Ekonomide yumuşak çıkış

Merkez Bankası “yeni para politikası” uygulamasına geçmiş ve ekonomide yumuşak inişi gerçekleştirme çabasına girişmişti.

1.05.2013 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Ekonomide yumuşak çıkış


ÜRETİM ARTIŞI YAVAŞ
İç talepte toparlanma varken dış talebin zayıflamasının ekonomideki büyümeyi nasıl etkilediğini üretim cephesine ilişkin göstergelerde görüyoruz. Bu göstergeler, üretimde geçen yılın son iki çeyreğine göre bir toparlanma olduğunu, ama aynı yılın ilk iki çeyreğindeki performansın da çok aşılamadığına işaret ediyor.

Bu göstergelerden en önemlisi, sanayi üretim endeksi. Türkiye’de sanayi üretimindeki değişimle ekonominin genelindeki büyüme arasında büyük bir paralellik var. Sanayi üretimi, ocak ayında yüzde 2,3 ve şubat ayında yüzde 1,6 artış gösterdi. Muhtemelen mart ayında biraz daha yüksek bir artış göreceğiz, ama ilk çeyrekteki artış yüzde 2-3 arasında kalacak gibi görünüyor. Bu da geçen yılın son iki çeyreğinden yüksek ama ilk iki çeyreğinden düşük bir üretim artışına karşılık geliyor.

İmalat sanayi kapasite kullanım oranında da benzer bir gelişme var. Kapasite kullanım oranı, ilk çeyrekte geçen yılki seviyesinin yüzde 1,5 altında kaldı. Geçen yılın son iki çeyreğinde kapasite kullanım oranında daha fazla düşüş vardı. Fakat geçen yılın ilk iki çeyreğindeki düşüş daha azdı. Dolayısıyla kapasite kullanım oranları da ilk çeyrekte üretimdeki durumun geçen yılın ikinci yarısındakinden iyi ama ilk yarısındakinden kötü olduğu sinyalini veriyor.

STOK ERİMESİ
İlk çeyrekte iç talepte toparlanma belirtileri varken bunun üretime yeterince yansımaması, sanayicinin bu talep artışına daha çok stoklarını eriterek karşılık verdiğini düşündürüyor. Öyle görünüyor ki iç talepteki artışın cılızlığı ve de dış talebin zayıflaması, sanayicinin üretim kararlarında temkinli davranmasına neden oluyor. Bu da ekonomideki büyümenin hız kazanmasının önüne geçiyor ve ancak yumuşak bir çıkışa imkan veriyor.

Bütün veriler bir arada değerlendirildiğinde ilk çeyrekte reel GSYİH’deki yıllık büyüme yüzde 2-3 arasında çıkacak gibi görünüyor. Bu oran geçen yılın son çeyreğinde yüzde 1,4’e kadar düşmüştü. Dolayısıyla ilk çeyrekte ekonomide bir toparlanma olduğunu söylemek mümkün. Ancak yüzde 2-3’lük büyüme, hem Türkiye’nin potansiyel büyüme oranının (yüzde 5 civan) altında hem de 2013’ün yüzde 4’lük büyüme hedefiyle uyumlu görünmüyor. Bu nedenle ilk çeyrekteki toparlanmanın çok zayıf olduğunu söyleyebiliriz.

MERKEZ'İN HAMLESİ
Öncü göstergelerin ilk çeyrekte ekonomide bir toparlanma olduğuna ama bunun zayıf kaldığına işaret etmesi, Merkez Bankası’nın geçen ay para politikasında yeni bir gevşemeye gitmesine yol açtı. Nisan ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısından, Merkez Bankası’nın bir hafta vadeli repo borç verme faiz oranından oluşan para politikası faizinde 50 baz puanlık indirim kararı çıktı. Ayrıca gecelik borç verme ve borç alma faiz oranlarından oluşan faiz koridorunun da hem alt hem de üst bandında 50 baz puanlık indirim yapıldı. Böylece Merkez Bankası, açıkça söylemese de toparlanmanın hızından pek memnun olmadığını ve ekonomiyi biraz daha canlandırmak istediğini ortaya koymuş oldu. Yılın ikinci çeyreğinden itibaren ekonomide biraz daha fazla canlanma görebiliriz. Çünkü ilk çeyrekte de etkili olan “baz etkisi”, bu dönemden itibaren giderek güçlenecek. Geçen yılın özellikle ikinci yarısında ekonominin faaliyet hacminin çok düşük olması, mevcut eğilimin korunması halinde bu dönemde daha yüksek büyüme oranlarının görülmesine imkan verecek.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz