En sevdiğim mutfak

Yılın ortalama 4'te 1'ini yurt dışında geçiren CEO'lar dünyanın pek çok mutfağını deneyimleme şansını da yakalıyor...

25.07.2017 12:17:000
Paylaş Tweet Paylaş
En sevdiğim mutfak

Özlem Aydın Ayvacı

oaydin@capital.com.tr

EO’lar işleri gereği dünyanın farklı bölgelerini en fazla ziyaret eden kişiler arasında yer alıyor. Bu vesileyle dünya mutfaklarını da deneyimleme şansına sahip oluyorlar. Gerek Türkiye’de gerekse yurt dışındaki seyahatlerinde söz konusu bölgelerin lezzetlerini keşfetmeye özel zaman ayıranların sayısı hiç de az değil. Her birinin favori mutfağı ise farklı. Uzak Doğu son dönemde CEO’lar arasında yıldızı yükselen mutfaklar arasında yer alıyor. Uzak Doğu mutfakları arasında suşi ve tempurasıyla en favori mutfak Japonlara ait. İtalyan ise hem Türk damak tadına olan benzerliği hem farklı çeşitleri bir arada sunması nedeniyle tercih ediliyor. Hemen hemen her CEO ise balık ve çeşitli deniz ürünleri ile otlardan yapılmış mezeleriyle Ege mutfağını baş tacı kabul ediyor. Türkiye’deki expat CEO’lar da Türk mutfağının tadına varmış durumda. Öyle ki Türkiye’nin farklı bölgelerine ait lezzetleri deneyimlemek için bayi toplantılarını önemli fırsatlar olarak görüyorlar. CEO Life, Türk iş dünyasının en sevdiği mutfakları CEO’larla birlikte en sevdikleri restoranlarda deneyimledi.

YERELDEN VAZGEÇMEYENLER

Fujitsu General Klima Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Toshiyasu Ohno, görevi dolayısıyla bulunduğu farklı ülkeler ve tattığı farklı mutfaklar olmasına rağmen Japon mutfağından vazgeçemiyor. Kendi de Japon olan Ohno, bulunduğu her ülkede genelde Japon restoranlarını tercih ediyor. Ohno, şöyle anlatıyor: “Milli mutfağımız olduğu için çocukluğumdan bu yana Japon mutfağına alışığım. En çok Japonya’da bu mutfağı tüketmeyi seviyorum ama 25 yıldır bulunduğum İstanbul’da da oldukça iyi Japon restoranları bulunuyor.” Ohno, İstanbul’da en sık Itsumi ve Miyako adlı Japon restoranlarını tercih ediyor. Nedenlerini şöyle anlatıyor: “Hem kullandıkları malzemeler hem şeflerinin yaratıcılıklarını çok beğeniyorum. Japon mutfağına özgü en özel yemek olan suşinin tüm çeşitleriyle bütün balık yumurtalarını severim. Mesela Tarako, Ikura, Natto favorilerim. Suşinin yanında özellikle Miso çorbasını da çok beğenirim. Bu tatları tüketmenin yanı sıra evde pişirmeyi de seviyorum. Her hafta eşimle birlikte mutlaka bir özel Japon yemeği pişiriyoruz.” Jolly Tur Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar, ailecek damak hazzına oldukça meraklı olduklarını söylüyor. Bu durumun aslında pek çok gezi sever için de böyle olduğunu ifade eden Vardar, kendi en sevdiği mutfak ve restoranları şöyle anlatıyor: “Farklı lezzetleri keşfetmeye son derece meraklıyız. Gerek Türkiye’de gerekse yurt dışındaki seyahatlerimizde mutlaka söz konusu bölgelerin lezzetlerini keşfetmeye özel zaman ayırıyoruz. Ama yüzlerce mutfağın inceliklerini keşfetmiş olmamıza rağmen, Türk mutfağının kendi içindeki ince farklılıkları ve lezzetleri her zaman birincil tercihim olmuştur. Bu açıdan Türk ve Osmanlı mutfağının en özel lezzetlerini sunan Hünkar Restoran ve et konusundaki incelikli yöntemleriyle Nusret, vazgeçemediğimiz restoranlar arasında yer alıyor.” 

İTALYAN DÜŞKÜNLERİ BAT 

Türkiye ve Kuzey Afrika Bölge Direktörü Gökhan Bilgiç, hem Türk hem İtalyan mutfağı tutkunu. İtalyan mutfağıyla orada yaşadığı 2004-2007 yılları arasında tanıştığını söyleyen Bilgiç, “İtalya’da her yerde size uygun muhteşem restoranlar bulma şansına sahipsiniz ama en sevdiğim restoran Milano’daki Al Grissino” diyor. Bilgiç, balığı ve başlangıçları Al Grissino kadar farklı ve güzel yapan başka bir restoran görmediğini söylüyor. İstanbul’da en sevdiği İtalyan restoranının Papermoon olduğunu belirten Bilgiç, Türk mutfağına dair duygularınıysa şöyle ifade ediyor: “Türk mutfağındaki yöresel lezzetlerin tamamını seviyorum. Adana’nın kebabı, Bursa’nın iskenderi, Antep’in baklavası her biri ayrı lezzetler. Türk mutfağı oldukça geniş bir yelpazeye sahip. Balık yemek istiyorsam Arnavutköy Balıkçısı’na ve Beykoz’daki Abdullah’a gidiyoruz. Ette ise tercihim Nusret ve Günaydın.” Cosmed Genel Müdürü Deren Öztürk’ün favorisi İtalyan mutfağı. Öztürk, daha önceden de çok sevdiği bu mutfağa özellikle Milano’da okuduğu dönem sonrası ilgi duymaya başlamış. Öztürk, İtalyan lezzetlerini sevmesinin yanı sıra farklı sosları ve tarifleriyle İtalyan yemeklerini pişirme konusunda da başarılı olduğunu söylüyor. İtalyan mutfağını ilk ortaokul döneminde deneyimleyen Öztürk, “Avrupa seyahatlerimde şehrin en iyi İtalyan restoranını bulup en lezzetli yemeklerini denemeye özen gösteririm” diyor. İstanbul’da Papermoon ve Da Mario’nun favori restoranları olduğunu söyleyen Öztürk, “Eataly de lezzetli mutfağının yanı sıra ekmekleri ve sattığı özel soslarla benim için vazgeçilmez” diyor. 

“BAYİLERİMİZ YÖRELERİNİN EN İYİ RESTORANLARINDA AĞIRLIYOR”
GABRIELE ESPOSITO WHIRLPOOL CORPORATION TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ

DEĞİŞİK KÜLTÜRLERİ SEVERİM 

İtalyanım ve elbette en çok, İtalyan mutfağını seviyorum. Ama aynı zamanda seyahat etmeyi değişik kültürleri tanımayı ve farklı yemekler tatmayı da çok seviyorum. Yöresel yemekler sayesinde o bölgenin insanı ve kültürü hakkında pek çok şey öğreniyorsunuz. Türk mutfağı da favorilerim arasında. Çünkü Türk mutfağı, Türk insanının zenginliğini keşfedebileceğiniz müthiş bir çeşitliliğe sahip.

BAYİLERİM SAYESİNDE 
Çok şanslıyım, değerli bayilerimiz sayesinde bu güzel ülkedeki en iyi yemekleri tatma şansı buluyorum. Nereye gidersek o bölgenin en iyi, en özel, en lezzetli yemeklerini deneme şansım oldu. Hep o yöre hangi yemeğiyle ünlüyse beni o yemeği en iyi yapan restoranlarda ağırladılar. Antakya’daki mezelere bayıldım. Kule Restaurant’ta yanında çok çeşitli yeşil sebze ve baharatlarla servis edilen enfes kebaplar çok güzeldi. Türkiye’deki kebap kültürünün çeşitliliğini görünce Hotpoint fırınlara kebap fonksiyonunun neden eklendiğini daha iyi anladım. Önümüzdeki ay Karadeniz’e gideceğim. Mutfağını denemek için sabırsızlanıyorum.

EVDE DENİYORUM 
Markamız eve, aileye, mutfağa değer verir. Yemek pişirmek ve yemek pişirilen keyifli ortamlar oluşturmak markamızın en önemli mesajı. Bu nedenle değişik restoranlar görmeyi, yeni yemekler test etmeyi çok seviyorum. Beğendiğim yemekleri daha sonra evdeki Hotpoint fırınlarda denemeye çalışıyorum. Mesela mikrodalgada tam kıvamında ve oldukça sağlıklı kekler, börekler yapılıyor.

BEBEKÖY BACKYARD EN SEVDİĞİM 
İstanbul’da en sevdiğim restoran Bebeköy’deki Backyard. Buradayken kendimi evde hissediyorum. Farklı mutfak disiplinlerinden en iyi malzeme ve yöntemleri bir araya getirerek harika yemekler ortaya çıkarıyorlar. Menü daha çok Türk ve Akdeniz mutfaklarından esinlenerek oluşturulmuş ama asla taklit yok. Burada en çok ızgara kuzu karski yiyorum.


“UZAKDOĞU MUTFAĞI İÇİN SEYAHAT BİLE EDERİM”

DGO Medical Genel Müdürü ve Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Danışmanı Oğuzhan Süral da tam bir Uzakdoğu mutfağı tutkunu. Süral, Uzak Doğu mutfağıyla 11 yaşında Londra’da okurken okulla katıldığı gezideki menüyü beğenmediği için yanlışlıkla Uzakdoğu restoranına girmesiyle tanışmış. Birlikte gittiği diğer iki arkadaşı yemekler gelir gelmez kaçınca Süral, onlarınki de dahil hepsini yemiş. Süral’ın Uzak Doğu mutfağı için seyahat etmişliği bile var. Süral, şöyle anlatıyor: “Londra’da Novikov isimli bir restoranda; Japon mutfağı şenliği vardı. Çok zor rezervasyon yaptırılabilen bir yerdir. Sırf yemeği yiyip geri döndüm başka da bir işim yoktu.” Doğuştan diyabet olan Süral, sağlıklı bir yaşam için de en sağlıklı seçeneğin Japon mutfağı olduğunu söylüyor. Haftada 2 kez Uzakdoğu mutfağından yemeye çalışan Süral’ın İstanbul’daki favori restoranı Zuma. Her yıl evlilik yıldönümünü de burada kutladığını söyleyen Süral, şöyle devam ediyor: “İş seyahatlerine çok çıkıyorum. Londra Uzak Doğu mutfağı için bence başkent. Nobu, Yauatcha ve Busaba doruk noktaları. İş yemeklerinde de Japon mutfağına gelmeye özen gösteriyorum. Çok başarılı satışlarımın ve yeni projelerimin çoğunu Uzak Doğu mutfağında yaptım. Büyük anlaşmaların yüzde 90’ı iş yemeğinde biter.”

FAVORİM EGE MUTFAĞI

Zeytinyağlılar, mezeler ve balık çeşitlerini barındırması sebebiyle Ege mutfağı da CEO’ların en sevdikleri mutfaklar arasında ilk sıralarda geliyor. Bu isimlerden biri de Sika Türkiye Genel Müdürü Bora Yıldırım. Ege mutfağını hafif ama hem doyurucu hem de sağlık olması nedeniyle tercih ettiğini söyleyen Yıldırım, bu mutfakla tanışıklığını şöyle anlatıyor: “Okul yıllarımdan bu yana damak tadıma hitap eden Ege mutfağını tüketmeyi tercih ediyorum. İş tempomun uygunluğuna göre İstanbul içinde müdavimi olduğum yerlerin yanında, İstanbul dışında çoğunlukla Bodrum ve Çeşme yarımadası ile yurt dışında ise Yunan adalarındaki restoranlar favorim.” Yıldırım, işinin ve evinin Anadolu yakasında yer alması sebebiyle lokasyon olarak bu çevredeki restoranları tercih ediyor. Tuzla Angel Mercan, Çengelköy Villa Bosphorus, Anadolu Hisarı Lacivert Restoran’ı en sevdikleri arasında sayıyor. Yıldırım, şöyle devam ediyor: “Genelde deniz mahsulü mezeler, Ege mutfağından taze otlar ve balık çeşitleri favorilerim arasında bulunuyor. Pişirme konusunda pek yetenekli olduğum söylenemez, bu sebeple kendim pişirmeyi tercih etmiyorum. Haftada en az bir iki gün balık tüketiyorum ve Ege mutfağının enfes zeytinyağlıları ile lezzetlendiriyorum.” 

USTASINDAN SUŞİ 

Hilton Dalaman Resort & Spa Genel Müdürü Tunç Batum da en sevdiği mutfağın Uzak Doğu olduğunu belirtiyor. Suşiden çıtır dana etine, acılı karides çorbasından, kızarmış dondurmasına kadar birçok lezzetli ürünü bünyesinde barındıran Uzak Doğu mutfağının her zaman ilk tercihi olduğunu söyleyen Batum, bu mutfağı ailesi sayesinde küçükken keşfetmiş. Batum, şöyle anlatıyor: “Yurt içi ve dışı bize birçok mutfağı deneme şansı sundular. Bugün olduğu gibi Türkiye’de her mutfağın temsilcisi birkaç restoran yoktu. Şimdi ise bildiğiniz üzere İstanbul gibi bazı metropollerde aynı mutfağı barındıran birkaç restoran bulabiliyorsunuz. İstanbul’da Banyan, Sunset Grill ve PF Changs bunların en lezzetlileri diyebilirim.” Favori yemeğininse suşi olduğunu söyleyen Batum, “Şimdi herkes evinde suşi yapmaya başladı. Uzak Doğu mutfağı örneklerini pişirmek veya hazırlamak dünyanın en zor işi değil ancak ben yine de bu yemekleri kendi ustalarının elinden yemeyi tercih ediyorum” diyor.


“YABANCI MİSAFİRLERİMİ HEP BURAYA GÖTÜRÜYORUM”
YASEMİN BEDİR MASTERCARD TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ


TÜRÜNÜN EN İYİSİ
En sevdiğim mutfak kesinlikle Türk mutfağı ve özellikle mezeleri. Türünün en iyi örneği ise kesinlikle Pera’da Pera Palas’ın tam karşısında yer alan
MEZE by LEMON TREE mezeleri... CL TÜRÜNÜN EN İYİSİ En sevdiğim mutfak kesinlikle Türk mutfağı ve özellikle mezeleri. Türünün en iyi örneği ise kesinlikle Pera’da Pera Palas’ın tam karşısında yer alan Meze by Lemon Tree adlı restoran. Tüm İngiliz, Amerikan medyasında yer aldılar. Elle Decor’un İtalyan edisyonunda kapak oldular. Brezilya, Meksika ve Japonya medyası da bu harika restoranı yayınlarına taşıdı. Ortaklardan Murat Hiçyılmaz bir mimar ve aynı zamanda yazar.

FENER BALIĞININ EN İYİSİ 
Her gün 13-14 çeşit mezeleri, et ve balık çeşitleri ve tatlıları var. Restoran 2010’da açıldığından beri ayda en az 1 kez buraya geliyoruz. Eşim daha sık geliyor. Vedat Milor’un ‘Dünyanın en iyi fener balığı burada yapılıyor’ dediği fener balığı benim de favorim. Ayrıca buradaki tüm lezzetlere bayılıyorum. Her yerde yiyemeyeceğiniz mezeler var. Burada cacık bile daha farklı. Yabancıların damak tadına uygun lezzetlerle de harmanlıyorlar. Yabancılar bu yüzden bu lezzetlere bayılıyor.

MÜDAVİMLERİ VAR 
Kültürel mutfak mirasını yeni nesillere tanıtıyorlar. Buranın müşterilerinin yüzde 90’ı yabancı. Türklerin damak tadı çok iyi olanlar ve bilenleri geliyor. Örneğin Faruk Eczacıbaşı da buranın müdavimleri arasında. Biz de özellikle yabancı misafirlerimizi buraya getiriyoruz. Hem nezih bir mekan hem tatlar müthiş ve kalitesine ve servisine her zaman güveniyoruz. Benim için misafirlerimi götüreceğim en iyi restoran.
“DENİZ MAHSÜLLERİNE KÜÇÜK YAŞTA ALIŞTIM”
POLAT GÜLMAN GÜLMAN GROUP YÖNETİM KURULU ÜYESİ

BABAM BALIK PAZARINDAN SEÇERDİ 
En sevdiğim mutfak kesinlikle deniz mahsülleri olan Türk, İtalyan ve Japon. Japonlar noodle ve pirinç, İtalyanlar makarna eşliğinde inanılmaz güzel deniz mahsülleri sunuyorlar. Babam küçüklüğümden beri işten çıkıp eve gelirken sezonda en taze hangi balığı veya deniz mahsülünü isterse balık pazarından kendi gidip seçer, öyle eve gelirdi. Aile soframızda deniz mahsülü hiç eksik olmazdı. Onun sayesinde küçük yaşta bu mutfağa çabuk alıştım.

FAVORİM TARABYA KIYI 
Türkiye’de Karadeniz’den gelen her balığı yerim. Yöresel mezelerine bayılırım. Ancak tabii Türkiyemiz deniz mahsüllerinde istiridye hariç çok zengin. Bodrum, Çeşme, Mordoğan, İstanbul’un her deniz kenarı semtinde kendine has balıkçılar var. Ama en özeli benim için Tarabya’daki Kıyı Lokantası. Her hafta mutlaka birden fazla kez balık tüketirim. Balık lokantalarında unutulmaz mezeler bir klasiktir ama benim içinde Kıyı’da yapılan arnavut ciğerinin yeri ayrıdır. O da annemin favorisidir.

EŞİMİ BURADA GÖRDÜM 
Bunun iki nedeni var. Birincisi annem ve babam ilk evlendiklerinde Tarabya’da oturmuşlar. Şimdi yıllar sonra 4 yıl önce babamla ben Tarabya’ya döndük. Burada 50 yıllık bir gelenek olan Kıyı Lokantası var. Annem ve babam 1970’li yıllarda Tarabya’da otururken hep Kıyı’ya gelirlermiş. Kıyı 1966’dan beri çok sevgili ağabeyim Yorgi Sabuncu tarafından kurulup açılmış bir kurum. İkinci nedeni ise yine annemle bir aile yemeğimizde eşimi ve ailesini ilk defa bu lokantada gördüm. Dolayısıyla benim için anlam ve önemi en sevdiğim mutfaktan da öte.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz