35 Yıllık müthiş ders

Muhtar Kent ve onun 35 yıllık kariyerinden çıkardığı dersler...

1.06.2013 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
35 Yıllık müthiş ders

Coca-Cola, Türkiye'deki operasyonuna 1963-1964'te başlamış. 20 yıllık süre zarfında da iş başında hep yabancı genel müdürler olmuş. Çok sorunlu bir işti. Vergi sistemlerinden, yeteri kadar ölçek olmamasından, kısıtlayıcı bir ekonomi olmasından dolayı satılan her şişeden zarar ediyorduk.

O zamanlar döviz olmadığı için Manisa'da bir salça fabrikamız vardı. Salça üretip, salça satıp karşılığında döviz üretiyorduk. Coca-Cola ve benzeri içecekler için gereken ne varsa onları ithal ediyorduk, bu şekilde işimizi yönetiyorduk. Ama bunların hepsi 85-86 yılında değişti. Hepimizin bildiği gibi Türkiye'nin önü açılmaya başladı. Türkiye'nin kıpırdanma yıllarıydı. Türkiye, 4 yılda yaklaşık 450 milyon şişeden 1,5 milyar şişelik bir pazar haline geldi ve buradaki iş büyümeye başladı. Genel merkezi İstanbul'a taşıdım.

Çünkü bütün reklam şirketleri ve ticaret İstanbul'daydı. Türkiye'de bulunduğum yıllarda, ilk defa devletle olan ilişkilerin, hem milli seviyede hem de yerel yönetimlerle olan ilişkilerin ne kadar önemli olduğunu öğrendim. Uzlaşmanın ne kadar önemli olduğunu öğrendim. Bazı ortaklarımızla anlaşamıyorduk, onun iş için başarı için ne kadar önemli olduğunu vurguladım.

RİSK VE ISRAR
1989 yılında Doğu Avrupa'dan sorumlu olarak Viyana'ya atandım. Orada 30 ayda, 22 fabrika kurduk. Çünkü Berlin Duvarı'nın çökmesinin hemen akabindeki yıllarda Doğu Avrupa'da müthiş bir açılım vardı.

Hızlı hareket etmenin, risk almanın, risk olmayan yerde başarının olmadığı inancıyla ısrarcı olmanın ne kadar önemli olduğunu öğrendim. Çok kültürlü olmanın, yani birçok kültürden gelen insanların sentezinden çıkan bir kararın, her zaman daha doğru bir karar olduğunu bir kere daha gördüm. Kariyerim için o yıllar, dönüm yılları oldu. Çok inişli çıkışlı, ama önemli bir bilgi birikimi edindim. 1997 yılında Türkiye'ye geri döndüm ve Efes İçecek Grubu'nun başkanı oldum. Türkiye'de 5,5-6 yıl çalıştım.

O zamanlar Türkiye, çok daha büyük bir atılım içindeydi. Bu atılımdan da faydalanarak bir Türk şirketinin, nasıl Türkiye'nin dışına açıldığına tanık oldum. Bunun içinde olmak da benim için hem enteresan hem de etkileyici bir deneyimdi. Nakdin ne kadar önemli olduğunu, burada kendim vurguladım ve anladım. Yerelden beynelmilele geçişlerde, neler gerektiğini bir kez daha anladım. Vizyonun önemini anladım. Orada Adriyatik'ten Çin'e uzanan bir bölgeyi kapsama vizyonu ortaya koyduk. Vizyonun her zaman basit ve herkes tarafından anlaşılır olması çok önemli. Yönetimin, takımın ne kadar önemli olduğunu ve paydaşların ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım.

Ve daha sonra 2005'te Coca-Cola şirketine tekrar döndüm ve Asya sorumlusu olarak Hong Kong'a atandım. Orada da dünyadaki dengelerin nasıl değişeceğini bir kez daha gördüm. Artık Asya'nın dünyada çok daha fazla söz sahibi olacağını, Çin'in bilhassa içindeki değişikliği gördüm. Çin'de de yaklaşık 12 fabrika açtık. Gerçekten hızlı geçen bir zamandı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz