Uzun vadeli istikrara odaklandık

Türkiye’nin gelecek stratejisinin bir çerçevesini çizdi.

1.06.2013 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Uzun vadeli istikrara odaklandık


TÜRKİYE’NİN VİZYONU
Türkiye, işte bu vizyonuyla hükümet, iş dünyası ve sivil toplumla el ele vererek büyük başarılar elde etti. Son 3 yılda dahi Türkiye, hızlı büyüyen, istihdamını artıran, borcunun milli gelire oranını düşüren bir ülke oldu. Son 3 yılda Türkiye'de 4,7 milyon kişilik istihdam arttı. Son 1 yılda oluşan istihdamın yarısı kadınlardan oluşuyor. 2009'da başlattığımız kadınların ilk işe girerken 3-4 yıl gibi bir süre sigorta primini Hazine'nin ödemesiyle 100 binlerce kadınımız çalışmaya başladı. Bütün bunlar tarihi trendler

Biz hep uzun vadeye baktık, hep uzun vadeli istikrara odaklandık. 2012 yılında çok enteresan bir politika uyguladık. 2010-2011'de Türkiye çok hızlı büyüdü. Baktık ki büyümede iç tüketim ağırlıklı bir kompozisyon var. İç tüketim de bankadan kredi çekerek yapılan harcamadan oluşuyor. 2012'de özellikle tüketici kredileri üzerinde kredi hacmi artışında makro ihtiyati tedbirlerle kısıtlamalara gittik. Yani bankaların kredi hacmindeki artışı sınırladık.

Bunlar hep uzun vadeli baktığımızdan. Bugünü kurtarmak istersek çok kolay. Muslukları açarsınız. Halkımız da geleceğe güveniyor. Ülkede istikrar var Büyüme hızını çok farklı bir noktaya getirebilirsiniz.

Ama o ilerideki istikrarınıza çok ciddi zarar verebilir. Biz 2012'de özellikle dış talepten gelen bir büyüme yarattık, iç talebin katkısı olmadı. Bizim cari açığımız, 2011'in sonunda yüzde 10'a çıkmıştı. 1 yılda 4 puan düşerek yüzde 6'ya indi. Yine enflasyonda son 44 yılın en düşük rakamına ulaştık. 2013'te yüzde 4'lük bir büyüme bekliyoruz. Bu büyümenin iç ve dış taleple dengeli bir şekilde olması için planlarımızı yaptık.

BİZİM MODELİMİZ

Şu çok önemli: Önce üreteceğiz, sonra tüketeceğiz. Yunanistan son 10 yıldır ürettiğinden fazla tüketiyor. Kıbrıs Rum kesiminde tablo aynı. Bunu sonsuza kadar sürdüremezsiniz. Yatırım, ihracat yapacaksınız, değer üreteceksiniz, ondan sonra bu değer kadar refah seviyesini artıracaksınız. Kısa vadeli suni refah artışları, daha sonraki dönemlerde ülkeleri gelip vuruyor. Tamamen borçlanmaya dayanan bir iç tüketim suni bir refahtır. Daha henüz hak edilmeyen bir refahtır. Biz diyoruz ki önce bir hak edelim, sonra o refah seviyesine ulaşalım. İşte bu nedenle 2013 daha sağlam bir zeminde, daha geleceğe güvenle bakan, Avrupa'nın pek çok ülkesinin gıpta ile baktığı yüzde 4 gibi bir oranla büyüyeceğiz.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz