Sanatla dolu bir yaşam

Contemporary İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli ile çocukluk ve gençlik yıllarına uzanan sanat merakını, eskiye göre değişen sanat zevkini konuştuk...

11.03.2020 12:41:000
Paylaş Tweet Paylaş
Sanatla dolu bir yaşam

Ayçe Tarcan Aksakal

atarcan@capital.com.tr

CONTEMPORARY İSTANBUL’UN KURUCUSU VE YÖNETİM KURULU BAŞKANI ALİ GÜRELİ’NİN HAYATINI TAM ANLAMIYLA SANAT ŞEKİLLENDİRİYOR. KENDİ KOLEKSİYONUNDA YERLİ VE YABANCI ÇOK SAYIDA ÜNLÜ SANATÇININ ESERİ VAR. ESKİDEN DAHA ÇOK YAĞLI BOYA RESİM ALDIĞINI SÖYLEYEN GÜRELİ, “BUGÜN FOTOĞRAF VE HEYKELİ ÇOK DAHA FAZLA SEVİYORUM. BODRUM’DAKİ EVİMİN BAHÇESİNDE HEYKEL PARKI YAPMAYA ÇALIŞIYORUM” DİYOR. GÜRELİ, SANATA OLAN MERAKINDA İSE HEM BABASININ HEM ÜNİVERSİTE SONRASI YAŞADIĞI PARİS’İN ETKİLİ OLDUĞUNU BELİRTİYOR.

Ali Güreli, çağdaş sanatın dünyadaki en seçkin örneklerini Türk sanatseverlerle buluşturan Contemporary İstanbul’un kurucusu ve yönetim kurulu başkanı. Contemporary’yi 14 yılda dünyanın en önemli sanat fuarları arasına sokmayı başaran Güreli, aynı zamanda önemli bir sanat koleksiyoneri. Sanata olan merakı ve bakış açısında mimar olan babasının etkili olduğunu söyleyen Güreli, Ankara’da geçirdiği çocukluk döneminde her hafta sonu ailece devlet opera ve balesine gittiklerini, klasik müzik dinleyerek büyüdüğünü söylüyor. “Babam bize klasik müzikten başka bir müzik türü dinletmezdi” diyen Güreli, babasının saatlerce Rodin ve eserlerini anlattığını söylüyor. Babasının dönemin önde gelen ressam ve heykeltıraşlarıyla dostluklar kurduğunu belirten Güreli, kendisinin de ODTÜ’yü bitirdikten sonra yaşadığı Paris’te bugünün önde gelen sanatçılarıyla yakın arkadaşlıklar geliştirdiğine dikkat çekiyor ve “Paris, sanatı öğrenme dönemim oldu. Kapı komşum Komet’ti, hala çok yakın dostumdur. Yine o dönemde Paris’te Türk ressamlardan Bilgin Orhan, Mehmet İleri, Nazım Hikmet’in oğlu Mehmet Hikmet ve Abidin Dino yaşıyordu. Bilgin Orhan, ben Paris’teyken vefat etti, aynı binada oturuyorduk” diyor. Çocuklarıyla da dünyadaki önemli sanat fuarlarını, galerileri gezdiğini ifade eden Güreli, ailenin çocukların sanatsal gelişiminde etkili olduğunu söylüyor. Contemporary İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli ile çocukluk ve gençlik yıllarına uzanan sanat merakını, eskiye göre değişen sanat zevkini konuştuk: 

Sanatla iç içe olmanız ne zaman başladı?

Sanatla haşır neşir olmam Paris’te başladı. 1980’de Paris’e gittim ve 2,5 yıl kaldım. “Nanterre’de master yapacağım” diye gittim ama yüksek lisansı yarım bıraktım. Master yapacağıma Paris’in yaşantısından daha çok <şey öğrenirim diye düşündüm. Nitekim öyle de oldu… O dönem Paris, sanat alanında dünyadaki bir numaralı destinasyondu. Londra ve New York bugünkü kadar ön planda değildi. Paris’te sanat dünyasının içinde dolu dolu 2,5 yıl geçirdim. Paris, benim sanatı öğrenme dönemim oldu. 

Neden Paris? 

Paris’te sanatçılarla çok kıymetli dostluklarım oldu. Bunların bir kısmı benden büyük sanatçılardı. O zaman ben 25-26 yaşında, onlarsa 45-50 yaş civarındaydı. 

Bu sanatçılar kimlerdi? 

Kapı komşum Komet’ti, hala çok yakın dostumdur. Şu anda yaşı 80 civarında. O zaman genç sanatçılardan biriydi. Yine o dönemde Paris’te Türk ressamlardan Bilgin Orhan, Mehmet İleri, Nazım Hikmet’in oğlu Mehmet Hikmet ve Abidin Dino yaşıyordu. Bilgin Orhan, ben Paris’teyken vefat etti, aynı binada oturuyorduk. Abidin Dino, en ileri yaşlılardan biriydi. Yüksel Arslan, Mehmet Güleryüz gibi o dönem Paris’e gidip gelen Türk ressamları vardı. Ancak Paris’te sadece Türk ressamların arasında kalmadım. Her gün Saint Germain’deki sanat galerilerine, sanatsal etkinliklere gittim. 

Paris size ne kattı? 

Bir yandan sanatın içinde kaldım ve orada bambaşka bir duyguyu yaşadım, diğer yandan Paris’te hiçbir şey yapmadım. Bu da bana hayatın böyle geçmeyeceğini öğretti ve Türkiye’ye “Derhal çalışmaya başlayacağım” diye çok kuvvetli bir hisle döndüm. Ondan sonra günde 15 saat çalışır oldum. Şimdi bile bu kadar yoğun çalışmaktan kurtulamıyorum. Özetle, Paris’teki durgunluğum iş hayatımı çok tetikledi. 

Fransa’ya gitmeden önce resme meraklı mıydınız? 

Genel olarak sanata meraklıydım. Özellikle babamın sanata yönelmemde büyük etkisi oldu. Kendisi de mimar olarak sanata meraklıydı. Mimarlıktan gelen bir estetik anlayışı vardı. Özellikle müzik ve sanatla aşırı ilgiliydi. Evimizde sadece klasik müzik dinlenirdi ve bize başka müzik dinletmezdi. Dünyada Beattles, Rolling Stones’lar gibi yeni müzik akımlarının başladığı dönemde bile bize bu müziği dinletmedi. Klasik müzik dışındakilerin kaliteli müzik olmadığını iddia ederdi. O zamanki yaşam da öyleydi, daha kaliteliydi. Benim de aslında sanata merakım babamla başladı. 

Neden “daha kaliteliydi” dediniz? 

O dönemde Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin her hafta sonu mutlaka bir etkinliğini izlerdik. Ailece İstanbul’a geldikten sonra da hafta sonlarımız Atatürk Kültür Merkezi’nde geçti. Atatürk Kültür Merkezi bitince de bir daha kültür sanat yaşamı eskisi gibi olmadı. 

Müzik ve resim dışında başka ilgi alanlarınız oldu mu? 

Bir taraftan arkeolojiye merakım vardı. Çocukluğumda babamla birlikte Anadolu’daki bütün arkeolojik alanları gezdik. 

Ailenizde başka sanatla ilgili biri var mıydı?

Babamın kendi yaşamında aynı benim gibi pek çok sanatçı arkadaşı oldu. Bunlar arasında ressam ve heykeltıraşlar vardı. Ankara’daki evimizde Naci Kalmukoğlu’yla arkadaş olup ona kendi portresini yaptırmıştı. Daha sonra Kalmukoğlu, çok önemli bir sanatçı oldu. Heykeltıraş arkadaşı ise daha 8 yaşımdayken yüzümün maskını yaptı. 7-8 saat sabit durdum, alçıyla suratımın kalıbını çıkardı. Yine o dönem Alman ressam bir çift, kiracımız oldu. Babamın onlarla kira anlaşması annemin resmini yapması üzerineydi. Kira karşılığı annemin portresi oldu. Dolayısıyla babamın hayatında sanatçıların yeri büyüktü. Bu özelliği bize de bulaştı. Babamdan saatlerce Rodin’in bir heykelinin neden yapıldığıyla, anatominin büyük çalışmalar sonucu ortaya çıktığıyla ilgili hikayeler dinledim. Aile, bu işin çok büyük parçası. Şimdi ben de babam gibi çocuklarımın resmini çağdaş sanatçılara yaptırmak istiyorum. Babam gibi benim de otelimde ağırladığım sanatçılar var. Onlardan konaklama bedelini sanat eseri karşılığı alıyorum. Sofa Otel’de 7-8 odayı tanınmış sanatçılara ayırmış durumdayım. 

Kaç çocuğunuz var? 

Biri kız, ikisi erkek 3 çocuğum var. İlk eşimden olan iki çocuğum Amerika’da öğrenim gördü. Kızım Boston’da işletme, oğlum moleküler biyoloji okudu. En küçük oğlum ise 17 yaşında. Babam gibi mimar olmaya karar verdi, İskandinav mimarisine meraklı. 

Çocuklarınızın sanatla ilgisi ne düzeyde? 

Yurt dışında birlikte çok sayıda sanat fuarına gidiyoruz. En az 8 kez benimle Basel’e geldiler. Yine birlikte dünyadaki müze ve galerileri gezeriz. 

Çocuklara sanat sevgisini aşılamak nasıl mümkün? 

En küçük oğlumdan örnek vereyim. Oğlum 17 yaşında ve biz 14 yıldır Contemporary’yi düzenliyoruz. Bu etkinlikten önce de 4 yıl Art İstanbul fuarını yaptık. Zaten küçük oğlum pusetiyle fuarın içine doğdu. İki yıl önce de “Çerçeveli resim istemiyorum” diye bir yorum yaptı ve çerçeveli resimden sıkıldığını söyledi. 

Ne tür eserlerden hoşlanıyor? 

Teknoloji onun hayatı, dijital ve video art’a çok meraklı. 

Sizin hayatınızda koleksiyonerlik nasıl başladı? İlk hangi sanatçıların eserlerini aldınız? 

Sanatçıları tanıdıkça resmi daha sever oldum. Önce tanıdığım, sevdiğim insanların sanatını satın aldım. Paris’ten Türkiye’ye döndükten sonra da onlardan resim almaya devam ettim. O dönemde sanatçılar çok zor koşullarda yaşıyordu. Komet, bana hep resim hediye etmek istedi ancak kabul etmedim. “Ekmeğini bana hediye etme, günün birinde alırım” dedim. Üç-dört yıl sonra param olunca döndüm ve aldım. 

Şimdi hangi eserlerle ilgilisiniz? Koleksiyonunuza hangi eserleri alıyorsunuz?

Her zaman yağlı boya resme ilgi duydum. Bugün fotoğrafa ve heykele çok ilgi gösteriyorum. İkisini de çok seviyorum. Bodrum’daki evimin bahçesinde bir heykel parkı yapmaya çalışıyorum. Şimdilik 4-5 tane heykele ulaştım. Fotoğraf da çok ilgimi çekiyor. 

Bu değişimin nedeni ne? 

Bunu tarif etmek çok güç. Tamamen sizin duygusal bakış açınızla ilgili. Üç boyutluluğu, heykelde kullanılan malzemeyi seviyorum. Özellikle bronz heykelin üzerindeki dokuyu, ona dokunmayı seviyorum. Dokunma hissi güzel bir şey. Fotoğrafta da anlık yakalamalar hoşuma gidiyor. Fotoğraf, anı yakalıyor. Bu da size bambaşka bir his veriyor.


“Art Basel’i geçtik”

GENÇ ZİYARETÇİLER FAZLA 
2018’de Contemporary’nin ziyaretçi sayısı 50 yıllık Art Basel’i geçti. Ancak ufak bir nüans var. Basel’in ziyaretçilerinin yüzde 95’i uluslararası, bizimkilerse yerli. Bu başlangıç çok kıymetli. Bunun daha bilinçli, eğitimli, planlı yapılması lazım.
YÜZDE 64’Ü 34 YAŞ ALTI Ziyaretçilerimizin yüzde 64 gibi büyük bir kısmı 35 yaş altı. Bu kitleyi iyi eğitmek gerekiyor. Çünkü bu kitle büyüyecek, para kazanacak ve sanata daha fazla para yatıracak. Ayrıca sanatın önündeki vergisel engelleri de kaldırınca bu gelişimin çok daha hızlı olacağına inanıyorum.
HALİÇ PROJESİ Üzerinde çalıştığım en önemli projelerden biri Haliç Tersane projesi. Projenin içinde 20’den fazla galerinin olduğu özel bir galeriler bölgesi yapmak istiyoruz. Bunların yüzde 80’i yurt dışından olacak. Uluslararası çağdaş sanatın satıldığı, el değiştirdiği bir yer olmasını istiyorum.



“Çocuklar sanatın içine erken yaşta sokulmalı”

İLK ÜÇ YAŞ ÖNEMLİ 
Sanatın içine çocukları çok erken yaşta sokmak lazım. Çocukların bilinci ve bakış açısı yüzde 70 oranında 3 yaşına kadar oluşuyor. 3 yaşına kadar çocuklara bu bakış açısını, sanat kültürünü vermek gerekiyor.
YUVADA SANAT EĞİTİMİ Çocukları resim, müzik, dans gibi yaratıcı endüstrilerin içine çok erken yaşta sokma mantığıyla hareket eden Londra’daki bir yuvayla temastayım. Bu anaokulunda 500 çocuk sanatın içinde yaşıyor. Bu modeli Türkiye’ye getirmek istiyorum.



“İstanbul kültür merkezi olur”

İSTANBUL AŞKI 
Babam İstanbul’a aşıktı. Ben de İstanbul’u aynı duygularla seviyorum. Dünyada görmediğim çok az yer kaldı. İstanbul, gördüğüm tüm şehirlerin üstünde. Bana göre halen dünyanın en güzel şehri.
20 BİN DOLAR SINIRI İstanbul sanat alanında da çok zengin. Yıllardır kocaman sanatçı stüdyosu… Kişi başı milli gelirde 20 bin dolara yaklaştığımız anda İstanbul dünyanın kültür merkezi olur. İstanbul ile başka hiçbir şehir yarışamaz.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz