttiği ve rakamların da ortaya koyduğu gibi, 2001 yılının ikinci dönemi, önceki yıllardan farklı bir tablo ortaya koyuyor. Tabloyu farklılaştıran etkenlerden biri de, ekonomik krizin yaralarını sarmaya çalışan sektörlerin, ücret politikalarına radikal değişikliklere gitmeye başlamaları... Örneğin bazı sektörlerde ya da pozisyonlarda oluşan abartılı ücretlerin, yeni dönemde yerine oturacağı tahmin ediliyor. Ayrıca ücretlerde reel gerilemeye de kaçınılmaz olarak bakılıyor.

Arthur Andersen’den Taylan Kovanlıkaya’ya göre, her zaman için yüksek ücret veren finans, bilgi teknolojileri ve telekomünikasyon gibi sektörlerde eski yüksek ücret seviyelerini bulmak olanaksız olacak. Kovanlıkaya, “Hangi sektör olursa olsun, yılın ikinci yarısında enflasyon
oranında zam alabilen sektör veya kuruluşlar, bu konuda radikal değişiklik yapmış olarak görülebilirler” diyor.

Finans sektörü de krizden en çok etkilenen sektörlerden biri ve buradaki yeniden yapılanma belli bir sürece gelene kadar ücretlerin ve ücret artışlarının sıkı bir biçimde kontrol edileceği düşünülüyor.

Bazı sektörler neden yüksek?

Yaşanan ekonomik krize rağmen, bazı sektörlerde ücretler hala yüksek ya da en azından kriz öncesi döneme göre değerlerini koruyorlar. Bunun en önemli nedenlerinden biri, bu sektörlerde rekabetin çok yüksek olması. Türkiye’de yüksek ücretlere genelde finans, telekomünikasyon, ilaç, bilgi teknolojileri ve medya sektörlerinde rastlanıyor. Her ne kadar bu dönem finans sektöründe ücret artışlarının geçmişe oranla çok düşük olacağı öngörülse de, diğer sektörlerle karşılaştırıldığında finans hala yüksek ücretliler liginde yer alıyor.

Profil International ortaklarından Ethem Eldem bu sektörlerde ücretlerin yüksek olmasının diğer nedenlerini şöyle özetliyor: “Finans, bilgi teknolojileri, medya ve telekomünikasyon gibi sektörlerde ücretlerin yüksek olmasının en önemli nedenlerinden biri, bu sektörlerin hacminin büyük olması ve geçmişteki hızlı büyüme performansları. Aynı zamanda oldukça iyi eğitim görmüş bir işgücünün istihdam edilmiş olması da ortalama ücretleri yüksek kılıyor.”

Sektörel farklardan şirket farklarına

Özellikle yeni ekonomi kurallarının ağırlığını hissettirmesi ile birlikte, ücretler sektörlere göre olduğu gibi, şirketler arasında da farklılaşabiliyor. Bu durum da sektörler ve şirketler arası rekabetin daha da kızışmasına neden oluyor. Hatta bazı sektörlerde görülen ücret uçurumlarının bir nedeni de bu yeni düzen olarak değerlendirilebilir.

PricewaterhouseCoopers’dan insan kaynakları danışmanlığı yöneticisi Murat Demiroğlu aynı sektörde yer alan şirketler arasında oluşan ücret farklılıklarının giderek daha çok hissedileceğine dikkat çekiyor. Demiroğlu’na göre sektörler arası geçişkenlik ve işgücünün sadece rakip şirketlere değil, farklı sektörlerdeki şirketlere de geçebilmesi ile birlikte daha genel piyasa takibi söz konusu oluyor.

Murat Demiroğlu ayrıca arz ve talebin yanında şirketin o işe bir değer biçmesi ve bu doğrultuda ücretlendirmesinin de daha ön plana çıktığını belirtiyor. Demiroğlu sözlerini şöyle tamamlıyor, “Bu açıdan yeni işlerin ortaya çıktığı sektörler ve şirketler, büyüyen, farklı pazarlara giren ve yenilenen diğerlerine göre daha yüksek ücretler ödeyebiliyorlar.”

“ENFLASYON HALA ÖNEMLİ”

Arthur Andersen’den Taylan Kovanlıkaya, yeni ücret düzeylerinin belirlenmesinde etkili olacak faktörleri şöyle özetliyor:

İŞGÜCÜ ARZININ ETKİSİ: Kuşkusuz enflasyon hala en önemli faktör olma özelliğini koruyor. Uzmanlık gerektiren ve deneyimin ön plana çıktığı durumlarda ücret paketi özel olarak belirleniyor. Bununla birlikte; özellikle beyaz yakalı nitelikli işsiz sayısındaki artış, nitelikli işgücü arzının da artmasına neden oldu. Buradan hareketle; önümüzdeki dönem ortaya çıkan yeni iş olanakları için önerilecek ücretlerin, eski düzeylerde olmayacağı açıktır.

ÜCRETTE REEL GERİLEME: Kuşkusuz reel olarak ücretlerde gerileme yaşanacaktır. Yeniden çalışmaya başlayacak olanlar, eski ücret seviyelerini düşünürken veya beklerken dikkatli olmak durumundalar. Yeni ücret seviyelerini düşünürken; kriz öncesi-kriz sonrası kavramını göz önünde bulundurmak gerekecek. Örneğin; yılbaşında 100 lira alan bir çalışanın maaşının, 2001 Temmuz’unda normal koşullarda, enflasyon oranında artış yapılması durumunda, en iyimser tahminle yaklaşık olarak 135 lira civarında olması gerekecekti. Halbuki neredeyse aynı oranda; 100 lira civarında olacaktır.

ESKİ DÜZEYLERİ YAKALAMAK ZOR: Yeni ücret teklifleri geçmişe göre olması gereken düzeyde değil, verili düzeye göre yapılacaktır. Kuşkusuz halen çalışmakta olanların maaşları da benzer olacaktır. Eski seviyeleri yakalamak (en azından dolar bazında) için zamana ve ciddi bir canlanmaya gereksinim var. Bu açıdan bakıldığında; 2002 yılının ikinci yarısı ciddi pazarlıklarla karşı karşıya kalınacak bir dönem olacaktır.”

“ÇALIŞANLAR MOTİVASYONLARINI KORUMAYA ÇALIŞIYOR”

Ernst&Young’dan insan kaynakları danışmanı Rabia Meral, Şubat 2001 krizinin, ücretler ve ücret politikaları üzerindeki etkilerini Capital’e anlattı:

ÜCRETLER DARALDI: Şubat ayında yaşanan kriz, yerli ve yabancı bir çok şirketin ücret politikalarında değişikliğe neden oldu. Firmalar kriz ortamında bütçelerini tutturabilmek amacıyla en güvenli yol olan maliyetleri kısma yoluna gittiler. Dolayısıyla bu da ücretlere yansıdı. Bir çok firma eleman tasfiyesine gitti. İşten çıkarma olduğu gibi, ücretsiz izin, maaşlarda veya ek ödeneklerdeki kısıntı da çalışana krizin etkisi olarak yansıdı. Türk firmalarında veya küçük ölçekli firmalarda bunu daha da net olarak görmekteyiz.

YABANCILAR NE YAPTI? Uluslararası firmalarda dolar üzerinden maaş ödeyen firmalar (IT ve finans sektörü ağırlıklı) ücretlerinde herhangi bir indirime gitmese de, artı maliyet getiren bir çok unsuru kesmek zorunda kaldı.

ERTELEME YA DA AZ ZAM: Ücret artışları özellikle bu krizden çok etkilendi. Normalde enflasyon ya da enflasyon artı performans artışı dönemine de yansıyan kriz ortamı, artışların ertelenmesine ya da çok cüzi miktarlarda olmasına yol açtı. Firmalar kendilerini kriz ortamında koruyabilmek için bu tür yollara başvururlarken çalışan da enflasyonun yükselmesi ve Türk lirasının dolar karşısında değer kaybetmesi sonucunda kazancının otomatik olarak düşmesi nedeniyle krizden korunma sıkıntısı yaşamakta. Dolayısıyla şu durumda çalışan en azından sahip olduğu bir işi olduğu için motivasyonunu yerinde tutmaya çalışıyor.”

“ESNEK ÖDEMEYE GEÇİLEBİLİR”

PricewaterhouseCoopers’dan insan kaynakları danışmanlığı yöneticisi Murat Demiroğlu, 2001 yılı ikinci yarısında ücretlerinde radikal değişiklik yaşanacak sektörleri şöyle değerlendiriyor:

“2001 yılının ikinci yarısında, sektör farkı gözetmeksizin, ücret sistemlerinde radikal değişiklikler yaşanmakta ve yaşanmaya da devam edecek. Sabit ödemeden esnek ödemeye geçiş, performans ile bağlantılı ödemelerin artan önemi ve de iş ortaklığına yönelik ' birlikte daha çok kazanalım' mantığı gündeme gelecek.

Şirket hedeflerinin sağlamlığının yanında bu hedeflerin gerçekleşmesine katkı oranında pay sahibi etmeye yönelik ücretlendirme uygulamalarının görülmeye başlanacağı bir dönem bu. Sabit ödemeye dayalı geleneksel ücretlendirme yapısının esnek ödeme, değişken yan ödeme paketleri, uzun süreli elde tutma yöntemleriyle zenginleştirilmiş 'toplam paket' kavramına bırakabileceğini söyleyebiliriz. Özellikle satış şirketlerinde ve satış kadrolarında bu uygulamalara daha önce geçilebilir diye düşünüyorum.”

Rabia Meral/Ernst & Young

1-2001 yılının ikinci yarısında sektörler bazında ücret artış oranları ne olacak?

Temmuz ayı enflasyon veya enflasyon artı performans artışının olduğu aydır. Kriz ortamı öncesi durumda enflasyonu belli bir oranda tutulması nedeniyle en fazla yüzde 10-15’lik bir artış olacaktı. Performans artışları ile bu oran yüzde 20-25’leri bulacaktı. Şimdiye baktığımızda ilaç sektöründe yüzde 25-30 arası bir artış olacağı kanaatindeyim. Bilgi teknolojileri, telekom veya teknoloji firmalarında gerçek performans artışlarının uygulanacağını düşünüyorum. Dolayısıyla yüzde 10-20’lik bir artış olacağı kanaatindeyim.

Bu sektörler genelde dolara endeksli maaş verdiklerinden herhangi bir enflasyon artışı verilmemektedir. Finans sektörü yine ücret artışlarının cüzi görüleceği sektör konumunda. Uluslararası bankalar veya kurumlar haricinde diğer banka, sigorta şirketleri veya denetim firmalarında ücret artışının yüzde 15’i geçmeyeceği, hatta ücret artışlarını erteleme veya dondurma yoluna gidebileceklerini de düşünüyorum.

2-2001 yılının ikinci yarısında ücretler ve ücret politikaları şubat krizinden nasıl etkilendi?

Şubat krizi yerli yabancı bir çok şirketin ücret politikalarında değişikliğe neden oldu. Firmalar kriz ortamında bütçelerini tutturabilmek amacıyla en güvenli yol olan maliyetleri kısma yoluna gittiler. Dolayısıyla bu da ücretlere yansıdı. Bir çok firma eleman tasfiyesine gitti. Direkt işten çıkarma olduğu gibi ücretsiz izin, maaşlarda veya ek ödeneklerdeki kısıntı da çalışana krizin etkisi olarak yansıdı. Türk firmalarda veya küçük ölçekli firmalarda bunu daha da net olarak görmekteyiz.

Uluslar arası firmalarda dolar üzerinden maaş ödeyen firmalar (IT ve finans sektörü ağırlıklı) ücretlerinde herhangi bir indirime gitmese de artı maliyet getiren bir çok unsuru kesmek zorunda kaldı.

Ücret artışları özellikle bu krizden çok etkilendi. Normalde enflasyon ya da enflasyon artı performans artışı dönemine de yansıyan kriz ortamı artışların ertelenmesine ya da çok cüzi miktarlarda olmasına yol açtı. Firmalar kendilerini kriz ortamında koruyabilmek için bu tür yollara başvururlarken çalışan da enflasyonun yükselmesi ve Türk lirasının dolar karşısında değer kaybetmesi sonucunda kazancının otomatik olarak düşmesi nedeniyle krizden korunma sıkıntısı yaşamakta. Dolayısıyla şu durumda çalışan en azından sahip olduğu bir işi olduğu için motivasyonunu yerinde tutmaya çalışıyor.

3-2001 yılının ikinci yarısında hangi sektörlerin ücretlerinde radikal değişiklikler göze çarpacak?

Türk piyasası, dolayısıyla finans sektörü, krizden en çok etkilenen sektörlerden biri olduğu için bankacılık sektörü yeniden yapılanmanın belli bir sürecine gelinceye kadar ücretleri ve ücret artışlarını çok sıkı kontrol edecekler diye düşünüyorum. Eleman tasfiyeleri maalesef devam edecek ve ücretlerde belirgin düşüşler olacağı kanaatindeyim. Yine ithalat firmaları bütçelerini tutturabilmek için ya satış hacmini artırmaya çalışacaklar-ki bu da oldukça güçleşecek- ya da maliyetlerde belirgin bir kısmaya gidecekler. Bu şekilde aradaki farkı kapatmaya çalışacaklar.

4-Hangi sektörlerde ücretler daha yüksek? Bu sektörleri diğerlerinden ayıran temel özellikler neler?

Bilgi teknolojileri, hi-tech veya telekomünikasyon şirketlerinde ücretler genelin üzerinde. Bu sektördeki uluslar arası firmalarda genelde ücretler dolar ya da dolara endeksli Türk lirası karşılığında oluyor. Dolayısıyla bu sektörlerde çalışanlar en azından aldıkları maaşlarda herhangi bir kayıp yaşamamış oluyorlar. Bu sektörler rekabetin en yoğun yaşandığı, geleceğin en karlı sektörleri olmaları nedeniyle ücretleri ve sağladıkları yan olanakları piyasanın üzerinde oluyor. Yine uluslar arası ilaç firmaları ve enerji sektörü de ücretlerin daha yüksek olduğu sektörler arasında bulunuyor.

5-Ücret programları üzerinde etkili olan faktörler hangileridir? Örneğin enflasyon hala önemli bir faktör mü?

Kriz öncesi enflasyon, performans veya terfi ücret programlarını etkileyen en önemli unsurlardı. Kriz sonrası ise en azından 2002’nin ortasına kadar ben hiçbir firmanın eski ücret programını tümüyle uygulayacağını düşünmüyorum. Uluslar arası firmalar belki bir ölçüde ücret sistemlerine çok fazla kısıtlama getirmeyecek ama genele baktığımızda bugün birçok sektörün en iyileri bile bu süreye kadar standart ücret sistemlerini uygulayamayacaklar diye düşünüyorum.

2001 yılına ait yüzde 50 civarı bir enflasyon oranı olacağını varsayarsak Temmuz ayında yüzde 25-30’luk bir enflasyon artışı veya yıl sonunda yüzde 50’lik bir artış olacağını tahmin etmiyorum. Yani firmaların gerçek enflasyon oranı dahilinde artış yapacaklarını sanmıyorum. Tam tersi bir çok firma ücret artışını gerçek enflasyonun altında yapacağı gibi hiçbir artış yapmayacak firmaların da çoğunlukta olacağını düşünüyorum.

Enflasyonun hala ücret artışlarında çok önemli bir unsur olduğunu yaşadığımız süregelen krizlerden daha rahat anlıyoruz. Türkiye ekonomisi uzun vadeye dayalı düzelmedikçe enflasyon yaşanan ekonominin doğal süreci olacak ve dolayısıyla ücret programları üzerinde etkili unsur olmaya devam edecektir.

Taylan Kovanlıkaya/Arthur Andersen

1. 2001 yılının ikinci yarısında sektörler bazında ücret artış oranları ne olacak?

Yılın ikinci yarısında ücret artışları sektörler bazında çok ciddi farklılıklar göstermeyecek gibi görünüyor. Genelde ücret artışı yapılması beklenmiyor. Bununla birlikte; en fazla enflasyon oranında zam yapılması düşünülen sektörler de var. Bazı kuruluşlar ise; en azından vergi oranı nedeniyle oluşan farkı karşılayabilecek küçük bir zam yapabileceklerini düşünüyorlar.

Finans, bilgi teknolojileri, telekomünikasyon zam yapmama konusunda kararlı sektörler arasında sayılabilir. Buna karşın; ilaç sektörü sanırım ücret artışı konusunda en sorunsuz sektörlerden biri olacaktır diye düşünüyorum.

2. 2001 yılının ikinci yarısında ücretler ve ücret politikaları şubat ayında yaşanan krizden nasıl etkilendi?

Tamamıyla etkilendi. Kriz nedeniyle ücret artışına gitmemek bir yana, ücretlerde indirime gidilmesi bile söz konusu oldu. Bazı kuruluşlarda, çalışanlar yarım maaş alarak çalışmaya devam ediyorlar. Kanımca, Eylül ayı ve sonrasındaki gelişmeler, çalışanlarla firmaları karşı karşıya getirecektir. Krizin etkileri netleşmeye başlayınca, krizin faturasını kimin ne kadar ödediği de az çok ortaya çıkacaktır. Ortaya çıkan tablo beraberinde haklı bazı talepleri de gündeme getirecektir.

3. 2001 yili ikinci yarısında hangi sektörlerin ücretlerinde radikal değişiklikler göze çarpacak?

Bir önceki yılın aynı dönemi dikkate alındığında, en radikal değişim kuşkusuz reel ücretlerdeki dramatik azalma. Bunun yanı sıra; her zaman için en yüksek ücret veren, finans, bilgi teknolojileri ve telekomünikasyon gibi sektörlerde eski yüksek ücret seviyelerini bulmak artık olanaksız diye düşünüyorum. Hangi sektör olursa olsun, yılın ikinci yarısında enflasyon oranında zam alabilen sektör veya kuruluşlar, bu konuda radikal değişiklik yapmış olarak görülebilirler.

4. Hangi sektörlerde ücretler daha yüksek? Bu sektörleri diğerlerinden ayıran temel özellikler neler?

Geçmiş dikkate alınırsa, tabii ki yukarıda belirtilen üç sektör öncelikli olarak sayılabilir. Belki de, bunlara ilâç ve çok uluslu hızlı tüketim ürünleri pazarlayan firmalar da buna dahil edilebilir. En temel özellikleri ise; belli başlı fonksiyonlarda sektörel uzmanlık gerektiriyor olması. Kriz koşulları dahi, faaliyetlerini devam ettirdikleri sürece bu olguya etki edememektedir. Ancak, krizin etkisini diğer çalışanlarla birlikte paylaşmalarına engel değil.

Ethem Eldem/Profil International

Soruların cevapları şunlar;

2001 ikinci yarısında ücret artışı temelde beklemiyoruz; ama işlerinde düzelme olan firmaların %5-10 civarında ayarlama yapma ihtimali olabilir ama bu çok az sayıda firmadan beklenecek bir durum.

Kriz sırasında genelde ücretlerde dondurulma veya ortalama %20 oranından indirim yapıldığı biliniyor ayrıca enflasyon ayarlamaları ve prim ödemeleri de yapılmadı. Çok az sayıda çok uluslu şirket  USD bazlı ödeme yapmaya devam ettiler genelde USD bazında ücret verenler usd 650,00-700,000 civarında kurlar ile ücretleri sabitlediler.

İkinci altı ayda radikal ücret artışı beklemiyoruz ama Turizm, Kimya, Eğitim sektörlerinde ücretlerde yukarı oynamalar olabilir; pozisyon bazında ise özellikle imalat sanayinde ihracat hareketine yönelik bir yönetici & elaman talebi doğabilir. Gene eleman ihtiyacı doğabilecek bir sektörde Medikal sektör olacaktır.

Genelde yüksek ücretlere Finans, Telekomünikasyon, Bilgi Teknolojileri ve Medyada rastlıyoruz. Yüksek ücretlerin en önemli sebepleri bu sektörlerin hacim büyüklüğü ve geçmişteki hızlı büyüme performansı. Aynı zamanda oldukça iyi eğitim görmüş bir iş gücünün istihdam edilmiş olması da ortalama ücretleri yüksek kılıyor.

Ücret programlarının aslından çok bilimsel oluşturulduğu söylenemez. Genelde şirketler özellikle uzman ve tepe yönetici seviyesinde bayağı değişik pazarlıklar olabiliyor. Ücretlerin artışından enflasyon, şirketin performansı, kişinin sahip olduğu nitelikler önemli rol oynuyor.
Bu sene firmalar daha çok nakit akışlarını düzeltmeye yönelik olarak ücret artışlarında dikkatli olmaya çalışacaklardır. Bu durum ekonominin gidişatına göre 2002 ilk altı ayda dahi sürebilecek bir trend olabilir.

Murat Demiroğlu/Price Waterhouse Coopers

1-2001 yılının ikinci yarisinda sektorler bazinda ucret artis oranlari ne olacak?

Sektörlerin farklılıkları bir yana artışların olup olmayacağı söz konusu. Ücret artışı yapacakların da neye göre yapacakları belirsiz. 'Bekle ve gör' uygulaması aynı zamanda 'ben ne kadar kaybettim? ve bunu nasıl en aza indirgeyebilirim?' yaklaşımıyla desteklenecek gibi. Sektörel açıdan ise bankacılığın fazla bir artışı öngörmediğini söylemek mümkün. Yine de özellikle hizmet sektörö gibi çalışanın memnuniyetinin doğrudan etkili olduğu sektörlerde artış oranlarının daha makul olması beklenebilir.

2-2001 yilinin ikinci yarisinda ucretler ve ucret politikalari subat ayinda yasanan krizden nasil etkilendi?

Düşme trendindeki enflasyona bağlı olarak ortaya çıkan ücret politikalarındaki değişiklik arayışı bu sefer de şirketin kazancı / kaybı ile maliyet kalemi olan ücretlerin ilgisini açıkça ortaya çıkardı. Ücret artışlarındaki sadece piyasaya bağli ücret belirleme trendi yerini isin şirket içerisindeki değeri, şirket kazancı ile ücretlerin ilişkilendirilmesi gerekliliğine bırakmak üzere. Bugünlerde kendilerine çeki düzen vermekte olan şirketler verimlilik çalışmalarının yanında yapılanma, temelleri sağlamlaştırma ve dayanıklılığı arttırma çalışmalarında. Ücretlendirme konusunda ise geçmişte yaptıkları hataları tekrarlamadan daha etkin ne tür uygulamalarla ücret konusunda da sağlamlığı arttırma yolları aramaktalar.

3-2001 yili ikinci yarisinda hangi sektorlerin ucretlerinde radikal degisiklikler goze carpacak?

Ücret sistemlerinde radikal değişiklikler yaşanmakta ve yaşanmaya devam de edecek sektör farkı gözetmeksizin. Sabit ödemeden esnek ödemeye geçiş, performans ile bağlantılı ödemelerin artan önemi ve de iş ortaklığına yönelik ' birlikte daha çok kazanalım' mantığı gündeme gelecek. Şirket hedeflerinin sağlamlığının yanında bu hedeflerin gerçekleşmesine katkı oranında pay sahibi etmeye yönelik ücretlendirme uygulamalarının görülmeye başlayacağı bir dönem. Sabit ödemeye dayalı geleneksel ücretlendirme yapısının esnek ödeme, değişken yan ödeme paketleri, uzun süreli elde tutma yöntemleriyle zenginleştirilmiş 'toplam paket' kavramına bırakabileceğini söyleyebiliriz. Özellikle satış şirketlerinde / kadrolarında bu uygulamalara daha önce geçilebilir.

4-Hangi sektorlerde ucretler daha yuksek? Bu sektorleri digerlerinden ayiran temel ozellikler neler?

Sektörel farklardan şirket farklılıklarına geçilebilecek bir dönem. Aynı sektörde olan firmalar arasında bile farklılıklar ortaya çıkmakta ve bu fark giderek daha çok hissedilecek. Sektörler arası geçişkenlik ve işgücünün sadece rakip şirketler arasında değil farklı sektörlerdeki şirketlerdeki işlere geçebilirliği ile birlikte daha genel piyasa takibinin söz konusu olduğu söylenebilir. Arz ve talebin yanında şirketin o ise bir değer biçmesi ve bu doğrultuda ücretlendirmesi daha ön plana çıkmakta. Bu açıdan yeni işlerin ortaya çıktığı sektörler / şirketler, büyüyen / farklı pazarlara giren / yenilenen diğerlerine göre daha yüksek ödeyebilmekteler.

5-Ucret programlari uzerinde etkili olan faktorler hangileridir? Ornegin enflasyon hala onemli bir faktor mu?

Enflasyon, piyasa ederi gibi kriterlerin yanında şirketin o işe biçtiği değer de önemli bir faktör haline gelmekte. Aynı zamanda ücreti sadece sabit ödenen temel ücretten 'toplam paket' dediğimiz esnek ödemenin, değişik yan ödeme paketlerinin ve uzun sureli kazanca yönelik uygulamaların da öneminin giderek artacağını söyleyebiliriz.


 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz