Hangi Kitap Etkiledi

Herkesin hayatına etki eden bir yada birkaç farklı kitap vardır... Peki iş dünyasının önde gelen isimlerini hangi kitaplar etkiledi ?

2.08.2017 16:32:000
Paylaş Tweet Paylaş
Hangi Kitap Etkiledi


Herkesin hayatına etki eden bir ya da birkaç farklı kitap vardır… CEOLife olarak iş dünyasının önde gelen isimlerine kendilerini en çok etkileyen kitap isimlerini sorduk. Kimisi kendi iş hayatına yardımcı olan kitapları sıraladı, kimi ise sadece hikayesini beğendiği için etkilendiği kitaplardan bahsetti. Son dönemde ilgi çeken kitapların yanında çocukluk yıllarına yön veren kitaplardan söz edenler de oldu. Çoğu yönetici ise başkalarının tecrübesiyle kendisini keşfettiği için bu kitapları beğendiğini itiraf etti.

Aslında kitaplar, başkalarının tecrübeleriyle kendini keşfetmenin yolunu açıyor. Pek çok yönetici için de kitabın en önemli anlamı bu… Zaten beğendikleri ve sevdikleri kitaplar da kendilerine pay çıkarabildikleri eserler arasından çıkıyor. 

Örneğin Yemeksepeti CEO’su Nevzat Aydın’ın hayatında en çok etkilendiği kitap, Ayn Rand’ın “Atlas Shrugged/Atlas Silkindi” eseri. Nevzat Aydın, neden bu kitabı sevdiğini, “Bir işi her gün yapmak için bir sebebe ihtiyacın var. Sadece yapıyor olmak için değil, fark yaratmak için neden gerekiyor. Atlas Shrugged, amaca ve hedefe tutkulu bir şekilde odaklanmanın en iyi örneklerinden biri” şeklinde aktarıyor. 

Kiğılı CEO’su Hilal Suerdem de Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün hayatında ayrı bir önemi olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Türkiye’nin yaşadığı geçiş dönemini ele alıyor. Bu değişim sürecini insan üzerinden zaman kavramıyla birlikte ele alan kitabın, döneminin çok ötesinde bir eser olduğunu düşünüyorum. Güncelliğini asla yitirmeyen bir roman. Bu kitap her okuyana kendisinin kim olduğunu hatırlatıyor.” 

ZAMANIM YOK!

 İş dünyasında çoğu yönetici zamansızlıktan muzdarip. Bu nedenle bazıları ancak iş kitaplarını takip edebiliyor. Alarko Holding CEO’su Ayhan Yavrucu da bu isimlerden biri. “Ben hep iş kitapları okuyorum, diğerlerine zamanım olmuyor” diyen Yavrucu, son dönemde okuduğu “The Corporation That Changed The World” kitabından çok etkilendiğini söylüyor. Bu kitabı dünyayı değiştiren bir şirketin başarı hikayesini, gelişimini aktardığı için çarpıcı bulduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Aslında ben roman türü kitap okumayı da çok seviyorum. Ancak iş seyahatlerinde, uçak ve trafikte bu tür kitapları okuyabiliyorum. Gençliğimde Dostoveyski’den Karamazov Kardeşler’den Viktor Hugo’nun Sefilleri’ne kadar tüm klasikleri okumuştum. Ancak 30’lu yaşların öncesinden bahsediyorum. Ayrıca iş kitaplarından bazılarını bilfiil iş hayatına uygulamak mümkün oluyor. Örneğin Stratejik Pazarlama isimli sevdiğim bir kitapta bizim pazarlama modellerimizde göz önünde bulundurabileceğimiz bir takım paradigmalar vardı, onları alıp tartıştık. Pazarlamacılara okumalarını tavsiye ettik.”

 Bugün pek çok banka ve holdingin bağımsız yönetim kurulu üyeliğini üstlenen duayen bankacı Mehmet Sönmez’i de bugüne kadar en çok etkileyen kitap, George Friedman’ın “The Next 100 Years” kitabı olmuş. Vizyon açısından Türkiye ve dünyanın yol haritasını daha iyi anlayabilmesini sağladığı için kitabı özellikle başucundan ayırmayan Sönmez, “Kitapla dünyada gelecek dönemde enerji kaynakları ve doğal madenlere sahip olabilmek amacıyla ülkelerin kurduğu soğuk savaş stratejilerini daha iyi algılayabiliyorsunuz. Bu kitaptan aldığım feyzle şu anda Türkiye ve yurt dışında tepe yönetimlerinde görev aldığım kurumların stratejik önceliklerini belirlemede önemli katkılarda bulunduğumu hissediyorum” şeklinde konuşuyor.

GELECEĞİ OKUYORUM”

 MESA Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Boysanoğlu da aynı bakış açısına sahip. Boysanoğlu, Daron Acemoğlu ve James A. Robinson’ın kaleme aldığı Ulusların Düşüşü kitabını çok beğendiğini söylüyor. “Ulusların Düşüşü, dışlayıcı ve kapsayıcı yaklaşımların ülkelerin veya şirketlerin başarılı veya başarısız olmasının en önemli nedeni olduğunu anlatıyor” diyen Boysanoğlu, kitaptan nasıl eklendiğini şu sözlerle ifade ediyor: “Kitapta, ‘dışlayıcı’lık halkların veya çalışanların söz ve eylem hakkının sınırlı olması olarak açıklanıyor. ‘Kapsayıcı’ yaklaşımının yani çoğulcu ve eşitlikçi ortamın sağlanmasının getirileri de örneklerle anlatılıyor. Bence Ulusların Düşüşü, bugünümüze dönük benzerlikleriyle geleceğimizi belirlememizde önemli katkılar sağlayacak ipuçları veriyor.” Doğtaş Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan da kişisel gelişim kitaplarından Secret’ın kendisini çok etkilediğini söylüyor. Pozitif düşüncenin gücünü anlatan kitabın hayatına katkısını ise şöyle aktarıyor: “Kitapta olaylara olumlu yönden bakmak, evrene pozitif mesaj yollamak ve şükretmeyi bilmenin önemine değiniliyor. Ben de artık olumsuz bir olayla karşılaşırsam bundan ders alıp fırsata çevirmeye çalışıyorum. Olumlu düşünüp, olayı bir de bu açıdan değerlendiriyorum.” Generali Sigorta Genel Müdürü Mine Ayhan için ise James Redfield’in 9 Kehanet kitabı ayrı bir önem taşıyor. “Okuduğum diğer kişisel gelişim veya spirituel konuları işleyen kitaplarla kıyasladığımda James Redfield’in 9 Kehanet’i bana çok farklı geldi. Kitabı okurken içinde yaşadığımı hissettim” diye konuşan Mine Ayhan, kitapla birlikte pek çok konuda farkındalığının artığını düşünüyor ve “Kendi sezgilerimle hissettiğim kimi konuların aslında kabul edilmiş gerçekler olduğunu öğrendim” diye konuşuyor.


ŞİRKET DÖNÜŞTÜREN KİTAP

BURHAN KARAÇAM / BK PARTNERSHIP YÖNETİM KURULU BAŞKANI
''TESADÜF ESERİ TANIŞTIM''
 Meslek hayatımda beni en çok etkileyen ve Yapı Kredi’nin 90’lı yıllardaki dönüşümünde büyük ölçüde yararlandığım kitap Peter Senge’nin “5. Disiplin” kitabı... Bu kitapla tanışmam da tamamen bir tesadüf eseri oldu. 90’ların başında Paris’te, bize teknoloji konusunda hizmet veren bir yabancı danışmanımızla bir araya geldiğimizde önce teknik konular üzerinde durduk. Daha sonra Yapı Kredi’nin geleceği ile ilgili hedeflerimizi paylaştım. “Doğru bilgi” kullanımının yaratacağı rekabet üstünlüğünün, Yapı Kredi için çok önemli olduğundan ama bunun örgüt geneline nasıl yayacağımızla ilgili henüz bir çözüm bulamadığımızdan bahsettim. Bunları konuşurken, yabancı danışmanımız bana Peter Senge’i duyup duymadığımı sordu. Bilmediğimi söyledim... Bana, “5. Disiplin” kitabını okumamı tavsiye etti.
''TÜRKÇE DE YAYINLADIK'' Sadece benim okumam yeterli olmayacaktı tabii... Yapı Kredi’deki dönüşüm mücadelesinde yer alacak tüm arkadaşlarımın da okumalarını sağlamalıydım. Yardıma Yapı Kredi Yayınları yetişti. “5. Disiplin”in Türkiye’deki yayın haklarını satın aldık. Nisan 1993’te ilk baskısı gerçekleştirilen 5. Disiplin, 2013 yılında 16. baskıya ulaştı. İlk baskısının bir bölümünü, tüm banka yöneticilerine okumaları için dağıttık. Kendilerine de ilk geniş katılımlı toplantıda bu kitaptan sınava tabii olacaklarını belirttik. Benim için önemli olan kitabın okunmasıydı. Çünkü sonraki dönüşüm döneminde “5. Disiplin”in ana temasını oluşturan “Öğrenen Örgüt” kavramını çok sık kullanacaktık. Bu kavramın da özü şuydu; “Değişim süreklidir... İnsanların ihtiyaç ve beklentileri de sürekli değişir, bu sürekli değişen talebi karşılayabilecek örgütler de yeniliklere ve değişime açık olmak zorundadır.”


“PERDE ARKASINI AKTARIYOR” 

Farklı yaşamları ya da dönemleri ortaya koyan kitapların da fanatikleri var. Bankalararası Kart Merkezi (BKM) CEO’su Soner Canko da genellikle tarih bilgi dağarcığını genişletebilecek dönem romanlarını tercih ediyor. Canko, bu anlayışla son dönemde Elif Şafak’ın “Ustam ve Ben” ile Orhan Pamuk’un “Kafamda Bir Tuhaflık” kitabını çok beğenerek okuduğunu vurguluyor. “Eğitim hayatımız boyunca okuduğumuz tarih bize olayların perde arkasını aktarmakta eksik kalıyor” diyen Canko, neden bu kitaplardan çok etkilendiğini şöyle aktarıyor: 

“Ustam ve Ben tarihimizin en hareketli dönemlerinden 16’ncı yüzyılda Hindistan’dan gelen beyaz bir fil, onun bakıcısı ve bu toprakların yetiştirdiği en büyük mimar Mimar Sinan’ın yolculuğunu, müthiş bir hayal gücü ve zengin bir dille anlatıyor. Aynı şekilde Orhan Pamuk’un Kafamda Bir Tuhaflık romanı, 70’li yıllarda başlayarak İstanbul’un geçirdiği değişimi, toplumsal çarpıklıkları, ülkenin içinden geçtiği dönüşümleri Anadolu’dan İstanbul’a göç eden bir grup ilginç karakterin çevresinde anlatıyor.”


“İNCE MEMED’İN HİKAYESİNİ HİÇ UNUTMADIM”
''İÇİME İŞLEDİ''
Yaşar Kemal’in “İnce Memed”i hiç unutamadığım hikayesiyle, beni en çok etkileyen kitap. Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında kırsal bölgede yaşanan zalimliğe, sefalete karşı isyanın öyküsü olan bu kitapta Yaşar Kemal öyle akıcı bir dil kullanmış ki okurken adeta o yıllarda gezinti yapıyorsunuz. İnce Memed Anadolu insanının çektiği sıkıntıları, zalimliğin karşısında onurlu olmanın önemini çok iyi vurguluyor. Adeta insanın içine işliyor. Kitabın ana fikri: ‘Haksızlığa karşı durmak insanın onurudur.’ Ben de haksızlığa karşı her zaman kararlılıkla dik durmak gerektiğine inanan, ne şekilde olursa olsun her zaman zulmün karşısında olan bir insanım.
''OKUMA ALIŞKANLIĞI YARATTI'' Hem akıcılığı hem de konusuyla İnce Memed’in kitap okuma alışkanlığı kazanmamda bir dönüm noktası olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca ortaokul Türkçe öğretmenim sevgili Adil Hocamın da bu anlamda büyük emeği oldu. Adil Hoca ve İnce Memed, bugün yılda 15’e yakın kitap okumamdaki en büyük etken. İnce Memed’le başlayan kitap okuma alışkanlığım son yıllarda işim gereği daha çok yönetim bilimi, ekonomi, yönetim teknikleri, makro ekonomi ve biyografi kitaplarına doğru kaysa da roman okumaktan vazgeçmedim. Japonlar yılda kişi başına 25 kitap, Türkiye’de ise 6 kişiden biri yılda 1 kitap okuyormuş. Bu istatistiği düşünürsek, benim kitap okuma oranım hiç fena sayılmaz.


HEP HATIRLANAN ESERLER 

Bankacı Ziya Akkurt, ortaokul ikinci sınıfta okuduğu “Yalnız Havyarla Yaşanmaz” kitabının hala hafızasında olduğunu söylüyor. Johannes Mario Simmel’in kaleme aldığı bu eser, İkinci Dünya Savaşı sonrası sıfırdan başlayarak sanayi imparatoru haline gelen bir kişinin yaşamını anlatıyor. Akkurt, eserden kendine aldığı dersleri şöyle anlatıyor: 

“Bu kitapta öğrendiğim ilk hayat dersi, her zaman bir adım önde olmak oldu. Hayatta çok kritik bir hata yaparsanız, bu deneyimden mutlaka yararlanmak gerekli. Belli dozda ve gerekli yerlerde inisiyatif kullanın ve kontrolü başkalarına bırakmayın. Son olarak da sevdiklerinizi asla ihmal etmeyin. Bir de şirket yönetiminde en dikkat edilmesi gereken konulardan biri muhasebe. Bunları 14 yaşında öğrenmek bana çok ilginç gelmişti. Ama asıl ilginç olan, bunların hepsini iş hayatımda yaşadım veya kullandım. Bu nedenle çocuk yaşta bana bu ilginç dersleri veren kitabı ve yazarını hiç unutamadım.”

 Garanti Leasing Genel Müdürü Ünal Gökmen de iş hayatında fark yaratan Claus Moller ve Janelle Borlow’un yazdığı “Her Şikayet Bir Armağandır” kitabını unutamıyor: “Bu kitabı 2009’da Garanti Bankası Yenibosna şube müdürlüğü görevini yaparken okumuştum” diyor ve ekliyor: 

“Müşterilerin şikayetlerini çevrelerine büyük hızla aktardığını ve şirketlerin böylece yüzlerce müşteriyi kaybettiğini anlatan bir kitaptı. Aynı şekilde şikayetlere duyarlı şirketlerin, durumu tersine çevirip hem müşteri memnuniyetini artıracağını hem tavsiye yoluyla yeni müşteri kazanabileceğini anlatıyordu. Daha sonra yönettiğim tüm organizasyonlarda şikayet yönetimine ve müşterilerin tavsiye etmesini sağlayacak çalışmalara önem gösterdim.”


MURAT KOLBAŞI / 
ARZUM YÖNETİM KURULU BAŞKANI
İZ BIRAKAN KİTAPLAR

SON DÖNEMDE BEĞENDİKLERİM 
Bugüne kadar birçok biyografi ve işle ilgili kitap okudum. Son döneme damga vuran Stephen Covey’in iş yönetimi ile ilgili kitapları, Malcolm Gladwell’in ilham veren Outliers kitabı ve tecrübe içeren biyografi kitapları içinde Akın Öngör’ün Benden Sonra adlı kitabı, bende iz bırakan önemli eserler.
SIFIRDAN BAŞLANABİLİR 
Ancak William Novak tarafından kaleme alınan Lee Iacocca’nın biyografisinin benim için ayrı yeri vardır. Bana iş hayatının başında yani 1980 yıllarının sonlarında asla vazgeçmemem gerektiğini anlattı bu kitap. Aynı zamanda iş hayatına birçok kez neredeyse sıfırdan başlanılması gerekebileceğini hatırlatan ve belirgin izler bırakan bir kitap oldu.

HAYRETTİN ÇAYCI
SARKUYSAN YÖNETİM KURULU BAŞKANI
“BAŞUCU KİTABIM, AŞK”
DEĞERLERİ YÜZ ÜSTÜNE ÇIKARIYOR 
Her kitabın verdiği mesaj farklı oluyor. Ancak son yıllarda beni gerçekten etkileyen kitap Elif Şafak’ın “Aşk” romanı oldu. Roman edebi, felsefi ve siyasi boyutlarıyla her yaştan, her sosyal gruptan ve inançtan insana hitap ediyor. Bu romanla tasavvuf felsefesinin özüyle tanışabiliyorsunuz. Her şeyin maddileştiği, ilişkilerin çoğunlukla yüzeysel ve şekilcilikten öteye geçemediği günümüzde, “Aşk” romanı unutulmaya yüz tutan değerlerimizi yeniden gün ışığına çıkarıyor.
AŞK EN GÜÇLÜ İLAÇ
“İnsan” üzerine odaklanan romanda aşkı yaşamın merkezine oturtan yazar, Şems ve Mevlana’nın birbirlerine olan bağlılıkları üzerinden hareketle aşkın yaşamsal sorunlarımızın yegane ilacı olduğunu vurguluyor. Aşkın 40 kuralı ile herkesin ders alacağı, yaşamını yönlendirebileceği ilkeleri ortaya koyuyor. Böylece hayata günlük kaygıların ve sıkıntıların ötesinde bakabilmeyi öğütlüyor. Bir örnek vermek gerekirse 8. kuralda diyor ki; “Başına ne gelirse gelsin karamsarlığa kapılma, bütün kapılar kapansa bile sonunda O sana kimsenin bilmediği bir patika açar. Sen şu anda göremesen de dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret. İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi dilediği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.”



İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz