Basit şeylerin önemini anladım

Teknosa CEO’su Bülent Gürcan, pandemi döneminde iş dışı yaşamını nasıl geçirdiğini şöyle anlattı...

10.09.2020 15:19:000
Paylaş Tweet Paylaş
Basit şeylerin önemini anladım

Nil Dumansızoğlu

ndumansizoglu@capital.com.tr

TEKNOSA CEO’SU BÜLENT GÜRCAN, YOĞUNLUĞU SEVEN, BOŞ ZAMANLARINI MUTLAKA BİR MEŞGALEYLE DEĞERLENDİREN BİR YÖNETİCİ. PANDEMİ DÖNEMİNDE DE İŞ TEMPOSUNU HİÇ DÜŞÜRMEDEN ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRDÜ. BUNUNLA BİRLİKTE HAYATININ ÖNEMLİ BİR PARÇASI OLAN SPORU DA HİÇ AKSATMADI. YÜZME, BİSİKLET VE YÜRÜYÜŞ SPORLARINA ZAMAN AYIRDIĞINI ANLATAN GÜRCAN, EN ÇOK SEYAHAT ETMEYİ ÖZLÜYOR.

Pandemide ofisler eve taşınırken gündemi en yoğun olan sektörlerden biri perakendeydi. Mağazalar kapandı, fiziksel alışveriş durdu. Dijitalleşme, online satış gibi konular bu sektördeki yöneticilerin de gündemini yoğunlaştırdı. Teknosa CEO’su Bülent Gürcan da 6.30’da rapor okuyarak başlayıp akşama kadar süren online toplantılarla yoğun bir mesai içine girdi. Ama bu zaten onun rutini olduğu için yaşanan süreçte çok da zorluk yaşamadı. “Boş zaman sevmiyorum” diyen Gürcan, iş dışı yaşamında da oldukça aktif bir yönetici. Özellikle sporun hayatında çok önemli bir yeri var. Pandemi sürecinde de yüzme, bisiklet ve yürüyüş sporlarını hiç aksatmadığını anlatan yönetici, ara sıra mutfağa da girdiğini söylüyor. Gürcan’ın başka bir tutkusuysa seyahat… Pandemi sürecinde en çok seyahat etmeyi özlediğini belirtiyor ve şöyle konuşuyor: “Bu dönemde aslında hepimiz elimizdekilerin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha gördük. Arkadaşlarla toplanıp en azından bir kahve içmek bile ne kadar değerliymiş. Ailelerimizle iletişimin ne kadar kıymetli olduğunu anladım. Gündelik yaşamda basit gibi görünen şeylerin önemini öğrendiğimiz bir süreç oldu.” Teknosa CEO’su Bülent Gürcan, pandemi döneminde iş dışı yaşamını nasıl geçirdiğini şöyle anlattı: 

Pandemi sürecini nasıl geçiriyorsunuz?

Aralık ayında Çin’de ilk vakalar görülmeye başladığı zaman biz de Teknosa’da bunun ufak ufak alarm vermeye başladık. Henüz Türkiye’de vaka olmadığı için gündemimiz Çin’de üretimin durmasıydı. Ürünlerimizin büyük kısmı Çin’den geldiği için tedarik zincirinin yönetimi konusunda alacağımız önlemleri konuşuyorduk. Sonra pandemi tüm dünyaya yayılmaya başlayınca şirkette kriz komiteleri kurduk. Farklı senaryolar üzerine çalıştık. 11 Mart’ta ilk vaka çıktıktan sonra da bu çalışmaları hızlandırdık ve 22 Mart’ta mağazalarımızı kapattık. Aynı hafta merkez ofiste de uzaktan çalışma modeline geçtik. Mağazalarını ilk kapatan teknoloji perakende şirketi olduk. 21 Haziran’da mağazaların açılmasıyla birlikte merkez ofiste de yarı yarıya çalışma modeline geçtik. Tabii 68 şehirde faaliyet gösterdiğimiz için uzaktan çalışma modeline zaten yatkındık. Anadolu’da gezici ekiplerimiz uzaktan toplantılara katılıyordu. Bir yandan da Y kuşağının uzaktan çalışmaya ne kadar istekli olduğunu bildiğimiz için aslında 2 yılı aşkın süredir evden çalışma modellerini uyguluyorduk. Altyapı olarak çok hazırdık. 

Bu süreç sizin için nasıl geçti, nelerde zorlandınız?

Otuz yıldan fazladır iş hayatındayım, hiç bu kadar evde oturduğum bir dönem hatırlamıyorum. Tatillerim de genelde bir hafta sürer. Tatillerimi özellikle bayram dönemlerine denk getirmeye gayret gösteriyorum. Çünkü diğer türlü tam olarak dinlenilemiyor, ister istemez e-mail’lere bakıyorsunuz. Bu dönem benim için çok farklıydı. Açıkçası çok zorlandığımı söyleyemeyeceğim. Bir kez daha teknolojinin hayatımızda ne kadar önemli olduğunu anladık. Hem cihazlar hem altyapılar hayatımızı çok kolaylaştırdı. Geçmişte, yine böyle bağlantılı toplantılar yaptığımızda, toplantıya katılanların bir kısmı ofiste olup bir kısmı uzaktan bağlantılarla katılırdı. Orada fiziki olarak toplantıda olanların konuşma anlamında avantajı olurdu. Ama şimdi herkesin dijital ortamda bulunduğu ortamlarda toplantılar daha verimli oldu. Hiç bilmediğimiz, daha önce yaşamadığımız bir süreç bu ve çok bilinmezler içeriyor. Ama neyse ki kriz komitelerimiz çok farklı senaryolar getirdiği için her duruma hazırdık. 2018’de çoklu kanala ciddi yatırım yapmıştık, o yatırımlar sayesinde bu ortama hızlı uyum sağladık. Bir yandan tüm dünyanın derdinin ortak olması, benim de şirketin de yalnız olmadığı gerçeği bana iyi geldi. Her zaman Türkiye’deki iş insanları olarak krizlere çok alışık olduğumuzu söyleriz. Ama geçmiş krizlerde hep yalnız kalırdık. Bugün yaptığımız uluslararası toplantılarda hepimizin derdinin ortak olduğunu görüyoruz. Bu dönemde bizden önce pandemiye giren ülkelerden çok şey öğrendik. Türkiye’nin sürece daha geç girmesi avantajımız oldu. 

Günleriniz nasıl geçiyor? 

Boş zaman olunca kendimi kötü hissediyorum. O zamanı mutlaka doldurmam gerekiyor. Gençliğimden beri bir aile alışkanlığı olarak çok erken kalkarım. Yine bu dönemde de en geç 6.30’da yataktan kalkıyordum. Bunun günü uzattığını biliyorum. 6-6.30’da kalkıp önce günlük raporları okuyorum. Ondan sonra 8’de bir kriz komitemiz var, güne onlarla başladık. Akşama kadar da toplantılar sürdü. 

İş dışı yaşamınızı nasıl sürdürdünüz?

Doğrusu çok keyifliydi, ben memnun kaldım. Tabii kendi yaşamımda değişiklikler oldu. Evde temizlik, ev işleri gibi şeylere de destek olmam gerekti. Bunları zevkle yaptım, ev yaşamı bana iyi geldi. Tamir işlerinde iyiyim, onlara zaman ayırdım. Kitap okumak için çok zaman olmadı ancak COVID’le ilgili çok yazı okudum. Bundan sonra ne olacak, dünya, ekonomi, perakende nereye gidecek konularını yakından takip ettim. webinar’lara katıldım. 

Mutfağa girdiniz mi? 

Mutfak konusunda çok iyi olduğumu iddia edemeyeceğim. Eşime yardım etmek için ya da değişiklik olsun diye girdim ama geçen yıl yoğurt makinesi almıştım, çok fırsatım olmamıştı, bu dönemde evin yoğurdunu hep ben yaptım. Diğer taraftan tatlı çok seviyorum, bol bol muhallebi yaptım. Evdeki ritüelimizde pazar kahvaltılarını ben hazırlarım. Bu da devam etti. 

Spora zaman ayırabildiniz mi? 

Oturduğumuz sitenin havuzuna sabah erken kalkar kalkmaz, kimse yokken giriyorum. Sabah yüzerek güne başlıyorum. Akşamları bisiklete binemezsem yürüyüş yapıyorum. Yüzme, bisiklet ve yürüyüşle geçti. 

Bisiklette hangi rotaları kullandınız? Sokaklar da boştu…

Çiftehavuzlar’da oturuyoruz. Sahil yolu bu açıdan benim için büyük avantaj oluyor. Maltepe’deki sahil yolunda çok güzel bir veledrom var, orada biraz enerji sarf ediyorum. Onun dışında Beylerbeyi tarafına gidiyorum. Biri yol, biri dağ olmak üzere iki bisikletim var. Hız yapmak ve sessiz sakin gitmek istediğimde yol bisikletimi kullanıyorum. Ama daha engel aşmak istediğimde dağ bisikletimi kullanıyorum. 

Bundan sonrası nasıl olacak? Çalışma temponuz nasıl devam eder? 

Tempom hiç düşmedi, düşmüyor. Hafta sonlarında da boş zamanda bulduğumda onu hemen doldurur, kendime bir meşgale yaratırım. Artık seyahatler daha kısıtlı, tedbirler alınan bir dünyaya geçiyoruz. Bazı işlerimiz kolaylaşırken bazı işlerimiz zorlaşıyor. Örneğin Teknosa olarak dünyanın en büyük elektronik satın alma organizasyonu Euronics’in üyesiyiz. Ben de onun yönetim kurulundayım. Üç ayda bir Avrupa’nın bir kentinde yönetim kurulu toplantılarımız olurdu. Ben de çok keyif alırdım, seyahat etmeyi çok seviyorum. Şimdi bu toplantıları sanal ortamda yapmaya başladık, üç saatlik bir toplantı için tüm günüm gidiyordu, bu işimi kolaylaştırdı. Ama tabii çok sevdiğim seyahatlerin azalması da olumsuz tarafı. Bundan sonrası için de hepimiz bu dijital ortamların hayatımızda daha geniş yer tutacağının farkındayız ama bu yoğunluğun azalacağı anlamına gelmiyor.

Tatil düşünüyor musunuz? 

Tatil yapmak istiyorum, herkese de mutlaka tatil yapmasını tavsiye ediyorum. Bu dönem hepimiz için çok yorucu geçti. Ben de ailem ve kızımla tatil yapacağım. Niyetimiz, bu yıl da 1 hafta ağustos-eylül gibi tekne tatili yapmak. Yelkenli tercih ediyorum. Sessiz, doğal ortam çok iyi geliyor. Hepimiz iş hayatında ciddi kıyafetler içindeyiz. Tekne ortamının rahatlığını da çok seviyorum. Kaptan brövemi de aldım. Dört gözle bekliyorum. Selimiye bölgesi ve onun etrafında çok güzel rotalar, güzel koylar var. 

Bu süreç size ne öğretti? Nasıl dersler çıkardınız? 

Aslında hepimiz elimizdekilerin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha gördük. Öncelikle sağlığımızın ne kadar kıymetli olduğunu, huzurun önemini anladık. Arkadaşlarla toplanıp bir kahve içmek bile ne kadar değerliymiş. Ben her pazar annemi görmeye giderdim, onu da ziyaret edemedim. Ailelerimizle iletişimin ne kadar kıymetli olduğunu anladım. Gündelik yaşamda basit gibi görünen şeylerin önemini öğrendiğimiz bir süreç oldu.


“Rüzgar sesini ve özgürlük hissini seviyorum”

“TAKIM SPORU ÇOK ÖĞRETİCİ”
Spor uzun yıllardır hayatımın önemli bir parçası. 10 yaşından başlayarak üniversitenin son sınıfına kadar voleybol oynadım. Birinci ligde, Türkiye’yi yurt dışında temsil etme şansım oldu. İyi ki de yapmışım. Herkese, özellikle bir takım sporu yapmayı tavsiye ediyorum. Takım olmayı, başarıyı ve başarısızlığı birlikte üstlenmeyi, bazen takımın kurtarıcısı, bazen en kötüsü olmayı, hepsini yaşıyorsunuz. İş hayatı ve hayat da böyle bir şey. Her zaman yıldız olamazsınız, her zaman en kötü de değilsiniz.
“BİSİKLETİ HİÇ BIRAKMADIM” Ama artık topla ilgili spor yapmıyorum. Onun yerini bisiklet aldı. Son iki yıldır yazın dalış da yapıyorum. Geçen yıl yelkene başladım. Bu dönemde bisiklete binmeye devam ettim, bisiklet bana kendimi çok iyi hissettiriyor. Rüzgar sesini ve özgürlük hissini seviyorum. Akşamları ve sokağa çıkma yasağı olmayan hafta sonlarında çıktım. Şimdi aksatmadan haftada iki kez bisiklete biniyorum.



“Seyahat etmeyi özledim”

“ANADOLU’YU GEZİYORUM”
Birebir iletişim kurmaya çok önem veriyorum. Ben normalde cumartesi günlerimi mağaza gezmeye ayırırım. Satışa baktığım yıllarda çarşamba ve perşembe günleri tamamen habersiz, Anadolu’daki mağazaları gezerdim. Teknosa’nın bana bir katkısı da bu oldu, Anadolu’yu karış karış gezdim.
“UÇAĞA BİNMEYİ SEVİYORUM” Seyahat etmeyi çok özledim. Türkiye’yi, Avrupa’yı gezmek, farklı kültürleri tanımak en sevdiğim şeylerden biri. Uçağa binmeyi de ayrıca seviyorum. Bir süre daha bunu yapamayacak olmak üzücü. Tabii ki bunun dışında dostlarla boğaz kenarında bir restoranda sohbet etmeyi de özledim.



Gürcan’ın ilgisini çekenler

KİTAP
Bu dönemde okuyup çok etkilendiğim iki kitap oldu: Michael Mankins ve Eric Garton’ın Time, Talent, Energy: Overcome Organizational Drag adlı kitabı, hepimizin şirketlerde en çok eksikliğini hissettiği konuları içeriyordu. Nispeten kafamı dağıtmak için de Madeline Miller’ın Akhilleus’un Şarkısı adlı kitabını okudum.
DİZİ Bol bol dizi ve film izledim. Netflix, Blutv ve Apple TV kullanıyoruz. La Casa De Papel’in yeni sezonu tam da pandeminin başında çıktı, çok iyi geldi. Yeni çıkan dizilerden Into the Night’ı çok sevdim. Kadın pilotun inisiyatifi ele alması, her kafadan başka sesin çıktığı bir ortamı yönetmesi hoşuma gitti. Bütün dizi ve filmlerde, liderlik, ekip yönetimi, karar alma konuları dikkatimi çekiyor.
FİLM Parasite filmini izleme fırsatım olmamıştı, pandemide onu da izledim. Bunun dışında 3’üncü kez Run Lola Run’ı izledim. Filmde değişik zamanlarda, değişik seçimlerin ve kararların farklı sonuçlarını görmek benim çok hoşuma gidiyor. Yine tekrar izlediğim filmlerden biri de Slumdog Millionaire oldu. Filmde çocuk tüm soruları biliyor ve sunucu bundan şüpheleniyor. Ancak filmi izledikçe aslında soruların cevabının, çocuğun bütün hayatı boyunca karşılaştıkları olduğunu görüyoruz. İş hayatı da böyle bir şey, şu anda bir iş yapıyoruz ama o aslında bizim geçmişte karşılaştığımız olaylar, başarılar, başarısızlıkların bir sonucu.




İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz