Yeni 25 yıl hesapları

Capital Dergisi, 25 yıldır her ay Türk iş dünyasının nabzını tutuyor. Alınan görüşler, yapılan söyleşiler, ortaya konan araştırmalarla bir anlamda geleceğin haritasını çıkarıyor...

20.12.2018 12:06:000
Paylaş Tweet Paylaş
Yeni 25 yıl hesapları

Özlem Aydın Ayvacı

oaydin@capital.com.tr

Yayın hayatımızda yeni çeyrek yüzyıla merhaba derken, önümüzdeki 25 yıla iş dünyası temsilcilerinin gözünden ışık tutalım istedik. Sürdürülebilirlik, teknoloji, üretim, küresel rekabet, yeni dönem değerler gibi pek çok konuyla ilgili önde gelen iş insanlarının görüşlerini aldık. Ortaya bu konularda net vizyona sahip liderlerden önemli tavsiyeler çıktı...

Geçen 25 yılda Capital’de pek çok iş insanının vizyoner ve geleceğe ışık tutacak demeci yer aldı. Üretim, büyüme, yatırım, kârlılık, kurumsal sorumluluk, itibar, yeni dönem kültürel yapılar, şirket DNA’sı, beğenilme, süreç ve kriz yönetimi gibi pek çok konuda yeni trendlere ışık tutuldu. Yine bir ilke imza atarak önümüzdeki 25 yılda iş dünyasının gündemini en fazla kaplayacak farklı konulardaki değişimleri ortaya koymak istedik. Bu alanlarda ilk akla gelen, görüşleri merak edilen iş liderlerini bir araya topladık. Her biri, gelecekte ortaya çıkacak değişimleri bugünden değerlendirerek önemli tavsiyelerde bulundu. Örneğin Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, sürdürülebilirliğin geleceği için acilen iklim sorununu gündemde tutmaya çalışırken Tekfen Holding Onursal Kurucu Başkanı Ali Nihat Gökyiğit, “Doğayla barışmaya mecburuz” diye konuşuyor. Boyner Grup CEO’su Cem Boyner, alışverişin ve perakendenin geleceğinde yeni teknolojilerin önemine dikkat çekiyor. Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan ise “Büyümeyi sürdürülebilir kılmanın yolu sanayi ve yerli üretimin yarattığı katma değeri artırmaktan geçiyor” diyor. Ali Kibar, Begüm Doğan Faralyalı, Muhtar Kent, Hüsnü Özyeğin, Murat Ülker gibi isimler de Capital’in 25’inci yıl özel sayısı için ülkenin ve dünyanın geleceğinde önemli buldukları alanlara dair yorumlarını paylaştı. İşte onların gözünden önümüzdeki 25 yılın haritası. 

“GELECEĞİN YETENEKLERİNİ YETİŞTİRİYORUZ”

HÜSNÜ ÖZYEĞİN, kariyer hayatı boyunca 10 binden fazla kişiyi işe almış önemli bir iş insanı. Bugün ise Özyeğin Üniversitesi’nde aynı zamanda bu yetenekleri hayata ve geleceğe hazırlıyor. Özyeğin, dünün ve bugünün en önemli yeteneklerini şöyle anlatıyor: “30 yıl önce de 30 yıl sonra da herkes için önemli olan bazı beceriler var: Örneğin iletişim becerisi, ekip çalışması, analitik düşünme, problem çözme gibi. Bugün bunların üzerine gelen belki en önemlisi yabancı dil ve teknoloji becerisi.” Özyeğin, üst düzey yöneticilerde ve CEO’larda aranan ve gelecekte de aranacağını düşündüğü özellikleriyse şöyle ifade ediyor: “Bundan 25-30 yıl önce CEO’lar daha çok idari vasıfları yüksek insanlardı. Bilgi ve becerileri sektörlere bağlı değerlendiriliyordu. Bugün ise aranan CEO’lar daha vizyoner, daha risk muhasebesi yapabilen ve buna göre fırsatları tespit edebilen, krizlerle baş edebilen, ilham verebilen, duygusal zekasını da ortaya koyabilen, sosyal duyarlılıkları yüksek insanlar. Yeni nesil CEO’lar artık sektörlere bağlı değil.” Özyeğin, üniversitesinde evrensel değerleri benimsemiş, çok dilli ve çok kültürlü, sorunlara çözüm üretmekten zevk alan, takım çalışmasını seven, değişime açık, bilgiye erişmeyi, onu kullanmayı ve hatta yaratmayı bilen, sosyal sorumluluk bilinci yüksek, kendine güvenen bireyler yetiştirmeyi amaçladıklarını söylüyor. Özyeğin, “Özyeğin Üniversitesi’nden mezun olan gençleri hayatlarında belki 7-8 çeşitli işte ve meslekte çalışacaklarını öngörerek hazırlamaya özen gösteriyoruz. Programlarını stajlar, projeler, profesyonel gelişim fırsatları ve yurt dışı değişim programlarıyla zenginleştiriyoruz. Bu şekilde üniversitemizden mezun olan her gencin ilk gününden itibaren girdiği işte veya kurduğu girişimde fark yaratması başlıca hedefimiz” diyor. 

“GLOBAL VE YEREL OLMAK GEREKLİ” 

Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı MURAT ÜLKER, şüphesiz globalde büyüme ve markalaşma konusunda Türk iş dünyasının yakından izlediği bir isim. Ülker, markalaşmaya dair görüşlerini şöyle paylaşıyor: “Tüketiciyi anlayabilmek artık teknolojiyle kısa sürede gerçek verilerle yapılabiliyor. Tüketiciyle sürekli etkileşim halinde olmanız, onu işinizin bir parçası yapmanız gerekiyor. Artık sizin ürünleriniz hakkında konuşmanız yetmiyor, tüketicinizin sizin hakkınızda neler söylediği önemli.” Ülker, global tüketicinin artık şirketin bütün paydaşlara etkisini sorguladığını söylerken global marka olabilmenin ipuçlarını ise şöyle veriyor: “Global marka olabilmek, tüketiciyle iki taraflı etkileşimde olmayı ve sürekli kendinizi geliştireceğiniz, güncel tutacağınız bir iş modelini oluşturmayı gerektiriyor. Global tüketicilerimizle işimiz arasında bütün kanallarda sürekli iletişimde olmamız gerektiğini düşünüyoruz. İşimizde omni channel stratejimizle kanallarımızı çeşitlendiriyoruz. 4 milyardan fazla tüketicinin yaşadığı coğrafyalarda yer alan bir şirket olarak markalarımızla globalleşmeye devam ederken yerel ihtiyaçlara uygun davranıyoruz. Global olmak ölçekle alakalı” diyor. Ülker, yeni pazarlara girme, yeni şatış kanallarına erişme ve ölçek ekonomisinden istifade etme amacıyla şirket satın alma ve birleşmelerinin global anlamda devam edeceğine dikkat çekiyor ve “Ana işimiz olan atıştırmalığa odaklanıyoruz. Bununla beraber sahip olduğumuz Godiva ve Ülker markalarıyla da iyi bir sinerji oluşturarak, portföyümüzü güçlendirerek yeni pazarlarda büyüyoruz” diye konuşuyor. 

“KATMA DEĞERİ ARTIRMALIYIZ”

Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı TUNCAY ÖZİLHAN, Türkiye’de üretim deyince akla gelen ilk iş insanlarından biri. Üretimin geleceğine dair görüşlerini aldığımız Özilhan, büyümeyi sürdürülebilir kılmanın yolunun sanayi ve yerli üretimin yarattığı katma değeri artırmaktan geçtiğine değiniyor ve şöyle devam ediyor: “Geleceğin dünyası sadece endüstriyel anlamda değil yeni teknolojiler ve inovasyonlar üretmenin olmazsa olmaz olduğu, en yaratıcı fikirleri, iş modellerini üretenlerin güçlü olacağı bir dünya olarak karşımıza çıkıyor. Üretim süreçleri dijitalleşiyor, makineler birbirleriyle iletişime geçiyor ve kişiselleştirilmiş üretim biçimleri ortaya çıkıyor. Bu değişime hızlı adapte olan ülkeler ekonomik refaha kavuşuyor. Bu noktada eğitim sistemlerini geliştirmek ve hem mevcut hem gelecek nesillere bu adaptasyonu sağlayacak yetkinlikler kazandırmak büyük önem kazanıyor. Dijitalleşmenin ve yeni teknolojilerin sunduğu fırsatlar, doğru değerlendirilirse Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlayarak ülkemizin küresel pazarlardaki duruşunu güçlendirecektir.” Özilhan, hem bugünün hem geleceğin sektörü olarak gördüğü tarım sektörünün potansiyeline ilişkinse şöyle konuşuyor: “Tarım alanında doğru modeller üzerinde yeniden çalışmalar yapılır ve doğru teşvik modelleri kurgulanırsa, bu sektör ülkemizin geleceğinde çok önemli bir rol oynayacak.” Özilhan, son dönemde otomotivde yerli üretim odaklı çalışmalarının da hız kazandığını söylüyor ve bu yıl Anadolu Landini çatısı altında yerli traktör üretimine başladıklarını hatırlatıyor.

“DOĞAYLA BARIŞMAYA MECBURUZ” 

Tekfen Holding Kurucu Onursal Başkanı ALİ NİHAT GÖKYİĞİT, iş hayatında başarı peşinde koşarken, toplumsal kalkınma ve sosyal sorumluluğa hizmetin ihmal edilmemesi gerektiğini düşünüyor. Toplumsal kalkınma ve sosyal sorumluluğun geleceğini ve buna iş dünyasının katkısını şöyle öngörüyor: “Bilindiği gibi geçen asrın başından beri dünyamız artarak devam eden bir doğa tahribine maruz kalıyor. Başta toprak, su, hava, yeşil örtü ve biyolojik çeşitlilik gibi doğal varlıklar, artım ve yenilenmelerinden daha hızlı kirletilmeye, tüketilmeye ve tahrip olmaya başlandı. Doğa ve ekosistemin tahribi yanında, hızlı nüfus artışı, aşırı tüketim ve israfın da yol açtığı bu tükeniş yüzünden dünyamıza dert yağmakta. Çölleşme, su sancısı, iklim değişikliği ve gıda güvenliği telaşı gibi sorunlar artık bir senaryo değil bir realite olarak yaşanıyor. Doğa ile barışmaya mecburuz. Tarım ve sanayi çağlarında olduğu gibi birkaç asırda değil birkaç on yılda oluşması beklenen dijital ve robotlar çağı gündemde. Çok daha acil olan bir yeşil çağın dünyamızın yaşam tarzı olması, toplumsal talep olmalı. Bu ‘Yeşil Çağ’da ekonomi ekolojiyi merkeze alan eko-ekonomi konseptiyle yeniden yapılanır. Fiyatlar, teşvik ve vergiler çevre lehinde düzenlenir, maliyetler sosyal zararları da içerir. Üreticiler doğal varlıkları verimli kullanır. Çevre dostu teknoloji ve enerjiyi seçer, atıklarını geri kazanır. Tüketiciler çılgın tüketim ve korkunç israfa yer vermez.”

“KÜRESEL REKABET İÇİN ELİMİZİ ÇABUK TUTMALIYIZ”

ALİ KİBAR, Türkiye’nin en köklü sanayi gruplarından birine liderlik ediyor. Teknolojinin hızla değiştiği bu dönemde Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar, sanayinin de büyük bir dönüşüm içinde olduğunu söylüyor. Hem dünyada hem Türkiye’de bu değişime ayak uydurmak için yapılan ciddi yatırımların varlığına dikkat çeken Kibar, sanayinin Türkiye ve dünyadaki geleceğini şöyle yorumluyor: “Endüstri 4.0’a geçiş giderek daha büyük önem kazandı. Türkiye’nin bu konuda son derece avantajlı olduğunu düşünüyorum. Katma değeri yüksek, ülke ekonomisine katkı sağlayacak stratejik ürünlere yönelik yatırımlar arttıkça bu daha çok hissedilecek. Endüstri 4.0 uzun soluklu bir yolculuk. Şirketlerin de bu yolculuğa çıkarken dönüşümü tetikleyen teknolojileri yakından takip etmesi ve buna göre yol haritalarını belirlemeleri önemli. Esasen tüm üreticilerimizde bu konuda farkındalığın oluştuğunu, özel sektörde ve devlet kurumlarında da Türkiye’nin yol haritasının belirlenerek çalışmalara başlandığını görüyoruz. Halihazırda ülkemizdeki üretim tesislerinin çoğunluğu 2.0 ve 3.0 konumumda da olsa otomasyona geçişi sağlamış durumdalar. Türkiye’de Endüstri 4.0’a dair ileri teknoloji en belirgin ve etkin şekilde otomotiv sektöründe kullanılmakla birlikte ilaç, savunma ve havacılık gibi sektörlerde de çoktan yerini aldı. Diğer sektörlerin de hızlıca ileri teknoloji ve otomasyona geçmesiyle verimlilik ve kazançların artırılması hedefleniyor. Küresel rekabet gücümüzü artırmak için elimizi çabuk tutmamız gerekiyor. Ar-Ge yatırımlarına büyük önem vermeliyiz.”


MUHTAR KENT COCA COLA BAŞKANI
“LİDERLİK KÖKTEN DEĞİŞİYOR”

BÜYÜK DEĞİŞİM
Şu anda küresel ekonomide büyük bir değişim yaşanıyor. Dijitalleşme ve Endüstri 4.0, meslekleri ve iş yapış şekillerini önemli şekilde dönüştürüyor. Endüstri devrimiyle geleneksel sınırlar yok oluyor, eski iş yapma şekillerini ortadan kaldıran yeni teknolojiler ortaya çıkıyor. Artan küreselleşme, çok farklı değer ve beklentilere sahip yeni nesillerin iş gücüne katılmasıyla birlikte iş hayatında liderlik kavramı kökten değişmeye başlıyor.
KOLEKTİF LİDERLİK Endüstri 4.0’la birlikte geleneksel, statik, bireysel liderlikten kolektif liderliğe geçiş başladı ve önümüzdeki yıllarda hızla artacak. Uluslararası arenada başarılı olmak isteyen liderler kendilerini bu geleceğe hazırlamalılar. Dünyanın herhangi bir köşesinde Türkiye’de olduğu gibi rahatça çalışabilmeli ve bulunduğu yere uyum sağlamalılar. Zorlanmaya açık, kendi rahat bölgelerinin dışında güçlüklerle mücadele edebilmeliler. Birbiriyle uyum içinde çalışan ve açık kartlarla oynayan, hızlı, esnek, dinamik bir ekip bana göre başarının olmazsa olmazıdır.
GLOBAL BAŞARI İÇİN Güçlü iş becerileri… Küresel bir kafa yapısı… Ve farklılığı kontrol edebilme yeteneği… Bence uluslararası arenada başarılı olabilmek için bir liderin sahip olması gereken özellikler bunlar. Türkiye’de güçlü, girişimci, dijital akıllı ve inovatif yeni bir nesil yetişiyor. Küresel ekonomide artan dalgalanmalar ve belirsizlik ortamı, hızlı değişim koşullarında başarılı olmuş Türk yöneticilere talebi artıracak. Gelecekte Türk yönetici ve liderleri uluslararası arenada daha fazla göreceğimize gönülden inanıyorum.



CEM BOYNER / BOYNER GRUP CEO’SU
“BÜYÜK VERİ VE YAPAY ZEKAYI KULLANARAK DEĞER KATMALIYIZ”

GELECEĞE HAZIRLANIYORUZ
Perakendedeki en önemli dönüşüm internetle geldi. Artık rekabet müşterinin istediği malı tam onun istediği zamanda, onun istediği şartla baş döndürücü bir hizmetle verebilmekten geçiyor. Mobil de bunun vazgeçilmez bir parçası. “Müşteri ne istiyor”u takip ederek hızla mobil çözümler üretiyoruz. Bir yandan da büyük veri ve yapay zeka gibi yeni teknoloji ve kavramlarla işimizi geleceğe, 5-10 yıl içinde gerçekleşecek daha da büyük değişikliklere hazırlıyoruz.
MOBİLİTE VE ‘VİGİLANTE’ ÇAĞI Müşterimiz online, offline değil all-line, yani 360 derece servis istiyor. Vigilante yani kendi kurallarını kendi koyan, hakkını kendi belirlediği yol ve yöntemlerle alan müşteri dönemindeyiz. Herkes istediği her yere ve herkese 7/24 ulaşabiliyor. ‘Biz mağazaya malı koyarız, müşteri gelir, bulursa alır dönemi’ çoktan kapandı. Perakende artık teknolojik bir iş oldu. Bizim mağaza açma hızımız 3 yıl öncesine göre 3’te 1’e indi. Ama 3 yıl öncesine göre daha büyük mağazalar açıyoruz. Çünkü müşteri mağazaya deneyim için gidiyor.
MÜŞTERİ İLİŞKİSİ FIRSATLARI Mobil, kişiselleştirme ve yapay zeka teknolojileri işimizi kökten değiştirmeye başladı. Müşterinin ilgisini çekebilmek, karar anında yanında olabilmek her zamankinden önemli. Amaç müşteriyi mutlu edebilmek, aradığını bulmasına imkan vermek. Boyner Grup’ta yaklaşık 60 yıldır müşteri ilişkilerimizi ilmek ilmek işliyoruz. Hopi, bu inanılmaz kıymetli müşteri ilişkilerini hem müşteriler hem markalar için kazanç ve fırsata dönüştürmek ve anlamlandırmak için kuruldu. Hedefimiz tüm perakendeyi “dönüştürmek” ve geleceğin alışveriş deneyimini Türkiye’ye dünyadan önce yaşatmak.



BÜLENT ECZACIBAŞI / ECZACIBAŞI HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SORUNUNA ÇÖZÜM BULMALIYIZ

13 NUMARALI HEDEF KRİTİK
Geçtiğimiz günlerde, iklim değişikliğiyle mücadele için mevcut teknolojik olanaklar değerlendirildiğinde, çözüm üretebilmek için önümüzde 12 yıllık bir pencere bulunduğunu öğrendik. Sürdürülebilir kalkınma hedefleri arasında iklim değişikliğini önleme 13 numaralı hedef… Diğer hedeflerden önemli bir farkı var. Diğer hedeflere ulaşamazsak başarısız oluruz. Ama bu hedefleri gecikerek yakalama umudumuzu sürdürebiliriz. Aynı durum iklim değişikliği için geçerli değil.
ÇÖZÜM TEKNOLOJİDE İlerleyen teknolojinin, sorunları çözme ve riskleri bertaraf etme kapasitemizi giderek daha da artırmasını umuyorum. Geleceğimiz, elimizdeki teknolojik olanakları zamanında ve etkin şekilde kullanabilmemize bağlı olacak. Çevre ve sürdürülebilirlik teması altında çok hızlı büyüyen bir ekonomi var. Dünyanın en büyük 20 ekonomisi içinde olan Türkiye, çevre teknolojileri konusunda neden adından söz ettiren, rekabetçi bir ülke olmasın?
TÜRK ŞİRKETLERİ ÖNE ÇIKABİLİR Kamu otoritesiyle iş birliği içinde, bu teknolojilerin Türkiye’de geliştirilmesini ve Türk şirketlerinin bu anlamda öne çıkmasını sağlayabiliriz. Böylece hem iyi, rekabetçi örnekler oluşur hem ardından zincirleme bir yatırım dalgası getirebilir hem de yeni iş alanları açılabilir.



BEGÜM DOĞAN FARALYALI DOĞAN HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI
KAPSAYICI YENİ BİR DÜZEN KURMAK ZORUNDAYIZ

DÖNÜM NOKTASINDAYIZ 
Doğan Holding olarak hayata geçirdiğimiz Ortak Değerler Hareketi’nin misyonu, değerleri yaşamın merkezine koymak. Toplumdaki iyi niyet ve güven ortamını artırmak, değer bazlı ve ortak bir Türkiye hayalinin dillenmesine katkıda bulunmak istiyoruz. Pragmatizmin ve kısa dönemli kârın her türlü değerin önüne geçtiği, liderlerin karar mekanizmalarında değerlerin yer bulmadığı bir iş dünyası, dünyada eşitsizliğin artmasının, kaynakların tükenmesinin, başka bir deyişle krizde bir dünyanın sebebi.
SOSYAL FAYDA SUNUN Kapsayıcı yeni bir düzen kurmak zorundayız. Birleşmiş Milletler’in 2015’te ilan ettiği, Türkiye’nin de altına imza attığı ‘Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’, bu yolda kılavuzluk ediyor. Hikayesinde fayda taşımayan markalar, şirketler kaybetmeye mahkum olacaklar. Birçok lider ve şirket sürdürülebilirlik hedeflerini zaman zaman bir kurumsal sosyal sorumluluk olarak değerlendiriyor veya maliyet olarak algılıyor. Oysa 2 yıl önce Davos’ta kurulan ve üyesi olduğum İş ve Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu çok farklı bir noktayı daha ortaya koydu: Sürdürülebilir iş modelleri, 2030’a kadar 380 milyon istihdam ve 12 trilyon dolar değerinde ekonomik fırsat yaratabilir.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz