Ailece Doğaya Düşkünüz

Deneyimli bir safari tutkunu olan Nafiz Karadere’yle safari turlarının inceliklerini ve bu konudaki önerilerini konuştuk.

28 TEMMUZ, 20170
Paylaş Tweet Paylaş
Ailece Doğaya Düşkünüz

Talat Yeşiloğlu

tyesiloglu@ekonomist.com.tr

Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı NAFİZ KARADERE , tam anlamıyla bir safari tutkunu… Safari turlarına ilk kez 13 yıl önce başlayan finans dünyasının deneyimli ismi, bu turları ailesiyle birlikte yaptığını söylüyor. Ailecek doğaya çok düşkün olduklarını vurguluyor. Doğayla her zaman iç içe bir hayatı olduğunu belirten Karadere, “Beni safariye gitme konusunda ateşleyen de doğal yaşamı doğal ortamında görme dürtüsü oldu” diye konuşuyor.

Tekne sahibi olmak, Türk iş dünyasında son dönemin yükselen trendlerinden biri. Nitekim Türkiye’de tekne sahibi patron ve yönetici nüfusu sürekli artıyor. Bunun yanında adrenalin yüksekliğini işaret eden tatil turları da gittikçe taraftar buluyor. Safari bunlardan biri. Garanti Bankası’nın genel müdür yardımcısı Nafiz Karadere, deniz ve doğayı müthiş buluşturmuş bir yönetici. 6 yaşından beri denizin içinde… Bu nedenle deniz tutkusu ruhuna, genlerine işlemiş. Ama, 13 yıl önce başladığı safari turlarını da ihmal etmiyor. Son gidişi haziran ayındaydı. Üstelik eşi Gülseli, çocukları Deniz ve Ege ile birlikte…

Deneyimli bir safari tutkunu olan Karadere’yle safari turlarının inceliklerini ve bu konudaki önerilerini konuştuk. 

  • Safari merakınız ilk olarak ne zaman başladı? 

12-13 yıl önce eşimle birlikte Güney Afrika Cumhuriyeti’nin yukarısında ve Mozambik sınırına yakın bir bölgede yer alan Kruger National Park’ın üst noktalarında bir kampa gittim ve safariye ilk o kampta başladım. Biz ailecek doğaya çok düşkünüz. Benim Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nda (WWF) yönetim kurulu üyeliğim var, başkan yardımcısıyım ve etkinliklerde sıklıkla yer alıyorum. Bu açıdan doğayla hep iç içeyim. Beni safariye gitme konusunda ateşleyen de doğal yaşamı doğal ortamında görme dürtüsü oldu.

  • Daha sonra bu seyahatleriniz hangi sıklıkla devam etti? 

İlk gidişimin ardından ikinci olarak, sekiz yıl önce 50’nci yaşımı kutlamak için ailemle ve yakın arkadaşlarımla bir seyahate çıktık ve Sir Richard Branson’ın Güney Afrika Cumhuriyeti’nde yer alan ve “Private Game Reserve” olarak adlandırılan safari kampına gittik. En son da bu yıl Kenya’da safari deneyimi yaşadım. Bu seyahatime çocuklarımı da götürdüm. Güney Afrika Cumhuriyeti yerine Kenya’yı tercih etmem ise yazın Güney Afrika kamplarında bölge iklimi çok sıcak olduğundan çok hayvan bulunmamasından kaynaklandı. Temmuz, ağustos ve eylül aylarında safari için Tanzanya ve Kenya’nın ılık iklimi ve hayvanların göç zamanı nedeniyle en ideal bölgeler olduğunu söyleyebilirim. Her üç gidişimde de kamplarda 4-5 gün kaldım ve mutlaka günde iki kez safariye çıktım. 

  • Unutamadığınız anılarınız var mı?

Bu geziler sonucunda oldukça fazla anım birikti. Her seyahat farklı bir tecrübe benim için. İkinci gidişimizde ağaç tepesinde bir evde konaklamıştık. Beş yıldızlı otel lüksüne sahip bir evdi. Kamptaki ilk gecemizde büyük bir gürültüyle uyandık ve kaldığımız ev şiddetle sallanmaya başladı. Görevlileri çağırdık ve duyduğumuz gürültünün babunların çiftleşmesi olduğunu öğrendik. Sabaha kadar da o ses bizi uyutmadı. Bu anımızı hiç unutmam.

  • Kamplardaki işleyişten bahsedebilir misiniz? 

Safari kampları, korumalı ve korumasız alan içinde yer alanlar olarak ayrışıyor. Ben gittiğim üç kampta da korumasız alanı tercih ettim. Bu tarz kamplarda riskler ve yapılması gerekenler önceden bildiriliyor. Safaride asla hayvanlara ve doğaya zarar verilmiyor. Genelde günde iki defa safariye çıkış oluyor. Bir tanesi şafak vakti, diğeri ise günbatımı saatleri. Bunun nedeni, hayvanların çok sıcak saatlerde hava koşullarından olumsuz etkilendikleri için ortalığa çıkmamaları. Ranger’lar (korucular) da bu durumu iyi bildiklerinden sizi direkt hayvanların olduğu yerlere götürüyor.

  • Dikkat edilmesi gereken noktalar neler?

Güney Afrika’daki her iki kampta da ranger’lara daha önce herhangi bir hayvanın saldırısına rastlayıp rastlamadıklarını sordum ve böyle bir durumunun hiç yaşanmadığı cevabını aldım. Görevliler, aslanların çok sık yer değiştirmediklerini söyledi. Bu nedenle de aracın kontağını hiç kapatmıyorlar ve aslanların bu sese aşina olmasını sağlıyorlar. Böylece aslanlar, aracı sadece çelik yığınından ibaret görüyor ve insanları direkt tehdit olarak algılamıyor. Bu nedenle ani ve heyecanlı hareketler yapmamak gerekiyor. Hayvanların alanına girmekten kaçınmak şart. Kamp görevlilerinin verdiği talimatlara uyulduğunda herhangi bir sıkıntı olmuyor. Ama dikkati de elden bırakmamak gerek.

  • Hayvanlara ne kadar yaklaşabiliyorsunuz?

Hangi hayvan daha tehlikeli? Hayvanların 3-4 metre kadar yakınına gidebiliyorsunuz. Aslan, leopar, gergedan, buffalo ve fil, Güney Afrika bölgesinin beş ana hayvanı olarak sıralanıyor. Ben safari esnasında en çok aslan ile karşılaştım. Gergedan oldukça tehlikeli bir hayvan ve onların en çok 20-25 69 CEOLIFEmetre yakınına yaklaşılıyor. Aynı şekilde fil de öyle. Fil sürüsünün önünden gidilemiyor, arkasından gidiliyor. Çünkü fil, koşarken duramayabilir ve ezilme tehlikesi belirebilir. En risklisinin çok hızlı koşabildiği için su aygırı olduğu, leoparın da fiziki olarak aslana göre daha küçük olsa da avına kaçış şansı tanımadığı için tehlike arz ettiğini de belirtebilirim. Görevliler bize aslanın karnını doyurmak için avlandığını ancak leoparın karnı tok da olsa saldırabileceğini söylemişti.

  • Safariden dönüşün nasıl bir etkisi oluyor? Doğal yaşamdan yeniden metropol yaşantısına geçmek nasıl bir his yaratıyor?

 Oradaki yaşamı görünce buradaki yaşamın nasıl bir kaos olduğunu insan daha iyi fark ediyor. Burada dert ettiğin meselelerin aslında dert edilmemesi gerektiğini fark ediyorsun. Kendini sorgulamanı sağlıyor böyle seyahatler. Biz sadece kamplarda zaman geçirmedik; her gidişimizde köylere gidip yerli bölge insanlarıyla da tanışma ve konuşma şansı yakaladık. O insanların doğal hayatlarına dokunduk ve en temel ihtiyaçlardan bile yoksun yaşadıklarına tanık olduk. Örneğin, köylerinetrafında çitler vardı. Bu çitler, hem insanları vahşi hayvanlardan korumak için hem vahşi hayvanları insanlardan korumak için inşa edilmiş. Çünkü insanların karnı aç ve ava çıkıyorlar. Şartlar gerçekten zorlayıcı ve şaşırtıcı.

  • Başka ilginç deneyimleriniz oldu mu? 

Kenya’da gittiğimiz ve insanların çadırlarda yaşam sürdüğü bir köyde, ‘çok kadınla evlilik’ yani ‘poligami’ vardı. Aynı erkek 5-6 ayrı çadırda yaşıyor ve her birinde farklı kadın ve çocuklar var. Biz bambaşka bir hayatın varlığıyla karşı karşıya kalırken, onların da başka bir hayatın varlığından haberdar olmadıkları gerçeğiyle yüzleştik. Yine bu tarz birçok farklı deneyim yaşadık. Mesela eşimin saçları uzundu. Ancak o köydeki tüm kadın ve çocukların saçları kazınmış ve kısacık. Gelip eşimin saçlarını okşadılar. Çocuklar gelip önümüzde eğildi, başlarını sevmemizi istediler. Çok samimi hareketlerdi ve bizi çok etkiledi. Gidildiğinde köyler mutlaka ziyaret edilmeli.

  • Peki hijyen risk olabiliyor mu? 

Evet, hijyen sorun olabiliyor. Örneğin, köy pazarından alışveriş yapmadan önce ellerimizi ağzımıza sürmememiz ve herhangi bir şey yemememiz konusunda uyarıldık. Köy pazarı hijyenik olmadığından arabada bizi dezenfekte ettiler. Ama kamplar tamamen hijyenik, hiçbir sorun olmuyor.


“BİR SONRAKİ PLANIM BOTSWANA”
 
Bundan sonraki planınız ne? Safari için nereye gideceksiniz? Önümüzdeki yıl yine ailem ve arkadaşlarımla bu kez Botswana’ya gitmek istiyorum. Botswana çok doğal ve nehir safarisi de var. Gittiğim ülkelerde bu olanak çok yoktu. Timsahları da gözlemlemek istiyorum. Hayvanlarla göz göze gelmek farklı bir durum. Seni tek bir pençede devirebilir, safari esnasında bu gücü fark ediyorsun. Deneyimlerimi artırmak istiyorum. Bu nedenle yine gideceğim.



“TEKNE AİLE HOBİMİZ”
 
DENİZLE BÜYÜDÜM
 Gözümü açtığım ilk günden beri denizle büyümüş bir insanım. Tekne aile hobimiz diyebilirim. Bu merak bana da babamdan geçti. Babam emekli olunca bir kamaralı tekne satın almıştı. Böyle bir babanın oğlu olduğum için onunla aynı yoldan gittim.
KENDİNE ÇEKİYOR 
Deniz insanı kendine çekiyor ve büyülüyor. Ben de bu nedenle denizde yaşayabilirim. Burada da farklı deneyimler yaşamayı seviyorum. Bora Bora’da da köpek balıklarıyla yüzmüştüm örneğin.
DOĞA BİR TUTKU 
Eşim ve çocuklarım da denizi çok seviyor, zaten iki çocuğum da yelken sporuyla ilgileniyor. Doğa benim için bir tutku halini aldı. Emekli olduğumda hem sosyal sorumluluk olarak doğaya daha fazla zaman ayıracağım hem de kendime doğada daha çok vakit yaratacağım.



SAFARİ İÇİN TAVSİYELER
 

EŞSİZ BİR DENEYİM Merak edenlere bu tecrübeyi mutlaka yaşamalarını ve gitmelerini öneriyorum. Safari İtalya’da Toscana vadisinde gezmek, Çin Seddi’ni görmek gibi bir şey değil. Gitmeyenlerin akıllarına getiremeyecekleri düzeyde eşsiz bir deneyim.
 FARKLILIK GÖZLENMELİ Bu doğal vahşi ortamın farklılığı gözlenmeli. Böylesi bir doğallık başka hiçbir yerde görülemez. Biz dişi aslanların buffaloyu nasıl avladığını, yemek konusunda dişi ve erkeklerin nasıl rollere sahip olduğunu başka hiçbir yerde öğrenme şansı yakalayamazdık.
YERİNDE YAŞAMAK ÖNEMLİ Erkek aslanın, avını yiyen dişilere gittikçe yaklaşan çakallara karşı şiddetle kükremesine, çakalların çil yavrusu gibi dağılmasına şahitlik ettik. Çakallar yeniden gelince erkek aslanın bu kez yerinden kalkarak çakal sürüsünü dağıtmasını izledik. Bunun gibi eşsiz bilgiler öğrenmek ancak giderek ve yerinde yaşayarak öğrenilir.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz