Ah nerede o eski bayramlar

Her ne kadar bugün geçmiş bayramları nostaljik bir duyguyla özlesek de pek çok iş insanı bayram geleneklerini yaşatmaya devam ediyor...

15 EKİM, 20190
Paylaş Tweet Paylaş
Ah nerede o eski bayramlar

Günler öncesinden başlayan hazırlıklar, bayramlık seçme telaşı, toplanacak şekerlerin ve harçlıkların hayali her ne kadar çocukluğa ait gibi gelse de bugün de bu heyecanları yaşayan ve yaşatan pek çok iş insanı var. Watsons Türkiye Genel Müdürü Mete Yurddaş, büyüklerin ‘Nerede o eski bayramlar’ sözüyle ne demek istediğini yıllar geçtikçe daha iyi anladığını söylüyor. Eskiden bayramların tüm ailelerin bir araya geldiği zamanlar olduğunu hatırlatan Yurddaş, “Günümüzde modern hayatın yoğun çalışma temposu ve geniş ailelerin yavaş yavaş yerini çekirdek ailelere bırakmaya başlamasıyla birlikte bayramlar artık tatil fırsatı olarak görülüyor” diyor. Novo Nordisk CEO’su Dr. Burak Cem ise şöyle konuşuyor: “Bayram sabahı bayramlıklarımızı giyer, kalkar kalkmaz anne ve babamızın elini öper, harçlıklarımızı alırdık. Mahalleden arkadaşlarla buluşup kapı kapı gezer, el öpüp şeker toplardık. Para veren olursa hemen tüm çocuklar birbirini haberdar eder herkes o eve giderdi. 4-5 yaşlarımdayken bir bayram o kadar çok şeker ve çikolata toplamıştık ki o bayram yediğim şekerler nedeniyle geçirdiğim mide fesatı yüzünden hala bayramlarda çok şeker yiyemem. Öyle ya da böyle bayramlar eskiden çok daha güzeldi.” Geçmişte daha güzel, daha masum yaşanan bayramlara rağmen bugün de bayramları bayram gibi yaşayan pek çok iş insanı var. CEO Life, iş dünyasının önemli temsilcileriyle iki bayram arasında çıkan dergimiz için iş insanlarının unutamadığı bayram ritüellerini araştırdı. 

BAYRAMI BAYRAM GİBİ YAŞAYANLAR

Bayramı bir tatil fırsatı gibi görenlerin yanı sıra küçükken nasılsa öyle kutlayanlar da var. TAİ Genel Müdürü Temel Kotil de bu iş insanlarından biri. Tüm bayram geleneklerini bugün de aynen koruduklarını ve bayramı bayram gibi yaşadıklarını söylüyor. Aslen Rizeli olduğunu belirten Kotil, babasının vefatından sonra Rize’de kimselerinin kalmadığını, annesinin de İstanbul’da yaşadığını belirtiyor ve ekliyor: “Dolayısıyla bayramı her zaman İstanbul’da ailecek geçiriyoruz. Ramazan Bayramı’nda da bütün aile hep beraberdik. Dört çocuğum, 3 torunum bir de eşim var. Kurban Bayramı’nda da ailecek bir araya geleceğiz. Bizim için bayramları kutlamada değişen hiçbir şey yok. Bayram kahvaltıları, büyükleri ve kabristanı ziyaretler, çocukların el öpüp harçlık alması, şekerler, tatlılar bizde tüm bayram gelenekleri aynen korunuyor.” Fuzul Grup Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Fuzul Ev Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Akbal da bayramları mutlaka aile büyükleriyle geçirdiklerini söylüyor. Bu aile geleneğinin hiç değişmediğini belirten Akbal, “40 yıldır değişmeyen bayram geleneğimiz baba evinde tüm ailenin bir araya geldiği sabah kahvaltılarıdır” diyor. Mutlaka tüm kardeşler ve çocuklar hep birlikte Hacı babalarının evinde toplandıklarını anlatan Akbal, bayram ritüellerini şöyle anlatıyor: “Her Ramazan sonrası bayram sabahında mutlaka iki kurban kesilir. Biri ihtiyaç sahiplerine dağıtılır diğeriyse diğer aile bireyleri arasında pay edilir. Sonrasında mutlaka aile büyükleri ziyaret edilir. Akşam tekrar tüm aile yemekte bir araya gelir, sohbetler edilir.” 

“İKİZLERİM EL ÖPMEYİ ÖĞRENDİ” 

Geleneklerine oldukça bağlı olan Toyota Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Ali Haydar Bozkurt, bayramlarda mutlaka aile büyüklerine zaman ayırdıklarını söylüyor. “Tatile gitmektense büyüklerimizle bayramlaşmayı tercih ediyoruz” diyen Bozkurt, dini bayramları nasıl geçirdiklerini şöyle anlatıyor: “Annem ve kız kardeşlerim Adana’da yaşıyor. Eşimin neredeyse bütün ailesi İstanbul’da. Bayramlar aile büyüklerini ziyaretle geçiyor. Özellikle eşim bayram geleneklerimiz konusunda çok hassas. Geçtiğimiz Ramazan Bayramı’nda çocuklarımıza el öpmeyi öğretiyordu. İkizlerim, ucunda şeker rüşvetiyle el öpmeyi, bayramlaşmayı anneleri sayesinde öğrendi. Kızım el öpmeyi çok sevmedi. Kişisel olarak birinin benim elimi öpmesini ben de pek sevmem. Sarılmayı, kucaklaşarak bayramlaşmayı tercih ederim. Onun için çok zorlamıyorum ama temel ritüelleri öğreniyorlar. Anneleri bu konulara çok dikkat ediyor ve onlara her ritüeli öğretiyor. Dört yaşındaki çocuklarım da Ramazan Bayramı’nda ilk sınavlarından üstün başarıyla geçti. Kurban Bayramı’nda da ailecek bir arada olacağız. Bayramları sabırsızlıkla bekliyoruz.” 

BAYRAM SOFRALARI

Bayram sofrası denince akla önce bayram kahvaltıları geliyor. Açılan börekler, baklavalar, sarılan dolmalar. Sodexo Türkiye CEO’su Ahmet Zeytinoğlu için bayram sofralarının yeri ayrı. Zeytinoğlu, “Çocukluğum Antalya’da geçti. Mahalle ve komşu kültürüyle büyüdüm. O zaman da bayram kahvaltıları ve sofraları çok önemliydi bugün de öyle. Şu anki bayramları da aile büyüklerimizle geçiriyoruz. Bayram kahvaltımızı hep aile büyüklerimizle birlikte ediyoruz. Hediyelerimizi ve el öpme törenlerimizi atlamıyoruz” diyor. Muratbey Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Erol için de bayram kahvaltıları en büyük ritüel. Erol, şöyle anlatıyor: “Bayramlarda bizim için bir aile geleneği olan kalabalık kahvaltı sofralarında bir araya gelmek her zaman vazgeçilmezimiz oldu. Damaklarımızda şölene dönüşen lezzetli bayram sofralarını çocukluğumuzda rahmetli annemiz hazırlardı. Her zamankinden farklı bayram sofralarının baş tacı çeşit çeşit geleneksel peynirlerimiz olurdu. Şimdi de bu geleneğimiz sürüyor.” GF Hakan Plastik Türkiye ve Orta Doğu Başkanı Batuhan Besler de bayram sofralarını unutamıyor. Besler, “En güzel hatıralarım, her bayramda yeni kıyafetler alınması ve tabii ki büyüklerin elini öptüğümüzde bizlere verilen bayram paralarıydı. Bütün ailenin bir arada olması, büyük sofralar ve muhabbetler de her zaman ayrı bir keyif olmuştur” diyor. 

HEM ZİYARET HEM TATİL

Troy Kıymetli Maden Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ercan Bütün, Erzincanlı gelenekçi bir aile olduklarını söylüyor ve bundan dolayı “Bayramlarımızı büyüklerimizi ziyaret ederek geçiriyoruz” diyor. Bütün, kalan zamanlardaysa ailecek tatil yaptıklarını belirtiyor ve Ramazan Bayramı’nda yaptıkları Balkan turunu şöyle anlatıyor: “Otomobille iki aile Yunanistan, Makedonya ve Bulgaristan turu yaptık. İki çocuğum var. Biri 19 yaşında üniversitede diğeriyse 8 yaşında ilkokula gidiyor. Kurban Bayramı için henüz bir planımız yok ama ilk günü yine aileyle geçireceğiz. Kurban Bayramı tatil için yine bir fırsat olacak.” İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, eski bayramları unutamayanlardan. En çok da terzilere diktirilen bayramlıklarını unutamıyor. Pelister, 2019 bayramlarınıysa şöyle anlatıyor: “Şu anda bayramlarda mümkünse ilk günü İstanbul’da olup aile büyüklerimizin elini öper bayramlaşırız. Yoğun iş hayatından kopup dinlenmek için bayramın ikinci günü veya sonrasında tatile gitmeye çalışıyoruz. Bayram namazları ve aile içi bayramlaşma gibi gelenekleri devam ettiriyoruz.” IBS Genel Müdürü Murat Çiftçi, bayramların tatil olarak görülmesinden dolayı mutsuz. Çiftçi, “Bu dönemleri hala büyük aile fertleriyle beraber geçirmeye özen gösteriyorum. Beş yaşında bir kızım var ve ona bu dönemlerin bir tatilden çok ne manaya geldiğini olabildiğince aktarmaya çalışıyorum. Bu geleneklerin jenerasyondan jenerasyona aktarılması gerektiğini düşünüyorum” diyor. 

TEMAYÜLLER DEĞİŞTİ

Çemaş Döküm Genel Müdürü Kaan Özkan, bayramlarda temayüllerin değiştiğine dikkat çekiyor. Herkesin bayramı tatil olarak görmeye başladığını söyleyen Özkan, “Bayramlarda biz de tatile çıkıyoruz. Fırsat olursa annem ve babamı ziyaret ediyorum” diyor. Özkan, 3 yıldır Mersin’de yaşayan anne ve babasını ziyarete gidemediğini ama geçen Ramazan Bayramı’nda bu fırsatı bulduğunu belirtiyor. Özkan, şöyle anlatıyor: “Bayramı akrabalarla kutladık. Bayram sabahı kahvaltısı bizim ailenin de en önemli bayram geleneği. Bayramlar akrabalarla görüşmek için en güzel fırsat.” Servcorp Türkiye Direktörü Damla Özgönül de Özkan’la aynı fikirde. Özgönül, “Şu anda bayramlar sadece tatil olarak değerlendiriliyor. Aile büyüklerinin çoğu hayata veda edince, bayramların tadı da azalmaya başladı. Eli öpülecek bir dedeniz yoksa zaten yarım kalmışsınızdır. Bir süredir bayramlarda ben de İstanbul’dan uzaklaşıp biraz doğal hayata kaçıyorum” diyor. Özgönül, devam ettirdiği tek geleneğin bayramda kabir ziyareti ve ev baklavası olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor: “Kendim yapamasam da her yıl aynı yerden ev baklavası yaptırıp, keyifle yiyor, ikram ediyorum. 5 yaşında bir kız annesiyim ve keşke kızım da benim gibi bayramlar yaşayabilse diye düşünmeden edemiyorum. Tatil de olsa erkenden kalkıp, yeni aldığımız kıyafetleri giydirip önce anneannesinin, sonra kendi elimi öptürüyorum. Şeker ve minik bir harçlık da sürpriz oluyor, hemen kumbaraya atıyoruz.” 

BAYRAMDA YURT DIŞI

Kimi iş insanları ise tüm ailesiyle birlikte tatile giderek hem bayramı aileyle geçiriyor hem de dinlenme şansı yakalıyor. Sarkuysan Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Çaycı, Ramazan Bayramı’nda 10 kişi, geniş aile olarak Mısır’da Sharm el Sheikh’de tatile gittiklerini söylüyor. Mısır’da geçirdikleri bayramı ve Kurban Bayramı planlarını şöyle anlatıyor: “İki oğlum, bir kızım, dört torunum var. Hep beraber Mısır’a gittik. Ailece sabah kahvaltısında toplandık, bayramlaştık. Bizde 3 yaşından itibaren çocuklara el öptürürüz. Kilisliyim bizde gelenek böyledir. Bayramları geleneklerimize göre yaşamazsak yeni kuşaklara gelenekleri aktarmazsak kendimi kötü hissederim. Bayramda birinci ve ikinci günleri mutlaka aile büyükleri ziyaretiyle geçiririz. Benden büyük bir tek ablam kaldı. Ablamı da mutlaka ziyaret eder, elini öperim. Torunlarımın bayram harçlığı zarfları hazırdır. Kapı çalan çocuklar için de bozuk para hazırlarım, onlara da harçlıklarını veririm. Kurban Bayramı’nda yine hep beraber Bodrum’daki yazlığımızda olacağız. Orada bayramlaşacağız.” Europcar Genel Müdürü Fırat Fidan ise bayramları daha çok yurt dışında geçirdiğini söylüyor ve şöyle anlatıyor: “Bayram tatilleri 9 güne kadar çıkabildiğinden, yoğun çalışan ve dört duvar plazalarda, ofislerde çalışanlar için uzun seyahatler mantıklı oluyor. Ben de genelde birkaç gün evde dinlenip kalan günlerimde yurt dışı ve uzak mesafeli tatilleri seçiyorum. Bayramlar eskiden başka güzeldi şimdi başka güzel. Bir kızım var. Henüz 6,5 yaşında fakat şimdiden bayram bilinci oluşsun diye bayramlarda ona istediği bir şeyi alıp bu günlerin kültürümüzde önemli bir yere sahip olduğunu anlatıyorum.” 

İLK GÜN ZİYARET SONRA TATİL

Pierre Fabre İlaç Türkiye Genel Müdürü Dr. Hande Demirdere, Sandoz Türkiye Başkanı ve Novartis Grup Türkiye Başkanı Altan Demirdere ile evli. CEOLife için bayramlar hakkındaki görüşlerini aldığımız çift, eski bayramları büyük bir özlemle hatırlıyor. Hande Demirdere, “Çocukluğumda bayram coşkusunu çok derinden yaşardık” diyor. Bayramlık alışverişi, şeker ve harçlık toplamanın çocukluğunun en güzel bayram hatıraları olduğunu söylüyor. “Arife günü yapılan ama bayramdan önce yenmeyecek olan tatlıların kokusu hala burnumda... Ve bayram sabahı geldiğinde bu heyecanla uyanıp bayramlıkları giydikten sonra aile büyüklerimizi ziyaret etmemiz, birbirinden lezzetli ikramları yememiz, utanarak ama heyecanla aldığımız bayram harçlıkları ve en son tüm çocukların bir araya gelip aldığı harçlıkları ve şekerleri karşılaştırması aklımda keyifle hatırladığım bayram anıları” diye anlatıyor. Demirdere, bugünlerdeyse çok yoğun iş tempolarından dolayı bayramları artık tatil fırsatı olarak gördüklerini söylüyor. Bayramları nasıl geçirdiklerini şöyle anlatıyor: “Bayramın ilk gününü ailelerimizle geçirip bayramlarını kutladıktan sonra tatile çıkıyoruz. Geleneklerin hepsini sürdüremesek de evde mutlaka bir bayram hazırlığı yapıyoruz. Bayram sabahı mutlaka yeni alınmış bir kıyafet giyiyorum. Kızımızın ilk çocukluk yıllarında, yaklaşık 6 yıl boyunca Rusya’da yaşarken, milli ve resmi bayramlarda genelde çalışırdık. Ama yine de bayram sevincini, özellikle de çocuklarımıza yaşatabilmek adına, özenle giyinip aynı sitede yaşadığımız Türk aileleri ile bir araya geliyor, eski bayramları yad ediyorduk. Bu ritüelleri kızımızın da küçük yaşında öğrenmiş olmasından mutluyum.” 

UNUTULMAYAN ANILAR

Herkesin mutlaka unutamadığı bir bayram anısı var. Abdi İbrahim Otsuka Genel Müdürü Elif Elkin, bu anısını şöyle hatırlıyor: “Sanırım 7-8 yaşlarındaydım. Bir Ramazan Bayramı yine anneannemlerdeyiz, şeker ve kolonya görevi bende... Her gelene ikramda bulunurken kendim de bir şeker alıyordum, biraz abartmışım. Akşama kramplar, ağrılar başlayınca hastaneye gitmek zorunda kaldık, sabaha kadar kıvrandığımı ve kendi kendime bu kadar şekeri bir daha asla yememe sözü verdiğimi hatırlıyorum.” SEM Genel Müdürü ve Başkan Yardımcısı İhsan Solak ise “Bir defasında Ankara’da, anneannemlerde toplanmıştık. Biz kuzenler lunaparka gitmek istedik. Çılgınca bir ısrarla bu isteğimizi tekrarlayıp duruyorduk. Tabii büyüklerden hiç kimse o sorumluluğu almak istemedi. Bize de çeşitli oyuncaklarla kendi parkımızı üretmek düştü. Bahçeye çıktık, öyle güzel oyuncaklar yaptık ki ağaç dallarından, artık gazete kağıtlarından ve çeşitli eşyalardan, hala aklımdadır her biri” diyor. Vertiv Türkiye ve Orta Asya Ülke Müdürü Zekai Güler, bir bayramda çok istediği halde ona alınmayan plastik güneş gözlüğünü unutamıyor. Merlin Entertainments Genel Müdürü Sarper Hilmi Suner ise çocukluğunda bir bayramda toplamış olduğu bayram harçlıklarının bir kısmıyla çikolata alıp cebine koyunca eve varmadan kare çikolatanın sıcaktan hamura dönmüş paketinden akıp yenmeyecek duruma gelmesini ve bayramlık pantolonu çikolataya boğduğu için işittiği azarı unutamıyor. Teksan Jeneratör Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Ebru Ata Tuncer ise çocukluğundaki bayramları mekanlarla hatırlıyor ve “Televizyonunu hiç açmayan ve her dokunduğumuzda bize kızan teyzenin evi… İki katlı ahşap evi olan teyze, bahçesinde su tulumbası olan ninemiz, bir sürü oyuncakları olan çocukların evi, evinde dondurulmuş kuşu olan amcamızın evi. Hafızamda bunlar çok canlı” diyor.


İHSAN KARAGÖZ MONDELEZ INTERNATIONAL TÜRKİYE GM
“BAYRAM COŞKUSUNU ŞEKER TEZGAHINDA YAŞIYORUM”

TEPSİ TEPSİ BÖREK-BAKLAVA
Çocukluğum Bakırköy’de geçti. Orada yaşadığım bayramları unutmam mümkün değil. Bayramlar, çocukluğumuzda uzun zamandır görmediğimiz arkadaşlarımızla, uzakta oturan akrabalarımızı, aile dostlarımızı görmek için heyecanla beklediğimiz günlerdi. Annem de bu büyük güne titizlikle hazırlık yapardı. Misafirler için tepsi tepsi tatlılar ve börekler hazırlardı.
FATMA TEYZE’YE KOŞARDIK Bayramın ilk günü ev ahalisinin bayramlaşması renkli bir töreni andırırdı. Evdeki bayramlaşmadan sonra benden 9 yaş büyük ağabeyimle birlikte komşularımızın kapısını çalar, onların da bayramını kutlardık. Tabii ben de biriktirdiğim şeker ve harçlıklarımla çok mutlu olurdum. Bayramlarda en çok alt komşumuz Fatma Teyze’yi ziyaret etmek isterdik. Fatma Teyze kendi torunlarına vermek için hazırladığı içi bozuk para, renkli şeker ve minik oyuncakla dolu mendillerden bizim için de hazırlardı. Biz de merak içinde ilk olarak onu ziyaret ederdik.



MEHMET T. NANE PEGASUS HAVA YOLLARI GENEL MÜDÜRÜ
“BAYRAMI BAYRAM GİBİ YAŞAMAK LAZIM”

MERSİN’DEKİ BAYRAMLARIMIZ 
Mersin, çocukluk yıllarını geçirmek için çok güzel bir şehirdir. Bayram kutlamalarımız heyecanlı ve coşkulu geçerdi. Bir ritüelimiz vardı. Bayram sabahı babamla birlikte namaza gider, çıkışta kabristana uğrar, aile büyüklerimizi yad eder, eve dönerdik. Akabinde tertemiz kıyafetlerimizi giyer, ilk önce evde annem, babam ve kardeşler olarak bayramlaşırdık. Daha sonra halama kahvaltıya giderdik. Sonrasında ise en yaşlısından başlayarak akrabalarımıza ziyarete başlardık.
BABAMIN RİTÜELLERİ Bayram benim için hala önemli. Bayramları bayram gibi yaşamak hoşuma gidiyor. Çocuklarımı da böyle yetiştirdim. Bayrama sadece tatil gözüyle bakanlardan değilim. Halen kendi ailemle birlikte babamdan öğrendiğim ritüeli uygulamaya çalışıyorum. Çocuklarım, bizim bayramlara bakış açımızı görerek büyüdü. Özel bir şey yapmadık, onlarla birlikte bayramın heyecanını, coşkusunu yaşadık. Bu en güzel öğreti.



ÖZLEM DAĞ / BAHÇEŞEHİR KOLEJİ GM
“BAYRAM HAZİNELERİMİZİ UNUTAMIYORUM”

DOLAPTA SAKLANAN ŞEKERLER
Çocukluğumun bayramlarını düşündüğümde anneannemin evinde toplandığımız bayramlar aklıma geliyor. Anneannem şeker ve çikolataları kitaplığın altındaki bir dolapta saklardı. Her bayram aynı yerde sakladığı için kuzenlerimle bu büyük hazineyi bulmamız zor olmazdı. Büyüklere görünmeden dolabı açar ve biri bizi yakalayana kadar yiyebildiğimiz kadar şeker ve çikolata yerdik.
ANTALYA’DA AİLECEK BİRLİKTEYİZ Bayramlarımızı ailece Antalya’da geçiriyoruz. Aile büyüklerimizle bir araya geldikten, bayram kutlamamızı yaptıktan sonra Antalya’daki evimizin bahçesinde olmak, bahçeyle ilgilenmek beni dinlendiriyor. Bizim için bayram, ailece bir arada olmak, belki uzun zamandır görüşülememiş aile üyelerimizle görüşmek, ailenin yaşıt çocuklarının birlikte vakit geçirmesi demek. Tüm aile üyelerimizle bayram kahvaltısı etmekten zevk alıyoruz.



CANAN ÖZSOY / GE TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ
“EN AZ BİR DİNİ BAYRAMI AİLEYLE GEÇİRİYORUZ”

BAYRAM MENÜSÜNDE KUZU VAR
Ramazan Bayramı’nı İstanbul’da evde ailecek geçirdik. Annem, eşim, oğlum, gelinim ve gelinimin ailesiyle beraberdik. Bayramın birinci günü bizim evdeydik. Bayram yemeğini beraber yedik. Her bayram aynı yemekleri pişirmek bizim için bir bayram ritüeli. Fırında kuzu ve iç pilav yapıyorum. Ayrıca annem ve gelinim de kendi pişirdikleri yemekleri ikram ediyorlar.
LİKÖR VE ÇİKOLATA RİTÜELİ Biz de bayramda seyahat etmek istiyoruz ama en azından dini bayramlarımızdan birini mutlaka ailecek geçirmeyi tercih ediyoruz. Evimize bayramlaşmaya gelen konuklarımıza mutlaka likör ve çikolata ikram ediyoruz. Likör ve çikolata çocukluğumuzda ailemizin bayram ritüellerinden biriydi. Bu geleneği sürdürmeye gayret ediyoruz. İki yaşındaki torunuma da bu yıl el öpmeyi öğrettik. Bayram hediyesi ve bayram harçlığı da veriyoruz. Kurban Bayramı için de bir bayram kahvaltısı yapmayı planlıyoruz.



İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.